Empfehlungen basierend auf "Mucize Ciltli"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

von Akilah Azra Kohen

Bedenimin içindeki canı gör, sadece etimi değil.Gözlerimin içindeki hayatı gör, sadece bakışımı değil.Hissettiklerimi gör, sadece tepkilerimi değil.Beni gör.Derinliğimde boğulmadan,Sorularımda kaybolmadan,Korkularında yok olmadan,Gör Beni.Bir fısıltıya koydum kendimi.Kalbine soruyorum yerimi:Başarabilir misin beni görmeyi?Cesaretin yeter mi?Topla cesaretini ve Gör Beni.Birileri bizden fırtına bekliyor,onlara gökkuşağı vermeye hazır mısınız?

von Gabriele Clima

Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 184 p. Original title: Il Bambino Che Faceva Le Fusa Translated by Esma Fethiye Güçlü Illustrated / Photos by Ilaria Campana Bir ev kedisi ile özel bir çocugun sira disi arkadasligi… Ev kedisi Pepe, insanlari Anne, Baba ve Tato ile birlikte siradan bir kedi hayati yasamaktadir. Oldukça merakli ve hareketli bir kedidir. Günleri komsunun köpegiyle atisarak, güvercinlere söylenerek ve uyuyarak geçer. Pepe'nin hayati, yasadigi binanin dördüncü katina daha önce hiç görmedigi bir çocugun tasinmasiyla degisir. Bu çocuk onun tanidigi diger çocuklardan farklidir. Hiçbir zaman evden disari çikmaz. Penceresinde kilit oldugu için camdan disari bile bakamaz ve zamaninin çogunu resim çizerek geçirir. Pepe, onun eve hapsedildigini düsünür ve çok tuhaf buldugu küçük çocugu yakindan tanimayi ister. Fakat o bir kedidir ve insanlarla nasil iletisim kuracagini bilmez. Yine de yeni arkadasini güldürmenin ve her seyden önce onun kalbini isitmanin bir yolunu bulmalidir.

von Bahadır Yenişehirlioğlu

Sultan Abdülhamid'in dostu, sır kutusu Tahsin Paşa'nın romanı: Hünkarım...Türkiye'de ve dünyada büyük bir ilgiyle takip edilen Payitaht dizisinin Tahsin Paşa'sı Bahadır Yenişehirlioğlu, Tahsin Paşa'nın unutturulmuş hayatını romanlaştırdı.Osmanlı İmparatorluğu ölüm kalım savaşında.İç ve dış mihrakların tek bir amacı var; Ulu Hakan Abdülhamid'i devirmek.Sultan Abdülhamid'in çevresinde güvenebileceği tek bir kişi bile yoktu ta ki Tahsin Paşa'yı bulana kadar.Tahsin Paşa, aşktan ve muhabbetten anlayan, devletine ve Hünkarına sonsuz sadakatle bağlı, iyi bir eğitim ve aile terbiyesinden geçmiş bir devlet adamı.Hünkar'ın Tahsin'e sonsuz güveni ile Tahsin'in Hünkar'ına sonsuz sadakati.Ve herkesi kıskandıran bir sırdaşlık, dostluk, kardeşlik.Osmanlı Bankası baskını, Yıldız suikastı, Siyonistlerin emelleri doğrultusunda kurgulanmış planlar, 31 Mart'a uzanan günler ve bu iki vatanseverin, devletin ve milletin bekası için verdiği destansı mücadele.Ardından gelen bedbaht yıllar: İttihatçıların zaferi, ölüm ve acı dolu isyanlar; sürgün, sevdiklerinin ölümü, yoksulluk, savaşlar, devletin yıkılışı ve yeni Cumhuriyet. Ve bütün bunları derinden yaşayan vakur Tahsin Paşa.Bahadır Yenişehirlioğlu, bu asil yaşam öyküsünü Tahsin Paşa'nın kendi gözünden bugüne aktarıyor. Hünkarım akıcı üslubu ve ustalıklı kurgusuyla Tahsin Paşa'nın özel hayatını ve siyasi mücadelesini tüm çıplaklığıyla okurlara sunuyor.

von Adem Günes

Ne kadar degerli insan gorduysem onlarin cocuga deger verdigini de gordum.Cocuga deger vermek bir lutuf degil, insan olmanin geregidir. Bu gereklilige onem veren ebeveynlerin cocuklari hayatla barisik yasar. Yeri geldiginde coskuyla gulebilen, gerektiginde huzun duyabilen cocuklardir onlar. Gozleri isil isil, 'insan olmanin degerini' duyarak yasamis cocuklar…Ne kadar sorunlu cocuk gorduysem, hepsinin 'cocuk deyip gecilmis' oldugunu da gordum. Cocuk deyip gecmemek icin cocugun kim oldugunu bilmek gerekir.Cocuk kimdir ve nasil yasar? Kisiligi nasil gelisir? Duygulari nasil olusur?Adem Gunes Cocuk Deyip Gecmeyin'de bir cocugun gozunden bakiyor hayata. Her bolumde yeni dusunce ufuklari gelistiriyor. Kimi zaman "Dikkat daginikligi yoktur, o zaten cocugun normal halidir" diyor, kimi zaman "cocuk egitiminin ceza ile olamayacagina" dikkat cekerek yetiskin-cocuk iliskisinin temeli olan "guven" duygusunun altini ciziyor.(Tanitim Bulteninden)Ince Kapak: Sayfa Sayisi: 240Baski Yili: 201

von Seray Şahiner

"Genç, çok genç bir öykücü Seray Şahiner. Sait Faik yaş kemale ermişken bile kendisine "genç hikayeci," diyenlere öfkelenirmiş. Bunda bir "sen daha toysun," tavrı gördüğü için. Seray Şahiner, daha ilk kitabında özel ve biçemsel bir kişilik getiriyor. Bence, genç öykücü değil öykücü olarak sıçrıyor; ilk kitabıyla kim böyle sıçramıştı? Leyla Erbil. "İsyan grameri," demiştim onun getirdiğine. Seray için de doğru bu, yazarın adını kapatın, okuyun, "bu Seray Şahiner öyküsü," dersiniz. Öykülerin odağı, terminali Gelin Başı. Ama daha ilk öyküde (Sorumlu ile Sorunlu) nebüyük/neküçük/neaydınlık/nekaranlık bir dünyaya giriyoruz. Seray Şahiner, kişilerinin ruhundan süzülerek okurun ruhuna giriyor... Acımasız ama hüzünlü olmayı başarıyor... Acı gölün acı öyküsü bu... Bu öyküyü bir erkek yazamazdı. İkinci başarı, yazaranlatı ile benanlatı'yı ustaca evlendirmesinde: Yazar dimdik konuşuyor (Seray Şahiner midir o?), kişiler italik, eğik dünyalarda." HULKİ AKTUNÇ

von Hatice Kübra Tongar

Merhaba anneciğim,Benim, yavrun.'Kim olduğunu zaten biliyorum' deme. Çünkü bence henüz yakından tanışmadık seninle. Beni tanımak için yeterince çaba sarf etmedin bence.Eğer tanışmış olsaydık ağladığımda, inatlaştığımda, korktuğumda, tepki gösterip öfke duyduğumda sana bir şeyler anlatmaya çalıştığımı fark ederdin. Hareketlerime değil, onların altındaki asıl sebebe odaklanırdın. 'Beni üzmek için yapıyor', 'Sırf benimle inatlaşmak için uğraşıyor' diye düşünmezdin o zaman. Her davranışımın altında masum bir ihtiyaç olduğunu hissederdin.İşte artık seninle tanışalım diye, bu kitabı bırakıyorum ellerine.Beni tanıdıkça daha da çok seveceğini, gelişimime destek vereceğini, elimden tutup hayat yolumda birlikte yürüyeceğini biliyorum.Ve yaptığın ya da eksik kaldığın her bir yönünle birlikte, seni çok ama çok seviyorum.

von J. M. Barrie

1904 yılında Londra'da tiyatro sahnelerinde doğan Peter Pan, daha sonra 1911'de Peter Pan'in yayımlanmasıyla birlikte kitap sayfalarına ve ardından beyaz perdeye taşındı. Okurlarını Londra sokaklarından alıp Hiçbiryer'e götüren J. M. Barrie'nin kahramanı, ebedi bir gençlikle özdeşleştirilir. Büyümek istemeyen bu oğlan çocuğu, küçük okurları için özgürlüğü simgelerken yetişkin okurları için masumiyeti ve çocukluğa olan özlemi yansıtır. Yazar J. M. Barrie, bu dünyayı yaratırken hem Stevenson'ın Define Adası kitabındaki karakter ve olaylardan hem de mitolojiden faydalanmıştır. Nitekim Peter Pan karakteri tanrıların dünyası ile insanların dünyası arasında özgürce seyahat edebilen haberci tanrı Hermes ile Hermes'in oğlu ve kırların koruyucu tanrısı olan keçi ayaklı Pan gibi pek çok mitolojik figürden izler taşır. Peter Pan'in bitmeyen çocukluğunu, arkadaşlarının ve düşmanlarının başından geçenleri anlatan bu masal, ona inananlar olduğu müddetçe yaşamaya devam edecektir.

von Zülfü Livaneli

1991 yılında yayınlanan Orta Zekalılar Cenneti ile 2010 yılında yayınlanan Sanat Uzun, Hayat Kısa'dan derlenen yazılar elden geçirilmiş yeni baskısıyla okurlarla buluşuyor."Orta Zekalılar Cenneti'ni yazdığım yıldan bu yana, Türkiye'de ve dünyada çok şey değişti ama gözlemlerime göre 'orta zekalı'ların iktidar alanı daha da genişledi, neredeyse başa çıkılmaz bir ortak paydaya dönüştü. Toplum kaliteyi -deyim yerindeyse- kusmaya başladı, iyiliğin yerini kötülük, temizliğin yerini pislik, hakkın yerini haksızlık, kibarlığın yerini kabalık, ahlakın yerini ahlaksızlık alma yolunda epey ileri gidildi.Ne olup bittiğini anlamamıza destek verebilecek böyle bir kitabı yeniden yayınlarken, iki ayrı kitaptan, yani Orta Zekalılar Cenneti ile daha sonra yayınlanmış olan Sanat Uzun, Hayat Kısa'dan bir derleme yapmayı ve birlikte sunmayı istedim. İçimden öyle geldi. Umarım okurlar bunu uygun karşılarlar."-Ömer Zülfü Livaneli -

von Khaled Hosseini

Emir ve Hasan, Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkarının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur.Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California'ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan'ın hatırasından kopamaz.Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakarlıkları ve yalanları... Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.Uçurtma Avcısı'nda anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü...

von Ayşe Duman

Om menstruationen, hvorfor man får den, forskellige former for utilpashed. Desuden kulturhistoriske afsnit om holdninger og tabuer til menstruation gennem tiderne