Empfehlungen basierend auf "Profesör Kantin En Cilgin Günü"
Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.
von Elif Şafak
İlk baskısı Doğan Kitap tarafından 2013 Aralık ayında yapılan kitap, Türkçeye "Omca A. Korugan" tafından çevilmiştir. Kapak tasarımı "Uğurcan Ataoğlu", Kapak grafik tasarımı "Handan Tepe", Dijital illustrasyon "Onur Aynagöz" bölüm illustrasyonu "Yiğit Karagöz" tarafından hazırlanmıştır.Yolu İstanbul'a düşen bir fil bakıcısı olan Cihan, burada Mimar Sinan ile tanışır ve büyük mimarın çırağı olur. Mimar Sinan; Cihan ve fili Çota ile birlikte tarihin en muhteşem mimari eserini ortaya koyarlar.Tarih, dostluk, entrika ve kıskançlık temalarının işlendiği kitap kısa zamanda Türkiye'de ve Dünya çapında büyük ilgi görmüştür.
von Vladimir Bartol
Yillarin eskitemedigi muhtesem kitap ALAMUT artik Koridor Yayincilikta. Hasan Sabbah'in, Alamut Kalesinin, fedailerin ve cennet bahcelerinin hikayesi. Bir tarafta Hasan Sabbah'in yeryuzu cennetiyle yeni tanisan guzel koleler, diger tarafta onun en guvenilir savascilari olan fedailer. Sabbah'in yarattigi cennetin icinde gozleri acildiginda hepsinin hayati hic umulmadik bir sekilde degisir. Hikaye 11. yuzyil Iraninda, kendini peygamber ilan eden Hasan Sabbah'in, secilmis bir grup insani intihar suikastcisina donusturerek bolgede hakimiyet kurmak icin cilginca ve ayni zamanda zekice bir plan tasarladigi Alamut Kalesinde gecmektedir. Guzel kadinlarin, yemyesil bahcelerin, sarap ve hashasin goz boyadigi sanal bir cennet yaratan Sabbah, genc savascilarini emirlerine uyduklari takdirde bu cennete gidebileceklerine inandirir. Kendilerini onun yoluna adayan, olmeyi de oldurmeyi de goze almis olan bu kucuk orduyla hukumdar sinifina gozdagi verebilecegini dusunur. Sabbah kendi deyimiyle insanlari
von Lev Nikolayevic Tolstoy
Tolstoy’un “mürekkep hokkasının içine vücudundan etler bırakarak” yazdığını söylediği ölümsüz romanı Anna Karenina… Roman sanatına dair ders niteliğindeki işlenişi, içerdiği zenginlik, estetik değerinin yüksekliği ile güzelliğin simgesi Anna Karenina… Okumuş olmayla olmamanın yaşama bakışı doğrudan etkilediği, okurun, “sayfaların içine ruhumdan kabuklar bıraktım” diyeceği romanlardan Anna Karenina… Doğa, toplum, insan tasvirleriyle Tolstoy’un dehasının incelikli bir örneği olan roman, gücünü, insanın temel sorularından alır: İnsan ne için yaşar? İyi, kitapta okunacak kadar yüzeyde mi, hisle bulunacak kadar derinde midir? İkiyüzlü bir toplumda erdem nerededir? Sadakati belirleyen nedir? Mutlu olmak mümkün müdür? Aşk, ele geçirdiği varlığa göre mi biçim alır, yoksa aşkın o varlığı değiştiren bir gücü mü vardır? Tolstoy’un ana karakterleriyle birlikte dünyanın her köşesinden milyonlarca okur, yüz kırk yıldır benzer sorular sorarak, benzer arayışlara kapıldı. Siz de kapılacaksınız. Sormayacağınız tek soru, “aşk buna değer mi” olacak. Çünkü Tolstoy’un ruhunuzun derin sularına attığı bu taşla yükselen kumlar, size cevabı çoktan fısıldamış olacak. Onun, tüm karakterlerini anlamamızı sağlayan o bilge ışığıyla; haklı ve haksız’ı, iyi ve kötü’yü, doğru ve yanlış’ı siz de tekrar düşüneceksiniz. Yordam Edebiyat bu büyük eseri, Rusça çevirinin duayeni Hasan Âli Ediz’in Türkçesiyle sunmaktan gurur duyuyor. Beklentisi yüksek okurlar için…
von Server Tanilli
Ilkcag insanligin sinifsiz toplumdan sinifli toplum donemine gectikten sonraki ilk ve en uzun cagi. Binlerce yili kapsiyor. Aslinda dayanilmaz acilarla dolu bir cag; sinifli toplumlarin en korkunc bicimi, kolelik var cunku. Henuz butun insanlarin insan olarak da taninmadigi yuzyillar. Ama insanoglu, yazi da icinde olmak uzere, edebiyattan sanata, bilimden felsefeye degin, aklin ve beynin ilk buyuk fetihlerini de bu cagda yapmis: onlerinde bugun de hayranlik duyup saygiyla egildigimiz fetihler bunlar. Ilkcag onemli. oylesine onemli ki onu gormeden ve tanimadan caglari anlamak butunuyle olanaksiz. Bu kitap onun oykusu iste...(Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 552Baski Yili: 2015Dili: TurkceYayinevi: Is Bankasi Kultur Yayinlari
von Sunay Akin
Sunay Akin, bu kez Bir Cift Ayakkabi'yla cikiyor insanlik tarihinin bilinmeyen tozlu yollarindaki macerasina.Bir Cift Ayakkabi kimi zaman boya sandiklarindaki hayat agaci imgesine donusuyor, kimi zaman koskoca bir padisahin imdadina yetisiyor. Ay'in, sinemanin, sanatin, askin, savasin, vd. tarihine isik tutuyor.Muhtac olmasin diye, evden kacan karisinin ayakkabisinin icine para koyan terk edilmis koca kimdir? Van Gogh'un tablosunda ters cevirdigi ayakkabinin sirri…Abdulaziz Istanbul'u dunyaya nasil gezdirdi? Hayat agaci'nin boyaci sandiklarindaki sureti… Kiz Kulesi, pabuclarini nereye dusurdu? Galata Koprusu'nden gecen en buyuk ayaklara nasil ayakkabi bulundu? Dunya'nin giris kapisinda kimlerin ayakkabilari duruyor?Kivrak hareketlerle oynatiyor kalemini Sunay Akin ve izini surdugu hikiyelerin her bir parcasini ustalikla yerlerine yerlestiriyor.Sayfa Sayisi: 192Baski Yili: 2016Dili: TurkceYayinevi: Is Bankasi Kultur Yayinlari
von Suat Dervis
Atilla Dorsay'in onsozuyle...Bir gece kadinina, bir karanlik kizina bundan daha guzel ve onu daha iyi vasiflandiran bir sifat bulmaya imkin mi vardi! Guzelligi kadar, ismi de kaldirimlarda meshurdu.Guzelligi dillere destan, yeri geldiginde mangalda kul birakmayan, gokyuzundeki yildizlardan dustugune inanacak kadar saf bir fahise Fosforlu. Istanbul'un her sokagini, karakollarini bilen Cevriye'nin karsisina hic tanimadigi bir adam cikar. Hayatinda kimse Cevriye'ye, hastaliginda kendisine bakan, itina eden, ilk kez bir kadin oldugunu hissettiren bu adam gibi davranmamistir. Bu yabanciyi tanimasiyla birlikte Cevriye daha once hic hissetmedigi, hic bilmedigi duygulari tadacak ve sevmeyi, tutsakligi ogrenecektir.Suat Dervis, ilk kez 1968'de yayimlanan Fosforlu Cevriye adli kitabinda, toplumun disina itilmis, "oteki" olarak konumlandirilan bir fahisenin hayatini anlatiyor. Toplumun farkli siniflarindan karakterlere yer verdigi, sade bir dille yazdigi ve insan sevgisini temel aldigi bu romaniy
von Khaled Hosseini
Emir ve Hasan, Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkarının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur.Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California'ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan'ın hatırasından kopamaz.Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakarlıkları ve yalanları... Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.Uçurtma Avcısı'nda anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü...
von Iclal Aydin
İNSAN BİR HİKAYEYE KENDİNİ KAPTIRDIĞINDA, BİR BAKIYOR Kİ KARŞISINDAKİNİ ANLAMAYA BAŞLAMIŞ."Nedenini bilmeden peşine düştüğümüz duyguların, izini sürdüğümüz tutkuların, hapishanemiz olan korkuların bize bizden önceki nesilden kaldığına kanaat getirdim. Unutmamak, hatırlamak, birbirini tamamlamak için aslında." Diken kelebeklerinin göçü altı nesil sürüyorsa ve nesiller birbirinde devam ediyorsa, dağın bu yanıyla öbür yanını, denizin bu ucuyla öteki ucunu, bir kıtanın başlangıcıyla bitimini aynı anda görebilen hangi nesildir? Kapalı bir kapının iki tarafında iki insan duruyor. Rüçhan ve Nesrin. Türkan ve Mine. Kartal ve Somer. Peki, bir sonraki nesilden Defne ve Somer'in öteki kızı Kiraz kendi aralarındaki kapıyı aralarsa, diğer kapalı kapılara ne olur? Dün, bugün ve yarın, bir neslin yolunda kesiştiğinde hikayeler nasıl değişir? Belki de, Kiraz'ın Defne'ye söylediği gibi bir aynaya tutulur bütün hikayeler: "Büyürken, genç kız olurken fark ettim ki, benim annem de sen ve senin annen için öteki kadın. Annelerimize yaşatılan reddedilişin iki ucuyduk seninle. Rüçhan Hanım'ın ölüme giderken hüzünle baktığı bir aynayız biz. Birimiz aynanın sırrı, diğerimiz camıyız." Üç kız kardeş Türkan, Dönüş ve Derya'nın hikayesi, Ayvalık'ta kaldığı yerden, bağımsız kurgusu ve tanıdık karakterleriyle devam ediyor.
von Julia Sena Yamanoğlu
nancınız için neleri terk edebilirsiniz? Nelerden vazgeçebilir ve neleri ardınızda bırakabilirsiniz? " nsan, ardında bırakabildikleri, terk edebildikleri kadardır." derler ya hani... şte tam da öyle bir hikaye bu.Siz şimdi bir romanın içerisinde bir hayatı, küçük bir kız çocuğunun hayallerini, belki de kendini arayışını okuyacaksınız.Bu bir yol hikayesi, yolculuk hikayesi dersem yalan olmaz ama yarım olur.Zira bu roman bir arayışın, bir buluşun, hatta bir oluşun hikayesi. Julia ile başlayan, Sena ile biten bir yolculuğun hikayesi..
von Murat Tavli
Benim de hatalarım vardır elbet. Elbet ben de kırmışımdır kalp, ben de yerli yersiz cümlelere esir olmuşumdur.Bazen harika cümleler kuramasam da iliklerime kadar hissetmişimdir. Korktuğumdan değil, kaybederim diye susmuşumdur. Güneş doğduğunda her şeyin harika olacağına inanmış, güneş batarken boş yere umutlanmışım diye hayıflanmışımdır. Hedefler koymuşumdur kendime, kimine ulaşmış, kimini bertaraf etmiş, kiminin yollarında da yerle yeksan olmuşumdur. Umutlarımı filizlendirmişimdir, kaldırımın arasından güneşe selam eden çimenler gibi garip diyarlarda. Ama hiçbir zaman kötü olamamış, kötü olmaya ant içsem de tuz buz etmişimdir yüreğimi.Bu satırlar iyiliğe sarılıp kötülerin dünyasında nefessiz kalanların isyan tohumudur. Ekilen her nefret tohumu da, bilirim, sahibini bulur. Dilerim öyle de olur. Siz! Kötü insanlar! Siz! Yalanları yaşam tarzı sananlar! Unutmayın Allah var!Murat Tavlı ilk kez bir kadının ağzından yazdığı bu romanında, ihanetin yakıcı ateşiyle çok küçük yaşlarda tanışıp, yaşadığı acılarla güçlü bir kadına dönüşen Aslı'nın sarsıcı hikayesini etkileyici bir dille anlatıyor. "Hangi kadın ihaneti unutur?" sorusu daha önce hiç böyle sorulmamıştı.