By Zülfü Livaneli

Merhamet zulmün merhemi olamaz!İstanbul'un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin'in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin'e gider. Onun, önce sevdaya sonra ölüme yazılmış, Mardin'de başlayıp Amerika'da sona ermiş hayatını araştırmaya koyulur. Böylece adeta bir girdabın içine çekilir, tutkuyla ve hırsla gizemli bir kadının peşine düşer.Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz. Ortadoğu'nun adeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz'ın ve kelamın çocuklarının hikayesi... Livaneli okuru, sevda ile acının iç içe geçtiği bir Ortadoğu gerçeğiyle buluşturuyor.

By Selahattin Demirtaş

Seher'deki hikayeler, heveskar işi değil insana ve yaşama duyulan derin sevginin ince bir mizahla harmanladığı has yazar işi metinler. Karşımızda, tutsaklık günlerinde vakit doldurmak için yazan biri değil, bugüne kadar ortaya çıkmamış, okura ulaşmamış bir edebiyatçı var.Demirtaş'ın hikayelerini okuyunca, keşke halkına, ülkesine, dünyaya karşı duyduğu sorumluluk ağır basmasaydı da yazar olsaydı diye hayıflandım. Sonra, edebiyat-sanat damarımın bencilliğinden utandım: o zaman, edebiyat bir yazar kazanacak ama Türkiye Demirtaş kalibresinde bir siyasetçiden, geleceğin önemli bir liderinden, barış ve özgürlük umudundan yoksun kalacaktı. Oya BaydarSiyaset ve sanat disiplinleri birbirine benzemez. Siyaset; doğru zamanda siyasi açıdan doğru olanı söylemek ve gerçek düşünceleri saklamak ilkesine sahipken, sanatçı deyim yerindeyse yüreğini kazıyarak en gizli duygularını, en büyük kitleyle paylaşmaya koşullanmıştır. Bu açıdan Selahattin Demirtaş'ın değerli öykülerini özel bir yere koymamız gerekir diye düşünüyorum. Acılar karşısında duyarlı bir yüreğin çığlığını yansıtan bu öyküler, siyasetten çok daha derin bir insani damara dokunuyor.Kitabın özenli ve akıcı bir Türkçeyle yazılmış olması, hem estetik hem de toplumsal açıdan ayrıca övgüye değer. Bu ülkedeki herkesi birleştirecek olan ortak payda sanatın büyülü yaratıcılığında gizli. Çünkü sanat, vicdanın dilidir. Selahattin Demirtaş da bu dili konuşuyor. Zülfü Livaneli

By Mehmet Yildiz

Dünyada nereye bakarsan bak her yer kalabalık... Tek bir yer hariç! Hastaneler tıklım tıklım. Sanki herkes hastalanmış ve doktora gelmiş gibi... Mağazalar insan kaynıyor. Sanki tüm insanlar aynı anda alışverişe çıkmış gibi... Caddelerde adım atacak yer yok. Dünya sokağa dökülmüş gibi... Bir de camiye gidiyorsun bomboş. Sanki namaz farz değilmiş gibi... Çünkü bu asır namazı işine, eşine, yoğunluğuna, yorgunluğuna feda edenlerin asrı… Bahanelerin imanın önüne geçtiği, müsait zaman Müslümanlarının asrı… Öyle ki çoğu insan vakti veren Allah’a vakit ayıramaz hale gelmiş, “çalışmak ibadettir” deyip çalışma uğruna tüm ibadetleri terk etmiş…

By Ayse Kulin

Original bdg. 15,50 / 23,50 cm. In Turkish. 340 p. Birden çocuklardan biri bagirdi "Suraya bakin, iki kus öpüsüyorlar!" Füreya iskelenin üzerindeydi. Güçlükle arkasini dönerek, asagida civildayip duran çocuklara bakti. "Hanginiz söyledi bunu?" diye seslendi. Siska bir oglan öne çikti. "Ben!" dedi. "Kus mu gördün orada?" "Evet." Füreya üsenmedi, indi iskeleden. Çocugu yanina çagirdi. "Kusu nerede gördügünü göster bakayim."Çocuk birkaç adim geriledi. Füreya takip etti çocugu. Eliyle isaret etti oglan."Nah orada. Iste kuslar gaga gagaya vermis öpüsüyorlar." Dondu kaldi Füreya. Hiç tasarlamadigi halde, çocugun isaret ettigi yerde masalsi iki kus kafasi beliriyordu. Tipki öpüsür gibiydiler. Hakliydi çocuk. Cumhuriyet Türkiyesi'nin ilk kadin seramik sanatçisi Füreya Koral'in hayat hikâyesi Füreya, ayni zamanda bir dönem romani.

By Samuel Beckett

Paperback. 13,00 / 19,00 cm. In Turkish. 248 p. Modern romanin Joyce, Proust, Musil ve Kafka'yla açilan yolunu Beckett bir adim daha uzaga roman üçlemesiyle tasidi. Molloy, okura Godot'nun neden gelemedigini sezdiren bir basyapit.

By Hakan Günday

Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az...O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum... Az...Sen de fark ettin mi? Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z.Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var.O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında.Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar.Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler.Senin ve benim gibi...

By Rick Riordan

Annabeth dehset icinde. Hera sag olsun, alti aylik ayriliktan sonra tam Percy'yle yeniden bir araya geleceklerken Jupiter Kampi onlarla savasa hazirlaniyor. 2. Argo, ates puskurten gemi basi Festus ile birlikte ne yazik ki hic de bariscil bir gorunume sahip degil. Annabeth, JASON'in guverteden Romalilara baris sinyalleri vermesini umuyor.Ancak bu, tek sorun degil. Cebinde annesinin, her hatirladiginda sinirlerini bozan hediyesini tasiyor: Athena'nin Isareti. Yedi melezi olumun Kapilari'na goturecek kehanet zaten urkutucu. Bunun ustune Athena ondan neden bu kadar tehlikeli bir gorev bekliyor ki?Ancak Annabeth'in en buyuk korkusu, PERCY'nin degismis olmasi.Ya Percy artik bir Romali olduysa? Ya eski arkadaslarina artik ihtiyac duymuyorsa? Savasin ve bilgeligin tanricasinin kizi Annabeth, dogustan bir lider oldugunu biliyor. Ama yaninda Yosun Kafa olmadan hicbir yere adim atmak istemiyor.Dort farkli melezin bakis acisiyla yazilmis olan Athena'nin Isareti, kadim topraklara, Roma'ya kadar uz

By Sylvia Day

Sakin korkma!Zifiri bir karanliga actim gozlerimi. Gideon, yatagi hafifce cokerterek yanima oturdu ve uzerime egilip aramizdaki battaniyenin ustunden kollariyla sardi bedenimi. Parmaklarimi gogsune dokundurunca ciplak tenini hissettim. Inledi ve dudaklarini dudaklarimdan ayirmadan bana dogru egilerek ayaga kalkti; aramizdaki battaniyeleri cekip atti. Crossfire serisinin ilk kitabi Sana Soyundum'la baslayan Gideon ile Eva'nin tutkulu aski hic hiz kesmeden surerken araya eski sevgililerin girmesi, her ikisinin de siddet dolu gecmisinden karanlik yuzler bu iliskiyi bambaska boyutlara tasiyor. Bakalim, nami diger Bay Tehlikeli ve Gizemli'nin bir turlu dile getiremedigi korkunc sir aydinlanacak mi? Eva'nin farkinda olmadigi buyuk tehlike ne? Sende Kendimi Buldum'da, Crossfire serisinin heyecan dozu daha da yukseliyor. "Romantik edebiyatta Day'in cok az rakibi var." BooklistInce Kapak: Sayfa Sayisi: 352Baski Yili: 2013e-Kitap: Sayfa Sayisi: 275Baski Yili: 2013Dili: TurkceYayinevi: Do

By Khaled Hosseini

Emir ve Hasan, Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkarının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur.Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California'ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan'ın hatırasından kopamaz.Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakarlıkları ve yalanları... Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.Uçurtma Avcısı'nda anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü...

By Stephanie Garber

Kendisini Caraval'ın dünyasına kaptıran Donatella Dragna, en sonunda babasından kurtulmuş ve ablasının istemediği bir adamla evlenmesine engel olmayı başarmıştı. Kızların bunu kutlaması gerekiyordu belki ama Tella tam olarak özgür sayılmazdı. Gizemli bir suçluyla yaptığı anlaşma sonucu, yerine getirmesi gereken görevi ondan başka kimse başaramazdı: Caraval'ın efendisinin gerçek kimliğini ortaya çıkarmalıydı. Legend'ın gerçek kimliğini bulmanın tek yolu Caraval'ı kazanmak olduğundan, Tella bir kez daha kendisini bu efsanevi oyunun içinde buldu. Yolu tahtın cani varisiyle, lanetlenmeye mahkum bir aşk hikayesiyle ve sırlarla örülmüş örümcek ağlarıyla kesişecekti. Buna kız kardeşinin sırları da dahildi. Caraval'ı oynamak her zaman cesaret, beceri ve fedakarlık gerektirirdi. Ama oyun bu sefer daha fazlasını istiyordu. Tella, Legend'ın ismini öğrenemezse önemsediği her şeyi kaybedebilirdi belki kendi hayatını bile. Kazanması durumunda ise Legend ve Caraval sonsuza kadar ortadan kaybolacaktı. Caraval'ın dünyasına hoş geldiniz. Asıl oyun şimdi başlıyor.