Recommendations based on "Harry Potter ve Lanetli Cocuk - 8. Kitap Birinci ve Ikinci Bölüm"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

By Duygu Ağal

Wie wird man die Person, die man sein will, ja sein muss? Duygu Ağal aus Hamburg hat mit »Yeni Yeşerenler« eine Coming Of Age-Geschichte aufgeschrieben, in der Goldene Birkenstocks und anstrengende Alman-Therapeutinnen genauso ihren Platz haben, wie die abweisenden Insignien einer Welt, die nicht für einen gemacht scheint, aber auch lesbische Liebe, ein Umzug von Hamburg nach Berlin, Frauenfußball, Gewalt, Verzweiflung, Emanzipation, Selbstbewusstsein, Freundinnenschaft und so vieles mehr. Es ist beeindruckend, wie Ağal in ihrem Debüt auf wenigen Seiten so viel erzählt. Ağals Sprache besitzt eine Direktheit und Härte, die beim Lesen kalt erwischt. Dann wiederum umschmeichelt »Yeni Yeşerenler« dich mit einer liebevollen Empathie, die berührt. Und ja, es geht in diesem Buch vor allem um Gefühle, mehr als um die Narration. Zwischen den einzelnen Kapiteln, manche länger, manche nur ein paar Seiten lang, wechselt Ağal mit großer Selbstverständlichkeit die Erzählperspektiven – und die bringt wiederum einerseits die Figuren ganz nah an dich heran und ermöglicht ein Mitfühlen, ein Miterleben, dass alle Charaktere der Erzählung umschließt. Die wichtigste Figur, neben Derin, die Doğan geheiratet hat, mit ihm Kinder hat, sich aber eigentlich immer noch zu ihrer Jugendfreundin hingezogen fühlt, ist zweifelsohne Derins Anne. Die Mutter scheint in diesem Text über alle anderen hinaus zu ragen. Einerseits, weil sie Derins großes Vorbild, ihre große Liebe ist, andererseits, weil Derins Lebensentwurf und Sexualität nicht mit den Wertvorstellungen ihrer Anne überein gehen. Und so ist »Yeni Yeşerenler« wohl im Kern ein Buch über den inneren Kampf einer Tochter, die danach strebt sich von dieser überlebensgroßen Figur in ihrem Leben loszueisen, ohne sie und ihre Liebe zu verlieren. Ein Kampf, der Derins Denken und Fühlen bestimmt und der Motor für all die großen Entscheidungen ihres Lebens zu sein scheint – ob sie will oder nicht.

By Matt Haig

“Bu satırları okuyanlarınızın büyük çoğunluğunun, insanların bir mitten ibaret olduğuna inandığını biliyorum ama ben size onların gerçekten var olduklarını bildirmek üzere buradayım. Bilmeyenler için söyleyeyim, insan dediğimiz şey orta zekâlı ve iki ayaklı bir yaşam formu; evrenin çok ıssız bir köşesinde yer alan küçük ve sulu bir gezegende, büyük ölçüde yanılsamalarla dolu bir varoluş sürdürüyor.”Yağmurlu bir akşamda Profesör Andrew Martin, önce dünyanın en büyük matematik bilmecesini çözmeyi başarıyor, ardından sırra kadem basıyor. Nihayet bir yol kenarında çırılçıplak halde bulunduğunda, kıyafetsizlikten daha ciddi bir meselesi olduğu ortaya çıkıyor: Andrew Martin artık insanlardan tiksiniyor; görünüşlerinden de yiyip içtiklerinden de bitmeyen şiddet ve savaş arzularından da... Yabancı bir tür arasında kaybolmuş hissediyor kendini. Sevgi ve aile kavramları onda şaşırtıcı bir ilgi uyandırsa da tüm sakinlerinden nefret ediyor bu gezegenin. Newton hariç... Ama o da bir köpek işte...Sahi, kim bu adam? Onun –ya da herhangi birinin– insanlık hakkındaki tüm fikrini değiştiren şey ne olabilir?Son yılların en önemli romancılarından Matt Haig, onca karmaşıklığına rağmen hayatın içindeki mutluluğa ve insan doğasına dair alışılmadık bir hikâye sunuyor. İnsanlar, neşeli ve etkileyici bir üslupla “bizi” bize anlatıyor.Edgar Allan Poe ödülü en iyi roman adayıGoodreads okur ödülleri en iyi bilimkurgu adayıImpac Dublin edebiyat ödülü adayı

By Sümeyye Koç

Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 568 p. Edited by Ebru Çaloglu Içimde dinmek bilmeyen bir sizi vardi, gözlerimin perdesinde sönmeyen bir ates, atesin ortasinda yanan iki yarali ruh… Onlar bizim ruhlarimizdi, bitmeyen bu yanginsa ikimizin hak edilmis cezasiydi. Çikmaziydi, sonuydu, uçurumuydu… Ama suçluydu; kaderin sadece kendi avuçlarinda olduguna inandi, en büyük günahini karanlik bir geceye hapsedebilecegini sandi, yanildi. Ve suçluydum; çünkü hep sustum, sirtimi döndüm, kalbimi kapattim. Sonunda ikimiz için, iki derin mezar kazdim. Mecruh düsüncelerin elime tutusturdugu silahi önce ona, sonra kendime dogrultacaktim. Iki ölüm gördügüm iki karanlik gece için, iki kursunla bitirecektim isimizi. Olmadi. O silah sadece benim kalbimde patladi. "Bunu bana neden yapiyorsun?" diye sordu. Hiçbir sey söyleyemedim. Kendi içinde maglup oldugu kaçinci savasti bu? "Ben bileklerime kelepçe takildiginda bile bu kadar tutsak hissetmemistim… Benden daha ne istiyorsun?"

By Adem Günes

Ne kadar degerli insan gorduysem onlarin cocuga deger verdigini de gordum.Cocuga deger vermek bir lutuf degil, insan olmanin geregidir. Bu gereklilige onem veren ebeveynlerin cocuklari hayatla barisik yasar. Yeri geldiginde coskuyla gulebilen, gerektiginde huzun duyabilen cocuklardir onlar. Gozleri isil isil, 'insan olmanin degerini' duyarak yasamis cocuklar…Ne kadar sorunlu cocuk gorduysem, hepsinin 'cocuk deyip gecilmis' oldugunu da gordum. Cocuk deyip gecmemek icin cocugun kim oldugunu bilmek gerekir.Cocuk kimdir ve nasil yasar? Kisiligi nasil gelisir? Duygulari nasil olusur?Adem Gunes Cocuk Deyip Gecmeyin'de bir cocugun gozunden bakiyor hayata. Her bolumde yeni dusunce ufuklari gelistiriyor. Kimi zaman "Dikkat daginikligi yoktur, o zaten cocugun normal halidir" diyor, kimi zaman "cocuk egitiminin ceza ile olamayacagina" dikkat cekerek yetiskin-cocuk iliskisinin temeli olan "guven" duygusunun altini ciziyor.(Tanitim Bulteninden)Ince Kapak: Sayfa Sayisi: 240Baski Yili: 201

By Rick Riordan

Despite their best efforts, Carter and Sade Kane can't seem to keep Apophis, the chaos snake, down. Their only hope is to find an ancient spell that might turn the serpent's own shadow into a weapon, but the magic has been lost for a millennia.

By Sylvia Day

Sakin korkma!Zifiri bir karanliga actim gozlerimi. Gideon, yatagi hafifce cokerterek yanima oturdu ve uzerime egilip aramizdaki battaniyenin ustunden kollariyla sardi bedenimi. Parmaklarimi gogsune dokundurunca ciplak tenini hissettim. Inledi ve dudaklarini dudaklarimdan ayirmadan bana dogru egilerek ayaga kalkti; aramizdaki battaniyeleri cekip atti. Crossfire serisinin ilk kitabi Sana Soyundum'la baslayan Gideon ile Eva'nin tutkulu aski hic hiz kesmeden surerken araya eski sevgililerin girmesi, her ikisinin de siddet dolu gecmisinden karanlik yuzler bu iliskiyi bambaska boyutlara tasiyor. Bakalim, nami diger Bay Tehlikeli ve Gizemli'nin bir turlu dile getiremedigi korkunc sir aydinlanacak mi? Eva'nin farkinda olmadigi buyuk tehlike ne? Sende Kendimi Buldum'da, Crossfire serisinin heyecan dozu daha da yukseliyor. "Romantik edebiyatta Day'in cok az rakibi var." BooklistInce Kapak: Sayfa Sayisi: 352Baski Yili: 2013e-Kitap: Sayfa Sayisi: 275Baski Yili: 2013Dili: TurkceYayinevi: Do

By Yilmaz Ozdil

Son 10 yilda yasadigimiz her sey..."Bes gazetenin arsivinden 460 bin sayfa taradim. Sirf arsiv taramasi 1.5 senemi aldi. isim sehir Hayvan ve isim sehir Bitki gibi köse yazilarimdan derleme degil... Sifirdan yazildi. 3 Kasim 2002'de basliyor. Bugün

By Seray Şahiner

"Genç, çok genç bir öykücü Seray Şahiner. Sait Faik yaş kemale ermişken bile kendisine "genç hikayeci," diyenlere öfkelenirmiş. Bunda bir "sen daha toysun," tavrı gördüğü için. Seray Şahiner, daha ilk kitabında özel ve biçemsel bir kişilik getiriyor. Bence, genç öykücü değil öykücü olarak sıçrıyor; ilk kitabıyla kim böyle sıçramıştı? Leyla Erbil. "İsyan grameri," demiştim onun getirdiğine. Seray için de doğru bu, yazarın adını kapatın, okuyun, "bu Seray Şahiner öyküsü," dersiniz. Öykülerin odağı, terminali Gelin Başı. Ama daha ilk öyküde (Sorumlu ile Sorunlu) nebüyük/neküçük/neaydınlık/nekaranlık bir dünyaya giriyoruz. Seray Şahiner, kişilerinin ruhundan süzülerek okurun ruhuna giriyor... Acımasız ama hüzünlü olmayı başarıyor... Acı gölün acı öyküsü bu... Bu öyküyü bir erkek yazamazdı. İkinci başarı, yazaranlatı ile benanlatı'yı ustaca evlendirmesinde: Yazar dimdik konuşuyor (Seray Şahiner midir o?), kişiler italik, eğik dünyalarda." HULKİ AKTUNÇ

By Haruiçi Furudate

Paperback. 11,20 / 17,60 cm. In Turkish. 192 p. Ben uçacagim!! Voleybola büyük bir tutkuyla baglanmis olan souyou hinata, ortaokul son sinifin basinda son resmi maçina çikmistir. Fakat "sahalarin krali" lakabini tasiyan dahi oyuncu kageyama tarafindan düpedüz alasagi edilmistir. Intikam yemini eden ve karasuno lisesi voleybol kulübünün kapisini aralayan hinata bundan sonra nelerle karsilasacak acaba?

By Ege Soley

Bazı şeyler var hayatta, insan yapana kadar yapabileceğini bilmiyor. Daha fenası, inanmıyor da elinden gelebileceklere. Çizeceği resimlere, söyleyebileceği şarkılara, anlatacağı hikayelere inanası gelmiyor. Kendini bitmiş, elindekiler çoktan tükenmiş gibi hissediyor. Oysa hepimizin içinde, coşkuyla açabilmek için doğru topraklara ekilmeyi bekleyen tohumlar uyuyor.Sakin ve Yakın kitaplarının yazarı Ege Soley'le bu kez "bambaşka" bir yolculuğa çıkıyoruz. İngiltere'de siyaset eğitiminin ardından her şeye sıfırdan başlama kararıyla, kendini Paris'te bir çiçekçide çırak olarak çalışırken bulan Ege'nin deneyimleri, bize bu mesleğin hiç tahmin edilemeyecek kapılarını aralarken hayata her an yeniden başlamanın da mümkün olduğunu hatırlatıyor...