Recommendations based on "Allah Sizin Sahibinizdir: Kul sahiplenmeyi bıraktığı anda Allah kulunu sahiplenmeye başlar! (Turkish Edition)"
Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.
By Ahmet Bulut
Kur’an;Hayatimiz…Hayat kaynagimiz…Yasam kilavuzumuz…Said Nursi’nin tarifiyle Rabbimizi bize anlatan en büyük delillerden biridir Kur’an… Onu okuyarak insanligin en büyük problemi olan, “Nereden geliyorsun?”, “Nereye gidiyorsun?”, “Ne için yasiyorsun?” sorularina cevap buluruz. Ondan uzaklastigimizda ise insaniyetimizin ne büyük felaketler içinde kivrandigini gÖrürüz.Kâinatin Yaraticisi hayatimizi nasil yasayacagimizi tarif eder Kur’an’da. Onu okumamizi, anlamamizi ister…Kur’an’la Yasamak, Kur’an’i niçin, nasil ve ne zaman okumaliyiz sorularina cevap ararken Kur’an’in cazibesine kapilan insanlardan Örnekler vererek okura yol gÖsteriyor.Öyleyse gelin kendi ebedi hayatimiz için ‘Kur’an Okuyalim’; Rabbimizi tanimak, O’nun bizi ne kadar çok sevdigini idrak etmek için… (Tanitim Bülteninden)
By Ayse Kulin
Original bdg. 15,50 / 23,50 cm. In Turkish. 340 p. Birden çocuklardan biri bagirdi "Suraya bakin, iki kus öpüsüyorlar!" Füreya iskelenin üzerindeydi. Güçlükle arkasini dönerek, asagida civildayip duran çocuklara bakti. "Hanginiz söyledi bunu?" diye seslendi. Siska bir oglan öne çikti. "Ben!" dedi. "Kus mu gördün orada?" "Evet." Füreya üsenmedi, indi iskeleden. Çocugu yanina çagirdi. "Kusu nerede gördügünü göster bakayim."Çocuk birkaç adim geriledi. Füreya takip etti çocugu. Eliyle isaret etti oglan."Nah orada. Iste kuslar gaga gagaya vermis öpüsüyorlar." Dondu kaldi Füreya. Hiç tasarlamadigi halde, çocugun isaret ettigi yerde masalsi iki kus kafasi beliriyordu. Tipki öpüsür gibiydiler. Hakliydi çocuk. Cumhuriyet Türkiyesi'nin ilk kadin seramik sanatçisi Füreya Koral'in hayat hikâyesi Füreya, ayni zamanda bir dönem romani.
By Defne Suman
Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 376 p. Sevda bir kapidir. Nereye açildigini bilmezsin, yine de içeri adimini atarsin. Sanat tarihçisi Melike, Istanbul'daki Bizans kiliselerini gezdirecegi Yunan yönetmen Petro'nun kendisini bambaska bir amaçla aradigini bilemezdi. Petro'nun ortaya çikisinin, ailesindeki sir kapilarini bir bir aralayacagini, ask hikâyelerini, kayip hikâyelerini, acili ada hikâyelerini ortaya serecegini hayal bile edemezdi. Yaz Sicagi bir parçalanma ve kavusma öyküsü. Baba ile kizin... Kadin ile erkegin... Ana ile ogulun... Ikiye bölünmüs topraklar ile ayri düsmüs kardeslerin... Kendi duygusal gelgitlerimden, içimdeki didismeden, hiç hesapta yokken geçmise savrulmaktan yorulmustum. Hepsi Petro yüzünden. Babaannemin anisini getirmisti iste. Yaninda da babaminkini. Kapattigim pencereleri bal gözlerinin bir bakisiyla açivermisti. Ben artik açilmaz o pencereler zannediyordum. Kullanilmamaktan paslanmis, sismis, sikismistir.
By Ahmet Ümit
1926 yılının o hüzünlü sonbaharı. Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, genç cumhuriyet ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor. O büyük altüst oluşun içinde bir adam:Şehsuvar Sami. Bir zamanların İttihat ve Terakki fedaisi, şimdilerin yorgun komitacısı. Şehsuvar Sami'nin etrafında dönen amansız bir entrika. Bir yanda kaybettiği ama hiçbir zaman yüreğinden çıkartamadığı sevgilisi Ester, öte yanda yaşanılan tarihsel bozgun. Kaybedilen bir ülke, kaybedilen bir şehir, kaybedilen bir hayat. Ve aklında hep aynı soru:Devlet mi kutsaldır, yoksa insan mı?"Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar." Kim söylemişti bu cümleyihatırlamıyorum, ne yazık ki doğru. Doğru, lakin eksik. Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir.Sahi nedir vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan. Ne sadece toprak parçası, ne su havzaları, ne ağaç silsilesi. Annemizin şefkati, babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarlarıdır vatan.Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz. Evet, bir vakitler zihnim, kalbim bu fikirlerle doluydu. Şimdi? Şimdi bilmiyorum.
By Zülfü Livaneli
Roman okumak istiyorsanız...Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi&'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran&'ın (36) ABD&'den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner&'i (87) karşılamasıyla başlar.1930&'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi&'nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile&'ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş açılan dokunaklı bir aşk hikayesine karışmakla kalmaz, dünya tarihine ve kendi ailesine ilişkin birtakım sırları da öğrenir.Serenad, 60 yıldır süren bir aşkı ele alırken, ister herkesin bildiği Yahudi Soykırımı olsun isterse çok az kimsenin bildiği Mavi Alay, bütün siyasi sorunlarda asıl harcananın, gürültüye gidenin hep insan olduğu gerçeğini de göz önüne seriyor.Okurunu sımsıkı kavrayan Serenad&'da Zülfü Livaneli&'nin romancılığının en temel niteliklerinden biri yine başrolde: İç içe geçmiş, kaynaşmış kişisel ve toplumsal tarihlerin kusursuz Dengesi.
By Rick Riordan
Annabeth dehset icinde. Hera sag olsun, alti aylik ayriliktan sonra tam Percy'yle yeniden bir araya geleceklerken Jupiter Kampi onlarla savasa hazirlaniyor. 2. Argo, ates puskurten gemi basi Festus ile birlikte ne yazik ki hic de bariscil bir gorunume sahip degil. Annabeth, JASON'in guverteden Romalilara baris sinyalleri vermesini umuyor.Ancak bu, tek sorun degil. Cebinde annesinin, her hatirladiginda sinirlerini bozan hediyesini tasiyor: Athena'nin Isareti. Yedi melezi olumun Kapilari'na goturecek kehanet zaten urkutucu. Bunun ustune Athena ondan neden bu kadar tehlikeli bir gorev bekliyor ki?Ancak Annabeth'in en buyuk korkusu, PERCY'nin degismis olmasi.Ya Percy artik bir Romali olduysa? Ya eski arkadaslarina artik ihtiyac duymuyorsa? Savasin ve bilgeligin tanricasinin kizi Annabeth, dogustan bir lider oldugunu biliyor. Ama yaninda Yosun Kafa olmadan hicbir yere adim atmak istemiyor.Dort farkli melezin bakis acisiyla yazilmis olan Athena'nin Isareti, kadim topraklara, Roma'ya kadar uz
By Belgin Selen Haktanýr Rick Riordan
Nico di Angelo onlari uyarmisti: Hades'in Evi en kotu anilariniuyandiracak, hayaletlerini huzursuz kilacakti… Nitekim simdiher biri zor durumda. Teker teker korkulariyla yuzlesmektenbaska careleri yok. Jason, kucukken onu terk eden annesinin hayaletiyle karsikarsiya. Bir lider olarak gucunu nasil kanitlayacagini bilmese de,annesinin yaptigi gibi sozunden vazgececek degil. Nico, bir kez daha Reyna ve Koc Hedge ile golge yolculuguyaparsa hayalete donusebilir. Yine de bu karar, kehanetinbelirttigi gibi baska birisinin hayatini kaybetmesini engelleyebilir. Athena Parthenos'u, savas patlak vermeden Melez Kampi'nagoturmeye calisan Reyna'nin pesinde zalim bir avci var. Korkularini yenmeye calisan Piper, uzerine duseni yapmak icinhazir. Leo ise planinin ise yaramamasindan ve arkadaslarininisine karismasindan endise duyuyor. Oysa hepsi biliyor ki, Toprak Ana'yi alt etmek icin iclerinden biri olmeli…Rick Riordan, cok satan Olimpos Kahramanlari serisinin sonkitabinda, melezlerin hafizalara ka
By Veronica Roth
Beatrice Prior'ın Chicago'sunda toplum, her biri belli bir erdemi yaşatmaya adanmış beş topluluğa bölünmüş durumda. Dürüstlük, Fedakarlık, Cesurluk, Dostluk ve Bilgelik.Her yıl, belli bir günde bütün on altı yaşındakiler, hayatlarının geri kalanında birlikte yaşayacakları grubu seçmek zorunda.Beatrice, hem ailesiyle kalmak, hem de kendi benliğini bulmak istiyor ama ikisini birden seçemez.Bu nedenle kendisi dahil, herkesi şaşırtan bir seçim yapıyor.Genç yazar Veronica Roth heyecanlı seçimler, kalp kıran ihanetler, kan donduran sonuçlar ve beklenmedik aşklarla dolu karanlık bir geleceği anlatan gerilim serisinin ilk kitabıyla edebiyat sahnesine çıkıyor.
By Cassandra Clare
New York Times çoksatarı "Ölümcül Oyuncaklar" serisi devam ediyor.Tabii Jace, Clary ve Simon'ın başındaki tehlikeler de…Jace'le Clary yeniden karşılaştığında, Clary korkunç gerçekle yüzleşti. İblis Lilith'in büyüsü altındaki Jace, kötülüğün hizmetkarı olmuştu.Gölge Avcıları şimdi ne yapacaktı?Kaybedilen geri istenebilir miydi?Aşk için ödenecek bedel, ne olabilirdi?Günah ve kurtuluş işbirliği yaptığında, kime güvenmek gerekirdi?
By Harper Lee
1961 Pulitzer Edebiyat Ödülü"İstediğin kadar saksağan vur vurabilirsen, ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır."Tüm zamanların en sevilen hikayelerinden biri olan, kırktan fazla dile çevrilen, Oscar ödüllü bir sinema filmi için temel oluşturan ve yirminci yüzyılın en iyi romanlardan biri seçilen Pulitzer ödüllü Bülbülü Öldürmek, Amerika'nın acımasız bir önyargı ile zehirlenmiş güneyinde geçen, sürükleyici, yürek burkan ve dikkat çekici bir büyüme hikayesi. Büyüleyici güzellikler ve vahşi eşitsizlikler dünyasında haksız yere korkunç bir suçla suçlanan bir "zenci"yi savunmak için her şeyi riske atan bir adamın hikayesi çocuk kahramanın gözünden anlatılıyor.Şefkat dolu, dramatik ve düşündürücü Bülbülü Öldürmek okurları insan doğasının köklerine; masumiyet ve deneyime, nezaket ve zulme, sevgi ve nefrete, mizah ve pathosa götürüyor. Harper Lee'nin her zaman basit bir aşk hikayesi olarak gördüğü romanı bugün Amerikan edebiyatının bir şaheseri olarak kabul ediliyor."Lee estetiğin arkasına sığınmayı reddediyor. Kalemi öyle güzel, güçlü, ölçülü ki zor konuları doğrudan ele almak zorunda olmamasına rağmen Bülbülü Öldürmek'te tam olarak bunu yapmış."-Chimamanda Ngozi Adichie"Yaşama sevinciyle dolu, dokunaklı ve nadiren rastlayacağınız türden bir roman."-Truman Capote