Empfehlungen basierend auf "Kılıç yarası gibi: Roman (Türk yazarları) (Turkish Edition)"
Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.
von Zülfü Livaneli
"Gerçek bir şaheser! Teknik ve psikolojik olarak mükemmel! Öldürmek mi bağışlamak mı ikilemini en iyi veren roman." Yaşar Kemal"Arkadaşlarım bunun farkında değil ama ben bu bağlantıların üstünde ya da dışındayım. Onlar gibi davranmaya, onlara benzemeye çalışıyorum, lakin içim farklı, işte romanı yazan zavallı arkadaşımın inemediği derinliklerden biri de bu. O beni, politik geçmişi olan ve Kuzey sürgününe savrulmuş, sıradan insanlardan biri sanıyor. Başımdan geçenleri, benden daha ilginç buluyor. İçimdeki derin ve köklü karanlığın farkında değil. Çünkü insanları konuşarak tanıyamazsınız. Konuşmak, canlı yaratıklar arasındaki en etkisiz iletişim aracı. Dil yalan söylüyor, olanları çarpıtıyor, insanlığın hiç bıkıp usanmadığı klişeleri tekrarlıyor. Bu yüzden, insanları dinlemek onları anlamak için yeterli değil."12 Mart rüzgarlarının İstanbul'dan Stockholm'e savurduğu bir mülteci olan Sami Baran, yattığı hastanede Türkiye'den bir hastayla karşılaşır. Bu adam, başına gelenlerin sorumlusu olarak gördüğü eski bir bakandır. Ondan intikamını almak amacıyla Şili, Uruguay, İran gibi farklı ülkelerden gelmiş mülteci arkadaşlarıyla birlikte bir plan yapar.Ancak, bu planı gerçekleştirmek o kadar kolay olmayacaktır: Sami Baran, anadilin yeri geldiğinde düşmanla da anlaşma aracı olabileceğini hesaba katmamıştır. Ve bu, planın önündeki engellerden sadece biridir...Zülfü Livaneli'nin usta kaleminden, sürgün yaşamı ve öldürmek-bağışlamak ikilemi üzerine, okurları ve eleştirmenleri değişik kurgusu ve beklenmedik final(ler)iyle de etkileyen, kusursuz bir roman.
von Lev Nikolayeviç Tolstoy
İşte o gün, talihin yüzüne güldüğü bir adam olan ben, her akşam tek başıma soyunduğum odamdaki bölmenin çapraz kirişlerine kendimi asmayayım diye kendimden bir ipi sakladım ve şeytana uyar da hayatıma kolay yoldan son veririm diye de silahımı yanıma alıp çıktığım o avlara çıkmaz oldum. Ne istediğimi kendim de bilmiyordum; hayattan korkuyordum, hayattan kaçıp uzaklaşmak istiyordum, ama gene de hayattan bir şeyler bekliyordum.Bütün bunlar başıma talihin tam anlamıyla yüzüme gülmüş olduğu bir dönemde geliyordu. Henüz elli yaşına basmamıştım, çok sevdiğim iyi bir karım, iyi çocuklarım ve ben fazla bir gayret göstermeden gelişen ve büyüyen geniş bir malikanem vardı. Akrabalarımdan ve eşimden dostumdan, hiç olmadığı kadar saygı görüyordum. İnsanlar beni övüyorlardı. Ben de ünlü biri olduğumu düşünmekle kendimi hiç de kandırmış olmazdım. Deli ya da ruhsal yönden rahatsız olmak şöyle dursun, tam tersine benim gibi insanlarda nadir rastladığım bir şekilde zihin ve beden melekelerim son derece güçlüydü. Beden gücü olarak ekin biçmede köylülerden geri kalmazdım, zihin olarak da ara vermeksizin sekiz, on saat çalışabilir, böyle bir zorlanmadan dolayı da hiçbir rahatsızlık duymazdım.
von Esma Fethiye Güclü
Durup kiraz aacn selamlyorum. Babamla birlikte her gn getiimiz sokaktan baknca onu uzaktan -ama sadece biraz uzaktan- grebiliyorum. Aslnda karmda grdm ey renkli bir leke ama ben onun aa olduunu, yani hayallerimdeki gibi iyi yrekli bir devin salar olduunu biliyorum. Tamamen bulank, ama orada. Yazarn kendi yaam hikayesinden esinlenerek, kk bir kzn grme yetisini kaybetmesiyle ilgili kaleme alnm olan bu roman her yatan okur iin. Kk Prens, imdeki Mzikgibi kitaplarn hayranlar iin ok zel bir yeri olacak. Mafalda, dokuz yandaki bir kz ocuu ve bildii bir ey var: Gelecek alt ay iinde, grme yetisini tamamen kaybedecek. Mafalda, grnrdeki bu karanlk gelecekte yolunu bulabilecek, okula gidebilecek, futbol oynayabilecek ve kedisine bakabilecek mi Ailesi ve arkadalarnn yardmyla Mafalda, kendisi iin nemli olan eyleri kefetmeye alr. Grme yetisini kaybetse de yapabilecei eylerin listesini karr. lham veren bir cesaret ve kararllk hikayesi.
von Colleen Hoover
Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 368 p. New York Times'in çok satan yazari Colleen Hoover yürekleri sizlatan yeni bir ask hikayesiyle geri dönüyor. Tate Collins havayolu pilotu Miles Archer'la tanistiginda, bunun ilk görüste ask oldugunu düsünmez. Birbirlerini arkadas olarak görecek kadar bile iletisim kurmazlar. Tate ve Miles'in tek ortak noktasi birbirlerine karsi inkar edilemez bir çekim hissetmeleridir. Tutkularini açikça ortaya koyduklarinda, kusursuz bir planlari oldugunu anlarlar. Genç adam ask pesinde degildir, genç kadinin ise aska ayiracak vakti yoktur, geriye sadece seks kalir. Tate, Miles'in ona sundugu iki kurala uydugu sürece anlasmalari sasirtici bir sekilde sorunsuz olacaktir. Asla geçmisim hakkinda soru sorma. Bir gelecek bekleme. Idare edebileceklerini düsünürler, ama çok geçmeden bunun hiç de kolay olmadigini anlarlar. Kalplere siziliyor.Sözler bozuluyor.Kurallar çigneniyor.Ask çirkinlesiyor.
von Talha Uğurluel
Kitapları, televizyon programları ve geileriyle binlerce insanı keyifli bir tarih yolculuğuna çıkaran Talha Uğurluel anlatıyor.Arzın Kapısı Kudüs ilk defa kullanılan fotoğraflar ve şehir haritasıyla sizi şehrin damarlarında gezdiriyor, tam bir görsel şölen sunuyor.Kudüs. Dünyada hiçbir şehir dinler tarihi açısından Kudüs'le yarışamaz. Üç semavi dinin de bu beldeyi aziz tuttuğunu, onun için mücadele ettiğini biliyoruz.Ya bilmediklerimiz. Anlatılmayanlar. Görülmeyenler.İsrailoğullarını Kudüs'e taşıyan peygamber kimdi? Hz. Musa Kudüs'ü görmüş müydü?Hz. Süleyman'ın kabri nerede?Mardinli Artuk Bey'in Kudüs'te ne işi vardı? Kudüs Türk hakimiyetinde neler yaşadı?Selahaddin Eyyubi'nin Kadınlar Mescidi geçmişte Tapınak Şövalyeleri'nin yönetim merkezi miydi?Osmanlı'yı arkadan vuran Şerif Hüseyin ve oğullarının akıbeti ne oldu?Hitler, Yahudi sürgünü fikrini Roma İmparatoru Hadrian'dan almış olabilir miydi?Filistin devletinin temellerini atan, Çanakkale gazisi Muhammed Emin el-Hüseyni Türkiye'ye neden kaçak girmek zorunda kaldı?Bu kitabı okuduğunuzda Taht-ı Süleyman'dan Antonia Kulesi'ne, Mescid-i Aksa'dan Kubbetü's-Sahra'ya birçok mekanı görmüş gibi olacaksınız.
von Ahmet Umit
Byzantion'dan İstanbul'a uzanan, heyecan yüklü bir serüven...Sarayburnu'nda, Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset. Avuçlarında antik bir para.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hükümdar, yedi sikke, yedi kadim mekân. Ve tek bir gerçek: Bu şehrin gizemli tarihi."Şehre bakıyorduk denizden. Sisler içindeydi İstanbul... Sisler içinde deniz... Sisler içinde teknemiz. Sultanahmet'in minareleriydi görülen, Ayasofya'nın kubbesi, Topkapı Sarayı'nın kuleleri. Hiç yağmalanmamış, yıkılmamış, kirletilmemiş gibiydi şehir. Bembeyaz bir sisle örtmüştü doğa, ne varsa görüntüyü çirkinleştiren. Güneş doğmadan bir anlığına beliren bir hayal gibi... Büyülü bir bulut gibi... Bir masal imgesi gibi... Yeni kurulmuş bir kent gibi... Taze bir başlangıç gibi... Genç, umutlu, güzel...İstanbul’a bakıyorduk denizden. Ölülerimizin yüzlerine bakıyorduk... Onların gözlerindeki kendi kederimize. Çaresizliğimize bakıyorduk, avuçlarımızda büyüyen zavallılığa, kanımızda filizlenen korkaklığa... Elimizden alınan hayata bakıyorduk... Güneşli günlerimize, umut dolu sabahlara, eğlenceli bahar akşamlarına... Sönen anılarımıza bakıyorduk, ölen hayallerimize, yıkılan düşlerimize... Sönen anılarımızı, ölen hayallerimizi, yıkılan düşlerimizi yüklenip yorgun bir şilep gibi bizden uzaklaşan şehrimize... Şehrimizle birlikte yitirdiğimiz kendimize bakıyorduk..."
von Basak Baysalli
Paperback. 13,50 / 21,50 cm. In Turkish. 112 p. Edited by Murat Çelik Cover design by Emir Tali Fresko Apartmani, Kuzguncuk'ta, birbirlerini hafizalariyla var eden, birbirlerinin hayatlarina siginan Kirkor'un, Rüya'nin, Eleni'nin, Ani'nin, Nadia'nin, Ali Turhan'in, Bora'nin ve Ismail'in kavusma alani. Napoli'den Istanbul'a gelen Defne'nin araladigi tozlu tahta bavul Matilda'nin bahçesine, kimsenin bilmedigi kirik bir ask hikâyesine, bu aska duyulan saygiya, 6-7 Eylül olaylarina ve yurdundan kovulan Rumlara açiliyor. Basak Baysalli, Fresko Apartmani'nin dairelerinde gezinirken kapilari hiç kapatmadigi gibi her hikâyeyi birbirine titizlikle ilistiriyor. Herkesi herkesle dost kilan ortak bir acinin kimligini tutusturuyor elimize. Adim adim çözülen bir sirrin, unutusun ve hatirlayisin öyküleri! Zor gibi görünür, ama kolaydir Hristo teyeli. Tamam, uzaktan bakildiginda kazayagini andiriyor olabilir, ama yine de Hristo bunun adi, öyle ögrendim ben. Eleni'den… "Ip, kumasa zit bir renkte olmali ki teyel kaybolup gitmesin," derdi. Ne geldiyse basimiza bu zitliklardan gelmedi mi zaten? Her sey Eleni'nin hafizasinda yitip gitti. Kumastaki teyeli kaybetmisim, çok mu?
von Emrah Ateş
Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 92 p. Emrah Ates, daha önceki kitaplarinda yaptigini yapmiyor bu defa; birbirini takip eden öyküler degil, birbirinden bagimsiz öyküler ile çikiyor okuyucusunun karsisina.Suskun Selim, Varsayalim Ferhan, Topal Kemal ve digerleri…Hepsi bambaska hayatlarin bambaska insanlari. Ama hepsinin yine de bir ortak noktasi var:Hepsi "güzel seylerin yoklugu"na sahip…Bu kitabi okuyun, basucu kitabiniz olacak. Iddia ediyoruz!"Insanin mayasi toprak. Vakti gelince çatlamaya basliyor," dedim içimden; annemin çatlamis ellerine takilmisti gözüm. Sadece eli de degil üstelik; yüzü, kolu, vücudunda benim görebildigim her yeri, belki görmedigim yerleri de kurumus bir toprak gibi çatlamisti annemin. Zaman insana varligini böyle ispat ediyordu belki de.
von Ahmet Şimşirgil
17. asrin son yirmi yilina girildiginde Osmanli Devleti gucunun ve kudretinin zirvesinde, dunya siyasetinde etkin bir sekilde hukmunu icra ediyordu. Dunyada yenemeyecekleri hicbir devlet yoktu. Yillardir bircok tarihci yetistiren ve yaptigi televizyon programlariyla tarihi yediden yetmise herkese sevdiren Prof. Dr. Ahmet Simsirgil, tamamen ilmi kaynaklardan beslenerek her yastan tarih severin kolaylikla okuyup anlayabilecegi bir uslupla KAYI dizisini yazmis ve tarihimizi sikistigi bu alandan kurtarmistir. onyargisiz ve objektif bir sekilde okuyucunun degerlendirmesine sunulan bu serinin hedefi; Osmanli Imparatorlugu'nun kurulusundan yikilisina kadar siyasi, sosyal, iktisadi ve imari tum seruvenini ve Osmanli padisahlari hakkinda bilinen gercekleri akici, anlasilir, merak uyandirici ve roman tadinda bir uslupla yorumlamaktir. Ahmet Simsirgil, adaletiyle kalpleri kazanan; yigitligi, cesareti ve mertligiyle dosta guven, dusmana korku salan; uc caga damgasini vurmus, uc kitaya yayilmis Devlet-i Aliyye-i Osmaniye'nin hikiyesine KAYI VI: Imparatorlugun Zirvesi ve Donus kitabiyla devam ediyor. Bu eserde, I. Mustafa'dan II. Osman'a, IV. Murad'dan IV. Mehmed Han'a kadar bircok padisahin; Koprulu Mehmed Pasa'dan Koprulu Fazil Ahmed Pasa'ya; TarhuncuAhmed Pasa'dan Merzifonlu Kara Mustafa Pasa'ya kadar bircok devlet adaminin; Halime Valide Sultan'dan Mahfiruz Hatice Sultan'a, Hatice Turhan Sultan'dan Kosem Sultan'a kadar bircok valide sultanin nasil yasadiklarini, neler yaptiklarini, imparatorlugu idame ettirmek gayesiyle ne gibi siyasi yollar izlediklerini, imar faaliyetlerini ve sahsiyetlerini bulacaksiniz.(Tanitim Bulteninden)Ince Kapak: Sayfa Sayisi: 368Baski Yili: 2016e-Kitap: Sayfa Sayisi: 282Baski Yili: 2016Dili: TurkceYayinevi: Timas Yayinlari
von Ahmet Altan
"Güneşimizle aramızda kara kedi gibi duran o Gökcisim, bir gün çekip gidecekti elbette. Belki çok yakındı çözüm. Kapıdaydı. O an gelene kadar bize düşen, sanki güneş gökte parlıyormuşçasına yaşamayı sürdürmekti. Hayata tutunmaktı." Yakın gelecekte, yeryüzünde bir ülke. Tiran ölmüş ve oğlu başa geçmiştir. Ülke, din ulemaları ve polisler ordusundan oluşan bir demir yumrukla yönetilmektedir. Katı yasalarla sınıflara ayrılan halksa, yoğun denetim ve gözetim altında yaşamaktadır. Güneşse, kimselerin nasıl, neden olduğunu hatırlamadığı bir dönemden bu yana, "Gökcisim" denilen dev bir kütlenin ardındadır. Her yer buz tutmuş, yaşam sevinci tüm canlılardan el ayak çekmiştir. Gelgelelim yıpratıcı uykusuzluğuna çare arayan bilim kadını Yuna, geçmişine, kaderine ve en önemlisi de, bir kadın olarak tutkularına sahip çıkarak, beklenmedik bir şekilde gerçekleri sorgulamaya başlar. Topluma dayatılan kuralların, değişmez varsayılan yasaların, sonu gelmez sansürün mutlak olmadığını fark eden Yuna, sorumluluğunu üstlenip, deyim yerindeyse, güneşe açılan kapıyı aralamayı göze alacaktır. Geçmişle hesaplaşmalar, düzenle çatışan tutkular ve insanı dönüştüren aşklar. Ayşe Kulin, okurlarını sarsıcı bir gelecek hayal etmeye davet ettiği Tutsak Güneş'te, genç bir kadının unutulmaz uyanış hikayesini anlatıyor.