Recommendations based on "Camlar Sehri - Olumcul Oyuncaklar Serisi 3. Kitap (Turkish Edition)"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

By Zülfü Livaneli

"Gerçek bir şaheser! Teknik ve psikolojik olarak mükemmel! Öldürmek mi bağışlamak mı ikilemini en iyi veren roman." Yaşar Kemal"Arkadaşlarım bunun farkında değil ama ben bu bağlantıların üstünde ya da dışındayım. Onlar gibi davranmaya, onlara benzemeye çalışıyorum, lakin içim farklı, işte romanı yazan zavallı arkadaşımın inemediği derinliklerden biri de bu. O beni, politik geçmişi olan ve Kuzey sürgününe savrulmuş, sıradan insanlardan biri sanıyor. Başımdan geçenleri, benden daha ilginç buluyor. İçimdeki derin ve köklü karanlığın farkında değil. Çünkü insanları konuşarak tanıyamazsınız. Konuşmak, canlı yaratıklar arasındaki en etkisiz iletişim aracı. Dil yalan söylüyor, olanları çarpıtıyor, insanlığın hiç bıkıp usanmadığı klişeleri tekrarlıyor. Bu yüzden, insanları dinlemek onları anlamak için yeterli değil."12 Mart rüzgarlarının İstanbul'dan Stockholm'e savurduğu bir mülteci olan Sami Baran, yattığı hastanede Türkiye'den bir hastayla karşılaşır. Bu adam, başına gelenlerin sorumlusu olarak gördüğü eski bir bakandır. Ondan intikamını almak amacıyla Şili, Uruguay, İran gibi farklı ülkelerden gelmiş mülteci arkadaşlarıyla birlikte bir plan yapar.Ancak, bu planı gerçekleştirmek o kadar kolay olmayacaktır: Sami Baran, anadilin yeri geldiğinde düşmanla da anlaşma aracı olabileceğini hesaba katmamıştır. Ve bu, planın önündeki engellerden sadece biridir...Zülfü Livaneli'nin usta kaleminden, sürgün yaşamı ve öldürmek-bağışlamak ikilemi üzerine, okurları ve eleştirmenleri değişik kurgusu ve beklenmedik final(ler)iyle de etkileyen, kusursuz bir roman.

By Esma Fethiye Güclü

Durup kiraz aacn selamlyorum. Babamla birlikte her gn getiimiz sokaktan baknca onu uzaktan -ama sadece biraz uzaktan- grebiliyorum. Aslnda karmda grdm ey renkli bir leke ama ben onun aa olduunu, yani hayallerimdeki gibi iyi yrekli bir devin salar olduunu biliyorum. Tamamen bulank, ama orada. Yazarn kendi yaam hikayesinden esinlenerek, kk bir kzn grme yetisini kaybetmesiyle ilgili kaleme alnm olan bu roman her yatan okur iin. Kk Prens, imdeki Mzikgibi kitaplarn hayranlar iin ok zel bir yeri olacak. Mafalda, dokuz yandaki bir kz ocuu ve bildii bir ey var: Gelecek alt ay iinde, grme yetisini tamamen kaybedecek. Mafalda, grnrdeki bu karanlk gelecekte yolunu bulabilecek, okula gidebilecek, futbol oynayabilecek ve kedisine bakabilecek mi Ailesi ve arkadalarnn yardmyla Mafalda, kendisi iin nemli olan eyleri kefetmeye alr. Grme yetisini kaybetse de yapabilecei eylerin listesini karr. lham veren bir cesaret ve kararllk hikayesi.

By Nouman Ali Khan

"Teknolojinin önümüze serdiği sınırsız imkanları düşündüğümüzde, bugünün insanını yakalayabilmek için samimi ve bilgece bir üsluba ihtiyacımız var. Gençlerimizin artık eski, kalın kitapları karıştırıp kafa yoracak ne vakitleri var, ne de istekleri. İslam'ın ilkelerini ve güzelliklerini, tahrif etmeden ama muhatabı taltif ederek sunmamız gerekiyor. Buna 'din dilinin restorasyonu' dememiz caiz olursa eğer, yapmamız gereken tam da bu.Türkiye kamuoyunun yakından tanıdığı Nouman Ali Khan, çizmeye çalıştığım çerçeveyi gerçek anlamda dolduran bir isim. İslam ve Kur'an hakkındaki derin bilgisini keyifli ve bilgece bir üslupla dile getirip, bunu yaparken kendi hayatından aktardığı sıcak ve sıra dışı anekdotlarla okurunun ilgisini her an canlı tutabiliyor.Nouman Ali Khan'ın Dirilt Kalbini adıyla Türkçeye kazandırılan elinizdeki ilk kitabı, günümüze dair bazı meseleler hakkında Kur'an ayetlerinden damıttığı kıymetli dersler içeriyor. Ayetlerin sadece mesajını değil, ayetlerde geçen ifadelerin dil özelliklerini de laf arasında aktarıyor. Kelimelerin anlamları, anlamlar arasındaki hoş nüanslar, bunların ayetlere kattığı derinlik ve zenginlik. Bütün bunlar, okuyucuyu hem anlatılan konuya hem de bir bütün olarak Kur'an'ın harikulade üslubuna yaklaştırıyor, ısındırıyor.Dirilt Kalbini'yi okurken, şu ayet hep hatırınızda olsun, zira ayette anlatılan şeyin ayniyle tezahür ettiğini göreceksiniz:'Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona çok büyük bir hayr verilmiş demektir. Bunu ancak, temiz akıl sahipleri düşünüp anlar.' (Bakara, 269)"Taha Kılınç

By Ahmet Simsirgil

Sultan Mehmed alayla sehre girdi ve Ayasofya'ya geldi. Atindan inerek mabedin icine girdi. Ayasofya'nin icinde bulunan patrik ve halk padisahin ayaklarina kapanarak aglasmaya basladilar. Fatih Sultan Mehmed elleriyle susmalarini isaret etti. Ortaligi sukunet kaplayinca patrige: "Ayaga kalk! Ben Sultan Mehmed sana ve arkadaslarina ve butun halka soyluyorum ki bugunden itibaren artik ne hayatiniz ve ne de hurriyetiniz hususunda benim gazabimdan korkmayiniz."Fatih Sultan MehmedYediden yetmise herkese tarihi sevdiren kiymetli ilim adami Prof. Dr. Ahmet Simsirgil'in kaleme aldigi KAYI serisinin ikinci kitabi KAYI II: Cihan Devleti'nde; Sogut ve Domanic'te baslayan ve adi Osmanli olan devletin mimarlarinin planli, programli ve disiplinli hareketleri; insani degerlere bagli, inancli ve temiz yasayislariyla bir asra varmadan gercek bir dunya gucune dogru giden muazzam basarilarinin devamini bulacaksiniz.Sultan Celebi Mehmed'in Fetret Devri'nden cikardigi devlete, oglu II. Murad Han zindeligini

By Cyril Gely

10 Aralık 1946'da Stockholm'deki Grand Hotel'de Otto Hahn, Kimya alanında layık görüldüğü Nobel Ödülü'nü almak üzere bekliyor. Törene sadece birkaç saat kalmış. Ve o sırada Lise Meitner beliriyor süitinde: Otuz yılı aşkın bir süredir birlikte çalıştığı eski dostu, meslektaşı, tecrübeli bir bilim insanı.Fakat Lise, Otto'yu tebrik etmek için orada bulunmuyor. Onun meselesi geçmiş ve dolayısıyla gelecek. Lise sadece hesaplaşmak istiyor. Ömrünü adadığı işin hayattaki karşılığıyla yüzleşmek. Kapalı kapılar ardında, bir otel odasında olup bitiyor her şey. Karlı ve soğuk bir günde. Cyril Gely, tiyatrodan gelen ustalığını diyaloglar üzerinden akan bu hikayede konuşturuyor: Tarihle, vicdanla, insanlıkla boğuşan iki bilim insanının gerçeğiyle yüzleşiyor."Cyril Gely, tarihin gölgesinde kalmış olanı açığa çıkarmayı seviyor. Ödül'de, kibirden sağduyuya, gururdan ihanete, gafletten fırsatçı körlüğe kadar insana dair tüm belirsizlikleri ustalıkla gözler önüne seriyor." - Sophie Creuz, L'echo"Keder ve sevgi arasında gidip gelen diyaloglar ve dokunuşlarla, yazar birbirine rakip iki arkadaş arasındaki muğlak ilişkiyi resmediyor. Turner resimleriyle dekore edilmiş bir otel odasında tarih yeniden yazılıyor. Ödül, sımsıkı kapalı bir kapının ardında iki kahramanın arasında geçen diyaloglar üzerinden her şeyin açığa çıktığı bir roman olarak karşımızda." - Manon Bitticelli, franceinfo:culture"İnsana dair etkileyici analizler eşliğinde keşiflerin sonuçları üzerine kaleme alınmışbilim dünyasına dair mükemmel bir roman. Cyril Gely, araştırmacıların kapalıdünyasında kadının yerini, tanınmamaktan kaynaklı acıyı ve başarı için verilen savaşıustalıkla kaleme almış."-Fnac

By Hakan Günday

Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az...O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum... Az...Sen de fark ettin mi? Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z.Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var.O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında.Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar.Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler.Senin ve benim gibi...

By Blake Crouch

Paperback. 13,60 / 21,00 cm. In Turkish. 368 p. "Hayatindan memnun musun?" Bu Jason Dessen'in kaçirilmadan önce duydugu son seydi. Uyandiginda sedyeye baglanmisti, etrafi özel kiyafetler giymis adamlar tarafindan çevriliydi. Hiç tanimadigi biri ona yaklasti ve gülümseyerek "Yeniden hos geldin, Jason" dedi. Uyandigi bu dünyada Jason'in hayati kendi bildigi hayati degildi. Karisi kendi karisi degildi. Oglu hiçbir zaman dogmamisti. Jason gözünü yeni açtigi dünyada üniversitede siradan bir fizik profesörü de degildi. Müthis bir sey icat etmis meshur bir dâhiydi. Simdi Jason'in yanitlamasi gereken önemli sorular var: Gözünü açtigi dünya mi hayal, ait oldugunu düsündügü dünya mi? Ve hatirladigi evi gerçek eviyse ailesine nasil geri dönecek? "Okurken sasirtan; yaptigimiz seçimlere, tercih edilmemis yollara ve hayalini kurdugumuz yasami elde etmek için ne kadar ileri gidebilecegimize dair bir roman." Guardian

By Iclal Aydin

Zorba, itaatkirin uzuntusuyle beslenir..."Sevgin diregimiz, uzerimize saldigin korku catimiz olmus meger. Mutsuzlugumuzdan orulu bir devlet yaratmissin hepimize.Sen en cok beni severdin ya.En cok beni kole yapmissin kendine." Samire, Yasar, Lorin.Birbirlerinin golgesinde saklanan, birbirlerinin masalini yazan uc kuskun kadin.Yaralari dogustan, lanetleri miras...Yalnizligin kuyusunun basindan ayrilmadan, kederlerinin yankisini dinlediler.Her masalin sonu gece degildi elbet.Uc, ikiden ve dahi birden iyiydi.Ve her yanlisin dogrusu kendi icinde gizliydi.Kanadi kirik uc kadin, odedikleri agir bedellerin karsiligini, icinde cirpinip durduklari, kapisi acik olsa da cikip gidemedikleri golge kafeslerinde bekledi. Ihtiyac duyduklari inanc, temize cekecekleri gecmiste sakliydi. (Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 340Baski Yili: 2013Dili: TurkceYayinevi: Artemis Yayinlari

By Mariana Enriquez

Paperback. 14,00 / 21,00 cm. In Turkish. 208 p. "Mutlaka okunmasi gereken bir yazar. Büyülüyor… - Dave Eggers Mariana Enriquez'in ürkütücü evreninde canavarlar yataklarin altinda saklanmiyor, ormanlarin içinde dolasmiyor. Bu öykülerde canavar, biziz. 12 öykü, ölümün dokundugu 12 karakter. Perili olduguna inanilan metruk bir evde tutsak kalan tek kollu Adela, disleriyle tirnaklarini söken Marcela, Kepçekulak Ufaklik lakapli çocuk seri katilin hayaletini gören Pablo ve kadina karsi siddeti protesto etmek için kendilerini atese atan kadinlar… Toplumsal yozlasmayi dogaüstü güçlerle karikatürize ederek anlatan Enriquez, berrak dili ve sanki her sey normalmis gibi bir tavirla kaleme aldigi öyküleriyle Julio Cortazar, Shirley Jackson ve Roberto Bolaño gibi isimlerle birlikte anilmaya aday. "Gerçekçiligin keskin sinirlarinin müsade ettiginden çok daha derin, daha rahatsiz edici bir gerçegin pesinden gidiyor... Güçlü ve nefes kesici." - New York Times "Kisa ama fazlasiyla vurucu. Tüm öykülere sinen tüyler ürpertici dokusu, okuyucunun zihnine bir oltu tasi gibi yerlesiyor, bütün o karanligin içinde parildamaya devam ediyor." - Vanity Fair

By Sabahattin Ali

Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 384 p. Küçük yaslardayken Kuyucak Köyü'nü basan eskiyalarin anne ve babasini öldürmesiyle baslar Yusuf'un hikâyesi. Olayi incelemek için köye gelen Kaymakam Salâhattin Bey, Yusuf'u da yaninda götürür. Tüm cinayete tanik olan ve hatta yaralanip parmagini kaybeden Yusuf, gün geçtikçe daha duygusuz, daha sert ve daha umursamaz tavirlar sergilemeye baslar. Tek zaafi ise, kaymakamin kizi Muazzez'dir. Ayni evde yasayan, herkesin kardes gözüyle baktigi bu ikilinin iliskisinin ask adini almasi epey zaman alacaktir. Özellikle gururlu, kati ve kavgaci kisiligiyle Yusuf'un bunu kabul etmesi ve itiraf etmesi o kadar da kolay olmayacaktir. Kuyucakli Yusuf, dokunakli bir ask hikâyesi olmasinin yaninda o dönemin toplumsal yasantisina da isik tutar. Güçlüyle güçsüzün, zenginle fakirin, makam sahibi insanlarin digerleriyle iliskilerini inceler ve adalet olgusunu sorgulatir. Düzenin çarpikliklarini gözler önüne sererken, büyük bir trajediye de imzasini atar. Kuyucakli Yusuf, 1932 yilinda tefrikalar halinde yayimlanmaya baslamis ancak tamamlanamamistir. Eserin tamami, ilk kez 1937 yilinda basilmis ve basta Fransizca ve Almanca olmak üzere farkli dillere de çevrilmistir.