Empfehlungen basierend auf "Şeker Portakalı (Turkish Edition)"
Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.
Hiçbir Karşılaşma Tesadüf Değildir: Kader İnsandan Vazgeçmiyor. Anbean Yeniden ve Yeniden Yazılıyor.
von Hakan Mengüç
Kader, insandan vazgeçmiyor. Anbean yeniden ve yeniden yazılıyor. Öyle anlar geliyor ki yapmam dediğin şeyi yapıyorsun, katlanamam dediğin şeye katlanıyorsun, sevemem dediğini seviyorsun, gidemem sanırken bir anda çekip gidebiliyorsun, öldüm diyorsun ama yine de yaşıyorsun...Başlarına ne geleceğini bilmeden uzun bir yola çıkan arayış içindeki genç bir sufi ile aklı karışık genç bir kızın bu yolculuklarında yazgılarından başka güvenecekleri hiç ama hiçbir şeyleri yoktur.Yedi gün boyunca yanlarında para, yiyecek, kıyafet ve en önemlisi de hiçbir planları olmadan şehir şehir dolaştıktan sonra başladıkları yere geri döndüklerinde onlar için artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz.Sadece yedi günde bile değişebilir miydi insan?Yeniden yazılabilir miydi kader?Elbette sadece yedi günde değişebilirdi her şey...Tıpkı sazlıktaki bir kamışın, yedi evreden sonra içli sesler verebilen bir "ney"e dönüşmesi gibi...
von Matt Haig
Paperback. 14,00 / 21,00 cm. In Turkish. 296 p. Original ttle: The Midnight Library Translated by Kivanç Güney Edited by Ümran Özbalci Cover design by Rafaela Romaya, Betül Güzhan Düzelti - Redaksiyon : Betül Güzhan 42 Dile Çevrilen Uluslararasi Çoksatan 2020 Goodreads Yilin En Iyi Romani "Yasamla ölüm arasinda bir kütüphane var," dedi. "Bu kütüphanedeki raflar sonsuza kadar gider. Her kitap yasamis olabilecegin baska bir hayati yasama sansini sunar sana. Farkli seçimler yapmis olsan, su an nasil bir hayatin olacagini görürsün… Pismanliklarini telafi etme sansin olsaydi, bazi konularda farkli davranir miydin?" Nora Seed berbat halde. Kedisi öldü. Isinden kovuldu. Abisi onunla konusmuyor. Kimsenin ona ihtiyaci yok. Art arda alinmis kötü kararlarin sonucunda bir kütüphanede buluyor kendini. Zamanin hiç akmadigi bir gece yarisi kütüphanesinde, sonsuz sayida kitabin ortasinda... Kitaplarin her birinde Nora'nin farkli bir hayati yazili. Baska kararlar verseydi yasamis olabilecegi hayatlar. Farkli kariyerler, farkli esler, farkli arkadaslar, farkli sehirler arasinda gidip gelen Nora'nin akli sorularla doluyor. Mutluluk sadece önemli sandigimiz seçimlerde mi gizli? Yanlis giden her detayin sorumlusu gerçekten biz miyiz? Hayati yasanilir kilan ne? Yanlis bir karar insanin tüm hayatina mal olabilir mi? Ingiliz edebiyatinin önemli isimlerinden Matt Haig; Nora'nin pismanliklara, ihtimallere ve yeniden seçme imkânina dair çiktigi bu yolculukta, ona eslik edecek okurlara sürükleyici ve insanin en temel sorunlarini konu alan bir kurgu sunuyor. "Degismesini istedigimiz bir dünyada hep birlikte sikisip kalmisken, tam zamaninda yazilmis bir modern çag masali, günümüzün Sahane Hayat'i." Jodi Picoult "Kitaplarin yasami degistirme gücünü kutlayan, içtenlikle ve mizahla yazilmis, bastan çikarici bir roman." Sunday Times "Matt Haig sözcükleri konserve açacagi gibi kullaniyor. Konserve de biziz." Jeanette Winterson
von Gülseren Budayıcıoğlu
"Küçükken çekilen acıların ateşi kolay sönmüyor, kolay unutulmuyor ve izlerini hayatımız boyunca üstümüzde taşıyoruz."Aşk yakıyorAyrılık kavuruyorAldatılmaksa hep çok acıtıyor.Bize çocukluk acılarını tekrar yaşatacak kişileri gözünden tanır, başkasına değil, ona aşık oluruz. Hayat onu kendi ellerimizle buldurur bize.Kaderimiz aslında doğduğumuz evlerde yazılır. Yine o evlerde yaralanır, o yaralarla büyür, sonunda o yaraların bizi götürdüğü yere gideriz. Ancak mutluluk her zaman o yolda değildir."Bu kitapta her zamanki gibi gerçek bir yaşam hikayesi anlatacağım sizlere. Hep lüks içinde yaşamış ama kaderi daha baştan kötü yazılmış Camdaki Kız ile bir varoş çocuğunun aşk hikayesi bu."- Dr. Gülseren Budayıcıoğlu
von Yu Hua
Aile servetini yiyip tükettiği gençlik günlerinde, uzun bir hayatın ona neler sunacağından habersizdir elbette Fugui.Yıllar sonra, yaşlı öküzüyle tarlasını sürerken tanıştığı bir yabancıya hayatından söz etmeye başladığında, şımarık bir gencin başına gelenlerden fazlasını sayıp dökecektir bu yüzden: Fugui, kendisiyle birlikte altı insanın hayatını, kaderin sürprizlerini, yaşamın acılarını ve sevinçlerini anlatır. Onun dilinden -daha doğru bir ifadeyle Yu Hua'nın kaleminden- dökülenler, insanlık durumlarına dair epik bir romana dönüşür böylece. Basit bir anlatım, güçlü bir anlatı doğurur: Sabanın toprakta bıraktığı izlere benzer kağıt üzerinde satırlar. Yaşamın her şeyi kapsaması gibi, Yaşamak da hayatı olduğu gibi kucaklar. Doğumları ve ölümleri, mutsuzlukları ve umutlarıyla...Yayımlandığında ülkesinde yasaklanmasına rağmen, bir hayat öyküsü okumamış da sanki bir hayat yaşamış olduklarını söyleyen okurlarının her geçen gün artmasıyla bir "modern klasik"e dönüşen Yaşamak'ı Bahar Kılıç, Çince aslından çevirdi.
von Müthiş Psikoloji
Gerçekten "özgür" müsünüz?Dilediğiniz zaman dilediğiniz yemeği yiyebiliyor olmak mıdır sizce özgürlük?Toplumsal hiçbir baskı hissetmeden içinizden geldiği gibi giyinebiliyor olmak mı yoksa?Canınızın istediği saatte uyuyup, canınızın istediği saatte uyanarak, yine canınızın istediği saatlerde istediğiniz kadar çalışarak, ihtiyacınız olan parayı kazanabilmeniz mi?Bir hafta sonu tatilinde cep telefonunuzu kapattığınızda mı özgür hissediyorsunuz sadece kendinizi?Hayatınızla ilgili her kararınızı sadece kendinizi düşünerek mi alıyorsunuz?Kaderinizin ipleri tamamen sizin elinizde mi?Başkalarının sizden yararlandığını düşündüğünüz oluyor mu?Kaybetmekten korktuğunuz insanlar yok mu?Değişmeye ne kadar açıksınız?En azından yumurtayı nasıl yemekten hoşlandığınızı düşünün. İlle de rafadan mı? Yoksa "Bugünlük de böyle olsun, ne fark eder ki?" dediğiniz olur mu?Önemsiz gibi görünen bu küçücük ayrıntıların mücadelesi içinde silinip gider sizi siz yapan sınırlarınız. Çünkü "özgürlük" sandığınız gibi "sınırsız" olmak demek değildir, tam tersine net ve güçlü sınırlara sahip olabilmenizle ilgilidir. Diğer bir deyişle, hayır diyebildiğiniz ölçüde, özgürlük alanınıza sahip çıkarsınız.HAYIR DİYEBİLME SANATI sınırlarınızı doğru çizerek, kendinize geniş bir özgürlük ve özgüven alanı yaratmanın incelikleriyle dolu, duyarlı bir rehber...
von Doğan Cüceloğlu
Güçlü Bir Yaşam İçinDoğan Cüceloğlu'ndan Tavsiyeler."Gençliğimde gergin, stresli, mutsuz günlerim çok oldu. Kendimi suçlu hissettiğim, değersiz gördüğüm dönemler yaşadım. Şimdi hayatım anlamlı, coşkulu ve şükür duygusuyla dopdolu... Neden? İçinde yaşadığım koşulların iyileşmesinden mi? Geliştirdiğim farkındalıkların sonucu mu?"Doğan CüceloğluDoğan Cüceloğlu, yalnızca psikoloji kariyeriyle değil, insan hayatına dokunan ve insana dair her hikayeden şifa çıkarabilen bilgeliğiyle bu coğrafyanın en önemli ilim insanlarından biri. Seksen yılı aşkın ömrünün bir birikimi olarak, şimdi herkesin merak ettiği "hayati" sorulara en samimi cevaplarını sunuyor. Herkes gibi aslında o da hala savaşıyor, keşfediyor, hayata değer katıyor.Hayatın anlamı nedir?İnsan kendini nasıl geliştirir?Umutsuzluk nasıl aşılır?
von Khaled Hosseini
Emir ve Hasan, Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkarının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur.Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California'ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan'ın hatırasından kopamaz.Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakarlıkları ve yalanları... Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.Uçurtma Avcısı'nda anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü...