Empfehlungen basierend auf "Savasmaktan Vazgectigin An Kaybedersin Cesaretli Yasam Felsefesi"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

von Zülfü Livaneli

Merhamet zulmün merhemi olamaz!İstanbul'un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin'in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin'e gider. Onun, önce sevdaya sonra ölüme yazılmış, Mardin'de başlayıp Amerika'da sona ermiş hayatını araştırmaya koyulur. Böylece adeta bir girdabın içine çekilir, tutkuyla ve hırsla gizemli bir kadının peşine düşer.Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz. Ortadoğu'nun adeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz'ın ve kelamın çocuklarının hikayesi... Livaneli okuru, sevda ile acının iç içe geçtiği bir Ortadoğu gerçeğiyle buluşturuyor.

von Ahmet Bulut

Kur’an;Hayatimiz…Hayat kaynagimiz…Yasam kilavuzumuz…Said Nursi’nin tarifiyle Rabbimizi bize anlatan en büyük delillerden biridir Kur’an… Onu okuyarak insanligin en büyük problemi olan, “Nereden geliyorsun?”, “Nereye gidiyorsun?”, “Ne için yasiyorsun?” sorularina cevap buluruz. Ondan uzaklastigimizda ise insaniyetimizin ne büyük felaketler içinde kivrandigini gÖrürüz.Kâinatin Yaraticisi hayatimizi nasil yasayacagimizi tarif eder Kur’an’da. Onu okumamizi, anlamamizi ister…Kur’an’la Yasamak, Kur’an’i niçin, nasil ve ne zaman okumaliyiz sorularina cevap ararken Kur’an’in cazibesine kapilan insanlardan Örnekler vererek okura yol gÖsteriyor.Öyleyse gelin kendi ebedi hayatimiz için ‘Kur’an Okuyalim’; Rabbimizi tanimak, O’nun bizi ne kadar çok sevdigini idrak etmek için… (Tanitim Bülteninden)

von Erol Mutercimler

"Trk askerinin sava ve dv hususunda sahip bulunduu niteliin nceden fark edilmemi olmas, ngilizler iin felaket olmutur... Trk askerinin ne yaman muharip olduunu ngilizler, kendileriyle dvtkten sonra ac tecrbeyle anlamlardr." ngiliz General Aspinall Oglander Bu topraklar, tarihin bandan beri hibir zaman istilaclarn balamamtr. 1915 ylnda da balamad. Ate ve elik yamuru altnda yalnz piyade tfei ve sng... Teknolojiye kar insan bedeni!.. anakkale Sava sadece muharebe alanlarnda len askerlerin deil, idam edilen ilk sivil kii olan Bozcaada mftsnn de yksdr... Gelibolu kara muharebeleri, yalnzca st rtbeli subaylarn deil, kk rtbeli askerlerin de savadr. 19.Tmen komutan Yarbay Mustafa Kemal ve muhteem 57.Alay ile komutan Albay Avni, olaanst 27.Alay ile komutan Yarbay Mehmet efik, 36. Alay ile komutan Yarbay Cemil, Seddlbahir'in yaral aslan Binba Mahmut Sabri, Edirne srtnda Temen Mucip, Binba Halis, Kumkale'de Temen Halit, ehit Yedeksubay Ethem, Ezineli Yahya avu, Bigal Mehmet avu gibi dmanlarn bile kendisine hayran brakan binlerce kahramann nnde saygyla eiliyoruz.

von M. Fethullah Gulen

Yusuf sûresinde sadece Hazreti Yusuf’un başına gelen olaylar anlatılmıyor. Sûrenin tamamı dikkatlice incelendiğinde de görüleceği üzere, satır aralarında pek çok önemli konuya temas ediliyor. Sûrede mucizelerden kerametlere, rüya hakikatinden çok ağır imtihanlara, hapishane hayatından her yerde ve her şartta tebliğ ve irşat vazifesinin eda edilmesine, masumiyetin geç de olsa ortaya çıkmasından sadakatle elde edilen yüksek payelere, çekilen çetin ve altından kalkılması zor çilelerden, çilelerin sonunda erişilen refah ve mutluluğa, yönetim tekniklerinden tarımla alâkalı reformlara, tebliğ yollarının inceliklerinden yabancı bir beldeye entegrasyon çalışmalarına, ülke ekonomisinin gelişmesiyle ilgili bazı esaslardan mutluluğun zirvesindeyken bile Allah’a kavuşmayı arzulamaya kadar pek çok konu zikrediliyor.

von Colleen Hoover

Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 368 p. New York Times'in çok satan yazari Colleen Hoover yürekleri sizlatan yeni bir ask hikayesiyle geri dönüyor. Tate Collins havayolu pilotu Miles Archer'la tanistiginda, bunun ilk görüste ask oldugunu düsünmez. Birbirlerini arkadas olarak görecek kadar bile iletisim kurmazlar. Tate ve Miles'in tek ortak noktasi birbirlerine karsi inkar edilemez bir çekim hissetmeleridir. Tutkularini açikça ortaya koyduklarinda, kusursuz bir planlari oldugunu anlarlar. Genç adam ask pesinde degildir, genç kadinin ise aska ayiracak vakti yoktur, geriye sadece seks kalir. Tate, Miles'in ona sundugu iki kurala uydugu sürece anlasmalari sasirtici bir sekilde sorunsuz olacaktir. Asla geçmisim hakkinda soru sorma. Bir gelecek bekleme. Idare edebileceklerini düsünürler, ama çok geçmeden bunun hiç de kolay olmadigini anlarlar. Kalplere siziliyor.Sözler bozuluyor.Kurallar çigneniyor.Ask çirkinlesiyor.

von Nuriye Çeleğen

"Üzüntüye uğrayan beni hatırlasın!" buyurmuştu Babam. Üzüntüde Muhammedi (asm) sır vardı. İnsana en çok üzüntü anında uzanırdı Muhammed'in (asm) eli.Babamın parçasıyım.Hayatımın hepsine vuran üzüntü beni onunla bağlamış. Acının bağı kopmaz. Babamla bağım onun için anlaşılmaz.Ben Fatıma.Elim, onun tuttuğu el.Benim elim Allah Resulü'nün eli.Benim elim Babam Muhammed'in (asm) elinden tutma vesilesi.Elimden tutan ondan tutar.Elimde tüm esmanın sırrı var.Babam elleriyle koydu ellerime velayeti.Yüz yirmi dört milyon evliya elimde saklı. Onun için elim kerametli, elim bahtlı.Gidiyorum, Babam Hz. Muhammed'e (asm).Elim üstünüzde.Aşk, "Mim!" dedi.Tüm varlık aşkla "Mim"lendi.Esmanın bilinme seyri "Kenz-i Aşk"a yüklendi."Kenz-i Aşk", Alemlerin Efendisi olarak yaratılan Hz. Muhammed'i (asm) anlatma gayesiyle kaleme alınmış bir dizi. Her kitapta Fahr-i Kainat Efendimizin (asm) en yakınlarından birinin diliyle aşk hazinesinin kapısı aralanmaya çalışılıyor.Babam Hazreti Muhammed (asm), Peygamberimizin "benim parçamdır" dediği, risalet denizinin velayet nehriyle buluşmasının kendisinde vücut bulduğu Hz. Fatıma (ra) annemizin dilinden akıyor. Nuriye Çeleğen'in incelikli kaleminden.

von Sibel Eraslan

Ben Aise...Gozleriyim geceyle gunduzun...Onlar ki birbiri ardindan gelerek dizildiler sirete...Ben Aise...Sahidiyim vahyin...Ta-Ha ve Yasin'in... Beni sevdi Resul (asm), bende kendisini gordu.Benim sevgim ona su, benim sevgim ona ayna oldu...O benim yurdumdu, ben onun topragindanim...Ben onun vuslatiyim, o benim silam. Hazreti Aise... Hz. Ebubekir'in, seckin bir soyun ince terbiyesiyle yetismis kizi. Peygamberimizin (asm) "Seni kordugum gibi seviyorum" dedigi kadin... Sahih kaynaklarin isiginda Hazreti Aise'nin hayati, cocuklugu, Resulullah(asm) ile evliligi, Hazreti Peygamberin vefatindan sonra yasadiklari, Sibel Eraslan'in ask dolu kaleminden suzuluyor. (Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 344Baski Yili: 2016Dili: TurkceYayinevi: Timas Yayinlari

von Cyril Gely

10 Aralık 1946'da Stockholm'deki Grand Hotel'de Otto Hahn, Kimya alanında layık görüldüğü Nobel Ödülü'nü almak üzere bekliyor. Törene sadece birkaç saat kalmış. Ve o sırada Lise Meitner beliriyor süitinde: Otuz yılı aşkın bir süredir birlikte çalıştığı eski dostu, meslektaşı, tecrübeli bir bilim insanı.Fakat Lise, Otto'yu tebrik etmek için orada bulunmuyor. Onun meselesi geçmiş ve dolayısıyla gelecek. Lise sadece hesaplaşmak istiyor. Ömrünü adadığı işin hayattaki karşılığıyla yüzleşmek. Kapalı kapılar ardında, bir otel odasında olup bitiyor her şey. Karlı ve soğuk bir günde. Cyril Gely, tiyatrodan gelen ustalığını diyaloglar üzerinden akan bu hikayede konuşturuyor: Tarihle, vicdanla, insanlıkla boğuşan iki bilim insanının gerçeğiyle yüzleşiyor."Cyril Gely, tarihin gölgesinde kalmış olanı açığa çıkarmayı seviyor. Ödül'de, kibirden sağduyuya, gururdan ihanete, gafletten fırsatçı körlüğe kadar insana dair tüm belirsizlikleri ustalıkla gözler önüne seriyor." - Sophie Creuz, L'echo"Keder ve sevgi arasında gidip gelen diyaloglar ve dokunuşlarla, yazar birbirine rakip iki arkadaş arasındaki muğlak ilişkiyi resmediyor. Turner resimleriyle dekore edilmiş bir otel odasında tarih yeniden yazılıyor. Ödül, sımsıkı kapalı bir kapının ardında iki kahramanın arasında geçen diyaloglar üzerinden her şeyin açığa çıktığı bir roman olarak karşımızda." - Manon Bitticelli, franceinfo:culture"İnsana dair etkileyici analizler eşliğinde keşiflerin sonuçları üzerine kaleme alınmışbilim dünyasına dair mükemmel bir roman. Cyril Gely, araştırmacıların kapalıdünyasında kadının yerini, tanınmamaktan kaynaklı acıyı ve başarı için verilen savaşıustalıkla kaleme almış."-Fnac

von Zülfü Livaneli

Zülfü Livaneli kırk dört yıllık dostluğun penceresinden Yaşar Kemal'i anlatıyor."Yaşar Kemal'in çevresinde esen, sanki kişiliğinin ve bedeninin ayrılmaz parçası olan, gittiği her yere, girdiği her mekana, sanki onunla doğmuş gibi farkında olmadan taşıdığı bir rüzgar vardı. İster yabancı ister bizden, ister köylü ister kentli, ister kadın ister erkek, herkesi etkisi altına alan bir rüzgardı bu. Unutulmaz roman kahramanlarından Yel Veli gibi sürekli koşarak ölümden kaçmak istediği için oluşmuyordu bu rüzgar. Koca gövdesiyle onu da, yanındakileri de bazen lodos gibi sersemletiyor, bazen garbi yeli gibi ferahlatıyor, bazen şiddetlenip çevresinde ne varsa önüne katıp sürüklüyordu."Zülfü Livaneli kırk dört yıllık dostluğun penceresinden Yaşar Kemal'i anlatıyor. Edebiyat sohbetleri, türküler, anılar birbirini kovalarken Yaşar Kemal'in edebi kişiliği ile siyasi duruşu da ayrıntılı bir şekilde yer alıyor bu kitapta.

von Nazan Bekiroğlu

Original bdg. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 536 p. Nazan Bekiroglu'ndan Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-Istanbul hattinda geçen muhtesem bir roman. Balkan Savasi döneminde baslayip I. Dünya Savasi'na uzanan bir öykü… Trabzon'dan ve Tebriz'den dogup birbirlerine dogru yol alan iki hayat; önce deli akan sonra durgunlasan iki irmak… Aslinda çok irmak… Tebriz'in en büyük, en asil hali tüccarinin deli fisek oglu Settarhan ve Trabzonlu inci tanesi Zehra… Atesin bakisli atesin duruslu; irmagini kendi bildigince alev ates akitmayi seçen bir genç kiz Azam... Adi ne ask ne de dostluk olan bir duyguyla Settarhan'in irmagina dolanan Batumlu kitapçi Sophia... Aciyla yogrulan, yogruldukça durulasan, kendi varliklarini sevdiklerinin varliginda eriten Büyükhanim ve Hacibey… Ve hep kendi içine dogru akan, kendi irmagini gencecik yasta milleti için kurutan, Trabzon'un "kirik kafiyesi" Ismail, ah Ismail… Iki büyük savasin savurup yeniden sekillendirdigi hayatlar, muhaceret, mücadele, kader, farkli inançlarin aktigi ortak zemin, üç ülke ve üç sevda Nazan Bekiroglu'nun mürekkebi ask olan kaleminde bulustu. Nar Agaci hayal kadar zengin, roman kadar güzel, tarih kadar gerçek bir hikâye… Incelikle islenmis karakterleri, son derece zengin detaylari ve dönemi anlatmadaki maharetiyle okuyani çarpacak ve yillarca unutulmayacak bir kitap...