Empfehlungen basierend auf "Sirin Kapalicarsida"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

von Zülfü Livaneli

Merhamet zulmün merhemi olamaz!İstanbul'un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin'in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin'e gider. Onun, önce sevdaya sonra ölüme yazılmış, Mardin'de başlayıp Amerika'da sona ermiş hayatını araştırmaya koyulur. Böylece adeta bir girdabın içine çekilir, tutkuyla ve hırsla gizemli bir kadının peşine düşer.Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz. Ortadoğu'nun adeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz'ın ve kelamın çocuklarının hikayesi... Livaneli okuru, sevda ile acının iç içe geçtiği bir Ortadoğu gerçeğiyle buluşturuyor.

von Khaled Hosseini

Kitapları Dünyada 38 Milyondan, Türkiye'de1 Milyondan Fazla Satan Khaled Hosseini'den Yine Çok Satacak Bir Roman!..VE DAĞLAR YANKILANDI; Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş ile dünya çapında sevilen bir yazar olan Khaled Hosseini'nin yazarlığında bir dönüm noktası.Gece vakti, çölü bir el arabasını çekerek geçen bir baba. Arabanın içinde annesiz iki çocuk; iki kardeş; biri kız, biri erkek. Küçük Peri için ağabeyi Abdullah, ağabeyden çok öte. On yaşındaki Abdullah'a sorsanız Peri, her şey demek. Köylerinden Kabil'e varmak için çıktıkları yolculuğun sonunda aileyi yürek parçalayıcı bir son bekliyor. Fakat aslında bu bir son değil... Kardeşlerin başlarına gelenler -yakın ya da uzak- ilişki kurdukları tüm insanların hayatlarında nesiller boyu yankılanacak...Hayat farklı aileleri sevgi ve fedakarlık, ihanet ve sadakat gibi ortak duygularla sınarken, karakterlerin başlarına gelenler ve yaptıkları seçimler, kitabın her biri ayrı bir renk ve lezzet taşıyan katmanlarını oluşturuyor. Afganistan'ın küçük bir köyünde doğan ve okuru Kabil'den Paris'e, San Francisco'dan Tinos adasına taşıyan bu öykü, her sayfada renklenip güçleniyor.Ve Dağlar Yankılandı, bizi biz yapan değerler üzerine düşündüren, ustalıkla yazıldığını her bölümde yeniden kanıtlayan, büyüleyici bir roman. Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş ile dünya çapında sevilen bir yazar olan Khaled Hosseini'nin yazarlığında bir dönüm noktası.

von Şermin Yaşar

Hayat ne biriktirir bizim için?Kırık dökük aşklar, yaşanmamışlıklar, olmamışlıklar, bir çocukluk anısına teğellenmiş hüzünler, aşkın sonsuz bekleyişleri, ayrılıklar, kentler, köyler, yollar, rüzgarlar, gündoğumları, biraz keder, biraz da neşeyle çatılmış evler. Hayat bizim için saklamaya hazır olduklarımızı, bize yakışanları, ihtiyacımız olanları ve bizi büyütecekleri, bizi biz edecekleri biriktirir.Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu gidenler için bir ağıt, kalanlar içinse bir şiir, biriktirilmiş insan öyküleri.Şermin Yaşar, Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu'nda o çok özlediğimiz "insan"a bütün görkemiyle geri döndürüyor bizi. Hazırlayın yüzünüzü. Gülüşünüzün yanına biraz da keder koyun, okurken biraz ondan alacaksınız, biraz bundan. Kıtlama çay içer gibi...

von Basak Baysalli

Paperback. 13,50 / 21,50 cm. In Turkish. 112 p. Edited by Murat Çelik Cover design by Emir Tali Fresko Apartmani, Kuzguncuk'ta, birbirlerini hafizalariyla var eden, birbirlerinin hayatlarina siginan Kirkor'un, Rüya'nin, Eleni'nin, Ani'nin, Nadia'nin, Ali Turhan'in, Bora'nin ve Ismail'in kavusma alani. Napoli'den Istanbul'a gelen Defne'nin araladigi tozlu tahta bavul Matilda'nin bahçesine, kimsenin bilmedigi kirik bir ask hikâyesine, bu aska duyulan saygiya, 6-7 Eylül olaylarina ve yurdundan kovulan Rumlara açiliyor. Basak Baysalli, Fresko Apartmani'nin dairelerinde gezinirken kapilari hiç kapatmadigi gibi her hikâyeyi birbirine titizlikle ilistiriyor. Herkesi herkesle dost kilan ortak bir acinin kimligini tutusturuyor elimize. Adim adim çözülen bir sirrin, unutusun ve hatirlayisin öyküleri! Zor gibi görünür, ama kolaydir Hristo teyeli. Tamam, uzaktan bakildiginda kazayagini andiriyor olabilir, ama yine de Hristo bunun adi, öyle ögrendim ben. Eleni'den… "Ip, kumasa zit bir renkte olmali ki teyel kaybolup gitmesin," derdi. Ne geldiyse basimiza bu zitliklardan gelmedi mi zaten? Her sey Eleni'nin hafizasinda yitip gitti. Kumastaki teyeli kaybetmisim, çok mu?

von Julia Sena Yamanoğlu

nancınız için neleri terk edebilirsiniz? Nelerden vazgeçebilir ve neleri ardınızda bırakabilirsiniz? " nsan, ardında bırakabildikleri, terk edebildikleri kadardır." derler ya hani... şte tam da öyle bir hikaye bu.Siz şimdi bir romanın içerisinde bir hayatı, küçük bir kız çocuğunun hayallerini, belki de kendini arayışını okuyacaksınız.Bu bir yol hikayesi, yolculuk hikayesi dersem yalan olmaz ama yarım olur.Zira bu roman bir arayışın, bir buluşun, hatta bir oluşun hikayesi. Julia ile başlayan, Sena ile biten bir yolculuğun hikayesi..

von Nurullah Genc

Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 144 p. Edited by Kadir Güven Cover design by Esra Gevrek Nurullah Genç'in hayata armagan ettigi kelimeler, siirin en güzel duraklarina götürüyor okuru yeniden. Kartallar uçar mi bir harâbeden Köprülerden benim yârim geçer mi Sen neden bu kadar güzelsin, bilmem Tasirsin yeryüzüne ebedî tohumlari Ben ise kuruyacak bir suyun mahkûmuyum Avuçlayip öpüyorum kumlari Bir karadelikten bakarken hayat Meydan okuyanlar kim bu seraba Söyle bana hindiba

von Ahmet Şimşiroğlu

Pasa! Pasa! Sen bu Devlet-i Aliyye'yi henuz tanimamissin. Allah askina suna inan. Bu devlet oyle bir devlettir ki eger isterse o donanmanin butun demirlerini gumusten, halatlarini ibrisimden ve yelkenlerini atlastan yapmakta asla gucluk cekmez. Hangi geminin gerekli alet ve yelkenini yetistiremezsem gel bu minval uzere benden iste.Sokollu Mehmed PasaTarih programlari, konferanslari ve eserlerindeki kendine has anlatim tarzi, uslubu ve farkli bakis acilari ile Osmanli Tarihi'ni herkese sevdiren Prof. Dr. Ahmet Simsirgil, KAYI serisinin besinci kitabi KAYI V: Kudret ve Azamet Yillari ile Osmanli Imparatorlugu yazmaya devam ediyor. Elinizdeki eser, Kanuni Sultan Suleyman devrinin kapanmasi ile baslamakta; II. Selim, III. Murad, III. Mehmed'le devam ederek Sultan I. Ahmed devriyle nihayete ermektedir. Calismada oncelikle Osmanli Devleti'nde asirlardir devam eden siyasi gelenegin buyuk degisimine sahitlik edeceksiniz. Kanuni doneminde Enderun'da yetiserek devletin butun kademelerinde gorev

von İsmail Güzelsoy

Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 296 p. Hikayemiz namusumuzdur… Gölgen hep yanimda olacak... Herkesin gizli bir sarkisi vardir, ömrünce içinde tasir, bazen öyle derine gömer ki zamanla kendi de unutur onu. Ta ki ayni sarkiyla sarhos olan biriyle rastlasana kadar. Biz ayni sarkiyla kederlenmis, aglamisiz bir zaman. Sana o yüzden inandim. Biliyorum, baska bir zamanda söylenmis  –söylenecek ya da söylenmekte olan– sarkiyla, birbirini tanimadan birlikte dans eden insanlariz. Yüzünü göremiyorum, gözlerim gözlerine degmeden konusuyorum, bunu hiç sevmiyorum ama buraya kadar ulastigina göre iyi biri olmalisin. Neden seninle hikâyemi paylasmam gerektigini bilmiyorum ama istedigini yapacak, hatirlayabildigim her seyi anlatacagim simdi.  Anlamak için acele etme. Bazi seyleri anlamadan da severiz ya. Insanlari mesela... Ask baska ne ki? Istanbul semalarinda iki minare arasina gerilmis ipte yürüyen bir çocuk ve bir maymun... Iki can dostu... Oradan sehri seyrediyorlar... Aski, günahi, ölümü boynuna kolye gibi asmis Istanbul'u... Sehrin hikayesi bir zaman sonra onlarin hikâyesi olacak çünkü...  Edebiyatimizin en güçlü seslerinden olan Ismail Güzelsoy Gölge ile yazarlik serüveninde doruga ulasiyor... Ask var bu romanda. Sefkat var. Ölümsüzlük pesinde gizemli bir cemiyet. Rüyalarin dilini çözmeye çalisan insanlar. Ve ölümün bile sona erdiremedigi bir dostluk...

von Ahmet Altan

"Güneşimizle aramızda kara kedi gibi duran o Gökcisim, bir gün çekip gidecekti elbette. Belki çok yakındı çözüm. Kapıdaydı. O an gelene kadar bize düşen, sanki güneş gökte parlıyormuşçasına yaşamayı sürdürmekti. Hayata tutunmaktı." Yakın gelecekte, yeryüzünde bir ülke. Tiran ölmüş ve oğlu başa geçmiştir. Ülke, din ulemaları ve polisler ordusundan oluşan bir demir yumrukla yönetilmektedir. Katı yasalarla sınıflara ayrılan halksa, yoğun denetim ve gözetim altında yaşamaktadır. Güneşse, kimselerin nasıl, neden olduğunu hatırlamadığı bir dönemden bu yana, "Gökcisim" denilen dev bir kütlenin ardındadır. Her yer buz tutmuş, yaşam sevinci tüm canlılardan el ayak çekmiştir. Gelgelelim yıpratıcı uykusuzluğuna çare arayan bilim kadını Yuna, geçmişine, kaderine ve en önemlisi de, bir kadın olarak tutkularına sahip çıkarak, beklenmedik bir şekilde gerçekleri sorgulamaya başlar. Topluma dayatılan kuralların, değişmez varsayılan yasaların, sonu gelmez sansürün mutlak olmadığını fark eden Yuna, sorumluluğunu üstlenip, deyim yerindeyse, güneşe açılan kapıyı aralamayı göze alacaktır. Geçmişle hesaplaşmalar, düzenle çatışan tutkular ve insanı dönüştüren aşklar. Ayşe Kulin, okurlarını sarsıcı bir gelecek hayal etmeye davet ettiği Tutsak Güneş'te, genç bir kadının unutulmaz uyanış hikayesini anlatıyor.