Empfehlungen basierend auf "Istanbul hatirasi"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

von Esma Fethiye Güclü

Durup kiraz aacn selamlyorum. Babamla birlikte her gn getiimiz sokaktan baknca onu uzaktan -ama sadece biraz uzaktan- grebiliyorum. Aslnda karmda grdm ey renkli bir leke ama ben onun aa olduunu, yani hayallerimdeki gibi iyi yrekli bir devin salar olduunu biliyorum. Tamamen bulank, ama orada. Yazarn kendi yaam hikayesinden esinlenerek, kk bir kzn grme yetisini kaybetmesiyle ilgili kaleme alnm olan bu roman her yatan okur iin. Kk Prens, imdeki Mzikgibi kitaplarn hayranlar iin ok zel bir yeri olacak. Mafalda, dokuz yandaki bir kz ocuu ve bildii bir ey var: Gelecek alt ay iinde, grme yetisini tamamen kaybedecek. Mafalda, grnrdeki bu karanlk gelecekte yolunu bulabilecek, okula gidebilecek, futbol oynayabilecek ve kedisine bakabilecek mi Ailesi ve arkadalarnn yardmyla Mafalda, kendisi iin nemli olan eyleri kefetmeye alr. Grme yetisini kaybetse de yapabilecei eylerin listesini karr. lham veren bir cesaret ve kararllk hikayesi.

von Talha Uğurluel

Kitapları, televizyon programları ve geileriyle binlerce insanı keyifli bir tarih yolculuğuna çıkaran Talha Uğurluel anlatıyor.Arzın Kapısı Kudüs ilk defa kullanılan fotoğraflar ve şehir haritasıyla sizi şehrin damarlarında gezdiriyor, tam bir görsel şölen sunuyor.Kudüs. Dünyada hiçbir şehir dinler tarihi açısından Kudüs'le yarışamaz. Üç semavi dinin de bu beldeyi aziz tuttuğunu, onun için mücadele ettiğini biliyoruz.Ya bilmediklerimiz. Anlatılmayanlar. Görülmeyenler.İsrailoğullarını Kudüs'e taşıyan peygamber kimdi? Hz. Musa Kudüs'ü görmüş müydü?Hz. Süleyman'ın kabri nerede?Mardinli Artuk Bey'in Kudüs'te ne işi vardı? Kudüs Türk hakimiyetinde neler yaşadı?Selahaddin Eyyubi'nin Kadınlar Mescidi geçmişte Tapınak Şövalyeleri'nin yönetim merkezi miydi?Osmanlı'yı arkadan vuran Şerif Hüseyin ve oğullarının akıbeti ne oldu?Hitler, Yahudi sürgünü fikrini Roma İmparatoru Hadrian'dan almış olabilir miydi?Filistin devletinin temellerini atan, Çanakkale gazisi Muhammed Emin el-Hüseyni Türkiye'ye neden kaçak girmek zorunda kaldı?Bu kitabı okuduğunuzda Taht-ı Süleyman'dan Antonia Kulesi'ne, Mescid-i Aksa'dan Kubbetü's-Sahra'ya birçok mekanı görmüş gibi olacaksınız.

von Elif Şafak

Elif Şafak'ın yayıncılığımızda bir fenomen olan, 1 milyona yakın satan romanı Aşk'ın en çok sevilen, en çok paylaşılan bölümü Aşkın Kırk Kuralı kitap oldu...Ella ve Aziz'in aşkını, Mevlana ve Şems'in yoldaşlığını güzel ve büyülü bir çerçeve gibi saran Aşkın Kırk Kuralı, Şafak'ın aşk, tasavvuf ve anlam arayışı üzerine kaleme aldığı bir metin. Kitapta bu kırk kurala Aşk kitabında yer alan, aşka dair en güzel cümleler de eşlik ediyor.Bu kitap için özel olarak yazdığı Sunuş yazısında Elif Şafak "Uçsuz bucaksız bir deryadır tasavvuf" diyor. "kiminin elinde bir kepçe, kiminin elinde bir çay kaşığı. herkes kendi yüreğinin kabı kadar çeker o denizden. hoşça bakın zatınıza."

von Ahmet Simsirgil

Sultan Mehmed alayla sehre girdi ve Ayasofya'ya geldi. Atindan inerek mabedin icine girdi. Ayasofya'nin icinde bulunan patrik ve halk padisahin ayaklarina kapanarak aglasmaya basladilar. Fatih Sultan Mehmed elleriyle susmalarini isaret etti. Ortaligi sukunet kaplayinca patrige: "Ayaga kalk! Ben Sultan Mehmed sana ve arkadaslarina ve butun halka soyluyorum ki bugunden itibaren artik ne hayatiniz ve ne de hurriyetiniz hususunda benim gazabimdan korkmayiniz."Fatih Sultan MehmedYediden yetmise herkese tarihi sevdiren kiymetli ilim adami Prof. Dr. Ahmet Simsirgil'in kaleme aldigi KAYI serisinin ikinci kitabi KAYI II: Cihan Devleti'nde; Sogut ve Domanic'te baslayan ve adi Osmanli olan devletin mimarlarinin planli, programli ve disiplinli hareketleri; insani degerlere bagli, inancli ve temiz yasayislariyla bir asra varmadan gercek bir dunya gucune dogru giden muazzam basarilarinin devamini bulacaksiniz.Sultan Celebi Mehmed'in Fetret Devri'nden cikardigi devlete, oglu II. Murad Han zindeligini

von Cyril Gely

10 Aralık 1946'da Stockholm'deki Grand Hotel'de Otto Hahn, Kimya alanında layık görüldüğü Nobel Ödülü'nü almak üzere bekliyor. Törene sadece birkaç saat kalmış. Ve o sırada Lise Meitner beliriyor süitinde: Otuz yılı aşkın bir süredir birlikte çalıştığı eski dostu, meslektaşı, tecrübeli bir bilim insanı.Fakat Lise, Otto'yu tebrik etmek için orada bulunmuyor. Onun meselesi geçmiş ve dolayısıyla gelecek. Lise sadece hesaplaşmak istiyor. Ömrünü adadığı işin hayattaki karşılığıyla yüzleşmek. Kapalı kapılar ardında, bir otel odasında olup bitiyor her şey. Karlı ve soğuk bir günde. Cyril Gely, tiyatrodan gelen ustalığını diyaloglar üzerinden akan bu hikayede konuşturuyor: Tarihle, vicdanla, insanlıkla boğuşan iki bilim insanının gerçeğiyle yüzleşiyor."Cyril Gely, tarihin gölgesinde kalmış olanı açığa çıkarmayı seviyor. Ödül'de, kibirden sağduyuya, gururdan ihanete, gafletten fırsatçı körlüğe kadar insana dair tüm belirsizlikleri ustalıkla gözler önüne seriyor." - Sophie Creuz, L'echo"Keder ve sevgi arasında gidip gelen diyaloglar ve dokunuşlarla, yazar birbirine rakip iki arkadaş arasındaki muğlak ilişkiyi resmediyor. Turner resimleriyle dekore edilmiş bir otel odasında tarih yeniden yazılıyor. Ödül, sımsıkı kapalı bir kapının ardında iki kahramanın arasında geçen diyaloglar üzerinden her şeyin açığa çıktığı bir roman olarak karşımızda." - Manon Bitticelli, franceinfo:culture"İnsana dair etkileyici analizler eşliğinde keşiflerin sonuçları üzerine kaleme alınmışbilim dünyasına dair mükemmel bir roman. Cyril Gely, araştırmacıların kapalıdünyasında kadının yerini, tanınmamaktan kaynaklı acıyı ve başarı için verilen savaşıustalıkla kaleme almış."-Fnac

von Zülfü Livaneli

Zülfü Livaneli kırk dört yıllık dostluğun penceresinden Yaşar Kemal'i anlatıyor."Yaşar Kemal'in çevresinde esen, sanki kişiliğinin ve bedeninin ayrılmaz parçası olan, gittiği her yere, girdiği her mekana, sanki onunla doğmuş gibi farkında olmadan taşıdığı bir rüzgar vardı. İster yabancı ister bizden, ister köylü ister kentli, ister kadın ister erkek, herkesi etkisi altına alan bir rüzgardı bu. Unutulmaz roman kahramanlarından Yel Veli gibi sürekli koşarak ölümden kaçmak istediği için oluşmuyordu bu rüzgar. Koca gövdesiyle onu da, yanındakileri de bazen lodos gibi sersemletiyor, bazen garbi yeli gibi ferahlatıyor, bazen şiddetlenip çevresinde ne varsa önüne katıp sürüklüyordu."Zülfü Livaneli kırk dört yıllık dostluğun penceresinden Yaşar Kemal'i anlatıyor. Edebiyat sohbetleri, türküler, anılar birbirini kovalarken Yaşar Kemal'in edebi kişiliği ile siyasi duruşu da ayrıntılı bir şekilde yer alıyor bu kitapta.

von Seray Sahiner

Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 160 p. Kapak Tasarim : Füsun Turcan Elmasoglu “Hani diyorlar ya, rüyamda bunun bir rüya oldugunu biliyordum diye… Kâbustayim ama bunun mhayatim oldugunu biliyorum.” Hem benzersiz hem de fazlasiyla tanidik biri Ülker. Kocasindan siddet görmüs, gidecek yeri olmadigindan bu eziyeti yillarca sineye çekmis bir kadin. Derken, bir gece evini terk eder. Yeni bir yasam alani ararken can havliyle bir hastaneye siginir ve orada kalabilmek için kimsesiz insanlara refakatçilik etmeyi is edinir. “Aglayanin bir, gülenin bin derdi var,” diyen Ülker, keskin mizah duygusunu savunma sanati olarak kullanip hayatta kalmanin yollarini arar. 2012 yilinda Hanimlarin Dikkatine ile Yunus Nadi Öykü Ödülünü, 2018 yilinda Kul ile Orhan Kemal Roman Ödülünü kazanan Seray Sahiner, Ülker Abla ile Türkçe edebiyata yeni bir ses, çok güçlü bir kahraman armagan ediyor!

von Margaret Atwood

"Biz iki bacaklı rahimleriz, hepsi bu."Kadın, "bunaltıcı düşlerden uyandığı" bir sabah, hiçliğe dönüşmüş olarak buldu kendini. Artık bir adı yoktu, düşüncesi, benliği, arzusu yoktu ama bir rahmi vardı. Yaşamını kolonilere sürülmeden, öldürülmeden, Damızlık Kız olarak sürdürmesini sağlayan rahmi. Artık aşık olmayacaktı, sevmeyecekti, onaylanmış bir dilin ötesine geçmeyecekti. Duvarlara asılmış sıra sıra cesetler, tek gerçeğin savaş ve üreme olduğunu hatırlatıyordu. Özgürlük hatırlanmayacak kadar uzaktaydı.Margaret Atwood'un başyapıt niteliğindeki feminist distopyası Damızlık Kızın Öyküsü, bütün distopyalar gibi geleceğe dair bir paranoyayı değil, içinde yaşadığımız gerçeğin ta kendisini dile getiriyor. Erkek egemen muhafazakar bir rejimin üremeyle sınırlandırdığı, mahrem örtülerin ardına gizlediği kadın bedenleriyle bize aşina gelen bir gerçeğin.Anlatılan bizim hikayemizdir!

von Birsen Ekim Özen

Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 96 p. "Hediyelerin alinacagi Kapaliçarsi'nin nasil bir yer oldugunu arastirmaya karar verdim. Sonuçta orasi benim savas meydanim sayilir. Gülensu'yu geri püskürtmek için orada savasacagim. Bunu basarirsam dayim tekrar benim sevgili dayim olacak." Bu kitapta Sirin'le birlikte Beyazit Meydani'ni, Sahaflar Çarsisi'ni, Kapaliçarsi'yi gezecek ve çoook egleneceksiniz!

von Radi Fis

Şeyh Bedreddin, günümüzden altı yüz yıl önce yaşadı. Dönemin en büyük düşünürlerinden biri olarak çağını çok çok aşan cesur fikirler ileri sürdü, güçlü bir toplumsal adalet ve özgürlük özlemini dile getirdi. Amacını gerçekleştirmek üzere, ezilmiş Türk, Rum, Yahudi... emekçilerini bir araya getirip eğitti. Osmanlı yönetimine karşı Anadolu tarihinin en önemli köylü ayaklanması onun adıyla anıldı. Ben de Halimce Bedreddinem, bu büyük halk hareketinin belgesel romanı. Türk ve Osmanlı tarihine yoğunlaşan Sovyet yazar Radi Fiş, ayaklanmanın yaşandığı dönemden bugüne kalmış tüm belgeleri titizlikle incelemiş ve dönemin ayrıntılı bir resmini çıkarmış ortaya. Hem karanlık Ortaçağ, Osmanlı devlet yönetimi, taht kavgaları hem de Osmanlı’nın baskısı altındaki halkın yaşayışı; dinsel bir örtü altında gelişen muhalefet düşüncesi ve halk isyanı, akıcı bir roman tekniğiyle anlatılıyor. Radi Fiş’in günümüze ışık tutan bir geçmişin gerçekçi romanı usta çevirmen Mazlum Beyhan’ın Rusça aslından yaptığı incelikli çeviriyle okuyucularla buluşuyor.