Recommendations based on "Yüzyılların gerçeği ve mirası: 19. yüzyıl, ilerlemenin çelişmeleri"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

By Selahattin Demirtaş

Seher'deki hikayeler, heveskar işi değil insana ve yaşama duyulan derin sevginin ince bir mizahla harmanladığı has yazar işi metinler. Karşımızda, tutsaklık günlerinde vakit doldurmak için yazan biri değil, bugüne kadar ortaya çıkmamış, okura ulaşmamış bir edebiyatçı var.Demirtaş'ın hikayelerini okuyunca, keşke halkına, ülkesine, dünyaya karşı duyduğu sorumluluk ağır basmasaydı da yazar olsaydı diye hayıflandım. Sonra, edebiyat-sanat damarımın bencilliğinden utandım: o zaman, edebiyat bir yazar kazanacak ama Türkiye Demirtaş kalibresinde bir siyasetçiden, geleceğin önemli bir liderinden, barış ve özgürlük umudundan yoksun kalacaktı. Oya BaydarSiyaset ve sanat disiplinleri birbirine benzemez. Siyaset; doğru zamanda siyasi açıdan doğru olanı söylemek ve gerçek düşünceleri saklamak ilkesine sahipken, sanatçı deyim yerindeyse yüreğini kazıyarak en gizli duygularını, en büyük kitleyle paylaşmaya koşullanmıştır. Bu açıdan Selahattin Demirtaş'ın değerli öykülerini özel bir yere koymamız gerekir diye düşünüyorum. Acılar karşısında duyarlı bir yüreğin çığlığını yansıtan bu öyküler, siyasetten çok daha derin bir insani damara dokunuyor.Kitabın özenli ve akıcı bir Türkçeyle yazılmış olması, hem estetik hem de toplumsal açıdan ayrıca övgüye değer. Bu ülkedeki herkesi birleştirecek olan ortak payda sanatın büyülü yaratıcılığında gizli. Çünkü sanat, vicdanın dilidir. Selahattin Demirtaş da bu dili konuşuyor. Zülfü Livaneli

By Zülfü Livaneli

"Gerçek bir şaheser! Teknik ve psikolojik olarak mükemmel! Öldürmek mi bağışlamak mı ikilemini en iyi veren roman." Yaşar Kemal"Arkadaşlarım bunun farkında değil ama ben bu bağlantıların üstünde ya da dışındayım. Onlar gibi davranmaya, onlara benzemeye çalışıyorum, lakin içim farklı, işte romanı yazan zavallı arkadaşımın inemediği derinliklerden biri de bu. O beni, politik geçmişi olan ve Kuzey sürgününe savrulmuş, sıradan insanlardan biri sanıyor. Başımdan geçenleri, benden daha ilginç buluyor. İçimdeki derin ve köklü karanlığın farkında değil. Çünkü insanları konuşarak tanıyamazsınız. Konuşmak, canlı yaratıklar arasındaki en etkisiz iletişim aracı. Dil yalan söylüyor, olanları çarpıtıyor, insanlığın hiç bıkıp usanmadığı klişeleri tekrarlıyor. Bu yüzden, insanları dinlemek onları anlamak için yeterli değil."12 Mart rüzgarlarının İstanbul'dan Stockholm'e savurduğu bir mülteci olan Sami Baran, yattığı hastanede Türkiye'den bir hastayla karşılaşır. Bu adam, başına gelenlerin sorumlusu olarak gördüğü eski bir bakandır. Ondan intikamını almak amacıyla Şili, Uruguay, İran gibi farklı ülkelerden gelmiş mülteci arkadaşlarıyla birlikte bir plan yapar.Ancak, bu planı gerçekleştirmek o kadar kolay olmayacaktır: Sami Baran, anadilin yeri geldiğinde düşmanla da anlaşma aracı olabileceğini hesaba katmamıştır. Ve bu, planın önündeki engellerden sadece biridir...Zülfü Livaneli'nin usta kaleminden, sürgün yaşamı ve öldürmek-bağışlamak ikilemi üzerine, okurları ve eleştirmenleri değişik kurgusu ve beklenmedik final(ler)iyle de etkileyen, kusursuz bir roman.

By Ahmet Ümit

Acıyı gördüm. Gözlerinin ortasında bir çiçek gibi büyüyen irisin önce ağır ağır büzülmesini, ardından çığlık gibi ansızın patlamasını gördüm. Titreyen dudaklar, bal mumuna dönüşen yüzleri, çöken yanakları, irileşen elmacık kemiklerini, birer mağara gibi derinleşen göz çukurlarını, kurumuş ağızların içinde pelteleşen dilleri gördüm.Anladım ki benliğimizin farkına vardığımız an, acının pençesinde kıvrandığımız andır.Çığlık değil, ürperiş değil, evet, nereden geldiğini bilmediğim o vahşi iniltiyi kalbimin derinliklerinde duydum. Soluksuz kaldım, boğazım kupkuru, alnım ateşler içinde, tuhaf bir hülyaya kapılmışım gibi sürüklendim o dipsiz boşlukta. Hayatın en karanlık sırrıyla yüzleştim.Karanlığın her aşamasından geçtim, akan kanın sesini duydum, ölümün serinliğini damarlarımda hissettim.Geçmişin kamburunu çoktan söküp attım sırtımdan.İnsanın insanı öldürdüğü o ilk anı gördüm, katilin zafer haykırışını, kurbanın korku çığlığını işittim.Her an uyanmaya hazır o muhteşem dürtüyü bastırmak, insanlığın en masum haline, en saf doğasına dönmemek için yıllarca ihanet ettim kendime. Kendimle birlikte bütün dünyayı da kandırdım. Neredeyse başaracaktım ama bırakmadılar, benim adıma onlar öldürmeye başladılar.İşte bu yüzden geri döndüm...

By Khaled Hosseini

Kitapları Dünyada 38 Milyondan, Türkiye'de1 Milyondan Fazla Satan Khaled Hosseini'den Yine Çok Satacak Bir Roman!..VE DAĞLAR YANKILANDI; Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş ile dünya çapında sevilen bir yazar olan Khaled Hosseini'nin yazarlığında bir dönüm noktası.Gece vakti, çölü bir el arabasını çekerek geçen bir baba. Arabanın içinde annesiz iki çocuk; iki kardeş; biri kız, biri erkek. Küçük Peri için ağabeyi Abdullah, ağabeyden çok öte. On yaşındaki Abdullah'a sorsanız Peri, her şey demek. Köylerinden Kabil'e varmak için çıktıkları yolculuğun sonunda aileyi yürek parçalayıcı bir son bekliyor. Fakat aslında bu bir son değil... Kardeşlerin başlarına gelenler -yakın ya da uzak- ilişki kurdukları tüm insanların hayatlarında nesiller boyu yankılanacak...Hayat farklı aileleri sevgi ve fedakarlık, ihanet ve sadakat gibi ortak duygularla sınarken, karakterlerin başlarına gelenler ve yaptıkları seçimler, kitabın her biri ayrı bir renk ve lezzet taşıyan katmanlarını oluşturuyor. Afganistan'ın küçük bir köyünde doğan ve okuru Kabil'den Paris'e, San Francisco'dan Tinos adasına taşıyan bu öykü, her sayfada renklenip güçleniyor.Ve Dağlar Yankılandı, bizi biz yapan değerler üzerine düşündüren, ustalıkla yazıldığını her bölümde yeniden kanıtlayan, büyüleyici bir roman. Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş ile dünya çapında sevilen bir yazar olan Khaled Hosseini'nin yazarlığında bir dönüm noktası.

By Şermin Yaşar

Hayat ne biriktirir bizim için?Kırık dökük aşklar, yaşanmamışlıklar, olmamışlıklar, bir çocukluk anısına teğellenmiş hüzünler, aşkın sonsuz bekleyişleri, ayrılıklar, kentler, köyler, yollar, rüzgarlar, gündoğumları, biraz keder, biraz da neşeyle çatılmış evler. Hayat bizim için saklamaya hazır olduklarımızı, bize yakışanları, ihtiyacımız olanları ve bizi büyütecekleri, bizi biz edecekleri biriktirir.Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu gidenler için bir ağıt, kalanlar içinse bir şiir, biriktirilmiş insan öyküleri.Şermin Yaşar, Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu'nda o çok özlediğimiz "insan"a bütün görkemiyle geri döndürüyor bizi. Hazırlayın yüzünüzü. Gülüşünüzün yanına biraz da keder koyun, okurken biraz ondan alacaksınız, biraz bundan. Kıtlama çay içer gibi...

By Murat Tavlı

Hayata en zor yerinden başlayan küçük bir çocuk Ediz. On yaşındayken annesi, babası tarafından gözleri önünde öldürülünce yetimhane günleri başlar. Yetimhanede aynı kaderi paylaştığı çocuklarla kendine yeni bir aile kuran Ediz'in ilkokul öğretmeni kendisini evlatlık almak isteyince hayatı değişir.Yirmili yaşlarına geldiğindeyse artık ülke çapında çok ünlü bir isimdir. Ancak her şey rüya gibi giderken hayatın ona oynadığı oyun henüz bitmemiştir ve yaşamı tekrar karanlığa gömülür. Artık eski Ediz yoktur, bir daha da hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Ta ki onun orman yeşili gözlerinde aşkla kaybolana kadar..."Ben toprağa ekilen isyan tohumunun bir filiziyim. Her güneş gördüğünde daha da olgunlaşan intikam duygusunun sesiyim. En güzel mevsimde yağan yağmurum, bir sonbahar gecesi esen poyraz, bir bahar gecesi yere düşen doluyum. Sağanak yağışım barajlara sığmayan, sel olup denize karışan terk edilmiş bir gemiyim. Fırtınayım ben, yıldırımım, şimşeğim. Gökleri yarıp inen gök gürültüsüyüm. Kendimi bildim bileli aklı ile yüreği savaş halinde olan bir içsavaş mağduruyum. Kinim ben, öfkeyim, nefretim! Ağız dolusu küfürüm sessizliğimde. Çin Seddi'nden daha da geniş duvarların sahibiyim. Heyelanım ben hayalleri yerle yeksan eden. Uykunun en güzel yerinde korkuyu iliklerine saplayan depremim."Murat Tavlı

By Serhat Yabanci

En mükemmel adayı beklerken hayatı kaçıranlar, suçu kadere yükleyenler, aldatanlar ve aldatılanlar, "evlenecek insan yok" lafını sakız gibi diline dolayanlar, nasip/kısmet diyerek birisi ile tanışmak için hiç adım atmayanlar, sevdiği için değil yalnızlıktan korktuğu için evlenenler, sevgilisi olmadığı için kendisini güvende hissedenler. Peki tüm bunları değiştirip, dönüştürüp mutlu bir çift olmak mümkün mü?• Evlenmeden önce nelere bakmalıyım? • Evlenmek için nasıl bir çözüm istiyorum? • Eşimle aramızdaki sevgiyi nasıl güçlendiririm? • Son bir şans vermek mümkün mü?Serhat Yabancı, uzun yıllardır çiftlerle çalışan bir ilişki ve evlilik danışmanıdır. Yazdığı kitaplar, katıldığı radyo, TV programları, söyleşiler ve verdiği bireysel danışmanlık hizmetiyle binlerce kadın ve erkeğe yardımcı oldu. Yeni kitabında Evlenmeden-Boşanmadan Önce İyi Düşün derken, yaşanmış örnekler, bireysel alıştırmalar ve deneyimlerinden yola çıkarak sağlıklı, uzun ömürlü ve mutlu bir evliliğin haritasını çiziyor!

By Sharon M. Draper

Original bdg. 13,50 / 20,50 cm. In Turkish. 256 p. 11 yasindaki Melody'nin fotografik hafizasi vardir. Kafasi bir kamera gibi gördügü her seyi kaydeder. Ve "stop" dügmesi yoktur. Okulun en zeki çocugudur ama bunu kimse bilmez... Çünkü Melody konusamaz, yürüyemez ve yazamaz... Ama bir gün bir mucize olur! Melody kafasinin içindeki sesi kesfeder... Sesini asla unutamayacaginiz bu cesur kizla tanismaya hazir misiniz? Ingiltere'nin saygin edebiyat ödüllerinden Coratta Scott King ödüllü yazar Sharon M. Draper'dan hüzün ve umut dolu soluksuz okunacak bir roman. " Cesur, sürükleyici ve samimi bir hikaye." - School Library Journal "Gözükara ve gerçekçi... - Kirkus Review Ilham verici! Bu hikâye hepimizi birer aktivist haline getirebilir." - Booklist

By Jay Kristoff

Üçüncü Güneşin Doğmaya Hazırlandığı Bir ÜlkeTecrübeli Bir Katil, Yeniyetme Bir GladyatörKıyasıya Bir MücadeleKorkunu Yenersen Dünyayı YenersinItreya Cumhuriyeti'nde üçüncü güneş doğmaya hazırlanırken ülkenin en görkemli müsabakalarının sergilendiği Venatus Magni yaklaşmakta, Tanrımezarı'nda yılın en büyük oyunları başlamaktadır.Mia artık Kızıl Kilise'nin Kılıcı olsa da bu konumu hak etmediğini düşünenler vardır ve Mia eski bir düşmanıyla kanlı bir yüzleşmeden sonra Kilise'nin asıl amacından şüphelenmeye başlar. Hem Kızıl Kilise'nin karanlık sırlarını ortaya çıkarmak hem de ailesinin katillerinden intikam almak için köle kılığına girerek bir gladyatör birliğine satılır. Mia gladyatör olup intikamını almak için arenada rakipleriyle çarpışırken yeni dostlar, kanlı rakipler, gölgelerle arasındaki bağa dair daha da karanlık sorularla karşılaşır. Venatus Magni'deki büyük oyunların finalinde halkın karşısına çıkacağı söylenen Konsül Scaeva ve Kardinal Duomo'nun hakkından gelme planları yapan Mia için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.Mıa İntikamı Mı Seçecek Yoksa Sadakati Mi?"Trajedi, ihanet ve zafer sarmalındaki bu olağanüstü macera, amansız şiddeti ve korkunç canavarlarıyla, kükreyen kalabalıkları ve kör olasıca şanıyla okurunu coşturup zevkten dört köşe edecek." - Publıshers Weekly"Daha ateşli, daha kumlu, daha şiddetli, daha kanlı. Jay Kristoff 'un Tanrımezarı fazlasıyla heyecanlı bir başyapıt. Tanrımezarı'nda gerilimin dozu o kadar yüksek ki kitap bitince ne yapacağınızı bilemeyeceksiniz." - Usa Today"Ailesinin intikamını almak için suikastçılık eğitimi gören Mia Corvere, serinin ikinci kitabında, can düşmanlarının Tanrımezarı'nda gerçekleştirilen büyük oyunların finalinde halkın karşısına çıkacağını öğrenir. The New York Times'ın Locus ödüllü çoksatan yazarından." - School Lıbrary Journal"Ne söylersem söyleyeyim bu kitabın hakkını veremeyeceğimi hissediyorum. Ama şu bir gerçek ki, Kuzgunun Gölgesi'nden çok daha kanlı, ateşli, şiddetli ve belalı. Böyle bir şeyin mümkün olabileceği kimin aklına gelirdi ki? Sorular cevabını buluyor, daha fazla soru ortaya çıkıyor ve yavaş yavaş, Mia'nın geçmişine dair bir şeyler öğreniyoruz."- The Ya Cırcle, Tanrımezarı Blog Sayfası"Tanrımezarı son derece çarpıcı ve karanlık. Özellikle kadınlardan oluşan hayli dinamik ve güçlü karakterler barındırıyor. Hele son seksen sayfada aklınızı başınızdan alacak, size kafayı yedirtecek. Genç-Yetişkin kategorisinde cinsellik, kan ve argodan hoşlanıyorsanız önce Kuzgunun Gölgesi'ni, ardından Tanrımezarı'nı okuyun derim."- Bang Bang Books, Tanrımezarı Blog Sayfası"Nevernight'ın hikayesi taşkın bir nehir gibi. Okur, zor tercihler ve çelişkili sadakatler dünyasına dalıp boğuluverecek. Romandaki karakterleri yıllar geçse de unutamayacaksınız."- Robın Hobb

By Erich Fromm

Saldirganlik, genlerimizde biyolojik olarak var oldugu surece kendiliginden bir tepki degil; insanin dirimsel cikarlarina, bir baska deyisle gelismesine, kendinin ve turunun varligina yonelik tehditlere karsi bir savunmadir. Bu savunucu saldirganlik, belli ilkel kosullar altinda insanlarin birbirini pek tehdit etmedigi zamanlarda goreceli olarak azdi. Insan, o zamandan bu yana olaganustu bir gelisme gostermistir. Insanin bu sureci tamamlayacagini ve hic kimsenin tehdit edilmedigi anne-babalarin cocuklari, ustlerin anne-babalari, bir toplumsal sinifin baska bir toplumsal sinifi, bir ulusun baska bir ulusu tehdit etmedig bir toplum kuracagini dusunmek akla yatkin bir varsayimdir. Bu amaci gerceklestirmek ekonomik, siyasal, kulturel ve ruhsal nedenlerden dolayi cok guctur. Dunya uluslarinin putlara ustelik ayri ayri putlara tapmalari ve bu nedenle, birbirlerinin dillerini anlasalar bile birbirlerine anlayis gostermemeleri de ek bir gucluk yaratmaktadir. Bu guclukleri goz ardi etmek ahmaklik olur ama tum verileri kapsayan gorgul incelemenin ortaya koyduguna gore siyasal ve ruhsal engeller ortadan kaldirilirsa yakin sayilabilecek bir gelecekte boyle bir dunyanin kurulmasi gercekten olanaklidir. (Tanitim Bulteninden)