Empfehlungen basierend auf "Karmponlu ceset"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

von Ahmet Ümit

Acıyı gördüm. Gözlerinin ortasında bir çiçek gibi büyüyen irisin önce ağır ağır büzülmesini, ardından çığlık gibi ansızın patlamasını gördüm. Titreyen dudaklar, bal mumuna dönüşen yüzleri, çöken yanakları, irileşen elmacık kemiklerini, birer mağara gibi derinleşen göz çukurlarını, kurumuş ağızların içinde pelteleşen dilleri gördüm.Anladım ki benliğimizin farkına vardığımız an, acının pençesinde kıvrandığımız andır.Çığlık değil, ürperiş değil, evet, nereden geldiğini bilmediğim o vahşi iniltiyi kalbimin derinliklerinde duydum. Soluksuz kaldım, boğazım kupkuru, alnım ateşler içinde, tuhaf bir hülyaya kapılmışım gibi sürüklendim o dipsiz boşlukta. Hayatın en karanlık sırrıyla yüzleştim.Karanlığın her aşamasından geçtim, akan kanın sesini duydum, ölümün serinliğini damarlarımda hissettim.Geçmişin kamburunu çoktan söküp attım sırtımdan.İnsanın insanı öldürdüğü o ilk anı gördüm, katilin zafer haykırışını, kurbanın korku çığlığını işittim.Her an uyanmaya hazır o muhteşem dürtüyü bastırmak, insanlığın en masum haline, en saf doğasına dönmemek için yıllarca ihanet ettim kendime. Kendimle birlikte bütün dünyayı da kandırdım. Neredeyse başaracaktım ama bırakmadılar, benim adıma onlar öldürmeye başladılar.İşte bu yüzden geri döndüm...

von Blake Crouch

Paperback. 13,60 / 21,00 cm. In Turkish. 368 p. "Hayatindan memnun musun?" Bu Jason Dessen'in kaçirilmadan önce duydugu son seydi. Uyandiginda sedyeye baglanmisti, etrafi özel kiyafetler giymis adamlar tarafindan çevriliydi. Hiç tanimadigi biri ona yaklasti ve gülümseyerek "Yeniden hos geldin, Jason" dedi. Uyandigi bu dünyada Jason'in hayati kendi bildigi hayati degildi. Karisi kendi karisi degildi. Oglu hiçbir zaman dogmamisti. Jason gözünü yeni açtigi dünyada üniversitede siradan bir fizik profesörü de degildi. Müthis bir sey icat etmis meshur bir dâhiydi. Simdi Jason'in yanitlamasi gereken önemli sorular var: Gözünü açtigi dünya mi hayal, ait oldugunu düsündügü dünya mi? Ve hatirladigi evi gerçek eviyse ailesine nasil geri dönecek? "Okurken sasirtan; yaptigimiz seçimlere, tercih edilmemis yollara ve hayalini kurdugumuz yasami elde etmek için ne kadar ileri gidebilecegimize dair bir roman." Guardian

von Michael Grant

YETISKINLER BIR YILDIR YOKLAR.BU SURE ICINDE RSGB’DE sayisiz savas verildi. acliga, yalanlara VE vebaya karsi. SIMDI DE iyiyle kotu arasinda destansi BIR savas BASLIYOR!Gaiaphage, Diana’nin kizi Gaia’nin bedeninde tekrar doguyor. Gaia eski gucunu tekrar kazanmak, en buyuk dusmani Nemesis’i, yani Kucuk Pete’i yenmek istiyor. Bunu basarirsa butun dunya ona boyun egecek. Bir zamanlar birbirine dusman olanlar artik ayni safta savasmak zorunda. Perdido Sahili cocuklari, kendilerini ve sevdiklerini kurtarmak icin aylardir cektikleri acilarin karsiligini alabilecek mi? Yoksa bu son savasta yok olup gidecekler mi?Michael Grant’in New York Times coksatanlar listesini alt ust eden Yoklar serisinin altinci ve son kitabi ISIK, RSGB’deki hayati unutulmayacak bir finalle noktaliyor.

von Seray Şahiner

"Genç, çok genç bir öykücü Seray Şahiner. Sait Faik yaş kemale ermişken bile kendisine "genç hikayeci," diyenlere öfkelenirmiş. Bunda bir "sen daha toysun," tavrı gördüğü için. Seray Şahiner, daha ilk kitabında özel ve biçemsel bir kişilik getiriyor. Bence, genç öykücü değil öykücü olarak sıçrıyor; ilk kitabıyla kim böyle sıçramıştı? Leyla Erbil. "İsyan grameri," demiştim onun getirdiğine. Seray için de doğru bu, yazarın adını kapatın, okuyun, "bu Seray Şahiner öyküsü," dersiniz. Öykülerin odağı, terminali Gelin Başı. Ama daha ilk öyküde (Sorumlu ile Sorunlu) nebüyük/neküçük/neaydınlık/nekaranlık bir dünyaya giriyoruz. Seray Şahiner, kişilerinin ruhundan süzülerek okurun ruhuna giriyor... Acımasız ama hüzünlü olmayı başarıyor... Acı gölün acı öyküsü bu... Bu öyküyü bir erkek yazamazdı. İkinci başarı, yazaranlatı ile benanlatı'yı ustaca evlendirmesinde: Yazar dimdik konuşuyor (Seray Şahiner midir o?), kişiler italik, eğik dünyalarda." HULKİ AKTUNÇ

von Gülseren Budayıcıoğlu

Novel on which the TV series 'The Bride from Istanbul' is based. Suraya's beautiful life, living modestly in Istanbul, is reversed when she receives a marriage proposal from a wealthy, handsome businessman who has fallen in love with her and moves to live with him on the family estate. But Lama Esma, who runs the house with her three other daughters-in-law, has other ideas for a proper wife for her son. So begins Soraya's new, miserable life, trying hard to endure her harsh, stubborn mother-in-law, who would not hesitate to dispose of the wrong bride. Having a daughter, Ala, will lead her to be treated by Dr. Budaijuolo, the psychiatrist who will slowly find a way to her heart and free her from her dark past. -- summary translation of back cover of 2020 Kineret and Zemorah-Bitan edition.

von Cecilia Ahern

Paperback. 13,80 / 21,00 cm. In Turkish. 388 p. Celestine North muhtesem bir hayata sahipti.El üstünde tutulan bir evlat, örnek ögrenci, sevilen bir arkadasti. Okulun en yakisiklisiyla çikiyor, mükemmel notlar aliyor, güzelligiyle herkesi büyülüyordu. Ahlaken yozlasmis, dislanmis Kusurlularin aksine, Celestine'in önünde çok parlak bir gelecek vardi. Ancak bir gün, çok sevdigi komsusunun Kusurlu damgasi yemek üzere alinip götürülmesi kafasinda sorular olusmasina yol açti. Tehlikeli, canini acitan sorular... O da bir gün hapse atilabilir miydi? Damgalanabilir miydi? Kusurlu ilan edilir miydi? Dogru ile yanlis arasinda, her zaman kesin bir çizgi var miydi? Bir insani lekelemek bu kadar kolay miydi? Dünyaca ünlü, usta yazar Cecelia Ahern, Kusurlu'da haksiz yere insanlari yücelten ya da mahveden bir sistemi ve modern toplumlarin bu büyük açmazini, yürek yakici bir hikayeyle anlatiyor.

von Zülfü Livaneli

1991 yılında yayınlanan Orta Zekalılar Cenneti ile 2010 yılında yayınlanan Sanat Uzun, Hayat Kısa'dan derlenen yazılar elden geçirilmiş yeni baskısıyla okurlarla buluşuyor."Orta Zekalılar Cenneti'ni yazdığım yıldan bu yana, Türkiye'de ve dünyada çok şey değişti ama gözlemlerime göre 'orta zekalı'ların iktidar alanı daha da genişledi, neredeyse başa çıkılmaz bir ortak paydaya dönüştü. Toplum kaliteyi -deyim yerindeyse- kusmaya başladı, iyiliğin yerini kötülük, temizliğin yerini pislik, hakkın yerini haksızlık, kibarlığın yerini kabalık, ahlakın yerini ahlaksızlık alma yolunda epey ileri gidildi.Ne olup bittiğini anlamamıza destek verebilecek böyle bir kitabı yeniden yayınlarken, iki ayrı kitaptan, yani Orta Zekalılar Cenneti ile daha sonra yayınlanmış olan Sanat Uzun, Hayat Kısa'dan bir derleme yapmayı ve birlikte sunmayı istedim. İçimden öyle geldi. Umarım okurlar bunu uygun karşılarlar."-Ömer Zülfü Livaneli -

von Nazan Bekiroğlu

Original bdg. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 536 p. Nazan Bekiroglu'ndan Trabzon-Tebriz-Tiflis-Batum-Istanbul hattinda geçen muhtesem bir roman. Balkan Savasi döneminde baslayip I. Dünya Savasi'na uzanan bir öykü… Trabzon'dan ve Tebriz'den dogup birbirlerine dogru yol alan iki hayat; önce deli akan sonra durgunlasan iki irmak… Aslinda çok irmak… Tebriz'in en büyük, en asil hali tüccarinin deli fisek oglu Settarhan ve Trabzonlu inci tanesi Zehra… Atesin bakisli atesin duruslu; irmagini kendi bildigince alev ates akitmayi seçen bir genç kiz Azam... Adi ne ask ne de dostluk olan bir duyguyla Settarhan'in irmagina dolanan Batumlu kitapçi Sophia... Aciyla yogrulan, yogruldukça durulasan, kendi varliklarini sevdiklerinin varliginda eriten Büyükhanim ve Hacibey… Ve hep kendi içine dogru akan, kendi irmagini gencecik yasta milleti için kurutan, Trabzon'un "kirik kafiyesi" Ismail, ah Ismail… Iki büyük savasin savurup yeniden sekillendirdigi hayatlar, muhaceret, mücadele, kader, farkli inançlarin aktigi ortak zemin, üç ülke ve üç sevda Nazan Bekiroglu'nun mürekkebi ask olan kaleminde bulustu. Nar Agaci hayal kadar zengin, roman kadar güzel, tarih kadar gerçek bir hikâye… Incelikle islenmis karakterleri, son derece zengin detaylari ve dönemi anlatmadaki maharetiyle okuyani çarpacak ve yillarca unutulmayacak bir kitap...

von Ayşe Duman

Om menstruationen, hvorfor man får den, forskellige former for utilpashed. Desuden kulturhistoriske afsnit om holdninger og tabuer til menstruation gennem tiderne

von Ellen Marie Wiseman

Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 464 p. Hiç sahip olmadiginiz bir sevgiyi özlediniz mi? Dört duvar arasina hapsedilmek nasil bir duygu bilir misiniz? Benim tanidigim tek dünya, bu tavan arasi. Keske pencere açik olsaydi da disarinin havasini içime çekebilseydim dedigim ne çok zaman oldu. Bir teleskobum var, disariyi ancak bu sekilde görebiliyorum. Anneme göre sokaga çiksam insanlar benden korkarmis. Lanetli, ucube bir çocukmusum ben. Odamda kendime bakabilecegim bir ayna yok. Bedenimden tenimin bembeyaz, saç uçlarimdan da saçlarimin sari-beyaz renginde oldugunu görebiliyorum. Gerçekten çok mu çirkinim? En çok istedigim sey kitaplarda resimlerini gördügüm sirke gitmekti. Ama hayalini kurdugum o sirkin benim kabusum olacagini nereden bilebilirdim ki? Rüzgârin ilk kez tenime degdigi o aksamda bir sirke satildim. Hem de öz annem tarafindan… Keske ailem beni sevseydi. Keske annem kizim deyip saçlarimi oksasaydi ama ben bir ucubeyim… Simdi en yakin arkadasim bir fil. Farkli olsak da tutsak edildigimiz dünyada döktügümüz gözyasi bile ayni. Kim miyim? Ben, Lilly Blackwood, ne kadar görmezden gelirseniz gelin benim gibi dislananlarin sesi olmaya devam edecegim… Beyaz Filin Gözyaslari… Yine bir toplumsal olayi konu alan Ellen Marie Wiseman, birbirimizden ne kadar farkli olsak da hissettigimiz duygularin ayni oldugunu, hayallerimizi yakalamak için mücadeleyi birakmamamiz gerektigini yürek parçalayan bir dille anlatiyor…"Wiseman, sevgiye muhtaç iki küçük kizi içeren aile sirlariyla örülü, elinizden düsüremeyeceginiz bir hikayeye daha imza atmis. Filler Için Su'yu sevenler, bu kitaba da bayilacak."- Library Journal