Empfehlungen basierend auf "En hüzünlü Eylül"
Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.
von Zülfü Livaneli
"Gerçek bir şaheser! Teknik ve psikolojik olarak mükemmel! Öldürmek mi bağışlamak mı ikilemini en iyi veren roman." Yaşar Kemal"Arkadaşlarım bunun farkında değil ama ben bu bağlantıların üstünde ya da dışındayım. Onlar gibi davranmaya, onlara benzemeye çalışıyorum, lakin içim farklı, işte romanı yazan zavallı arkadaşımın inemediği derinliklerden biri de bu. O beni, politik geçmişi olan ve Kuzey sürgününe savrulmuş, sıradan insanlardan biri sanıyor. Başımdan geçenleri, benden daha ilginç buluyor. İçimdeki derin ve köklü karanlığın farkında değil. Çünkü insanları konuşarak tanıyamazsınız. Konuşmak, canlı yaratıklar arasındaki en etkisiz iletişim aracı. Dil yalan söylüyor, olanları çarpıtıyor, insanlığın hiç bıkıp usanmadığı klişeleri tekrarlıyor. Bu yüzden, insanları dinlemek onları anlamak için yeterli değil."12 Mart rüzgarlarının İstanbul'dan Stockholm'e savurduğu bir mülteci olan Sami Baran, yattığı hastanede Türkiye'den bir hastayla karşılaşır. Bu adam, başına gelenlerin sorumlusu olarak gördüğü eski bir bakandır. Ondan intikamını almak amacıyla Şili, Uruguay, İran gibi farklı ülkelerden gelmiş mülteci arkadaşlarıyla birlikte bir plan yapar.Ancak, bu planı gerçekleştirmek o kadar kolay olmayacaktır: Sami Baran, anadilin yeri geldiğinde düşmanla da anlaşma aracı olabileceğini hesaba katmamıştır. Ve bu, planın önündeki engellerden sadece biridir...Zülfü Livaneli'nin usta kaleminden, sürgün yaşamı ve öldürmek-bağışlamak ikilemi üzerine, okurları ve eleştirmenleri değişik kurgusu ve beklenmedik final(ler)iyle de etkileyen, kusursuz bir roman.
von Zulfu Livaneli
Romanlari cok satanlar listesinden inmeyen, oduller alan, 30 dile cevirilen, sinemaya ve tiyatroya aktarilan Zulfu Livaneli, Leyla'nin Evi'nde her biri ayri bir dunyadan gelen insanlarin hayatlarini bir Istanbul romaninda kesistiriyor...Bogazici'nde Bosnalilar Yalisi'nda dogup buyumus pasa torunu Leyla Hanim, yalinin yeni sahibi omer Cevheroglu tarafindan sokaga atilir ve mahallenin cocuklarindan gazeteci Yusuf'un Cihangir'deki bekir evine siginmak zorunda kalir. Yusuf'un sevgilisi Rukiye ("sahne adi"yla Roxy), Almanya'da peep show'larda modellik yapmis, hip-hop tarzi muzik yaparak "yirtmaya" ugrasan bir Almanci kizidir. Leyla Hanim, yalinin yeni sahipleriyle gorusmeye calistigi bir gun, omer Bey'in babasi, Kadizade Konagi'nin emektar vekilharci, dort kusaktir konaklarda hizmetkirlik yapan bir aileden gelen Ali Yekta Bey ile tanisir. Her biri ayri bir dunyadan gelen bu insanlarin hayatlarinin kesismesi, onlari hem kendilerini hem de birbirlerini degistirecekleri, kimi zaman acili kimi
von Elif Şafak
Adı Leyla'ydı. İstanbul'un en eski genelevlerini barındıran o meşum sokakta yer alan gülkurusu renkli evde bilinen adıyla Tekila Leyla. Öyle derdi ona arkadaşları, ahbapları ve müşterileri. Öyle derdi ona beş kadim dostu. Hiç istemezdi Leyla kendisinden geçmiş zaman diliminde söz edilmesini. Ama işte kalbi daha az evvel susmuş, soluk alış verişi ise hepten kesilmişti. Şehrin kenarlarında bir çöp kutusuna bırakılmıştı cansız bedeni. Gene de henüz durmamıştı beyni. Çalışıyordu hala. Tastamam on dakika otuz sekiz saniye boyunca.
von Iclal Aydin
Zorba, itaatkirin uzuntusuyle beslenir..."Sevgin diregimiz, uzerimize saldigin korku catimiz olmus meger. Mutsuzlugumuzdan orulu bir devlet yaratmissin hepimize.Sen en cok beni severdin ya.En cok beni kole yapmissin kendine." Samire, Yasar, Lorin.Birbirlerinin golgesinde saklanan, birbirlerinin masalini yazan uc kuskun kadin.Yaralari dogustan, lanetleri miras...Yalnizligin kuyusunun basindan ayrilmadan, kederlerinin yankisini dinlediler.Her masalin sonu gece degildi elbet.Uc, ikiden ve dahi birden iyiydi.Ve her yanlisin dogrusu kendi icinde gizliydi.Kanadi kirik uc kadin, odedikleri agir bedellerin karsiligini, icinde cirpinip durduklari, kapisi acik olsa da cikip gidemedikleri golge kafeslerinde bekledi. Ihtiyac duyduklari inanc, temize cekecekleri gecmiste sakliydi. (Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 340Baski Yili: 2013Dili: TurkceYayinevi: Artemis Yayinlari
von Emrah Ateş
Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 92 p. Emrah Ates, daha önceki kitaplarinda yaptigini yapmiyor bu defa; birbirini takip eden öyküler degil, birbirinden bagimsiz öyküler ile çikiyor okuyucusunun karsisina.Suskun Selim, Varsayalim Ferhan, Topal Kemal ve digerleri…Hepsi bambaska hayatlarin bambaska insanlari. Ama hepsinin yine de bir ortak noktasi var:Hepsi "güzel seylerin yoklugu"na sahip…Bu kitabi okuyun, basucu kitabiniz olacak. Iddia ediyoruz!"Insanin mayasi toprak. Vakti gelince çatlamaya basliyor," dedim içimden; annemin çatlamis ellerine takilmisti gözüm. Sadece eli de degil üstelik; yüzü, kolu, vücudunda benim görebildigim her yeri, belki görmedigim yerleri de kurumus bir toprak gibi çatlamisti annemin. Zaman insana varligini böyle ispat ediyordu belki de.
von Cecilia Ahern
Paperback. 13,80 / 21,00 cm. In Turkish. 388 p. Celestine North muhtesem bir hayata sahipti.El üstünde tutulan bir evlat, örnek ögrenci, sevilen bir arkadasti. Okulun en yakisiklisiyla çikiyor, mükemmel notlar aliyor, güzelligiyle herkesi büyülüyordu. Ahlaken yozlasmis, dislanmis Kusurlularin aksine, Celestine'in önünde çok parlak bir gelecek vardi. Ancak bir gün, çok sevdigi komsusunun Kusurlu damgasi yemek üzere alinip götürülmesi kafasinda sorular olusmasina yol açti. Tehlikeli, canini acitan sorular... O da bir gün hapse atilabilir miydi? Damgalanabilir miydi? Kusurlu ilan edilir miydi? Dogru ile yanlis arasinda, her zaman kesin bir çizgi var miydi? Bir insani lekelemek bu kadar kolay miydi? Dünyaca ünlü, usta yazar Cecelia Ahern, Kusurlu'da haksiz yere insanlari yücelten ya da mahveden bir sistemi ve modern toplumlarin bu büyük açmazini, yürek yakici bir hikayeyle anlatiyor.
von Colleen Hoover
Paperback. 13,50 / 21,00 cm. in Turkish. 376 p. Translated by Gözde Soykan Edited by Berrak Güngör "Gelecekte Bir Mucize Olur Da Kendini Yeniden Âsik Olacak Durumda Bulursan, Bana Âsik Ol." Ailesinden ona miras kalan ögrenilmis çaresizlige baskaldiran Lily'nin tüm acilara ragmen yeniden dogusunun ümit ve sevgi dolu hikâyesi... Içine dogduklari aileyi seçememenin yarattigi acinin üstesinden beraber gelmeye çalisan Lily ile Atlas'in hayatlarindaki ve hayallerindeki dönüsüm hayranlik uyandiriyor. Ilginç tesadüflerle bezeli bu romani okurken kendinizden bir parça bulacaksiniz. Bizimle Basladi Bizimle Bitti, asla vazgeçmeyen ve "yüzmeye devam etmek" isteyenlerin kitabi; baskaldirinin ve empatinin yaziya dökülmüs hâli... "Colleen Hoover, cesaretle, umutla ve gözyaslariyla insa ettigimiz askin kirilganligini hatirlatiyor bize. Kalbi çarpan herkes bu kitabi okumali." - Kami Garcia, The New York Times çoksatan yazari "Gerçekten muhtesem, çok dokunakli ve etkisini her zaman hissedeceginiz bir hikâye. Nesilden nesile, elden ele aktarilacak bir kitap." - USA Today "Colleen Hoover'in en cesur ve cüretkâr romani. Sizi hemen içine çekecek bir hikâye." - New York Daily News
von Sharon M. Draper
Original bdg. 13,50 / 20,50 cm. In Turkish. 256 p. 11 yasindaki Melody'nin fotografik hafizasi vardir. Kafasi bir kamera gibi gördügü her seyi kaydeder. Ve "stop" dügmesi yoktur. Okulun en zeki çocugudur ama bunu kimse bilmez... Çünkü Melody konusamaz, yürüyemez ve yazamaz... Ama bir gün bir mucize olur! Melody kafasinin içindeki sesi kesfeder... Sesini asla unutamayacaginiz bu cesur kizla tanismaya hazir misiniz? Ingiltere'nin saygin edebiyat ödüllerinden Coratta Scott King ödüllü yazar Sharon M. Draper'dan hüzün ve umut dolu soluksuz okunacak bir roman. " Cesur, sürükleyici ve samimi bir hikaye." - School Library Journal "Gözükara ve gerçekçi... - Kirkus Review Ilham verici! Bu hikâye hepimizi birer aktivist haline getirebilir." - Booklist
von Ahmet Simsirgil
Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 208 p. Yillardir birçok tarihçi yetistiren, yaptigi televizyon programlariyla ve yazdigi kitaplarla tarihi yediden yetmise herkese sevdiren Prof. Dr. Ahmet Simsirgil'in kaleminden yepyeni bir seri: OTAG! Osmanogullarinin bir cihan devletine dönüsme macerasini anlattigi KAYI serisiyle yüz binlere ulasan Prof. Dr. Simsirgil, tarih okunun yayini bu defa daha geriye çekiyor ve Islâmlasma sonrasi Türk tarihini, kurulan devletleri, tarihe yön veren hükümdarlari anlatiyor. Herkesin anlayabilecegi, akici bir üslupla kaleme alinmis OTAG serisinin ilk kitabi Büyük Dogus Türkler ve Islâmiyet ile alakali merak edilen pek çok meseleyi aydinlatiyor. Türkler, gerçekten Saman miydi? Peygamber Efendimiz'in Türklerle alakali Hadis-i Serifleri nelerdi? Tarihi degistiren Talas Savasi'nda neler yasandi? Türkler, kiliç zoruyla mi Müslüman oldu? Türklerin Müslüman olusunda tasavvuf erbabinin rolü neydi? Türk ülkelerindeki sahabeler kimlerdi? Tarihteki ilk Müslüman Türk devleti hangisiydi? Ilk Müslüman Türk hükümdari kimdi? Ruslar Müslüman olmaktan neden vazgeçti? Ahmet Simsirgil'in OTAG -I- Büyük Dogus kitabini okudukça, geçmis yeniden yazilacak!
von Cengiz Aytmatov
Paperback. 12,00 / 19,50 cm. In Turkish. 110 p. Deniz Kiyisinda Kosan Ala Köpek, Cengiz Aytmatov'un mitoloji ile gündelik hayati bir araya getirdigi ve insanligin en büyük erdemlerinden olan metanet ve fedakarligin trajik hayatlarimizda ne kadar büyük bir öneme sahip oldugunu essiz bir üslupla anlattigi hikayesidir. Okuyucuyu hüzünlendiren ve tesiri altina alan bu hikaye, Aytmatov'un diger hikayelerinden farkli olarak bir bozkirda degil, denizin tam ortasinda geçer. Bir yaratilis efsanesi ile baslayan hikayede bir babanin, evladi için hayatindan vazgeçisinden bahsedilir. Hatta yalnizca bir babanin degil, küçük bir çocuk olan Kirisk'in yasamasi için üç adamin ölüme gidisi âdeta yüreginize islenerek anlatilir. "Koca bir denizin ortasinda susuzluktan ölüp gitmek korkunç bir seydi. Eskiden övündügü nesi varsa hepsi yok olup gitmisti ve ölüm hiç de uzak degildi artik. Ama gögsündeki yüregi yine gençlik yillarindaki arzularla, tutkuyla çarpiyor, gönlü kocamiyordu. Ne büyük bir felaketti gönlün hiç yaslanmamasi! Çünkü, gönül yaslanmayinca, düsleri, düsünceleri de degismiyordu. Ve insan ancak rüyada, düsüncelerde hür ve ölümsüzdü…"