Recommendations based on "Önceki Kiz"
Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.
By Elif Şafak
İlk baskısı Doğan Kitap tarafından 2013 Aralık ayında yapılan kitap, Türkçeye "Omca A. Korugan" tafından çevilmiştir. Kapak tasarımı "Uğurcan Ataoğlu", Kapak grafik tasarımı "Handan Tepe", Dijital illustrasyon "Onur Aynagöz" bölüm illustrasyonu "Yiğit Karagöz" tarafından hazırlanmıştır.Yolu İstanbul'a düşen bir fil bakıcısı olan Cihan, burada Mimar Sinan ile tanışır ve büyük mimarın çırağı olur. Mimar Sinan; Cihan ve fili Çota ile birlikte tarihin en muhteşem mimari eserini ortaya koyarlar.Tarih, dostluk, entrika ve kıskançlık temalarının işlendiği kitap kısa zamanda Türkiye'de ve Dünya çapında büyük ilgi görmüştür.
By Matt Haig
“Bu satırları okuyanlarınızın büyük çoğunluğunun, insanların bir mitten ibaret olduğuna inandığını biliyorum ama ben size onların gerçekten var olduklarını bildirmek üzere buradayım. Bilmeyenler için söyleyeyim, insan dediğimiz şey orta zekâlı ve iki ayaklı bir yaşam formu; evrenin çok ıssız bir köşesinde yer alan küçük ve sulu bir gezegende, büyük ölçüde yanılsamalarla dolu bir varoluş sürdürüyor.”Yağmurlu bir akşamda Profesör Andrew Martin, önce dünyanın en büyük matematik bilmecesini çözmeyi başarıyor, ardından sırra kadem basıyor. Nihayet bir yol kenarında çırılçıplak halde bulunduğunda, kıyafetsizlikten daha ciddi bir meselesi olduğu ortaya çıkıyor: Andrew Martin artık insanlardan tiksiniyor; görünüşlerinden de yiyip içtiklerinden de bitmeyen şiddet ve savaş arzularından da... Yabancı bir tür arasında kaybolmuş hissediyor kendini. Sevgi ve aile kavramları onda şaşırtıcı bir ilgi uyandırsa da tüm sakinlerinden nefret ediyor bu gezegenin. Newton hariç... Ama o da bir köpek işte...Sahi, kim bu adam? Onun –ya da herhangi birinin– insanlık hakkındaki tüm fikrini değiştiren şey ne olabilir?Son yılların en önemli romancılarından Matt Haig, onca karmaşıklığına rağmen hayatın içindeki mutluluğa ve insan doğasına dair alışılmadık bir hikâye sunuyor. İnsanlar, neşeli ve etkileyici bir üslupla “bizi” bize anlatıyor.Edgar Allan Poe ödülü en iyi roman adayıGoodreads okur ödülleri en iyi bilimkurgu adayıImpac Dublin edebiyat ödülü adayı
By Colleen Hoover
Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 368 p. New York Times'in çok satan yazari Colleen Hoover yürekleri sizlatan yeni bir ask hikayesiyle geri dönüyor. Tate Collins havayolu pilotu Miles Archer'la tanistiginda, bunun ilk görüste ask oldugunu düsünmez. Birbirlerini arkadas olarak görecek kadar bile iletisim kurmazlar. Tate ve Miles'in tek ortak noktasi birbirlerine karsi inkar edilemez bir çekim hissetmeleridir. Tutkularini açikça ortaya koyduklarinda, kusursuz bir planlari oldugunu anlarlar. Genç adam ask pesinde degildir, genç kadinin ise aska ayiracak vakti yoktur, geriye sadece seks kalir. Tate, Miles'in ona sundugu iki kurala uydugu sürece anlasmalari sasirtici bir sekilde sorunsuz olacaktir. Asla geçmisim hakkinda soru sorma. Bir gelecek bekleme. Idare edebileceklerini düsünürler, ama çok geçmeden bunun hiç de kolay olmadigini anlarlar. Kalplere siziliyor.Sözler bozuluyor.Kurallar çigneniyor.Ask çirkinlesiyor.
By Mehmet Dilbaz
Mehmet Dilbaz, "Kaybolan Tarihin Peinde" ismini verdii sosyal medya hesaplaryla milyonlarn tand bir isim. Bu platformda imparatorluk corafyasnn bilhassa son payitaht stanbul'un zaman iinde nasl bir dnm geirdiini gsterdii fotoraflarla hazin ve hznl hatralarla anlatyor. Yine Kaybolan Tarihin Peinde ismiyle hazrlad almasyla bu kez not defterini okuyucuyla paylayor. Bir cami, kasr, trbe, han, mezar ta, eski bir nar, eme, gemi zaman hayal ettiren manzara ve isimle, stnde sallanan ve btn izgilerine hasret sindiren incelikli vakitlere pencere ayor. Tekilat- Mahsusa'nn fedaisi Yakup Cemil nerede kuruna dizildi Hangi konsolosluk binas Osmanl mezarlnn zerine ina edildi Kathane saraylar hangi dnemde yamaland Hangi Osmanl mezarlnn zerinde konser alan var Mezarnda rahat braklmayan Mevlevi eyhi kimdi Hangi Mimar Sinan eseri yklp yerine benzin istasyonu yapld nl sanat Safiye Ayla'nn ocukluunun getii yetimhane aslnda hangi sarayd Bu kitapla, Tanpnar'n "Kaybolan ey, bir hayat tarz btn bir dnyayd." diye and 'ikinci zaman'a yolculuklara kacaksnz. Ve stanbul'un nasl bir masal kuu olup, avularmzda uup gittiine ahit olacaksnz.
By Cyril Gely
10 Aralık 1946'da Stockholm'deki Grand Hotel'de Otto Hahn, Kimya alanında layık görüldüğü Nobel Ödülü'nü almak üzere bekliyor. Törene sadece birkaç saat kalmış. Ve o sırada Lise Meitner beliriyor süitinde: Otuz yılı aşkın bir süredir birlikte çalıştığı eski dostu, meslektaşı, tecrübeli bir bilim insanı.Fakat Lise, Otto'yu tebrik etmek için orada bulunmuyor. Onun meselesi geçmiş ve dolayısıyla gelecek. Lise sadece hesaplaşmak istiyor. Ömrünü adadığı işin hayattaki karşılığıyla yüzleşmek. Kapalı kapılar ardında, bir otel odasında olup bitiyor her şey. Karlı ve soğuk bir günde. Cyril Gely, tiyatrodan gelen ustalığını diyaloglar üzerinden akan bu hikayede konuşturuyor: Tarihle, vicdanla, insanlıkla boğuşan iki bilim insanının gerçeğiyle yüzleşiyor."Cyril Gely, tarihin gölgesinde kalmış olanı açığa çıkarmayı seviyor. Ödül'de, kibirden sağduyuya, gururdan ihanete, gafletten fırsatçı körlüğe kadar insana dair tüm belirsizlikleri ustalıkla gözler önüne seriyor." - Sophie Creuz, L'echo"Keder ve sevgi arasında gidip gelen diyaloglar ve dokunuşlarla, yazar birbirine rakip iki arkadaş arasındaki muğlak ilişkiyi resmediyor. Turner resimleriyle dekore edilmiş bir otel odasında tarih yeniden yazılıyor. Ödül, sımsıkı kapalı bir kapının ardında iki kahramanın arasında geçen diyaloglar üzerinden her şeyin açığa çıktığı bir roman olarak karşımızda." - Manon Bitticelli, franceinfo:culture"İnsana dair etkileyici analizler eşliğinde keşiflerin sonuçları üzerine kaleme alınmışbilim dünyasına dair mükemmel bir roman. Cyril Gely, araştırmacıların kapalıdünyasında kadının yerini, tanınmamaktan kaynaklı acıyı ve başarı için verilen savaşıustalıkla kaleme almış."-Fnac
By Nermin Yildirim
Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 456 p. … hayata tutunmak için inanmaya mecbur kaldigimiz bütün yalanlar günü gelince açiga çikiyor. Ve sonra biz ölmüyoruz. Daha kötü bir sey oluyor. Ögrendiklerimizle yasamaya devam ediyoruz. Nermin Yildirim bizleri uzun bir yürüyüse çikararak, kendini evinde hissedemeyenlerin, evinden zorla koparilanlarin, kaçmak zorunda kalanlarin, hiçbir yere siginamayanlarin dünyasina ortak ediyor. Sürprizlerle dolu bu yolu adimlarken, bir yandan bir kere koptuktan sonra artik anakaraya baglanamayan adaciklarin ugultulu sesine kulak veriyor, bir yandan da kendimizi seyrettigimiz aynalarin öbür tarafindakilerle yüzlesiyoruz. Romanlarinda okuru aile, toplum ve bellek ekseninde yolculuklara çikaran Yildirim, duyarli sesi, nüktedan ve kivrak diliyle hafizanin iplerini kâh salip kâh sararak simsiki bir yumak olustururken, "küçük ve muhtesem hayatlarimiz"a bambaska gözlerle bakmamizi sagliyor.
By Nazan Bekiroğlu
Original bdg. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 536 p. Nazan Bekiroglu'ndan Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-Istanbul hattinda geçen muhtesem bir roman. Balkan Savasi döneminde baslayip I. Dünya Savasi'na uzanan bir öykü… Trabzon'dan ve Tebriz'den dogup birbirlerine dogru yol alan iki hayat; önce deli akan sonra durgunlasan iki irmak… Aslinda çok irmak… Tebriz'in en büyük, en asil hali tüccarinin deli fisek oglu Settarhan ve Trabzonlu inci tanesi Zehra… Atesin bakisli atesin duruslu; irmagini kendi bildigince alev ates akitmayi seçen bir genç kiz Azam... Adi ne ask ne de dostluk olan bir duyguyla Settarhan'in irmagina dolanan Batumlu kitapçi Sophia... Aciyla yogrulan, yogruldukça durulasan, kendi varliklarini sevdiklerinin varliginda eriten Büyükhanim ve Hacibey… Ve hep kendi içine dogru akan, kendi irmagini gencecik yasta milleti için kurutan, Trabzon'un "kirik kafiyesi" Ismail, ah Ismail… Iki büyük savasin savurup yeniden sekillendirdigi hayatlar, muhaceret, mücadele, kader, farkli inançlarin aktigi ortak zemin, üç ülke ve üç sevda Nazan Bekiroglu'nun mürekkebi ask olan kaleminde bulustu. Nar Agaci hayal kadar zengin, roman kadar güzel, tarih kadar gerçek bir hikâye… Incelikle islenmis karakterleri, son derece zengin detaylari ve dönemi anlatmadaki maharetiyle okuyani çarpacak ve yillarca unutulmayacak bir kitap...
By Murat Tavli
Benim de hatalarım vardır elbet. Elbet ben de kırmışımdır kalp, ben de yerli yersiz cümlelere esir olmuşumdur.Bazen harika cümleler kuramasam da iliklerime kadar hissetmişimdir. Korktuğumdan değil, kaybederim diye susmuşumdur. Güneş doğduğunda her şeyin harika olacağına inanmış, güneş batarken boş yere umutlanmışım diye hayıflanmışımdır. Hedefler koymuşumdur kendime, kimine ulaşmış, kimini bertaraf etmiş, kiminin yollarında da yerle yeksan olmuşumdur. Umutlarımı filizlendirmişimdir, kaldırımın arasından güneşe selam eden çimenler gibi garip diyarlarda. Ama hiçbir zaman kötü olamamış, kötü olmaya ant içsem de tuz buz etmişimdir yüreğimi.Bu satırlar iyiliğe sarılıp kötülerin dünyasında nefessiz kalanların isyan tohumudur. Ekilen her nefret tohumu da, bilirim, sahibini bulur. Dilerim öyle de olur. Siz! Kötü insanlar! Siz! Yalanları yaşam tarzı sananlar! Unutmayın Allah var!Murat Tavlı ilk kez bir kadının ağzından yazdığı bu romanında, ihanetin yakıcı ateşiyle çok küçük yaşlarda tanışıp, yaşadığı acılarla güçlü bir kadına dönüşen Aslı'nın sarsıcı hikayesini etkileyici bir dille anlatıyor. "Hangi kadın ihaneti unutur?" sorusu daha önce hiç böyle sorulmamıştı.
By Kemal Varol
Beni bir ömür sekiz köşeli şapkasının gözünde taşıyan babamı başımın üstünde taşımak için yeniden uzun ve karlı yollara düştüm. Yirmi beş yıl sonra bir gece yarısı kapısını çalıp ona üç günlük bir yolculuk ve ömürlük sorular bırakan Heves Ali’yi âşıkların bayramına yetiştiren Yusuf, arabasının bagajında babasının eski bavulu, ön koltuğunda üç telli bağlaması ve port bagajında tabutuyla bu kez toprağına, evine, kendine doğru yol alıyor... Babamın Bağlaması’yla Âşıklar Bayramı’nın ikinci perdesi açılıyor, Yusuf o derin kuyudan çıkıyor: Upuzun bir yolda, geçmişin sırlarıyla, geleceğin belirsizliğiyle ve hevesinden arta kalanlarla yüzleşen Yusuf, aşka, ayrılığa, ölüme ve yalnızlığa yakılmış yepyeni bir türküye kulak veriyor. Cevdet Kudret Roman Ödülü, Attilâ İlhan Roman Ödülü, Fransa-Türkiye Edebiyat Ödülü ve Sait Faik Hikâye Armağanı sahibi Kemal Varol, sinemaya da uyarlanan romanı Âşıklar Bayramı’nın devamı olan Babamın Bağlaması’nda, merhaba ile hoşça kal arasındaki derin vadide yankılananlarla yine akıllardan çıkmayacak bir yolculuğa çağırıyor. Çünkü ayrılık, sadece bir insandan değil, artık içinde olmadığımız bir hikâyeden de mahrum kalmak demekti.
By Ahmet Altan
"Güneşimizle aramızda kara kedi gibi duran o Gökcisim, bir gün çekip gidecekti elbette. Belki çok yakındı çözüm. Kapıdaydı. O an gelene kadar bize düşen, sanki güneş gökte parlıyormuşçasına yaşamayı sürdürmekti. Hayata tutunmaktı." Yakın gelecekte, yeryüzünde bir ülke. Tiran ölmüş ve oğlu başa geçmiştir. Ülke, din ulemaları ve polisler ordusundan oluşan bir demir yumrukla yönetilmektedir. Katı yasalarla sınıflara ayrılan halksa, yoğun denetim ve gözetim altında yaşamaktadır. Güneşse, kimselerin nasıl, neden olduğunu hatırlamadığı bir dönemden bu yana, "Gökcisim" denilen dev bir kütlenin ardındadır. Her yer buz tutmuş, yaşam sevinci tüm canlılardan el ayak çekmiştir. Gelgelelim yıpratıcı uykusuzluğuna çare arayan bilim kadını Yuna, geçmişine, kaderine ve en önemlisi de, bir kadın olarak tutkularına sahip çıkarak, beklenmedik bir şekilde gerçekleri sorgulamaya başlar. Topluma dayatılan kuralların, değişmez varsayılan yasaların, sonu gelmez sansürün mutlak olmadığını fark eden Yuna, sorumluluğunu üstlenip, deyim yerindeyse, güneşe açılan kapıyı aralamayı göze alacaktır. Geçmişle hesaplaşmalar, düzenle çatışan tutkular ve insanı dönüştüren aşklar. Ayşe Kulin, okurlarını sarsıcı bir gelecek hayal etmeye davet ettiği Tutsak Güneş'te, genç bir kadının unutulmaz uyanış hikayesini anlatıyor.