Empfehlungen basierend auf "Kürk Mantolu Madonna"
Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.
von Zülfü Livaneli
Merhamet zulmün merhemi olamaz!İstanbul'un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin'in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin'e gider. Onun, önce sevdaya sonra ölüme yazılmış, Mardin'de başlayıp Amerika'da sona ermiş hayatını araştırmaya koyulur. Böylece adeta bir girdabın içine çekilir, tutkuyla ve hırsla gizemli bir kadının peşine düşer.Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz. Ortadoğu'nun adeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz'ın ve kelamın çocuklarının hikayesi... Livaneli okuru, sevda ile acının iç içe geçtiği bir Ortadoğu gerçeğiyle buluşturuyor.
von Matt Haig
Paperback. 14,00 / 21,00 cm. In Turkish. 296 p. Original ttle: The Midnight Library Translated by Kivanç Güney Edited by Ümran Özbalci Cover design by Rafaela Romaya, Betül Güzhan Düzelti - Redaksiyon : Betül Güzhan 42 Dile Çevrilen Uluslararasi Çoksatan 2020 Goodreads Yilin En Iyi Romani "Yasamla ölüm arasinda bir kütüphane var," dedi. "Bu kütüphanedeki raflar sonsuza kadar gider. Her kitap yasamis olabilecegin baska bir hayati yasama sansini sunar sana. Farkli seçimler yapmis olsan, su an nasil bir hayatin olacagini görürsün… Pismanliklarini telafi etme sansin olsaydi, bazi konularda farkli davranir miydin?" Nora Seed berbat halde. Kedisi öldü. Isinden kovuldu. Abisi onunla konusmuyor. Kimsenin ona ihtiyaci yok. Art arda alinmis kötü kararlarin sonucunda bir kütüphanede buluyor kendini. Zamanin hiç akmadigi bir gece yarisi kütüphanesinde, sonsuz sayida kitabin ortasinda... Kitaplarin her birinde Nora'nin farkli bir hayati yazili. Baska kararlar verseydi yasamis olabilecegi hayatlar. Farkli kariyerler, farkli esler, farkli arkadaslar, farkli sehirler arasinda gidip gelen Nora'nin akli sorularla doluyor. Mutluluk sadece önemli sandigimiz seçimlerde mi gizli? Yanlis giden her detayin sorumlusu gerçekten biz miyiz? Hayati yasanilir kilan ne? Yanlis bir karar insanin tüm hayatina mal olabilir mi? Ingiliz edebiyatinin önemli isimlerinden Matt Haig; Nora'nin pismanliklara, ihtimallere ve yeniden seçme imkânina dair çiktigi bu yolculukta, ona eslik edecek okurlara sürükleyici ve insanin en temel sorunlarini konu alan bir kurgu sunuyor. "Degismesini istedigimiz bir dünyada hep birlikte sikisip kalmisken, tam zamaninda yazilmis bir modern çag masali, günümüzün Sahane Hayat'i." Jodi Picoult "Kitaplarin yasami degistirme gücünü kutlayan, içtenlikle ve mizahla yazilmis, bastan çikarici bir roman." Sunday Times "Matt Haig sözcükleri konserve açacagi gibi kullaniyor. Konserve de biziz." Jeanette Winterson
von Stefan Zweig
Olağanüstü Bir Gece, seçkin bir burjuva olarak rahat ve tasasız varoluşunu sürdürürken giderek duyarsızlaşan bir adamın hayatındaki dönüştürücü deneyimin hikayesidir. Sıradan bir Pazar gününü at yarışlarında geçirirken, belki de ilk kez burjuva ahlakından saparak "suç" işler. Böylece yeniden "hissetmeye" başladığını, kötücül ve ateşli hazları olan gerçek bir insan olduğunu fark eder. İçindeki haz dolu esrime, aynı günün akşamında onu gece aleminin son atıklarının arasına, "hayatın en dibindeki lağımlara" sürükleyecek, varış noktası ise ruhani bir uyanış olacaktır.
von Gülseren Budayıcıoğlu
"Küçükken çekilen acıların ateşi kolay sönmüyor, kolay unutulmuyor ve izlerini hayatımız boyunca üstümüzde taşıyoruz."Aşk yakıyorAyrılık kavuruyorAldatılmaksa hep çok acıtıyor.Bize çocukluk acılarını tekrar yaşatacak kişileri gözünden tanır, başkasına değil, ona aşık oluruz. Hayat onu kendi ellerimizle buldurur bize.Kaderimiz aslında doğduğumuz evlerde yazılır. Yine o evlerde yaralanır, o yaralarla büyür, sonunda o yaraların bizi götürdüğü yere gideriz. Ancak mutluluk her zaman o yolda değildir."Bu kitapta her zamanki gibi gerçek bir yaşam hikayesi anlatacağım sizlere. Hep lüks içinde yaşamış ama kaderi daha baştan kötü yazılmış Camdaki Kız ile bir varoş çocuğunun aşk hikayesi bu."- Dr. Gülseren Budayıcıoğlu
von Yu Hua
Aile servetini yiyip tükettiği gençlik günlerinde, uzun bir hayatın ona neler sunacağından habersizdir elbette Fugui.Yıllar sonra, yaşlı öküzüyle tarlasını sürerken tanıştığı bir yabancıya hayatından söz etmeye başladığında, şımarık bir gencin başına gelenlerden fazlasını sayıp dökecektir bu yüzden: Fugui, kendisiyle birlikte altı insanın hayatını, kaderin sürprizlerini, yaşamın acılarını ve sevinçlerini anlatır. Onun dilinden -daha doğru bir ifadeyle Yu Hua'nın kaleminden- dökülenler, insanlık durumlarına dair epik bir romana dönüşür böylece. Basit bir anlatım, güçlü bir anlatı doğurur: Sabanın toprakta bıraktığı izlere benzer kağıt üzerinde satırlar. Yaşamın her şeyi kapsaması gibi, Yaşamak da hayatı olduğu gibi kucaklar. Doğumları ve ölümleri, mutsuzlukları ve umutlarıyla...Yayımlandığında ülkesinde yasaklanmasına rağmen, bir hayat öyküsü okumamış da sanki bir hayat yaşamış olduklarını söyleyen okurlarının her geçen gün artmasıyla bir "modern klasik"e dönüşen Yaşamak'ı Bahar Kılıç, Çince aslından çevirdi.
von Sabahattin Ali
Original bdg. 13,00 / 21,00 cm. In Turkish. 336 p. Katkida Bulunan (Içerik) : Tülay Gençtürk Demircioglu Iyilik demek kimseye kötülügü dokunmamak degil, kötülük yapacak cevheri içinde tasimamak demektir. Ellerimizle kirlettigimiz benligimizi kendimizden korumak için kaçariz aynaya bakmaktan, sanki o biz degiliz de içimizdeki seytanmis gibi. Adim adim pesimizdedir oysaki... Iyilik nerede biter, kötülük nerede baslar? Yaptiklarimizin mesuliyetini her zaman alabilir miyiz? Yoksa Sabahattin Ali'nin de belirttigi gibi, bütün sorumlulugu içimizdeki seytana mi yükleriz? Sabahattin Ali, eserinde âdeta iyilikle kötülügün sinirlarini çizmektedir. Sabahattin Ali'nin ikinci romani Içimizdeki Seytan, Ulus gazetesinde tefrika edildikten sonra, 1940 yilinda ilk olarak Remzi Kitabevi tarafindan basilir. Türkiye'de gördügü ilgi nedeniyle 2007'de Der Dämon in Uns adiyla Almancaya, 2008'de Le Diable Qui Est Nous adiyla Fransizcaya çevrilen Içimizdeki Seytan, daha sonra Arnavutça, Bulgarca ve Felemenkçeye de çevrilmistir.
von Piraye
Seyir eden misin, seyreden mi bu alemde?Eksikliğin boş gözleriyle büyümüştü Mina...Küçük bir kızken bunu ilk fark ettiğinde, şaşırmıştı; olmayan her ne ise kalbinin orta yerinde, orada bir oyuk oluşturmuştu sanki.Bozuktu. Defoluydu. Büyüdü, genç bir kadın oldu ve bir karar verdi; "Madem eksiğim ben, bu eksikliği kapatacak olan malzeme başkalarında olmalı.Onların sözleri, onların ilgisi, onların tanımları, onların yorumları."Aşklar da oldu yaşamında, kırgınlıklar, savruluşlar da... Kaybetti, ama yıkılmadı yeniden ayağa kalktı.Bir sergi açılışında Celal ile göz göze geldiği ilk an, bir tokat patlamıştı sanki yüzünde.Deli gibi çarpan kalbinin sesini duyuyor, bu gergin ama bir o kadar da gizemli erkeği izlemekten kendini alamıyordu.Mina, onu kendi dönüşümüne götürecekuzun bir yolculuğa çıkmaya hazırdı artık!