Recommendations based on "Almanya'nın kısa tarihi"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

By Merve Sahinkaya

Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 160 p. Edited by Zeynep Mercan Demir Bu kitap, Kur'an'daki hikmet okyanusunu hayatina damla damla akitmak isteyen bir hafize tarafindan kaleme alindi. Yaradan perspektifinde iyi bir kul olmak, "tam su an"da yasadigimiz imtihani kullugumuza yarasir bir biçimde agirlamaktan geçiyor. Yazarin kisisel yolculugunda bu hikmet okyanusu, ebeveynlik serüvenine denk geliyor. Iyi ile kötünün anlamini Kur'an'in ayetlerinde arayan bir hafize için, iyi bir ebeveyn olmanin karsiligi, kuramcilarin hipotezlerinden çok daha ötede, iyi bir kul olmaktan geçiyordu. Artik, her ayetini ezberledigi Kur'an'in insana verdigi degeri özümsemeden, ebeveynligin ehemmiyetini idrak edemeyecegini biliyordu. Bu kitap, varmayi dert edinmeksizin, okyanusun bizatihi kendisine talip olmaya davet ediyor. Ancak dalmaktan korkmayanlar okyanusun kalbindeki incileri kesfedebilirler. Geçmisin yüklerinden kurtulmak da gelecegin kuruntularindan siyrilmak da "an"i tefekkür etmekle mümkün. Ne ki, biz dalarken incilere degil, bu okyanusta telassizca tefekkür etmeye taliptik.

By Selahattin Demirtaş

"Bu hayatta her şeyiyle güvenebildiğiniz en az bir kişi olmalı. Yoksa kendinizi hep yalnız hissedersiniz. İnsanların çoğu yalnızdır o yüzden, yapayalnız. Yaşananlar kelepir bir hayatın ikinci el versiyonu gibidir. Yaptığınız hiçbir şey size ait değildir, benliğinize, özünüze. Hayatınız, tümüyle güvensiz bir ortamın mecburen size yaptırdıklarından ibarettir."Saf çocukluk halinizden geriye yüzünüzde 'memur gülüşü', dudaklarınızda 'gammaz öpüşü' kalır. Öptüğünüz yer kirlenir, güldüğünüz zaman herkes incinir. Elinizde etrafı yeşil dantelli beyaz bir mendil de yoksa temizleyemezsiniz hiçbir yerinizi."Ben Serap'ı böyle sevdim, en saf halimle, uzaktan."Yaşadığımız bu kekre, nefes aldırmayan, "tuhaf" dönemin Diyarbakır'da başlayıp İstanbul'a, oradan Zürih'e uzanan ve Nusaybin'de sonlanan hikayesi... Muktedirlerin kirli sırıtışlarına inat, hülyasının, serabının üzerine titreyen, acısını içinde koyultsa da yalan ve şiddet üzerine kurulu "zulüm makinesini" sabırla, mizahla, yoldaşça dayanışmayla, zekayla maskara eden insanlar.

By Sümeyye Koç

Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 568 p. Edited by Ebru Çaloglu Içimde dinmek bilmeyen bir sizi vardi, gözlerimin perdesinde sönmeyen bir ates, atesin ortasinda yanan iki yarali ruh… Onlar bizim ruhlarimizdi, bitmeyen bu yanginsa ikimizin hak edilmis cezasiydi. Çikmaziydi, sonuydu, uçurumuydu… Ama suçluydu; kaderin sadece kendi avuçlarinda olduguna inandi, en büyük günahini karanlik bir geceye hapsedebilecegini sandi, yanildi. Ve suçluydum; çünkü hep sustum, sirtimi döndüm, kalbimi kapattim. Sonunda ikimiz için, iki derin mezar kazdim. Mecruh düsüncelerin elime tutusturdugu silahi önce ona, sonra kendime dogrultacaktim. Iki ölüm gördügüm iki karanlik gece için, iki kursunla bitirecektim isimizi. Olmadi. O silah sadece benim kalbimde patladi. "Bunu bana neden yapiyorsun?" diye sordu. Hiçbir sey söyleyemedim. Kendi içinde maglup oldugu kaçinci savasti bu? "Ben bileklerime kelepçe takildiginda bile bu kadar tutsak hissetmemistim… Benden daha ne istiyorsun?"

By Cyril Gely

10 Aralık 1946'da Stockholm'deki Grand Hotel'de Otto Hahn, Kimya alanında layık görüldüğü Nobel Ödülü'nü almak üzere bekliyor. Törene sadece birkaç saat kalmış. Ve o sırada Lise Meitner beliriyor süitinde: Otuz yılı aşkın bir süredir birlikte çalıştığı eski dostu, meslektaşı, tecrübeli bir bilim insanı.Fakat Lise, Otto'yu tebrik etmek için orada bulunmuyor. Onun meselesi geçmiş ve dolayısıyla gelecek. Lise sadece hesaplaşmak istiyor. Ömrünü adadığı işin hayattaki karşılığıyla yüzleşmek. Kapalı kapılar ardında, bir otel odasında olup bitiyor her şey. Karlı ve soğuk bir günde. Cyril Gely, tiyatrodan gelen ustalığını diyaloglar üzerinden akan bu hikayede konuşturuyor: Tarihle, vicdanla, insanlıkla boğuşan iki bilim insanının gerçeğiyle yüzleşiyor."Cyril Gely, tarihin gölgesinde kalmış olanı açığa çıkarmayı seviyor. Ödül'de, kibirden sağduyuya, gururdan ihanete, gafletten fırsatçı körlüğe kadar insana dair tüm belirsizlikleri ustalıkla gözler önüne seriyor." - Sophie Creuz, L'echo"Keder ve sevgi arasında gidip gelen diyaloglar ve dokunuşlarla, yazar birbirine rakip iki arkadaş arasındaki muğlak ilişkiyi resmediyor. Turner resimleriyle dekore edilmiş bir otel odasında tarih yeniden yazılıyor. Ödül, sımsıkı kapalı bir kapının ardında iki kahramanın arasında geçen diyaloglar üzerinden her şeyin açığa çıktığı bir roman olarak karşımızda." - Manon Bitticelli, franceinfo:culture"İnsana dair etkileyici analizler eşliğinde keşiflerin sonuçları üzerine kaleme alınmışbilim dünyasına dair mükemmel bir roman. Cyril Gely, araştırmacıların kapalıdünyasında kadının yerini, tanınmamaktan kaynaklı acıyı ve başarı için verilen savaşıustalıkla kaleme almış."-Fnac

By Gülseren Budayıcıoğlu

Novel on which the TV series 'The Bride from Istanbul' is based. Suraya's beautiful life, living modestly in Istanbul, is reversed when she receives a marriage proposal from a wealthy, handsome businessman who has fallen in love with her and moves to live with him on the family estate. But Lama Esma, who runs the house with her three other daughters-in-law, has other ideas for a proper wife for her son. So begins Soraya's new, miserable life, trying hard to endure her harsh, stubborn mother-in-law, who would not hesitate to dispose of the wrong bride. Having a daughter, Ala, will lead her to be treated by Dr. Budaijuolo, the psychiatrist who will slowly find a way to her heart and free her from her dark past. -- summary translation of back cover of 2020 Kineret and Zemorah-Bitan edition.

By Ahmet Ümit

Byzantion'dan İstanbul'a uzanan, heyecan yüklü bir serüven... Sarayburnu'nda, Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset, Avuçlarında antik bir pere.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hükümdar, yedi sikke, yedi kadim mekan. Ve tek bir gerçek: Bu şehrin gizemli tarihi."Şehre bakıyorduk denizden. Sisler içindeydi İstanbul... Sisler içinde deniz... Sisler içinde teknemiz. Sultanahmet'in minareleriydi görülen, Ayasofya'nın kubbesi, Topkapı Sarayı'nın kuleleri. Hiç yağmalanmamış, yıkılmamış, kirletilmemiş gibiydi şehir. Bembeyaz bir sisle örtmüştü doğa, ne varsa görüntüyü çirkinleştiren. Güneş doğmadan bir anlığına beliren bir hayal gibi... Büyülü bir bulut gibi... Bir masal imgesi gibi... Yeni kurulmuş bir kent gibi... Taze bir başlangıç gibi... Genç, umutlu, güzel...İstanbul'a bakıyorduk denizden. Ölülerimizin yüzlerine bakıyorduk... Onların gözlerindeki kendi kederimize. Çaresizliğimize bakıyorduk, avuçlarımızda büyüyen zavallılığa, kanımızda filizlenen korkaklığa... Elimizden alman hayata bakıyorduk... Güneşli günlerimize, umut dolu sabahlara, eğlenceli bahar akşamlarına... Sönen anılarımıza bakıyorduk, ölen hayallerimize, yıkılan düşlerimize... Sönen anılarımızı, ölen hayallerimizi, yıkılan düşlerimizi yüklenip yorgun bir şilep gibi bizden uzaklaşan şehrimize... Şehrimizle birlikte yitirdiğimiz kendimize bakıyorduk..."

By Sharon M. Draper

Şimdiye kadar tek kelime konuşmadım. Neredeyse on bir yaşındayım.İngiltere&'nin saygın edebiyat ödüllerinden Coratta Scott King ödüllü yazar Sharon M. Draper&'dan hüzün ve umut dolu soluksuz okunacak bir roman. Gerçek bir yaşam öyküsünden ilham alınarak kaleme alınmış. 11 yaşındaki Melody&'nin hastalığının adı Spastik ikili kuadripleji yani beyin felci. Yürüyemiyor, konuşamıyor, tekerlekli sandalyeye mahkum. Hiçbir uzvuna komut veremeyen bu küçük kızın beyni ise mükemmel işliyor. Hikaye Melody&'nin öğretmenlerine, arkadaşlarına, komşularına kısaca dış dünyaya kendini kanıtlama çabasını anlatıyor. İncelikli, naif, akıcı, komik ve ilham verici bir eser. Sesini asla unutamayacağınız bu cesur kızla tanışmaya hazır mısınız?

By Nilgun Marmara

Bu tuhaf bir atilimla size ulasan betik, dingin bir gunbatimi kizilligindave insansiz bir yerde okunmalidir.elinize gectiginde bu ortaminkosullari butunlenmemisse beklenmeli: betik, gecen anlar suresinceve dilenen alanin yaratimi surecindefarklanmayacak, hep ayni kalacaktir.Kusku duyulasin hic! (Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 58Baski Yili: 2016Dili: TurkceYayinevi: Everest Yayinlari

By Ahmet Şimşirgil

17. asrin son yirmi yilina girildiginde Osmanli Devleti gucunun ve kudretinin zirvesinde, dunya siyasetinde etkin bir sekilde hukmunu icra ediyordu. Dunyada yenemeyecekleri hicbir devlet yoktu. Yillardir bircok tarihci yetistiren ve yaptigi televizyon programlariyla tarihi yediden yetmise herkese sevdiren Prof. Dr. Ahmet Simsirgil, tamamen ilmi kaynaklardan beslenerek her yastan tarih severin kolaylikla okuyup anlayabilecegi bir uslupla KAYI dizisini yazmis ve tarihimizi sikistigi bu alandan kurtarmistir. onyargisiz ve objektif bir sekilde okuyucunun degerlendirmesine sunulan bu serinin hedefi; Osmanli Imparatorlugu'nun kurulusundan yikilisina kadar siyasi, sosyal, iktisadi ve imari tum seruvenini ve Osmanli padisahlari hakkinda bilinen gercekleri akici, anlasilir, merak uyandirici ve roman tadinda bir uslupla yorumlamaktir. Ahmet Simsirgil, adaletiyle kalpleri kazanan; yigitligi, cesareti ve mertligiyle dosta guven, dusmana korku salan; uc caga damgasini vurmus, uc kitaya yayilmis Devlet-i Aliyye-i Osmaniye'nin hikiyesine KAYI VI: Imparatorlugun Zirvesi ve Donus kitabiyla devam ediyor. Bu eserde, I. Mustafa'dan II. Osman'a, IV. Murad'dan IV. Mehmed Han'a kadar bircok padisahin; Koprulu Mehmed Pasa'dan Koprulu Fazil Ahmed Pasa'ya; TarhuncuAhmed Pasa'dan Merzifonlu Kara Mustafa Pasa'ya kadar bircok devlet adaminin; Halime Valide Sultan'dan Mahfiruz Hatice Sultan'a, Hatice Turhan Sultan'dan Kosem Sultan'a kadar bircok valide sultanin nasil yasadiklarini, neler yaptiklarini, imparatorlugu idame ettirmek gayesiyle ne gibi siyasi yollar izlediklerini, imar faaliyetlerini ve sahsiyetlerini bulacaksiniz.(Tanitim Bulteninden)Ince Kapak: Sayfa Sayisi: 368Baski Yili: 2016e-Kitap: Sayfa Sayisi: 282Baski Yili: 2016Dili: TurkceYayinevi: Timas Yayinlari

By Ahmet Şimşirgil

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil'in yediden yetmişe herkesin ilgi ve beğenisini kazanan KAYI serisi, 7. kitabıyla devam ediyor. Kayı VII: Kutsal İttifaka Karşı'da II. Süleyman, II. Ahmed, II. Mustafa, III. Ahmed ve I. Mahmud Han dönemlerini okuyacaksınız. Viyana bozgunundan sonra; önce Karlofça Antlaşması'na kadar süren bir ölüm kalım mücadelesi ve ardından toparlanma çabalarıyla birlikte Osmanlı'ya bu imkanı tanımak istemeyen Batılı devletlerin amansız saldırılarına şahit olacaksınız.Bu dönem padişahlarının samimi din ve devlet duygularının yanı sıra Fazıl Mustafa Paşa'dan Yeğen Osman Paşa'ya, Kadı Ali Paşa'dan Şeyhülislam Feyzullah Efendi'ye, Nevşehirli Damad İbrahim Paşa'dan İbrahim Müteferrika'ya, Humbaracı Ahmed Ağa'dan Baltacı Mehmed Paşa'ya Hacı Selim Giray'dan Baki'ye kadar birçok devlet ve ilim adamının faaliyetlerini; Lale Devri'nden Patrona Halil İsyanı'na, büyük İstanbul depreminden binlerce binanın yok olmasına sebebiyet veren İstanbul yangınlarına kadar birçok olayın Osmanlı İmparatorluğu'nu nasıl etkilediğini yine nefesinizi tutarak okuyacaksınız.Bu sırada ihanet ile sadakatin, korkaklık ile cesaretin, zaaf ile metanetin, sabır ile aceleciliğin kazandırdıkları ile kaybettirdiklerine nice örnekler bulacaksınız. Tarihin bir ibretler manzumesi olduğunun unutulmaması ve düşmanı bitmeyecek olan İslam aleminin, tarihin ışığı ile gözünün açılması ve her zaman açık kalması dileğiyle.