Empfehlungen basierend auf "Kiraz Agaci ile Aramizdaki Mesafe"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

von Zülfü Livaneli

Merhamet zulmün merhemi olamaz!İstanbul'un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin'in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin'e gider. Onun, önce sevdaya sonra ölüme yazılmış, Mardin'de başlayıp Amerika'da sona ermiş hayatını araştırmaya koyulur. Böylece adeta bir girdabın içine çekilir, tutkuyla ve hırsla gizemli bir kadının peşine düşer.Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz. Ortadoğu'nun adeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz'ın ve kelamın çocuklarının hikayesi... Livaneli okuru, sevda ile acının iç içe geçtiği bir Ortadoğu gerçeğiyle buluşturuyor.

von Ahmet Ümit

Acıyı gördüm. Gözlerinin ortasında bir çiçek gibi büyüyen irisin önce ağır ağır büzülmesini, ardından çığlık gibi ansızın patlamasını gördüm. Titreyen dudaklar, bal mumuna dönüşen yüzleri, çöken yanakları, irileşen elmacık kemiklerini, birer mağara gibi derinleşen göz çukurlarını, kurumuş ağızların içinde pelteleşen dilleri gördüm.Anladım ki benliğimizin farkına vardığımız an, acının pençesinde kıvrandığımız andır.Çığlık değil, ürperiş değil, evet, nereden geldiğini bilmediğim o vahşi iniltiyi kalbimin derinliklerinde duydum. Soluksuz kaldım, boğazım kupkuru, alnım ateşler içinde, tuhaf bir hülyaya kapılmışım gibi sürüklendim o dipsiz boşlukta. Hayatın en karanlık sırrıyla yüzleştim.Karanlığın her aşamasından geçtim, akan kanın sesini duydum, ölümün serinliğini damarlarımda hissettim.Geçmişin kamburunu çoktan söküp attım sırtımdan.İnsanın insanı öldürdüğü o ilk anı gördüm, katilin zafer haykırışını, kurbanın korku çığlığını işittim.Her an uyanmaya hazır o muhteşem dürtüyü bastırmak, insanlığın en masum haline, en saf doğasına dönmemek için yıllarca ihanet ettim kendime. Kendimle birlikte bütün dünyayı da kandırdım. Neredeyse başaracaktım ama bırakmadılar, benim adıma onlar öldürmeye başladılar.İşte bu yüzden geri döndüm...

von Nuriye Çeleğen

"Üzüntüye uğrayan beni hatırlasın!" buyurmuştu Babam. Üzüntüde Muhammedi (asm) sır vardı. İnsana en çok üzüntü anında uzanırdı Muhammed'in (asm) eli.Babamın parçasıyım.Hayatımın hepsine vuran üzüntü beni onunla bağlamış. Acının bağı kopmaz. Babamla bağım onun için anlaşılmaz.Ben Fatıma.Elim, onun tuttuğu el.Benim elim Allah Resulü'nün eli.Benim elim Babam Muhammed'in (asm) elinden tutma vesilesi.Elimden tutan ondan tutar.Elimde tüm esmanın sırrı var.Babam elleriyle koydu ellerime velayeti.Yüz yirmi dört milyon evliya elimde saklı. Onun için elim kerametli, elim bahtlı.Gidiyorum, Babam Hz. Muhammed'e (asm).Elim üstünüzde.Aşk, "Mim!" dedi.Tüm varlık aşkla "Mim"lendi.Esmanın bilinme seyri "Kenz-i Aşk"a yüklendi."Kenz-i Aşk", Alemlerin Efendisi olarak yaratılan Hz. Muhammed'i (asm) anlatma gayesiyle kaleme alınmış bir dizi. Her kitapta Fahr-i Kainat Efendimizin (asm) en yakınlarından birinin diliyle aşk hazinesinin kapısı aralanmaya çalışılıyor.Babam Hazreti Muhammed (asm), Peygamberimizin "benim parçamdır" dediği, risalet denizinin velayet nehriyle buluşmasının kendisinde vücut bulduğu Hz. Fatıma (ra) annemizin dilinden akıyor. Nuriye Çeleğen'in incelikli kaleminden.

von Samuel Beckett

Paperback. 13,00 / 19,00 cm. In Turkish. 248 p. Modern romanin Joyce, Proust, Musil ve Kafka'yla açilan yolunu Beckett bir adim daha uzaga roman üçlemesiyle tasidi. Molloy, okura Godot'nun neden gelemedigini sezdiren bir basyapit.

von Cassandra Clare

New York Times çoksatarı "Ölümcül Oyuncaklar" serisi devam ediyor.Tabii Jace, Clary ve Simon'ın başındaki tehlikeler de…Jace'le Clary yeniden karşılaştığında, Clary korkunç gerçekle yüzleşti. İblis Lilith'in büyüsü altındaki Jace, kötülüğün hizmetkarı olmuştu.Gölge Avcıları şimdi ne yapacaktı?Kaybedilen geri istenebilir miydi?Aşk için ödenecek bedel, ne olabilirdi?Günah ve kurtuluş işbirliği yaptığında, kime güvenmek gerekirdi?

von Nermin Yildirim

Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 456 p. … hayata tutunmak için inanmaya mecbur kaldigimiz bütün yalanlar günü gelince açiga çikiyor. Ve sonra biz ölmüyoruz. Daha kötü bir sey oluyor. Ögrendiklerimizle yasamaya devam ediyoruz. Nermin Yildirim bizleri uzun bir yürüyüse çikararak, kendini evinde hissedemeyenlerin, evinden zorla koparilanlarin, kaçmak zorunda kalanlarin, hiçbir yere siginamayanlarin dünyasina ortak ediyor. Sürprizlerle dolu bu yolu adimlarken, bir yandan bir kere koptuktan sonra artik anakaraya baglanamayan adaciklarin ugultulu sesine kulak veriyor, bir yandan da kendimizi seyrettigimiz aynalarin öbür tarafindakilerle yüzlesiyoruz. Romanlarinda okuru aile, toplum ve bellek ekseninde yolculuklara çikaran Yildirim, duyarli sesi, nüktedan ve kivrak diliyle hafizanin iplerini kâh salip kâh sararak simsiki bir yumak olustururken, "küçük ve muhtesem hayatlarimiz"a bambaska gözlerle bakmamizi sagliyor.

von Hande Birsay

"Nasıl doğdu?""Normal doğurdun değil mi?""Niye ağlıyor?""Bu çocuk aç.""Kucağa alıştırmışsın.""Ben hamileyken 2 kilo almıştım, emzirirken 32 kilo verdim.""Sen daha dur, bunlar iyi günlerin.""Saçını kestir, erkek çocuk uzun saçlı olmaz."Ve hemen her yeni annenin duyduğu o meşhur soru: "Emiyor mu?"Anneliğimin ilk zamanlarında kendimle ve kitaplardan okuyup da "Böyle bir anne olacağım" diye yemin ettiğim, ancak çok kısa sürede tarumar olan mükemmel annelik hayallerimle savaştığım yetmiyormuş gibi bir de yeni anne dedektörleriyle savaştım; bu topraklarda doğuran tüm analar gibi.Sonra bunlardan rahatsız olmamaya, hatta kendi üzerimizde kurduğumuz ve farklı biçimlerde karşımıza çıkan tüm bu baskılarla eğlenmeye; başta kendime, tüm büyük konuştuklarıma, hepsine #hihieved demeye başladım.Annelik deneyimimde hiçbir şey, herkesin her şeyi bildiği ve anlattığı gibi olmadı.Mükemmel annelik beni teğet geçti.İyi ki de geçti.

von Filibeli Ahmet Hilmi Efendi

Trk edebiyatnn ilk felsefi ve gerekst roman kabul edilen A'mak- Hayal, Filibeli Ahmet Hilmi'nin felsefi ve tasavvufi grlerini iermektedir. Romann kahraman Raci, iindeki phe ejderhasn susturmak ve mutlak hakikate ulamak iin mezarlkta karlat Aynal Baba'nn yardmyla manevi seyahatlere kar. Raci bu seyahatlerinde hedefine ulamak iin Buda'yla Hilik Zirvesi'ne, Yunan tanrlarnn bulunduu Olimpos Da'na, Hrmz ile Ehrimen'in sava meydanna, Simurg'un srtnda Merih gezegenine, Kaf Da'na ve daha birok yere gider. Raci hakikatin peinde nice alemde, boyut ve mekanda dolarken biz okurlara Ahmet Hilmi'nin Dou ve Bat felsefesi, tasavvuf, mitoloji, dinler tarihi zerine kurduu bu gerekst roman izlemek dyor aknlkla, merakla ve zevkle. Filibeli Ahmet Hilmi (ehbenderzade, 1865-1914) Filibeli Ahmet Hilmi, Hac Sleyman Bey ve evkiye Hanm'n en byk ocuklar olarak Filibe'de (Bulgaristan) dnyaya geldi. Ailesi, Osmanl'nn 93 Harbi yenilgisinden sonra, 1878 ylnda yaanan byk gle stanbul'a yerleince Filibe'de balad eitim hayatna burada devam etti. Galatasaray Mekteb-i Sultanisi'ni bitirip ilk olarak Posta ve Telgraf Nezareti'nde almaya balad. Sonra Duyun- Umumiye Nezareti'nde grev yapt. Ardndan Beyrut'a gnderildi. Beyrut'ta Jn Trklerle iletiim kurup oradan Msr'a kat. Msr'da aylak adnda bir mizah dergisi kard. Bir sre sonra stanbul'a dnd ve 1901 ylnda Fizan'a (Libya) srld. II. Merutiyet'in ilanndan sonra stanbul'a gelerek Darulfnun'da felsefe hocal yapt. kdam, ehbal, Yeni Tasvir-i Efkar, Srat- Mstakim gibi gazete ve dergilerde siyasi, felsefi yazlar kaleme ald. Kendisi ayrca ttihad- slam, Hikmet, Cokun Kalender, Millet ile Muhasebe, Mnakaa, Kanat ve Nimet adl gazeteleri kard. ttihat ve Terakki Frkas, Hrriyet ve tilaf Frkas, Siyonizm ve Masonluk eletirileri nedeniyle gazeteleri sk sk kapatld ve srgne gnderildi. II

von Veysi Ceri

Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 176 p. Editör : Kadir Güven Kapak Tasarim : Yasin Çetin Her çocuk, kendine has potansiyeliyle dünyaya gelir ve bu potansiyel ancak yeterince uygun bir ortam buldugunda filizlenip ortaya çikabilir. Aksi takdirde bu potansiyel çürüyerek ortaya çikma imkânini sonsuza dek kaybeder. Çocuklarimiza, kendi kimligini bulup tesis etmesini ve bireyselligiyle biricikligini kaybetmeden toplumun aktif, düsünüp üretebilen, sevip oynayabilen bir üyesi olmasina imkân taniyacak bir çevre verebilmek en büyük toplumsal görevimiz. Doç. Dr. Veysi Çeri, Yeterince Iyi Ebeveyn Olmak kitabinda hem mesleki pratiginden hem de yaptigi arastirma ve gözlemlerden yola çikarak “yeterince iyi bakim” tarzini ve çocuklar için ideal ortami ortaya koyuyor. Ebeveynlere modern dünyanin dayattigi mükemmellik kaygisi ve baskisi altinda ezilmeden hem kendilerini hem de çocuklarini yipratmayacak ve yeterince iyi bireyler yetistirmelerini saglayacak yollari gösteriyor.

von M. Fethullah Gulen

DERİN MÜSLÜMANLIK: KUR'AN VE SÜNNET IŞIĞINDA AHLAKBu eser, Muhterem Hocaefendi’nin 1980 yılında İzmir Bornova Merkez Camii’nde verdiği ve “Ahlakî Mülahazalar” adıyla bilinen 14 haftalık vaaz serisini esas alarak hazırlanmıştır. Bununla birlikte, yaklaşık 40 yıllık süreçte yapılmış vaazlar, hutbeler, konferanslar ve sohbetlerde dile getirilen ahlaki prensipler de derlenerek bütüncül bir ahlak kitabı ortaya konmuştur.Hocaefendi’nin bizzat yaşadığı ve yaşatarak anlattığı ahlak anlayışı bu kitapta hem nazarî hem de amelî yönleriyle ele alınmaktadır. Sadece sözle değil, haliyle de örnek olmuş bir hayatın satırlara dökülmüş hali olan bu eser, okuyucusunu İslam ahlakının derinliklerine davet ediyor.Eserin temelini Hocaefendi’nin 1980 yılında verdiği ve “Ahlakî Mülahazalar” ismiyle bilinen 14 vaaz oluşturmaktadır. Ancak aradan geçen yaklaşık 40 yıllık süreçte elbette ki Hocaefendi, konusu İslam ahlakı olan birçok vaaz ve hutbe vermiş, konferanslara katılmış, özel ve genel sohbetler yapmıştır. Derli-toplu bir ahlak kitabı olması gayesine matuf, Hocaefendi’nin, bu 40 yıllık süreçte bahsettiği ahlakî konuları da –ki bir kısmı hâlihazırda basılı kitaplarda yer almaktadır– kitabın içine dercetmek zorunda kaldık. En son zât-ı âlilerine takdim edilen kitap, kendilerinin de onayı neticesinde basılmış ve böylece tarihe bir not daha düşülmüştür.