Empfehlungen basierend auf "İnsanın Anlam Arayışı: Man's Search for Maning (Turkish Edition)"
Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.
von Ahmet Bulut
Kur’an;Hayatimiz…Hayat kaynagimiz…Yasam kilavuzumuz…Said Nursi’nin tarifiyle Rabbimizi bize anlatan en büyük delillerden biridir Kur’an… Onu okuyarak insanligin en büyük problemi olan, “Nereden geliyorsun?”, “Nereye gidiyorsun?”, “Ne için yasiyorsun?” sorularina cevap buluruz. Ondan uzaklastigimizda ise insaniyetimizin ne büyük felaketler içinde kivrandigini gÖrürüz.Kâinatin Yaraticisi hayatimizi nasil yasayacagimizi tarif eder Kur’an’da. Onu okumamizi, anlamamizi ister…Kur’an’la Yasamak, Kur’an’i niçin, nasil ve ne zaman okumaliyiz sorularina cevap ararken Kur’an’in cazibesine kapilan insanlardan Örnekler vererek okura yol gÖsteriyor.Öyleyse gelin kendi ebedi hayatimiz için ‘Kur’an Okuyalim’; Rabbimizi tanimak, O’nun bizi ne kadar çok sevdigini idrak etmek için… (Tanitim Bülteninden)
von Ahmet Ümit
Acıyı gördüm. Gözlerinin ortasında bir çiçek gibi büyüyen irisin önce ağır ağır büzülmesini, ardından çığlık gibi ansızın patlamasını gördüm. Titreyen dudaklar, bal mumuna dönüşen yüzleri, çöken yanakları, irileşen elmacık kemiklerini, birer mağara gibi derinleşen göz çukurlarını, kurumuş ağızların içinde pelteleşen dilleri gördüm.Anladım ki benliğimizin farkına vardığımız an, acının pençesinde kıvrandığımız andır.Çığlık değil, ürperiş değil, evet, nereden geldiğini bilmediğim o vahşi iniltiyi kalbimin derinliklerinde duydum. Soluksuz kaldım, boğazım kupkuru, alnım ateşler içinde, tuhaf bir hülyaya kapılmışım gibi sürüklendim o dipsiz boşlukta. Hayatın en karanlık sırrıyla yüzleştim.Karanlığın her aşamasından geçtim, akan kanın sesini duydum, ölümün serinliğini damarlarımda hissettim.Geçmişin kamburunu çoktan söküp attım sırtımdan.İnsanın insanı öldürdüğü o ilk anı gördüm, katilin zafer haykırışını, kurbanın korku çığlığını işittim.Her an uyanmaya hazır o muhteşem dürtüyü bastırmak, insanlığın en masum haline, en saf doğasına dönmemek için yıllarca ihanet ettim kendime. Kendimle birlikte bütün dünyayı da kandırdım. Neredeyse başaracaktım ama bırakmadılar, benim adıma onlar öldürmeye başladılar.İşte bu yüzden geri döndüm...
von Akilah Azra Kohen
Bedenimin içindeki canı gör, sadece etimi değil.Gözlerimin içindeki hayatı gör, sadece bakışımı değil.Hissettiklerimi gör, sadece tepkilerimi değil.Beni gör.Derinliğimde boğulmadan,Sorularımda kaybolmadan,Korkularında yok olmadan,Gör Beni.Bir fısıltıya koydum kendimi.Kalbine soruyorum yerimi:Başarabilir misin beni görmeyi?Cesaretin yeter mi?Topla cesaretini ve Gör Beni.Birileri bizden fırtına bekliyor,onlara gökkuşağı vermeye hazır mısınız?
von Adalet Agaoglu
Insan krapon kâgidindan kanatlar takinca kelebek olduguna inanir. Koyun postunda koyun, kurt postunda kurt […] ülkü de giydirilebilir üstünüze ve Etlik tepeleri dag gÖzükür gÖzünüze.Ölmeye Yatmak romani biçim açisindan da ilginç. çok genis bir dÖnemi anlatmak isteyen romanci, Aysel'in ruh dünyasinin yani sira toplumsal olaylari, Aysel'i Doçent Aysel haline getiren kosullari yari belgesel bir tarzla eserine katmis.-Selim Ileri-Agaoglu'nun Ölmeye Yatmak adli romani, kadinin cins kimligini, bireyselligini el yordamiyla aramasi, sorgulamasini ifade eder. Cumhuriyet kadin aydininin Özgürlük ve disilik arasindaki çikmazini, bu romanindaki kadin tiplemesi, Aysel çok iyi bir sekilde betimler.-Nilüfer GÖle-(Tanitim Bülteninden)Sayfa Sayisi: 400Baski Yili: 2016Dili: TürkçeYayinevi: Everest Yayinlari
von Adem Günes
Ne kadar degerli insan gorduysem onlarin cocuga deger verdigini de gordum.Cocuga deger vermek bir lutuf degil, insan olmanin geregidir. Bu gereklilige onem veren ebeveynlerin cocuklari hayatla barisik yasar. Yeri geldiginde coskuyla gulebilen, gerektiginde huzun duyabilen cocuklardir onlar. Gozleri isil isil, 'insan olmanin degerini' duyarak yasamis cocuklar…Ne kadar sorunlu cocuk gorduysem, hepsinin 'cocuk deyip gecilmis' oldugunu da gordum. Cocuk deyip gecmemek icin cocugun kim oldugunu bilmek gerekir.Cocuk kimdir ve nasil yasar? Kisiligi nasil gelisir? Duygulari nasil olusur?Adem Gunes Cocuk Deyip Gecmeyin'de bir cocugun gozunden bakiyor hayata. Her bolumde yeni dusunce ufuklari gelistiriyor. Kimi zaman "Dikkat daginikligi yoktur, o zaten cocugun normal halidir" diyor, kimi zaman "cocuk egitiminin ceza ile olamayacagina" dikkat cekerek yetiskin-cocuk iliskisinin temeli olan "guven" duygusunun altini ciziyor.(Tanitim Bulteninden)Ince Kapak: Sayfa Sayisi: 240Baski Yili: 201
von Rick Riordan
Despite their best efforts, Carter and Sade Kane can't seem to keep Apophis, the chaos snake, down. Their only hope is to find an ancient spell that might turn the serpent's own shadow into a weapon, but the magic has been lost for a millennia.
von Rick Riordan
Antik Misir tanrilari birer birer uyaniyor! Akil almaz bir intikam planini durdurmak, Carter ve Sadie’ye dusuyor.Cok satan Percy Jackson ve Olimposlular serisinin yazarindan bir Misir Mitolojisi efsanesi! Kane Gunceleri serisinin ilk kitabi olan Kirmizi Piramit, gerilimi ve mizahi bir araya getiren, bir kahramanlik ve sadakat oykusu. Carter Kane, annesini alti yasindayken kaybettiginden beri babasi, unlu Misir Bilimcisi, arkeolog Dr. Julius Kane ile dunyayi dolasmaktadir ve evi, bir valizden ibarettir. Carter boyle bir hayat surerken kiz kardesi Sadie Kane Londra’da, anneannesi ve dedesiyle yasamaktadir. Ayri gecen alti yildan sonra iki kardesin ortak hicbir noktasi kalmamistir. Ancak artik her sey degismek uzeredir. Bir Noel gecesi, iki kardes babalari sayesinde Londra’da yeniden bir araya gelirler. Babalari, her seyi yoluna koymaya kararlidir ve onlari nedeni belirsiz bir sekilde British Museum’a goturur. Ancak isler beklendigi gibi gitmez ve Julius Kane, kulaklari sagir eden
von Ahmet Umit
Byzantion'dan İstanbul'a uzanan, heyecan yüklü bir serüven...Sarayburnu'nda, Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset. Avuçlarında antik bir para.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hükümdar, yedi sikke, yedi kadim mekân. Ve tek bir gerçek: Bu şehrin gizemli tarihi."Şehre bakıyorduk denizden. Sisler içindeydi İstanbul... Sisler içinde deniz... Sisler içinde teknemiz. Sultanahmet'in minareleriydi görülen, Ayasofya'nın kubbesi, Topkapı Sarayı'nın kuleleri. Hiç yağmalanmamış, yıkılmamış, kirletilmemiş gibiydi şehir. Bembeyaz bir sisle örtmüştü doğa, ne varsa görüntüyü çirkinleştiren. Güneş doğmadan bir anlığına beliren bir hayal gibi... Büyülü bir bulut gibi... Bir masal imgesi gibi... Yeni kurulmuş bir kent gibi... Taze bir başlangıç gibi... Genç, umutlu, güzel...İstanbul’a bakıyorduk denizden. Ölülerimizin yüzlerine bakıyorduk... Onların gözlerindeki kendi kederimize. Çaresizliğimize bakıyorduk, avuçlarımızda büyüyen zavallılığa, kanımızda filizlenen korkaklığa... Elimizden alınan hayata bakıyorduk... Güneşli günlerimize, umut dolu sabahlara, eğlenceli bahar akşamlarına... Sönen anılarımıza bakıyorduk, ölen hayallerimize, yıkılan düşlerimize... Sönen anılarımızı, ölen hayallerimizi, yıkılan düşlerimizi yüklenip yorgun bir şilep gibi bizden uzaklaşan şehrimize... Şehrimizle birlikte yitirdiğimiz kendimize bakıyorduk..."
von Veronica Roth
Beatrice Prior'ın Chicago'sunda toplum, her biri belli bir erdemi yaşatmaya adanmış beş topluluğa bölünmüş durumda. Dürüstlük, Fedakarlık, Cesurluk, Dostluk ve Bilgelik.Her yıl, belli bir günde bütün on altı yaşındakiler, hayatlarının geri kalanında birlikte yaşayacakları grubu seçmek zorunda.Beatrice, hem ailesiyle kalmak, hem de kendi benliğini bulmak istiyor ama ikisini birden seçemez.Bu nedenle kendisi dahil, herkesi şaşırtan bir seçim yapıyor.Genç yazar Veronica Roth heyecanlı seçimler, kalp kıran ihanetler, kan donduran sonuçlar ve beklenmedik aşklarla dolu karanlık bir geleceği anlatan gerilim serisinin ilk kitabıyla edebiyat sahnesine çıkıyor.
von Ebru Cündübeyoglu
Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 168 p. Emekli felsefe hocasi Ferda Sile'de tek basina yasamaktadir. Yazdigi fantastik romanlarla edebiyat dünyasinda kendine hatirli bir yer edinen Ferda gitgide yazmakta zorlandigini, soyut düsünme yetenegini kaybetmeye basladigini fark eder. Yazdiklarinin arasi iyice açilmaya baslayip birtakim unutkanliklar da bas gösterince doktora gitmeye karar verir. Konulan teshis, hayatinin iplerini siki siki tutmaya aliskin, yasamini beyniyle yöneten Ferda için tambir yikim olur. Alzheimer beynini tamamen ele geçirip bedenini bos bir kabuk haline getirmeden harekete geçmek zorundadir. Canindan çok sevdigi kizina yük olmamak Ferda için hayat memat meselesidir artik.