Recommendations based on "Incir Kuslari Midi Boy"
Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.
By Erol Mütercimler
Bu vatan nasil kurtuldu?2005 yilinda bu soruyu sorup yanitini vermek cok kolay. Oysa 1920'lerin kosullarini hayal ederek yasamaya calisalim, takalim neyle karsilasacagiz! Anadolu ingilizlerin kiskirtmasiyla yunanlilarin isgali altinda. Ustelik, uluslararasi kurallara aykiri olarak, kadinlarin kizlarin irzlarina geciliyor, her yer yagmalaniyor, yakiliyor, camilerde ezanlar okunamiyor...Savasacak silah ve cephane yok, yiyecek yok, giyecek yok, para da yok...Demiryollari isgal altinda, karayolu da yok.Turk milleti bu kosullarda mucize yaratti. Silah yapti, cephane uretti, isgal altindaki Istanbul'da silah depolarini soydu, subaylari Anadolu'ya kacirdi. Tum bunlari da Istanbul-Batum-Novorosisky-Inebolu iskeleleri arasinda yapti. olumden korkmayan, olumu yenen sivil resmi bahriyeliler ile Anadolulu, Kastamonulu ve Inebolulu Turk kadinlariyla basardi.Turk kadinlarinin inanilmaz azim ve kararliliklari bu memleketi kurtardi. Kar kis demediler, kagnilarin arkasindan gittiler. Dondular, yollarda
By Akilah Azra Kohen
Bedenimin içindeki canı gör, sadece etimi değil.Gözlerimin içindeki hayatı gör, sadece bakışımı değil.Hissettiklerimi gör, sadece tepkilerimi değil.Beni gör.Derinliğimde boğulmadan,Sorularımda kaybolmadan,Korkularında yok olmadan,Gör Beni.Bir fısıltıya koydum kendimi.Kalbine soruyorum yerimi:Başarabilir misin beni görmeyi?Cesaretin yeter mi?Topla cesaretini ve Gör Beni.Birileri bizden fırtına bekliyor,onlara gökkuşağı vermeye hazır mısınız?
By Ahmet Bulut
Bu kitabın muhatabı, "Asım'ın Nesli", "Diriliş Nesli", "Davası Allah olan adanmış nesil", "Ateşte ama yanmayan zamanın İbrahimi", zamanın Mus'ab'ı, Ammar'ı, Fatıma'sı, Zeyneb'i ve cennetin özlediği elmas nesil...Ahmet Bulut, sade dili, kıskıvrak yakalayan üslubuyla seni bir yolculuğa davet ediyor, sonu cennete varan bir yolculuk.Bu yolda, hedefini belirlemişsin, yoldaki engellerden azadesin...Gençlik nimetlerini, Allah'a yürürken bir nimet biliyorsun...Tuttuğun yola arkadaşlarını da davet ederek yeryüzünde bir müjdeci gibi ferahlıkla dolanıyorsun...Çünkü sen Allah'a Koşan Genç'sin!Kitaba Allah'a Koşan Genç ismini verdim.İstedim ki Allah'a koşasın.İstedim ki nefsin ve şeytanın kışkırtmalarından Allah'a kaçasın.İstedim ki seni cennet yurduna davet eden Rabbine, "Buyur Allahım emrine amadeyim," diyesin.İstedim ki Rahmet Peygamberi'nin(sav) özlediği ve, "Kardeşimdir," buyurduğu sen olasın.İstedim ki insanlığın kurtuluşu için kendine harap edercesine adanmış yüreğin kardeşi sen olasın.İstedim ki ateşler içinde ama yanmayan İbrahim, bıçağın kesmediği İsmail, suyun boğmadığı Musa, kuyunun yutmadığı Yusuf sen olasın.İstedim ki bir şehrin imarına adanmış yürek Mus'ab sen olasın.İstedim ki ıssız çöllerde yalnız kaldığında, ümitlerin tükendiği anda, "Allah bana yeter," diyen Hacer, karnındaki bebeği Allah'a adayan Hanne, sudaki bebeğe sahip çıkan Firavun'un sarayındaki Asiye sen olasın.İstedim ki sadakatin, sevginin ve fedakarlığın simgesi Hatice sen olasın.İstedim ki ilmin, ferasetin ve muhabbetin zirvesi Aişe sen olasın.İstedim ki iffetin, edebin ve hayanın membaı Fatıma sen olasın...Allah'a Koşan Genç, dünyasını gözden geçirmek isteyen herkes için gençlik nimetini nasıl bir hazineye çevireceğini merak edenlere bir el kitabı.
By Bahadır Yenişehirlioğlu
Sultan Abdülhamid'in dostu, sır kutusu Tahsin Paşa'nın romanı: Hünkarım...Türkiye'de ve dünyada büyük bir ilgiyle takip edilen Payitaht dizisinin Tahsin Paşa'sı Bahadır Yenişehirlioğlu, Tahsin Paşa'nın unutturulmuş hayatını romanlaştırdı.Osmanlı İmparatorluğu ölüm kalım savaşında.İç ve dış mihrakların tek bir amacı var; Ulu Hakan Abdülhamid'i devirmek.Sultan Abdülhamid'in çevresinde güvenebileceği tek bir kişi bile yoktu ta ki Tahsin Paşa'yı bulana kadar.Tahsin Paşa, aşktan ve muhabbetten anlayan, devletine ve Hünkarına sonsuz sadakatle bağlı, iyi bir eğitim ve aile terbiyesinden geçmiş bir devlet adamı.Hünkar'ın Tahsin'e sonsuz güveni ile Tahsin'in Hünkar'ına sonsuz sadakati.Ve herkesi kıskandıran bir sırdaşlık, dostluk, kardeşlik.Osmanlı Bankası baskını, Yıldız suikastı, Siyonistlerin emelleri doğrultusunda kurgulanmış planlar, 31 Mart'a uzanan günler ve bu iki vatanseverin, devletin ve milletin bekası için verdiği destansı mücadele.Ardından gelen bedbaht yıllar: İttihatçıların zaferi, ölüm ve acı dolu isyanlar; sürgün, sevdiklerinin ölümü, yoksulluk, savaşlar, devletin yıkılışı ve yeni Cumhuriyet. Ve bütün bunları derinden yaşayan vakur Tahsin Paşa.Bahadır Yenişehirlioğlu, bu asil yaşam öyküsünü Tahsin Paşa'nın kendi gözünden bugüne aktarıyor. Hünkarım akıcı üslubu ve ustalıklı kurgusuyla Tahsin Paşa'nın özel hayatını ve siyasi mücadelesini tüm çıplaklığıyla okurlara sunuyor.
By Zülfü Livaneli
Roman okumak istiyorsanız...Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi&'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran&'ın (36) ABD&'den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner&'i (87) karşılamasıyla başlar.1930&'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi&'nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile&'ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş açılan dokunaklı bir aşk hikayesine karışmakla kalmaz, dünya tarihine ve kendi ailesine ilişkin birtakım sırları da öğrenir.Serenad, 60 yıldır süren bir aşkı ele alırken, ister herkesin bildiği Yahudi Soykırımı olsun isterse çok az kimsenin bildiği Mavi Alay, bütün siyasi sorunlarda asıl harcananın, gürültüye gidenin hep insan olduğu gerçeğini de göz önüne seriyor.Okurunu sımsıkı kavrayan Serenad&'da Zülfü Livaneli&'nin romancılığının en temel niteliklerinden biri yine başrolde: İç içe geçmiş, kaynaşmış kişisel ve toplumsal tarihlerin kusursuz Dengesi.
By Seray Şahiner
"Genç, çok genç bir öykücü Seray Şahiner. Sait Faik yaş kemale ermişken bile kendisine "genç hikayeci," diyenlere öfkelenirmiş. Bunda bir "sen daha toysun," tavrı gördüğü için. Seray Şahiner, daha ilk kitabında özel ve biçemsel bir kişilik getiriyor. Bence, genç öykücü değil öykücü olarak sıçrıyor; ilk kitabıyla kim böyle sıçramıştı? Leyla Erbil. "İsyan grameri," demiştim onun getirdiğine. Seray için de doğru bu, yazarın adını kapatın, okuyun, "bu Seray Şahiner öyküsü," dersiniz. Öykülerin odağı, terminali Gelin Başı. Ama daha ilk öyküde (Sorumlu ile Sorunlu) nebüyük/neküçük/neaydınlık/nekaranlık bir dünyaya giriyoruz. Seray Şahiner, kişilerinin ruhundan süzülerek okurun ruhuna giriyor... Acımasız ama hüzünlü olmayı başarıyor... Acı gölün acı öyküsü bu... Bu öyküyü bir erkek yazamazdı. İkinci başarı, yazaranlatı ile benanlatı'yı ustaca evlendirmesinde: Yazar dimdik konuşuyor (Seray Şahiner midir o?), kişiler italik, eğik dünyalarda." HULKİ AKTUNÇ
By Ahmet Ümit
Byzantion'dan İstanbul'a uzanan, heyecan yüklü bir serüven... Sarayburnu'nda, Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset, Avuçlarında antik bir pere.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hükümdar, yedi sikke, yedi kadim mekan. Ve tek bir gerçek: Bu şehrin gizemli tarihi."Şehre bakıyorduk denizden. Sisler içindeydi İstanbul... Sisler içinde deniz... Sisler içinde teknemiz. Sultanahmet'in minareleriydi görülen, Ayasofya'nın kubbesi, Topkapı Sarayı'nın kuleleri. Hiç yağmalanmamış, yıkılmamış, kirletilmemiş gibiydi şehir. Bembeyaz bir sisle örtmüştü doğa, ne varsa görüntüyü çirkinleştiren. Güneş doğmadan bir anlığına beliren bir hayal gibi... Büyülü bir bulut gibi... Bir masal imgesi gibi... Yeni kurulmuş bir kent gibi... Taze bir başlangıç gibi... Genç, umutlu, güzel...İstanbul'a bakıyorduk denizden. Ölülerimizin yüzlerine bakıyorduk... Onların gözlerindeki kendi kederimize. Çaresizliğimize bakıyorduk, avuçlarımızda büyüyen zavallılığa, kanımızda filizlenen korkaklığa... Elimizden alman hayata bakıyorduk... Güneşli günlerimize, umut dolu sabahlara, eğlenceli bahar akşamlarına... Sönen anılarımıza bakıyorduk, ölen hayallerimize, yıkılan düşlerimize... Sönen anılarımızı, ölen hayallerimizi, yıkılan düşlerimizi yüklenip yorgun bir şilep gibi bizden uzaklaşan şehrimize... Şehrimizle birlikte yitirdiğimiz kendimize bakıyorduk..."
By Yilmaz Özdil
"Ey Türk gençliği! Birinci vazifen..."Yılmaz Özdil'in "Türkiye'nin kurtuluş reçetesi Mustafa Kemal'in hayat hikayesidir," diyerek kaleme aldığı Mustafa Kemal, Kırmızı Kedi etiketiyle buluşuyor. Özdil'in kaleminden, Modern Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatı aynı zamanda Kırmızı Kedi Yayınları'nın 1000'inci kitabı.Yılmaz Özdil yeni kitabında, Mustafa Kemal'in Osmanlı ordusunda görevli bir askerken -bilhassa 1.Dünya Savaşı'nda görev aldığı Çanakkale cephesinde- çeşitli cephelerde ve daha sonra Türk Kurtuluş Savaşı'nda emperyalist güçlere karşı kazandığı başarıları, kurduğu yeni cumhuriyetle gerçekleştirdiği "çağdaş" demokratik cumhuriyet idealini, kadın hakları başta olmak üzere sosyal hayatta gerçekleştirdiği reformları, eğitim-kültür-sanat-ekonomi-tarım-sanayi-gündelik yaşam ve diğer başka alanda hayata geçirdiği, dönemi için emsalsiz denebilecek başarıları kaleme alırken, gündelik hayatından da kesitler sunuyor.Ayrıca Mustafa Kemal'in, sanatsever ve entelektüel kimliğini, hayvanseverliğini, doğa bilincini, çocuk sevgisini, kadın hakları konusunda sergilediği vizyonerliğini ve diğer sıra dışı özelliklerini sebep sonuç ilişkisi içinde ele alıyor.Onun, ailesiyle, arkadaşlarıyla, çocuklarıyla ve çocuklarla, hayatına giren kadınlarla olan ilişkisini; cephede askeri veya diplomatik temasta bulunduğu kişilere karşı "insan sevgisi" etrafında şekillenen barışçı tutumunu; ülkede gerçekleştirdiği kültür reformunun önemini; tüm dünyada "ezilen toplumlar" tarafından örnek alınan askeri ve siyasi başarılarını; bunların yanında en sevdiği yemekten en çok dinlediği şarkılara, giyim tarzından sevdiği hayvanlara, hatta Türkiye'nin "çağdaş" ülkeler seviyesine geçebilmesi için gündelik yaşamda yaptığı ve yapılmasını arzuladığı davranışlara kadar eksiksiz ve insani yönleriyle bütüncül bir Mustafa Kemal portresi ortaya koyuyor.Bu kitapta, Mustafa Kemal'in çocukluğundan Kuvayı Milliye ruhuna, idam fermanından Kurtuluş Savaşı'na, Cumhuriyet'in kuruluşundan Mustafa Kemal'in kişisel özelliklerine, hizmetlileri ile olan diyaloglarından gece hayatına ve hayatında iz bırakan yakınlarına kadar pek çok detayı bulacaksınız.Bugüne kadar hep Atatürk'ü okudunuz Yılmaz Özdil'in kaleminden Mustafa Kemal'i okuyacaksınız!
By Birsen Ekim Özen
Gelecegimle ilgili soyledikleri seyler hayatimin bundan sonrasinin, onceki kismina gore cok daha zor gececegini isaret ediyor. Annemler uzerinden gelen soguk hava, yuksek bolgelerdeki duygularima kar olarak dustu. Derdimi bir tek Lokum'a acabildim. Canim arkadasim benim. O anlattiklarima inanmak bile istemedi. Ama gercekler cok acimasiz!Bu kitapta Sirin'le birlikte Kabatas'tan vapura binecek, Buyukada'yi gezecek ve coook egleneceksiniz!Sayfa Sayisi: 96Baski Yili: 2015Dili: TurkceYayinevi: Timas Cocuk
By Fatih Duman
"Bazilari vardir ki yasarken Ölüdürler ve bazilari da Ölüyken diri. GÖnlü Ölü olanin bedeni diri olsa da Ölüdür. GÖnlünün sirrini bilen Ölse dahi diri... Ölmek dedikleri o sebeple hep ayni degildir iste. Bu âlemi Ölü gibi yasayanlar Öte âlemde diri gibi dolasirlar" dedi Yahya Efendi. GÖzlerini kisarak Besiktas sirtlarindan deryaya bakiyordu. Ölüm bedeni Öldürüyor lakin gÖnlüne dokunmuyordu insanin. Eskiler Istanbul'un dÖrt manevi muhafizi var diye inanirlarmis. Iste Yahya Efendi o dÖrt manevi muhafizdan biri... Ölse de vazifesi bitmeyen bir gÖnül eri... Cihan Sultani Kanuni Sultan Süleyman'in sütkardesi...Istanbul'un sahipleri topragin üstünde yasayanlar degil, altinda yasayanlardir. "Ölümsüz bir ask mi istiyorsun o vakit Ölümsüz olan bir sevgiliye âsik ol" diyor eskiler, iste ben de Öyle bir âsiktan bahis açiyorum bu kez. Bu dünyadan gÖçüp giden ama Ölmeyen birinden... Yahya Efendi'den... Zira Yunus'un da dedigi gibi "Âsiklar Ölmez..."Ölenler yok mu oluyorlar saniyorsun kâri? Ya Ölmeyen Ölüler de varsa?(Tanitim Bülteninden)Ince Kapak: Sayfa Sayisi: 208Baski Yili: 2015e-Kitap: Sayfa Sayisi: 171Baski Yili: 2016Dili: TürkçeYayinevi: Nesil Yayinlari