Empfehlungen basierend auf "Mahkeme Kapisi"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

von Nadine Wilmschen

Keine Gefühle. Keine Gespräche über die Vergangenheit. Nur Sex. Das sind die Regeln, die Emily aufstellt, nachdem sie ausgerechnet mit dem Mann im Bett gelandet ist, der ihr vor vier Jahren das Herz gebrochen hat. Als bester Runningback des Uni-Football-Teams könnte er jede haben, dennoch lässt sich Josh auf Emilys Vorschlag ein. Was als unverbindliche Affäre beginnt, wird schnell mehr, und Emily muss sich entscheiden: Beschützt sie weiterhin ihr Herz vor Josh, dessen Verrat sie nie überwunden hat? Oder brechen sie gemeinsam alle Regeln?

von Mehmet Yıldız

Çıkmazdayım ya Rab… Hangi duygu ile yürüsem kalbimin yollarında sonu karanlık. Sana çıkmayan her yolda kayboldum, her sevdada boğuldum. Ve şimdi kalbimi acıtan, hayatımı zindana çeviren ne varsa hepsini aldım geldim huzuruna. Sen ki yenilenlerin, yorulanların, kırılanların, düşenlerin de Rabbisin! Merhametinle sar yaralarımı… Her şeyin gelip geçici olduğu şu dünyada kalbimi bâkî olana râzı et… Kitapları ve videolarıyla milyonlara ulaşan Mehmet Yıldız, Yâ Bâkî Entel Bâkî’de de akıcı üslubuyla Allah'ı, dini ve peygamberi anlatmaya devam ediyor…

von Can Dündar

Yazar Can Dündar ve çizer Mohamed Anwar’ın, Recep Tayyip Erdoğan biyografisi, çizgi roman edebiyatında bir kilometre taşı oluşturuyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktidarın zirvesine nasıl tırmandığı, çıkarlarının ne olduğu, nasıl onların peşine düştüğü netleşiyor. Bugünün Türkiye’sinde yaşanan gelişmeler, Türkiye toplumunun karşılaştığı güçlükler ve İtalyan Başbakanı Mario Draghi’nin “diktatör” diye tanımladığı, otoriter bir liderle baş etmenin zorluğu, anlaşılır hale geliyor. Kitap yargılamıyor, izah ediyor. Türkiye'nin güncel siyasi durumunu anlamaya yardımcı oluyor. Şaşırtıcı, sürükleyici, ayıltıcı... Bir başyapıt.

von Sibel Eraslan

Ben Aise...Gozleriyim geceyle gunduzun...Onlar ki birbiri ardindan gelerek dizildiler sirete...Ben Aise...Sahidiyim vahyin...Ta-Ha ve Yasin'in... Beni sevdi Resul (asm), bende kendisini gordu.Benim sevgim ona su, benim sevgim ona ayna oldu...O benim yurdumdu, ben onun topragindanim...Ben onun vuslatiyim, o benim silam. Hazreti Aise... Hz. Ebubekir'in, seckin bir soyun ince terbiyesiyle yetismis kizi. Peygamberimizin (asm) "Seni kordugum gibi seviyorum" dedigi kadin... Sahih kaynaklarin isiginda Hazreti Aise'nin hayati, cocuklugu, Resulullah(asm) ile evliligi, Hazreti Peygamberin vefatindan sonra yasadiklari, Sibel Eraslan'in ask dolu kaleminden suzuluyor. (Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 344Baski Yili: 2016Dili: TurkceYayinevi: Timas Yayinlari

von Marcus Pfister

Der Regenbogenfisch ist ein farbenfrohes, zweisprachiges Kinderbuch auf Deutsch und Türkisch für Kinder ab 4 Jahren. Der Regenbogenfisch ist mit seinem schillernden Schuppenkleid der allerschönste Fisch im Ozean. Da er aber auch stolz ist und nur bewundert werden will, wird er mit der Zeit immer einsamer. Da bekommt er einen guten Rat. Er überwindet seinen Stolz und versucht, den anderen Fischen Freude zu bereiten. Und er merkt, wie glücklich es macht, Freunde zu haben. Der beliebte Kinderbuchklassiker von Marcus Pfister ist in weiteren Sprachfassungen erhältlich – immer in Kombination mit Deutsch. Zusätzlich gibt es die Hörversion der Geschichte, gelesen von Muttersprachlern, als kostenlosen MP3-Download.

von Bahadır Yenişehirlioğlu

Sultan Abdülhamid'in dostu, sır kutusu Tahsin Paşa'nın romanı: Hünkarım...Türkiye'de ve dünyada büyük bir ilgiyle takip edilen Payitaht dizisinin Tahsin Paşa'sı Bahadır Yenişehirlioğlu, Tahsin Paşa'nın unutturulmuş hayatını romanlaştırdı.Osmanlı İmparatorluğu ölüm kalım savaşında.İç ve dış mihrakların tek bir amacı var; Ulu Hakan Abdülhamid'i devirmek.Sultan Abdülhamid'in çevresinde güvenebileceği tek bir kişi bile yoktu ta ki Tahsin Paşa'yı bulana kadar.Tahsin Paşa, aşktan ve muhabbetten anlayan, devletine ve Hünkarına sonsuz sadakatle bağlı, iyi bir eğitim ve aile terbiyesinden geçmiş bir devlet adamı.Hünkar'ın Tahsin'e sonsuz güveni ile Tahsin'in Hünkar'ına sonsuz sadakati.Ve herkesi kıskandıran bir sırdaşlık, dostluk, kardeşlik.Osmanlı Bankası baskını, Yıldız suikastı, Siyonistlerin emelleri doğrultusunda kurgulanmış planlar, 31 Mart'a uzanan günler ve bu iki vatanseverin, devletin ve milletin bekası için verdiği destansı mücadele.Ardından gelen bedbaht yıllar: İttihatçıların zaferi, ölüm ve acı dolu isyanlar; sürgün, sevdiklerinin ölümü, yoksulluk, savaşlar, devletin yıkılışı ve yeni Cumhuriyet. Ve bütün bunları derinden yaşayan vakur Tahsin Paşa.Bahadır Yenişehirlioğlu, bu asil yaşam öyküsünü Tahsin Paşa'nın kendi gözünden bugüne aktarıyor. Hünkarım akıcı üslubu ve ustalıklı kurgusuyla Tahsin Paşa'nın özel hayatını ve siyasi mücadelesini tüm çıplaklığıyla okurlara sunuyor.

von Yilmaz Ozdil

Son 10 yilda yasadigimiz her sey..."Bes gazetenin arsivinden 460 bin sayfa taradim. Sirf arsiv taramasi 1.5 senemi aldi. isim sehir Hayvan ve isim sehir Bitki gibi köse yazilarimdan derleme degil... Sifirdan yazildi. 3 Kasim 2002'de basliyor. Bugün

von Şermin Yaşar

Hayat ne biriktirir bizim için?Kırık dökük aşklar, yaşanmamışlıklar, olmamışlıklar, bir çocukluk anısına teğellenmiş hüzünler, aşkın sonsuz bekleyişleri, ayrılıklar, kentler, köyler, yollar, rüzgarlar, gündoğumları, biraz keder, biraz da neşeyle çatılmış evler. Hayat bizim için saklamaya hazır olduklarımızı, bize yakışanları, ihtiyacımız olanları ve bizi büyütecekleri, bizi biz edecekleri biriktirir.Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu gidenler için bir ağıt, kalanlar içinse bir şiir, biriktirilmiş insan öyküleri.Şermin Yaşar, Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu'nda o çok özlediğimiz "insan"a bütün görkemiyle geri döndürüyor bizi. Hazırlayın yüzünüzü. Gülüşünüzün yanına biraz da keder koyun, okurken biraz ondan alacaksınız, biraz bundan. Kıtlama çay içer gibi...

von Ahmet Umit

Byzantion'dan İstanbul'a uzanan, heyecan yüklü bir serüven...Sarayburnu'nda, Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset. Avuçlarında antik bir para.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hükümdar, yedi sikke, yedi kadim mekân. Ve tek bir gerçek: Bu şehrin gizemli tarihi."Şehre bakıyorduk denizden. Sisler içindeydi İstanbul... Sisler içinde deniz... Sisler içinde teknemiz. Sultanahmet'in minareleriydi görülen, Ayasofya'nın kubbesi, Topkapı Sarayı'nın kuleleri. Hiç yağmalanmamış, yıkılmamış, kirletilmemiş gibiydi şehir. Bembeyaz bir sisle örtmüştü doğa, ne varsa görüntüyü çirkinleştiren. Güneş doğmadan bir anlığına beliren bir hayal gibi... Büyülü bir bulut gibi... Bir masal imgesi gibi... Yeni kurulmuş bir kent gibi... Taze bir başlangıç gibi... Genç, umutlu, güzel...İstanbul’a bakıyorduk denizden. Ölülerimizin yüzlerine bakıyorduk... Onların gözlerindeki kendi kederimize. Çaresizliğimize bakıyorduk, avuçlarımızda büyüyen zavallılığa, kanımızda filizlenen korkaklığa... Elimizden alınan hayata bakıyorduk... Güneşli günlerimize, umut dolu sabahlara, eğlenceli bahar akşamlarına... Sönen anılarımıza bakıyorduk, ölen hayallerimize, yıkılan düşlerimize... Sönen anılarımızı, ölen hayallerimizi, yıkılan düşlerimizi yüklenip yorgun bir şilep gibi bizden uzaklaşan şehrimize... Şehrimizle birlikte yitirdiğimiz kendimize bakıyorduk..."

von Sabahattin Ali

Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 384 p. Küçük yaslardayken Kuyucak Köyü'nü basan eskiyalarin anne ve babasini öldürmesiyle baslar Yusuf'un hikâyesi. Olayi incelemek için köye gelen Kaymakam Salâhattin Bey, Yusuf'u da yaninda götürür. Tüm cinayete tanik olan ve hatta yaralanip parmagini kaybeden Yusuf, gün geçtikçe daha duygusuz, daha sert ve daha umursamaz tavirlar sergilemeye baslar. Tek zaafi ise, kaymakamin kizi Muazzez'dir. Ayni evde yasayan, herkesin kardes gözüyle baktigi bu ikilinin iliskisinin ask adini almasi epey zaman alacaktir. Özellikle gururlu, kati ve kavgaci kisiligiyle Yusuf'un bunu kabul etmesi ve itiraf etmesi o kadar da kolay olmayacaktir. Kuyucakli Yusuf, dokunakli bir ask hikâyesi olmasinin yaninda o dönemin toplumsal yasantisina da isik tutar. Güçlüyle güçsüzün, zenginle fakirin, makam sahibi insanlarin digerleriyle iliskilerini inceler ve adalet olgusunu sorgulatir. Düzenin çarpikliklarini gözler önüne sererken, büyük bir trajediye de imzasini atar. Kuyucakli Yusuf, 1932 yilinda tefrikalar halinde yayimlanmaya baslamis ancak tamamlanamamistir. Eserin tamami, ilk kez 1937 yilinda basilmis ve basta Fransizca ve Almanca olmak üzere farkli dillere de çevrilmistir.