Empfehlungen basierend auf "Kendime Düsünceler"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

von Ahmet Ümit

1926 yılının o hüzünlü sonbaharı. Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, genç cumhuriyet ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor. O büyük altüst oluşun içinde bir adam:Şehsuvar Sami. Bir zamanların İttihat ve Terakki fedaisi, şimdilerin yorgun komitacısı. Şehsuvar Sami'nin etrafında dönen amansız bir entrika. Bir yanda kaybettiği ama hiçbir zaman yüreğinden çıkartamadığı sevgilisi Ester, öte yanda yaşanılan tarihsel bozgun. Kaybedilen bir ülke, kaybedilen bir şehir, kaybedilen bir hayat. Ve aklında hep aynı soru:Devlet mi kutsaldır, yoksa insan mı?"Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar." Kim söylemişti bu cümleyihatırlamıyorum, ne yazık ki doğru. Doğru, lakin eksik. Ölüm, şehirlerimizi kaybetmekle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir.Sahi nedir vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan. Ne sadece toprak parçası, ne su havzaları, ne ağaç silsilesi. Annemizin şefkati, babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarlarıdır vatan.Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz. Evet, bir vakitler zihnim, kalbim bu fikirlerle doluydu. Şimdi? Şimdi bilmiyorum.

von Adem Güneş

Birçok yetişkin cezasız çocuk eğitimi olamayacağına inanır.Çocuğun neyin doğru, neyin yanlış olduğunu öğrenebilmesi için ceza ve mükafatın iyi bir eğitim yöntemi olduğunu düşünür."Ceza kötü bir şey olsaydı, çocukken cezalandırılan bizler de kötü insanlar olurduk" der.Ceza insanı kötü biri yapmaz belki. Ama hiperaktif yapar. Şımarık yapar. Yılışıklaştırır. Öfkeli hale getirir. Eşi ile bağ kuramaz, çocuğu ile oynayamaz biri yapar.Ceza bir eğitim aracı değil, bir aşağılama davranışıdır. Çocuk aşağılanarak değil, ancak değerlilik hissiyle kişiliğini geliştirir.Pedagog Adem Güneş, Cezasız Eğitim'de çocukluktan yetişkinliğe kişilik gelişimini inceliyor. Baskı, zorlama ve cezanın çocuğun kişiliğine nasıl yansıdığını gözler önüne seriyor.Cezasız Eğitim, çocuk eğitimine bakış açınızı kökten değiştirecek bir eser.

von Cecilia Ahern

Paperback. 13,80 / 21,00 cm. In Turkish. 388 p. Celestine North muhtesem bir hayata sahipti.El üstünde tutulan bir evlat, örnek ögrenci, sevilen bir arkadasti. Okulun en yakisiklisiyla çikiyor, mükemmel notlar aliyor, güzelligiyle herkesi büyülüyordu. Ahlaken yozlasmis, dislanmis Kusurlularin aksine, Celestine'in önünde çok parlak bir gelecek vardi. Ancak bir gün, çok sevdigi komsusunun Kusurlu damgasi yemek üzere alinip götürülmesi kafasinda sorular olusmasina yol açti. Tehlikeli, canini acitan sorular... O da bir gün hapse atilabilir miydi? Damgalanabilir miydi? Kusurlu ilan edilir miydi? Dogru ile yanlis arasinda, her zaman kesin bir çizgi var miydi? Bir insani lekelemek bu kadar kolay miydi? Dünyaca ünlü, usta yazar Cecelia Ahern, Kusurlu'da haksiz yere insanlari yücelten ya da mahveden bir sistemi ve modern toplumlarin bu büyük açmazini, yürek yakici bir hikayeyle anlatiyor.

von Zülfü Livaneli

1991 yılında yayınlanan Orta Zekalılar Cenneti ile 2010 yılında yayınlanan Sanat Uzun, Hayat Kısa'dan derlenen yazılar elden geçirilmiş yeni baskısıyla okurlarla buluşuyor."Orta Zekalılar Cenneti'ni yazdığım yıldan bu yana, Türkiye'de ve dünyada çok şey değişti ama gözlemlerime göre 'orta zekalı'ların iktidar alanı daha da genişledi, neredeyse başa çıkılmaz bir ortak paydaya dönüştü. Toplum kaliteyi -deyim yerindeyse- kusmaya başladı, iyiliğin yerini kötülük, temizliğin yerini pislik, hakkın yerini haksızlık, kibarlığın yerini kabalık, ahlakın yerini ahlaksızlık alma yolunda epey ileri gidildi.Ne olup bittiğini anlamamıza destek verebilecek böyle bir kitabı yeniden yayınlarken, iki ayrı kitaptan, yani Orta Zekalılar Cenneti ile daha sonra yayınlanmış olan Sanat Uzun, Hayat Kısa'dan bir derleme yapmayı ve birlikte sunmayı istedim. İçimden öyle geldi. Umarım okurlar bunu uygun karşılarlar."-Ömer Zülfü Livaneli -

von Khaled Hosseini

Nereye giderseniz gidin, ulkeniz pesinizden gelir. Artik siz orada yasamasaniz da o icinizde yasar. Afganistan’in Khaled Hosseini’de yasadigi gibi… Bin Muhtesem Gunes, ilk romani Ucurtma Avcisi’yla tum dunyada inanilmaz bir basari yakalayan Hosseini’nin ikinci romani. Yazar bu romaninda da yine dogdugu topraklari anlatiyor. Bu kez iki kadinin kesisen yasamlari ve dostluklari uzerinden… Kucuk yasta evlendirilen kizlar, cocugu olmayan kadinlar, babaya ya da cocukluk arkadasina duyulan, gecmise gomulmus asklar… Khaled Hosseini, hasreti, dostlugu, aski ve insanligi en iyi anlatan yazarlardan. Basariyla kurdugu olay orgusuyle, cikmaz yollarin nasil duzluklere acilabilecegini gosteren yaratici bir kalem. Bin Muhtesem Gunes, kelimenin tam anlamiyla “beklenen” bir roman… (Tanitim Bulteninden)

von M. Fethullah Gulen

DERİN MÜSLÜMANLIK: KUR'AN VE SÜNNET IŞIĞINDA AHLAKBu eser, Muhterem Hocaefendi’nin 1980 yılında İzmir Bornova Merkez Camii’nde verdiği ve “Ahlakî Mülahazalar” adıyla bilinen 14 haftalık vaaz serisini esas alarak hazırlanmıştır. Bununla birlikte, yaklaşık 40 yıllık süreçte yapılmış vaazlar, hutbeler, konferanslar ve sohbetlerde dile getirilen ahlaki prensipler de derlenerek bütüncül bir ahlak kitabı ortaya konmuştur.Hocaefendi’nin bizzat yaşadığı ve yaşatarak anlattığı ahlak anlayışı bu kitapta hem nazarî hem de amelî yönleriyle ele alınmaktadır. Sadece sözle değil, haliyle de örnek olmuş bir hayatın satırlara dökülmüş hali olan bu eser, okuyucusunu İslam ahlakının derinliklerine davet ediyor.Eserin temelini Hocaefendi’nin 1980 yılında verdiği ve “Ahlakî Mülahazalar” ismiyle bilinen 14 vaaz oluşturmaktadır. Ancak aradan geçen yaklaşık 40 yıllık süreçte elbette ki Hocaefendi, konusu İslam ahlakı olan birçok vaaz ve hutbe vermiş, konferanslara katılmış, özel ve genel sohbetler yapmıştır. Derli-toplu bir ahlak kitabı olması gayesine matuf, Hocaefendi’nin, bu 40 yıllık süreçte bahsettiği ahlakî konuları da –ki bir kısmı hâlihazırda basılı kitaplarda yer almaktadır– kitabın içine dercetmek zorunda kaldık. En son zât-ı âlilerine takdim edilen kitap, kendilerinin de onayı neticesinde basılmış ve böylece tarihe bir not daha düşülmüştür.

von İsmail Güzelsoy

Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 360 p. Simdi bir rüya kadar uçucu, bir hayal kadar uzak, hatirlayis kadar tehlikeliyiz. Bir varlik kendisini baskasinin elinde yaratabilir mi? Sekiz yüzyil önce Artuklu sarayinda El-Cezerî isimli mühendisin yaptigi karmasik robotlarin can kazandigi büyülü bir masala yolculuk yapiyoruz Hatirla'da. Zulmün, adaletsizligin hükmüne son vermek, senligin ve nesenin hüküm sürdügü bir hayat kurmak düsündügümüzden daha kolay olabilir mi? Sokaklarda dans eden bir kiz çocugu acimasiz tiranlarin zulmünü yikabilir mi? Evet, diyor Hatirla. Çünkü sokaklarda dans edilmedigi zaman orada kan akiyor. Arka arkaya siralanan sürprizlerle birbirine geçen, birbirine baglanan sekiz yüz yillik iki serüvenin siirsel romani Hatirla. Zamanin yalnizca bir hatirlama yolculugu oldugunu fisildiyor bize. Umudun son kirintisi da tükendigi zaman kapimizi omuzlayip ruhumuzu ele geçiren bir aski tarif ediyor. Cibes Iso, Zakir, Suzan, Samet, Kedi Sulbu...  Her biri kendi aykiri dünyasindan çikip hatiralariniza ortak olacak. En umutsuz oldugunuz zaman, çok uzaklarda kaldigini, unutulup gittigini zannettiginiz o sifreli sözü fisildayacaklar size: Hatirla... Ismail Güzelsoy Hatirla'da yine bizi bir anlati sölenine davet ediyor.

von Cengiz Aytmatov

Bu kitap, yüz yılımızın önde gelen yazarlarından Cengiz Aytmatov'un büyük yankılar uyandıran son romanıdır. Aytmatov bu romanında iyi-kötü, ilahî adalet ve kader gibi çetin konuları sorgulamaktadır. İnsanın bu ezelî ve ebedî soruları, bir papaz okulu öğrencisinin düşüncelerinde, esrar kaçakçılarının, Kırgız çobanlarının ve kurtların hayat hikâyelerinde irdelenmektedir. İlahî kudretin varlığını sürekli vurgulayan, ama sorumluluğu insanda ve insanların ortak sorumluluğunda arayan çok çarpıcı bir olaylar örgüsü anlatılmaktadır. Dişi Kurdun Rüyaları aynı zamanda çok etkileyici bir 'çevre romanı'dır. Aytmatov'un, kirletilen Kırgız bozkırları ve bozulan tabiat dengesi karşısında haykırışıdır. [ Ötüken Neşriyat ]

von Madeline Miller

Kisa boylu, celimsiz ve babasinin gozune bir turlu giremeyen Patroklos, trajik bir kaza sonucu bir cocugun olumune sebep olmus ve Phthia kralligina surgune yollanmisti. Bundan boyle Kral Peleus'un ve onun altin oglu Akhilleus'un -"Yunanlarin en iyisinin"- golgesinde diger yetim ve surgun cocuklarla birlikte buyuyecekti. Akhilleus ki guclu, guzel ve cesurdu, bir tanricanin, Thetis'in ogluydu. Zit karakterdeki bu iki cocuk birbirlerine sadik arkadaslar oldular. Aralarindaki bag ve sevgi onlar . buyudukce guclendi. Savas ve hekimlik sanatini ogrenmek icin at-adam Kheiron'un sakli cennetine yollandiklarinda, Spartali Helene kacirilmisti, Helene'i koruyacaklarina dair ettikleri yemine kanla bagli olan Yunanlar, Troya'yi kusatma planlarina girismislerdi.Yari-tanri Akhilleus'un neslinin en iyi savascisi olacagini mujdeleyen kehanet onu karsi konulmaz bir bicimde savasin ortasina cekiyordu, bu kadere boyun egen Akhilleus ve Patroklos kendilerini bekleyen sona dogru yola ciktilar...Uy ada desta

von Fatih Yağcı

"Kitap okumayı sevmiyorum ki ben, bunun filmi yok mu?" diyecek olanlara, bu hayat filminin yalnız bir kez çekileceğini ve aslında bu filmin başrol oyuncusunun kendisi olduğunu hatırlatan bu kitabı, önce kendinize, daha sonra bittiği gibi sevdiğiniz bütün namaz kılmakta zorlanan arkadaşlarınıza vermeye can attığınızı daha ilk sayfalarda hissedeceksiniz. Sempatik ve sıra dışı anlatımıyla, gülerken duygulandığın birkaç saat... Alemlerin Rabbine olan samimiyet ve aşkının şiddetini arttıracak birkaç ipucu... Manevi atmosferinin güçlenerek ibadetlerinde huşu ve huzuru yakalamana vesile birkaç satır...