Recommendations based on "Bir çalışanı işe almak her gün karşılaştığınız sorunlara uzman çözümler"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

By Erol Mütercimler

Bu vatan nasil kurtuldu?2005 yilinda bu soruyu sorup yanitini vermek cok kolay. Oysa 1920'lerin kosullarini hayal ederek yasamaya calisalim, takalim neyle karsilasacagiz! Anadolu ingilizlerin kiskirtmasiyla yunanlilarin isgali altinda. Ustelik, uluslararasi kurallara aykiri olarak, kadinlarin kizlarin irzlarina geciliyor, her yer yagmalaniyor, yakiliyor, camilerde ezanlar okunamiyor...Savasacak silah ve cephane yok, yiyecek yok, giyecek yok, para da yok...Demiryollari isgal altinda, karayolu da yok.Turk milleti bu kosullarda mucize yaratti. Silah yapti, cephane uretti, isgal altindaki Istanbul'da silah depolarini soydu, subaylari Anadolu'ya kacirdi. Tum bunlari da Istanbul-Batum-Novorosisky-Inebolu iskeleleri arasinda yapti. olumden korkmayan, olumu yenen sivil resmi bahriyeliler ile Anadolulu, Kastamonulu ve Inebolulu Turk kadinlariyla basardi.Turk kadinlarinin inanilmaz azim ve kararliliklari bu memleketi kurtardi. Kar kis demediler, kagnilarin arkasindan gittiler. Dondular, yollarda

By Colleen Hoover

Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 368 p. New York Times'in çok satan yazari Colleen Hoover yürekleri sizlatan yeni bir ask hikayesiyle geri dönüyor. Tate Collins havayolu pilotu Miles Archer'la tanistiginda, bunun ilk görüste ask oldugunu düsünmez. Birbirlerini arkadas olarak görecek kadar bile iletisim kurmazlar. Tate ve Miles'in tek ortak noktasi birbirlerine karsi inkar edilemez bir çekim hissetmeleridir. Tutkularini açikça ortaya koyduklarinda, kusursuz bir planlari oldugunu anlarlar. Genç adam ask pesinde degildir, genç kadinin ise aska ayiracak vakti yoktur, geriye sadece seks kalir. Tate, Miles'in ona sundugu iki kurala uydugu sürece anlasmalari sasirtici bir sekilde sorunsuz olacaktir. Asla geçmisim hakkinda soru sorma. Bir gelecek bekleme. Idare edebileceklerini düsünürler, ama çok geçmeden bunun hiç de kolay olmadigini anlarlar. Kalplere siziliyor.Sözler bozuluyor.Kurallar çigneniyor.Ask çirkinlesiyor.

By Lev Nikolayevic Tolstoy

Tolstoy’un “mürekkep hokkasının içine vücudundan etler bırakarak” yazdığını söylediği ölümsüz romanı Anna Karenina… Roman sanatına dair ders niteliğindeki işlenişi, içerdiği zenginlik, estetik değerinin yüksekliği ile güzelliğin simgesi Anna Karenina… Okumuş olmayla olmamanın yaşama bakışı doğrudan etkilediği, okurun, “sayfaların içine ruhumdan kabuklar bıraktım” diyeceği romanlardan Anna Karenina… Doğa, toplum, insan tasvirleriyle Tolstoy’un dehasının incelikli bir örneği olan roman, gücünü, insanın temel sorularından alır: İnsan ne için yaşar? İyi, kitapta okunacak kadar yüzeyde mi, hisle bulunacak kadar derinde midir? İkiyüzlü bir toplumda erdem nerededir? Sadakati belirleyen nedir? Mutlu olmak mümkün müdür? Aşk, ele geçirdiği varlığa göre mi biçim alır, yoksa aşkın o varlığı değiştiren bir gücü mü vardır? Tolstoy’un ana karakterleriyle birlikte dünyanın her köşesinden milyonlarca okur, yüz kırk yıldır benzer sorular sorarak, benzer arayışlara kapıldı. Siz de kapılacaksınız. Sormayacağınız tek soru, “aşk buna değer mi” olacak. Çünkü Tolstoy’un ruhunuzun derin sularına attığı bu taşla yükselen kumlar, size cevabı çoktan fısıldamış olacak. Onun, tüm karakterlerini anlamamızı sağlayan o bilge ışığıyla; haklı ve haksız’ı, iyi ve kötü’yü, doğru ve yanlış’ı siz de tekrar düşüneceksiniz. Yordam Edebiyat bu büyük eseri, Rusça çevirinin duayeni Hasan Âli Ediz’in Türkçesiyle sunmaktan gurur duyuyor. Beklentisi yüksek okurlar için…

By Marcus Pfister

Der Regenbogenfisch ist ein farbenfrohes, zweisprachiges Kinderbuch auf Deutsch und Türkisch für Kinder ab 4 Jahren. Der Regenbogenfisch ist mit seinem schillernden Schuppenkleid der allerschönste Fisch im Ozean. Da er aber auch stolz ist und nur bewundert werden will, wird er mit der Zeit immer einsamer. Da bekommt er einen guten Rat. Er überwindet seinen Stolz und versucht, den anderen Fischen Freude zu bereiten. Und er merkt, wie glücklich es macht, Freunde zu haben. Der beliebte Kinderbuchklassiker von Marcus Pfister ist in weiteren Sprachfassungen erhältlich – immer in Kombination mit Deutsch. Zusätzlich gibt es die Hörversion der Geschichte, gelesen von Muttersprachlern, als kostenlosen MP3-Download.

By Gabriele Clima

Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 184 p. Original title: Il Bambino Che Faceva Le Fusa Translated by Esma Fethiye Güçlü Illustrated / Photos by Ilaria Campana Bir ev kedisi ile özel bir çocugun sira disi arkadasligi… Ev kedisi Pepe, insanlari Anne, Baba ve Tato ile birlikte siradan bir kedi hayati yasamaktadir. Oldukça merakli ve hareketli bir kedidir. Günleri komsunun köpegiyle atisarak, güvercinlere söylenerek ve uyuyarak geçer. Pepe'nin hayati, yasadigi binanin dördüncü katina daha önce hiç görmedigi bir çocugun tasinmasiyla degisir. Bu çocuk onun tanidigi diger çocuklardan farklidir. Hiçbir zaman evden disari çikmaz. Penceresinde kilit oldugu için camdan disari bile bakamaz ve zamaninin çogunu resim çizerek geçirir. Pepe, onun eve hapsedildigini düsünür ve çok tuhaf buldugu küçük çocugu yakindan tanimayi ister. Fakat o bir kedidir ve insanlarla nasil iletisim kuracagini bilmez. Yine de yeni arkadasini güldürmenin ve her seyden önce onun kalbini isitmanin bir yolunu bulmalidir.

By Elif Şafak

Elif Şafak'ın yayıncılığımızda bir fenomen olan, 1 milyona yakın satan romanı Aşk'ın en çok sevilen, en çok paylaşılan bölümü Aşkın Kırk Kuralı kitap oldu...Ella ve Aziz'in aşkını, Mevlana ve Şems'in yoldaşlığını güzel ve büyülü bir çerçeve gibi saran Aşkın Kırk Kuralı, Şafak'ın aşk, tasavvuf ve anlam arayışı üzerine kaleme aldığı bir metin. Kitapta bu kırk kurala Aşk kitabında yer alan, aşka dair en güzel cümleler de eşlik ediyor.Bu kitap için özel olarak yazdığı Sunuş yazısında Elif Şafak "Uçsuz bucaksız bir deryadır tasavvuf" diyor. "kiminin elinde bir kepçe, kiminin elinde bir çay kaşığı. herkes kendi yüreğinin kabı kadar çeker o denizden. hoşça bakın zatınıza."

By Michael Grant

YETISKINLER BIR YILDIR YOKLAR.BU SURE ICINDE RSGB’DE sayisiz savas verildi. acliga, yalanlara VE vebaya karsi. SIMDI DE iyiyle kotu arasinda destansi BIR savas BASLIYOR!Gaiaphage, Diana’nin kizi Gaia’nin bedeninde tekrar doguyor. Gaia eski gucunu tekrar kazanmak, en buyuk dusmani Nemesis’i, yani Kucuk Pete’i yenmek istiyor. Bunu basarirsa butun dunya ona boyun egecek. Bir zamanlar birbirine dusman olanlar artik ayni safta savasmak zorunda. Perdido Sahili cocuklari, kendilerini ve sevdiklerini kurtarmak icin aylardir cektikleri acilarin karsiligini alabilecek mi? Yoksa bu son savasta yok olup gidecekler mi?Michael Grant’in New York Times coksatanlar listesini alt ust eden Yoklar serisinin altinci ve son kitabi ISIK, RSGB’deki hayati unutulmayacak bir finalle noktaliyor.

By Basak Baysalli

Paperback. 13,50 / 21,50 cm. In Turkish. 112 p. Edited by Murat Çelik Cover design by Emir Tali Fresko Apartmani, Kuzguncuk'ta, birbirlerini hafizalariyla var eden, birbirlerinin hayatlarina siginan Kirkor'un, Rüya'nin, Eleni'nin, Ani'nin, Nadia'nin, Ali Turhan'in, Bora'nin ve Ismail'in kavusma alani. Napoli'den Istanbul'a gelen Defne'nin araladigi tozlu tahta bavul Matilda'nin bahçesine, kimsenin bilmedigi kirik bir ask hikâyesine, bu aska duyulan saygiya, 6-7 Eylül olaylarina ve yurdundan kovulan Rumlara açiliyor. Basak Baysalli, Fresko Apartmani'nin dairelerinde gezinirken kapilari hiç kapatmadigi gibi her hikâyeyi birbirine titizlikle ilistiriyor. Herkesi herkesle dost kilan ortak bir acinin kimligini tutusturuyor elimize. Adim adim çözülen bir sirrin, unutusun ve hatirlayisin öyküleri! Zor gibi görünür, ama kolaydir Hristo teyeli. Tamam, uzaktan bakildiginda kazayagini andiriyor olabilir, ama yine de Hristo bunun adi, öyle ögrendim ben. Eleni'den… "Ip, kumasa zit bir renkte olmali ki teyel kaybolup gitmesin," derdi. Ne geldiyse basimiza bu zitliklardan gelmedi mi zaten? Her sey Eleni'nin hafizasinda yitip gitti. Kumastaki teyeli kaybetmisim, çok mu?

By Gülseren Budayıcıoğlu

Novel on which the TV series 'The Bride from Istanbul' is based. Suraya's beautiful life, living modestly in Istanbul, is reversed when she receives a marriage proposal from a wealthy, handsome businessman who has fallen in love with her and moves to live with him on the family estate. But Lama Esma, who runs the house with her three other daughters-in-law, has other ideas for a proper wife for her son. So begins Soraya's new, miserable life, trying hard to endure her harsh, stubborn mother-in-law, who would not hesitate to dispose of the wrong bride. Having a daughter, Ala, will lead her to be treated by Dr. Budaijuolo, the psychiatrist who will slowly find a way to her heart and free her from her dark past. -- summary translation of back cover of 2020 Kineret and Zemorah-Bitan edition.

By Ahmet Ümit

Byzantion'dan İstanbul'a uzanan, heyecan yüklü bir serüven... Sarayburnu'nda, Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset, Avuçlarında antik bir pere.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hükümdar, yedi sikke, yedi kadim mekan. Ve tek bir gerçek: Bu şehrin gizemli tarihi."Şehre bakıyorduk denizden. Sisler içindeydi İstanbul... Sisler içinde deniz... Sisler içinde teknemiz. Sultanahmet'in minareleriydi görülen, Ayasofya'nın kubbesi, Topkapı Sarayı'nın kuleleri. Hiç yağmalanmamış, yıkılmamış, kirletilmemiş gibiydi şehir. Bembeyaz bir sisle örtmüştü doğa, ne varsa görüntüyü çirkinleştiren. Güneş doğmadan bir anlığına beliren bir hayal gibi... Büyülü bir bulut gibi... Bir masal imgesi gibi... Yeni kurulmuş bir kent gibi... Taze bir başlangıç gibi... Genç, umutlu, güzel...İstanbul'a bakıyorduk denizden. Ölülerimizin yüzlerine bakıyorduk... Onların gözlerindeki kendi kederimize. Çaresizliğimize bakıyorduk, avuçlarımızda büyüyen zavallılığa, kanımızda filizlenen korkaklığa... Elimizden alman hayata bakıyorduk... Güneşli günlerimize, umut dolu sabahlara, eğlenceli bahar akşamlarına... Sönen anılarımıza bakıyorduk, ölen hayallerimize, yıkılan düşlerimize... Sönen anılarımızı, ölen hayallerimizi, yıkılan düşlerimizi yüklenip yorgun bir şilep gibi bizden uzaklaşan şehrimize... Şehrimizle birlikte yitirdiğimiz kendimize bakıyorduk..."