Empfehlungen basierend auf "Ölümün Dört Rengi: Kınamamalı, insan bazen kendinden usanır. (Turkish Edition)"
Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.
von Primo Levi
1919’da Torino’da doğan ve kimya öğrenimi gören Primo Levi, İkinci Dünya Savaşı sırasında Kuzey İtalya’da faşizme karşı direnen arkadaşlarına katıldı. İtalyan yahudisi kimliğini saklamayınca önce Fissolo’daki toplama kampına, orada geçirdiği iki ayın ardından da, 1944’de, beraberindeki altı yüz elli kişiyle birlikte Auschwitz Toplama Kampı’na gönderildi. 24 yaşındaydı. O altı yüz elli kişi içinden hayatta kalmaya başaran yirmi kişiden biri oldu. Hayatının geri kalanında en büyük önceliği, insanüstü denilebilecek bir azimle, tüm gördüklerini, yaşadıklarını aktarmak, Nazilerin ölüm saçan deliliğinin, unutuşun karanlığında yok olmasına engel olmak oldu.Bunlar da mı İnsan, Nazi zulmünün, toplama ve ölüm kampları cehenneminin, insanın insana uyguladığı akıl almaz fiziksel ve manevi şiddetin olağanüstü bir nesnellikle dile getirildiği bir metin ve yitip giden milyonlarca canın çığlığıdır. Ölüm saçan muktedirlere karşı inanılmaz bir yaşamı olumlama direnciyle dolu, eşi bulunmaz bir tanıklığın kitabıdır.İnsana dair gerçekle yüzleşmek vicdanı sızlatır, can yakar, evet, ama unutmamak, unutturmamak da onuruyla yaşamak isteyen insanın önceliğidir.
von Selahattin Demirtaş
Seher'deki hikayeler, heveskar işi değil insana ve yaşama duyulan derin sevginin ince bir mizahla harmanladığı has yazar işi metinler. Karşımızda, tutsaklık günlerinde vakit doldurmak için yazan biri değil, bugüne kadar ortaya çıkmamış, okura ulaşmamış bir edebiyatçı var.Demirtaş'ın hikayelerini okuyunca, keşke halkına, ülkesine, dünyaya karşı duyduğu sorumluluk ağır basmasaydı da yazar olsaydı diye hayıflandım. Sonra, edebiyat-sanat damarımın bencilliğinden utandım: o zaman, edebiyat bir yazar kazanacak ama Türkiye Demirtaş kalibresinde bir siyasetçiden, geleceğin önemli bir liderinden, barış ve özgürlük umudundan yoksun kalacaktı. Oya BaydarSiyaset ve sanat disiplinleri birbirine benzemez. Siyaset; doğru zamanda siyasi açıdan doğru olanı söylemek ve gerçek düşünceleri saklamak ilkesine sahipken, sanatçı deyim yerindeyse yüreğini kazıyarak en gizli duygularını, en büyük kitleyle paylaşmaya koşullanmıştır. Bu açıdan Selahattin Demirtaş'ın değerli öykülerini özel bir yere koymamız gerekir diye düşünüyorum. Acılar karşısında duyarlı bir yüreğin çığlığını yansıtan bu öyküler, siyasetten çok daha derin bir insani damara dokunuyor.Kitabın özenli ve akıcı bir Türkçeyle yazılmış olması, hem estetik hem de toplumsal açıdan ayrıca övgüye değer. Bu ülkedeki herkesi birleştirecek olan ortak payda sanatın büyülü yaratıcılığında gizli. Çünkü sanat, vicdanın dilidir. Selahattin Demirtaş da bu dili konuşuyor. Zülfü Livaneli
von Merve Sahinkaya
Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 160 p. Edited by Zeynep Mercan Demir Bu kitap, Kur'an'daki hikmet okyanusunu hayatina damla damla akitmak isteyen bir hafize tarafindan kaleme alindi. Yaradan perspektifinde iyi bir kul olmak, "tam su an"da yasadigimiz imtihani kullugumuza yarasir bir biçimde agirlamaktan geçiyor. Yazarin kisisel yolculugunda bu hikmet okyanusu, ebeveynlik serüvenine denk geliyor. Iyi ile kötünün anlamini Kur'an'in ayetlerinde arayan bir hafize için, iyi bir ebeveyn olmanin karsiligi, kuramcilarin hipotezlerinden çok daha ötede, iyi bir kul olmaktan geçiyordu. Artik, her ayetini ezberledigi Kur'an'in insana verdigi degeri özümsemeden, ebeveynligin ehemmiyetini idrak edemeyecegini biliyordu. Bu kitap, varmayi dert edinmeksizin, okyanusun bizatihi kendisine talip olmaya davet ediyor. Ancak dalmaktan korkmayanlar okyanusun kalbindeki incileri kesfedebilirler. Geçmisin yüklerinden kurtulmak da gelecegin kuruntularindan siyrilmak da "an"i tefekkür etmekle mümkün. Ne ki, biz dalarken incilere degil, bu okyanusta telassizca tefekkür etmeye taliptik.
von Ahmet Bulut
Bu kitabın muhatabı, "Asım'ın Nesli", "Diriliş Nesli", "Davası Allah olan adanmış nesil", "Ateşte ama yanmayan zamanın İbrahimi", zamanın Mus'ab'ı, Ammar'ı, Fatıma'sı, Zeyneb'i ve cennetin özlediği elmas nesil...Ahmet Bulut, sade dili, kıskıvrak yakalayan üslubuyla seni bir yolculuğa davet ediyor, sonu cennete varan bir yolculuk.Bu yolda, hedefini belirlemişsin, yoldaki engellerden azadesin...Gençlik nimetlerini, Allah'a yürürken bir nimet biliyorsun...Tuttuğun yola arkadaşlarını da davet ederek yeryüzünde bir müjdeci gibi ferahlıkla dolanıyorsun...Çünkü sen Allah'a Koşan Genç'sin!Kitaba Allah'a Koşan Genç ismini verdim.İstedim ki Allah'a koşasın.İstedim ki nefsin ve şeytanın kışkırtmalarından Allah'a kaçasın.İstedim ki seni cennet yurduna davet eden Rabbine, "Buyur Allahım emrine amadeyim," diyesin.İstedim ki Rahmet Peygamberi'nin(sav) özlediği ve, "Kardeşimdir," buyurduğu sen olasın.İstedim ki insanlığın kurtuluşu için kendine harap edercesine adanmış yüreğin kardeşi sen olasın.İstedim ki ateşler içinde ama yanmayan İbrahim, bıçağın kesmediği İsmail, suyun boğmadığı Musa, kuyunun yutmadığı Yusuf sen olasın.İstedim ki bir şehrin imarına adanmış yürek Mus'ab sen olasın.İstedim ki ıssız çöllerde yalnız kaldığında, ümitlerin tükendiği anda, "Allah bana yeter," diyen Hacer, karnındaki bebeği Allah'a adayan Hanne, sudaki bebeğe sahip çıkan Firavun'un sarayındaki Asiye sen olasın.İstedim ki sadakatin, sevginin ve fedakarlığın simgesi Hatice sen olasın.İstedim ki ilmin, ferasetin ve muhabbetin zirvesi Aişe sen olasın.İstedim ki iffetin, edebin ve hayanın membaı Fatıma sen olasın...Allah'a Koşan Genç, dünyasını gözden geçirmek isteyen herkes için gençlik nimetini nasıl bir hazineye çevireceğini merak edenlere bir el kitabı.
von Gabriele Clima
Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 184 p. Original title: Il Bambino Che Faceva Le Fusa Translated by Esma Fethiye Güçlü Illustrated / Photos by Ilaria Campana Bir ev kedisi ile özel bir çocugun sira disi arkadasligi… Ev kedisi Pepe, insanlari Anne, Baba ve Tato ile birlikte siradan bir kedi hayati yasamaktadir. Oldukça merakli ve hareketli bir kedidir. Günleri komsunun köpegiyle atisarak, güvercinlere söylenerek ve uyuyarak geçer. Pepe'nin hayati, yasadigi binanin dördüncü katina daha önce hiç görmedigi bir çocugun tasinmasiyla degisir. Bu çocuk onun tanidigi diger çocuklardan farklidir. Hiçbir zaman evden disari çikmaz. Penceresinde kilit oldugu için camdan disari bile bakamaz ve zamaninin çogunu resim çizerek geçirir. Pepe, onun eve hapsedildigini düsünür ve çok tuhaf buldugu küçük çocugu yakindan tanimayi ister. Fakat o bir kedidir ve insanlarla nasil iletisim kuracagini bilmez. Yine de yeni arkadasini güldürmenin ve her seyden önce onun kalbini isitmanin bir yolunu bulmalidir.
von Bahadır Yenişehirlioğlu
Sultan Abdülhamid'in dostu, sır kutusu Tahsin Paşa'nın romanı: Hünkarım...Türkiye'de ve dünyada büyük bir ilgiyle takip edilen Payitaht dizisinin Tahsin Paşa'sı Bahadır Yenişehirlioğlu, Tahsin Paşa'nın unutturulmuş hayatını romanlaştırdı.Osmanlı İmparatorluğu ölüm kalım savaşında.İç ve dış mihrakların tek bir amacı var; Ulu Hakan Abdülhamid'i devirmek.Sultan Abdülhamid'in çevresinde güvenebileceği tek bir kişi bile yoktu ta ki Tahsin Paşa'yı bulana kadar.Tahsin Paşa, aşktan ve muhabbetten anlayan, devletine ve Hünkarına sonsuz sadakatle bağlı, iyi bir eğitim ve aile terbiyesinden geçmiş bir devlet adamı.Hünkar'ın Tahsin'e sonsuz güveni ile Tahsin'in Hünkar'ına sonsuz sadakati.Ve herkesi kıskandıran bir sırdaşlık, dostluk, kardeşlik.Osmanlı Bankası baskını, Yıldız suikastı, Siyonistlerin emelleri doğrultusunda kurgulanmış planlar, 31 Mart'a uzanan günler ve bu iki vatanseverin, devletin ve milletin bekası için verdiği destansı mücadele.Ardından gelen bedbaht yıllar: İttihatçıların zaferi, ölüm ve acı dolu isyanlar; sürgün, sevdiklerinin ölümü, yoksulluk, savaşlar, devletin yıkılışı ve yeni Cumhuriyet. Ve bütün bunları derinden yaşayan vakur Tahsin Paşa.Bahadır Yenişehirlioğlu, bu asil yaşam öyküsünü Tahsin Paşa'nın kendi gözünden bugüne aktarıyor. Hünkarım akıcı üslubu ve ustalıklı kurgusuyla Tahsin Paşa'nın özel hayatını ve siyasi mücadelesini tüm çıplaklığıyla okurlara sunuyor.
von Cyril Gely
10 Aralık 1946'da Stockholm'deki Grand Hotel'de Otto Hahn, Kimya alanında layık görüldüğü Nobel Ödülü'nü almak üzere bekliyor. Törene sadece birkaç saat kalmış. Ve o sırada Lise Meitner beliriyor süitinde: Otuz yılı aşkın bir süredir birlikte çalıştığı eski dostu, meslektaşı, tecrübeli bir bilim insanı.Fakat Lise, Otto'yu tebrik etmek için orada bulunmuyor. Onun meselesi geçmiş ve dolayısıyla gelecek. Lise sadece hesaplaşmak istiyor. Ömrünü adadığı işin hayattaki karşılığıyla yüzleşmek. Kapalı kapılar ardında, bir otel odasında olup bitiyor her şey. Karlı ve soğuk bir günde. Cyril Gely, tiyatrodan gelen ustalığını diyaloglar üzerinden akan bu hikayede konuşturuyor: Tarihle, vicdanla, insanlıkla boğuşan iki bilim insanının gerçeğiyle yüzleşiyor."Cyril Gely, tarihin gölgesinde kalmış olanı açığa çıkarmayı seviyor. Ödül'de, kibirden sağduyuya, gururdan ihanete, gafletten fırsatçı körlüğe kadar insana dair tüm belirsizlikleri ustalıkla gözler önüne seriyor." - Sophie Creuz, L'echo"Keder ve sevgi arasında gidip gelen diyaloglar ve dokunuşlarla, yazar birbirine rakip iki arkadaş arasındaki muğlak ilişkiyi resmediyor. Turner resimleriyle dekore edilmiş bir otel odasında tarih yeniden yazılıyor. Ödül, sımsıkı kapalı bir kapının ardında iki kahramanın arasında geçen diyaloglar üzerinden her şeyin açığa çıktığı bir roman olarak karşımızda." - Manon Bitticelli, franceinfo:culture"İnsana dair etkileyici analizler eşliğinde keşiflerin sonuçları üzerine kaleme alınmışbilim dünyasına dair mükemmel bir roman. Cyril Gely, araştırmacıların kapalıdünyasında kadının yerini, tanınmamaktan kaynaklı acıyı ve başarı için verilen savaşıustalıkla kaleme almış."-Fnac
von Belgin Selen Haktanýr Rick Riordan
Nico di Angelo onlari uyarmisti: Hades'in Evi en kotu anilariniuyandiracak, hayaletlerini huzursuz kilacakti… Nitekim simdiher biri zor durumda. Teker teker korkulariyla yuzlesmektenbaska careleri yok. Jason, kucukken onu terk eden annesinin hayaletiyle karsikarsiya. Bir lider olarak gucunu nasil kanitlayacagini bilmese de,annesinin yaptigi gibi sozunden vazgececek degil. Nico, bir kez daha Reyna ve Koc Hedge ile golge yolculuguyaparsa hayalete donusebilir. Yine de bu karar, kehanetinbelirttigi gibi baska birisinin hayatini kaybetmesini engelleyebilir. Athena Parthenos'u, savas patlak vermeden Melez Kampi'nagoturmeye calisan Reyna'nin pesinde zalim bir avci var. Korkularini yenmeye calisan Piper, uzerine duseni yapmak icinhazir. Leo ise planinin ise yaramamasindan ve arkadaslarininisine karismasindan endise duyuyor. Oysa hepsi biliyor ki, Toprak Ana'yi alt etmek icin iclerinden biri olmeli…Rick Riordan, cok satan Olimpos Kahramanlari serisinin sonkitabinda, melezlerin hafizalara ka
von Seray Sahiner
Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 160 p. Kapak Tasarim : Füsun Turcan Elmasoglu “Hani diyorlar ya, rüyamda bunun bir rüya oldugunu biliyordum diye… Kâbustayim ama bunun mhayatim oldugunu biliyorum.” Hem benzersiz hem de fazlasiyla tanidik biri Ülker. Kocasindan siddet görmüs, gidecek yeri olmadigindan bu eziyeti yillarca sineye çekmis bir kadin. Derken, bir gece evini terk eder. Yeni bir yasam alani ararken can havliyle bir hastaneye siginir ve orada kalabilmek için kimsesiz insanlara refakatçilik etmeyi is edinir. “Aglayanin bir, gülenin bin derdi var,” diyen Ülker, keskin mizah duygusunu savunma sanati olarak kullanip hayatta kalmanin yollarini arar. 2012 yilinda Hanimlarin Dikkatine ile Yunus Nadi Öykü Ödülünü, 2018 yilinda Kul ile Orhan Kemal Roman Ödülünü kazanan Seray Sahiner, Ülker Abla ile Türkçe edebiyata yeni bir ses, çok güçlü bir kahraman armagan ediyor!
von Mariana Enriquez
Paperback. 14,00 / 21,00 cm. In Turkish. 208 p. "Mutlaka okunmasi gereken bir yazar. Büyülüyor… - Dave Eggers Mariana Enriquez'in ürkütücü evreninde canavarlar yataklarin altinda saklanmiyor, ormanlarin içinde dolasmiyor. Bu öykülerde canavar, biziz. 12 öykü, ölümün dokundugu 12 karakter. Perili olduguna inanilan metruk bir evde tutsak kalan tek kollu Adela, disleriyle tirnaklarini söken Marcela, Kepçekulak Ufaklik lakapli çocuk seri katilin hayaletini gören Pablo ve kadina karsi siddeti protesto etmek için kendilerini atese atan kadinlar… Toplumsal yozlasmayi dogaüstü güçlerle karikatürize ederek anlatan Enriquez, berrak dili ve sanki her sey normalmis gibi bir tavirla kaleme aldigi öyküleriyle Julio Cortazar, Shirley Jackson ve Roberto Bolaño gibi isimlerle birlikte anilmaya aday. "Gerçekçiligin keskin sinirlarinin müsade ettiginden çok daha derin, daha rahatsiz edici bir gerçegin pesinden gidiyor... Güçlü ve nefes kesici." - New York Times "Kisa ama fazlasiyla vurucu. Tüm öykülere sinen tüyler ürpertici dokusu, okuyucunun zihnine bir oltu tasi gibi yerlesiyor, bütün o karanligin içinde parildamaya devam ediyor." - Vanity Fair