Recommendations based on "Her Seye Canini Sikma Ey Gönül Ne bu dertler kalici, ne bu ömür"
Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.
By Elif Şafak
Elif Şafak'ın yayıncılığımızda bir fenomen olan, 1 milyona yakın satan romanı Aşk'ın en çok sevilen, en çok paylaşılan bölümü Aşkın Kırk Kuralı kitap oldu...Ella ve Aziz'in aşkını, Mevlana ve Şems'in yoldaşlığını güzel ve büyülü bir çerçeve gibi saran Aşkın Kırk Kuralı, Şafak'ın aşk, tasavvuf ve anlam arayışı üzerine kaleme aldığı bir metin. Kitapta bu kırk kurala Aşk kitabında yer alan, aşka dair en güzel cümleler de eşlik ediyor.Bu kitap için özel olarak yazdığı Sunuş yazısında Elif Şafak "Uçsuz bucaksız bir deryadır tasavvuf" diyor. "kiminin elinde bir kepçe, kiminin elinde bir çay kaşığı. herkes kendi yüreğinin kabı kadar çeker o denizden. hoşça bakın zatınıza."
By Yilmaz Ozdil
Son 10 yilda yasadigimiz her sey..."Bes gazetenin arsivinden 460 bin sayfa taradim. Sirf arsiv taramasi 1.5 senemi aldi. isim sehir Hayvan ve isim sehir Bitki gibi köse yazilarimdan derleme degil... Sifirdan yazildi. 3 Kasim 2002'de basliyor. Bugün
By Gülseren Budayıcıoğlu
Novel on which the TV series 'The Bride from Istanbul' is based. Suraya's beautiful life, living modestly in Istanbul, is reversed when she receives a marriage proposal from a wealthy, handsome businessman who has fallen in love with her and moves to live with him on the family estate. But Lama Esma, who runs the house with her three other daughters-in-law, has other ideas for a proper wife for her son. So begins Soraya's new, miserable life, trying hard to endure her harsh, stubborn mother-in-law, who would not hesitate to dispose of the wrong bride. Having a daughter, Ala, will lead her to be treated by Dr. Budaijuolo, the psychiatrist who will slowly find a way to her heart and free her from her dark past. -- summary translation of back cover of 2020 Kineret and Zemorah-Bitan edition.
By Serhat Yabanci
En mükemmel adayı beklerken hayatı kaçıranlar, suçu kadere yükleyenler, aldatanlar ve aldatılanlar, "evlenecek insan yok" lafını sakız gibi diline dolayanlar, nasip/kısmet diyerek birisi ile tanışmak için hiç adım atmayanlar, sevdiği için değil yalnızlıktan korktuğu için evlenenler, sevgilisi olmadığı için kendisini güvende hissedenler. Peki tüm bunları değiştirip, dönüştürüp mutlu bir çift olmak mümkün mü?• Evlenmeden önce nelere bakmalıyım? • Evlenmek için nasıl bir çözüm istiyorum? • Eşimle aramızdaki sevgiyi nasıl güçlendiririm? • Son bir şans vermek mümkün mü?Serhat Yabancı, uzun yıllardır çiftlerle çalışan bir ilişki ve evlilik danışmanıdır. Yazdığı kitaplar, katıldığı radyo, TV programları, söyleşiler ve verdiği bireysel danışmanlık hizmetiyle binlerce kadın ve erkeğe yardımcı oldu. Yeni kitabında Evlenmeden-Boşanmadan Önce İyi Düşün derken, yaşanmış örnekler, bireysel alıştırmalar ve deneyimlerinden yola çıkarak sağlıklı, uzun ömürlü ve mutlu bir evliliğin haritasını çiziyor!
By Nazan Bekiroğlu
Original bdg. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 536 p. Nazan Bekiroglu'ndan Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-Istanbul hattinda geçen muhtesem bir roman. Balkan Savasi döneminde baslayip I. Dünya Savasi'na uzanan bir öykü… Trabzon'dan ve Tebriz'den dogup birbirlerine dogru yol alan iki hayat; önce deli akan sonra durgunlasan iki irmak… Aslinda çok irmak… Tebriz'in en büyük, en asil hali tüccarinin deli fisek oglu Settarhan ve Trabzonlu inci tanesi Zehra… Atesin bakisli atesin duruslu; irmagini kendi bildigince alev ates akitmayi seçen bir genç kiz Azam... Adi ne ask ne de dostluk olan bir duyguyla Settarhan'in irmagina dolanan Batumlu kitapçi Sophia... Aciyla yogrulan, yogruldukça durulasan, kendi varliklarini sevdiklerinin varliginda eriten Büyükhanim ve Hacibey… Ve hep kendi içine dogru akan, kendi irmagini gencecik yasta milleti için kurutan, Trabzon'un "kirik kafiyesi" Ismail, ah Ismail… Iki büyük savasin savurup yeniden sekillendirdigi hayatlar, muhaceret, mücadele, kader, farkli inançlarin aktigi ortak zemin, üç ülke ve üç sevda Nazan Bekiroglu'nun mürekkebi ask olan kaleminde bulustu. Nar Agaci hayal kadar zengin, roman kadar güzel, tarih kadar gerçek bir hikâye… Incelikle islenmis karakterleri, son derece zengin detaylari ve dönemi anlatmadaki maharetiyle okuyani çarpacak ve yillarca unutulmayacak bir kitap...
By Murat Tavli
Benim de hatalarım vardır elbet. Elbet ben de kırmışımdır kalp, ben de yerli yersiz cümlelere esir olmuşumdur.Bazen harika cümleler kuramasam da iliklerime kadar hissetmişimdir. Korktuğumdan değil, kaybederim diye susmuşumdur. Güneş doğduğunda her şeyin harika olacağına inanmış, güneş batarken boş yere umutlanmışım diye hayıflanmışımdır. Hedefler koymuşumdur kendime, kimine ulaşmış, kimini bertaraf etmiş, kiminin yollarında da yerle yeksan olmuşumdur. Umutlarımı filizlendirmişimdir, kaldırımın arasından güneşe selam eden çimenler gibi garip diyarlarda. Ama hiçbir zaman kötü olamamış, kötü olmaya ant içsem de tuz buz etmişimdir yüreğimi.Bu satırlar iyiliğe sarılıp kötülerin dünyasında nefessiz kalanların isyan tohumudur. Ekilen her nefret tohumu da, bilirim, sahibini bulur. Dilerim öyle de olur. Siz! Kötü insanlar! Siz! Yalanları yaşam tarzı sananlar! Unutmayın Allah var!Murat Tavlı ilk kez bir kadının ağzından yazdığı bu romanında, ihanetin yakıcı ateşiyle çok küçük yaşlarda tanışıp, yaşadığı acılarla güçlü bir kadına dönüşen Aslı'nın sarsıcı hikayesini etkileyici bir dille anlatıyor. "Hangi kadın ihaneti unutur?" sorusu daha önce hiç böyle sorulmamıştı.
By Benedictus de Spinoza
Felsefe tarihinin süphesiz en tartismali eserlerinden biri olan ve ilk defa Özgün dilinden çevrilerek Türkçeye kazandirilan Ethica, daha gençliginde bagli oldugu Yahudi cemaatinden aforoz edilen, eserleri yasaklanan, yasamini bin bir zorlukla kazanmak zorunda kalan çetin bir insanin; kendisine geometriyi kalkan yapip klasik ve skolastik felsefe terimlerinin içerigini yeni bir bakis açisiyla doldurmaya, metafizik konulari matematik düsünme yÖntemiyle kanitlamaya çalisan hummali bir zihnin ürünüdür. Tanri, doga, insan, zihin, akil, duygu, irade, Özgürlük gibi en temel felsefi kavramlari tanimlarla, açiklamalarla, Önermelerle, Önerme sonuçlariyla, kanitlamalarla ve notlarla Örülü siradisi bir üslupla ele alip irdeleyen ve nihai amaci insani sonsuz mutluluga gÖtürecek yolu gÖstermek olan Ethica, bu yÖnüyle felsefe tarihinin temel tartismalarina isik tutan mükemmel bir basucu kitabidir. (Tanitim Bülteninden)
By Silvia Roncaglia
Paperback. 16,00 / 20,00 cm. In Turkish. 56 p. Tiramisu Kralligi'nda yasayan prenses konusmaya basladigi andan itibaren itiraz etmeye de baslamisti: "Onu da istemiyorum, bunu da istemiyorum!" Ayni zamanda Mezgit Kralligi'nda yasayan prens konusmaya basladigi andan itibaren istemeye, emretmeye baslamisti. "Onu da istiyorum, bunu da istiyorum!" Her ikisi de büyüdügünde Mezgit Prens sürekli "Istemiyorum" demeye alisan Tiramisu Prenses'e âsik olursa neler olacakti?
By Cengiz Aytmatov
Paperback. 12,00 / 19,50 cm. In Turkish. 110 p. Deniz Kiyisinda Kosan Ala Köpek, Cengiz Aytmatov'un mitoloji ile gündelik hayati bir araya getirdigi ve insanligin en büyük erdemlerinden olan metanet ve fedakarligin trajik hayatlarimizda ne kadar büyük bir öneme sahip oldugunu essiz bir üslupla anlattigi hikayesidir. Okuyucuyu hüzünlendiren ve tesiri altina alan bu hikaye, Aytmatov'un diger hikayelerinden farkli olarak bir bozkirda degil, denizin tam ortasinda geçer. Bir yaratilis efsanesi ile baslayan hikayede bir babanin, evladi için hayatindan vazgeçisinden bahsedilir. Hatta yalnizca bir babanin degil, küçük bir çocuk olan Kirisk'in yasamasi için üç adamin ölüme gidisi âdeta yüreginize islenerek anlatilir. "Koca bir denizin ortasinda susuzluktan ölüp gitmek korkunç bir seydi. Eskiden övündügü nesi varsa hepsi yok olup gitmisti ve ölüm hiç de uzak degildi artik. Ama gögsündeki yüregi yine gençlik yillarindaki arzularla, tutkuyla çarpiyor, gönlü kocamiyordu. Ne büyük bir felaketti gönlün hiç yaslanmamasi! Çünkü, gönül yaslanmayinca, düsleri, düsünceleri de degismiyordu. Ve insan ancak rüyada, düsüncelerde hür ve ölümsüzdü…"
By Stefan Zweig
Yatak odasının kapalı atmosferinden yavaşça çıkıp balkona çıktığında ürperdi. Farkında olmadan bedeninin sıcaklığına yakın olmak için dirseklerini içeri çekti. Aşağıdaki manzara halen sisin içine gömülüydü. Yoğun, sütümsü buhar Zürih Gölünün üzerini kaplamıştı. Bu tepeye tünemiş küçük evinden göl genellikle bir ayna gibi dümdüz görünür ve gökyüzünden geçen her bir beyaz bulutu yansıtırdı. Gözünün gördüğü, ellerinin dokunduğu her yer ıslak, karanlık, kaygan ve griydi.Ağaçlardan su damlıyor, evin kirişlerinden aşağı su sızıyordu. Dünyanın sisin içinden uyanışı tıpkı üzerinden sular akarak nehirden çıkan bir adama benziyordu.