Empfehlungen basierend auf "Devir"
Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.
von Zülfü Livaneli
Merhamet zulmün merhemi olamaz!İstanbul'un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin'in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin'e gider. Onun, önce sevdaya sonra ölüme yazılmış, Mardin'de başlayıp Amerika'da sona ermiş hayatını araştırmaya koyulur. Böylece adeta bir girdabın içine çekilir, tutkuyla ve hırsla gizemli bir kadının peşine düşer.Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz. Ortadoğu'nun adeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz'ın ve kelamın çocuklarının hikayesi... Livaneli okuru, sevda ile acının iç içe geçtiği bir Ortadoğu gerçeğiyle buluşturuyor.
von Hoimar von Ditfurth
Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 428 p. Translated by Veysel Atayman Edited by Çigdem Sentug Cover design: Adnan Elmasoglu Genel Yayin Yönetmeni : Mustafa Küpüsoglu "Beynimiz hazir, bir sekilde gökten düsmedi. Beynimiz yaklasik bir milyon yil önce kendi varliginin bilincine varmaya basladiginda en azindan bir milyar yasindaydi. Öznenin yasantisinda ilk kez dünyanin bir tür izdüsümü, bir tür kopyasi ya da imgesi ortaya çiktiginda, bu imgenin neye benzeyecegi konusundaki kararlar evrimce çoktan alinmisti… Her halükârda bunlar biyolojik kararlardi." –Hoimar von Ditfurth "Hoimar von Ditfurth, bilimsel bilgilerin içinden ilerleyerek dünyanin bütünsel bir resmini çikartiyor karsimiz. Burada bize aktarilan sey ‘bilimin ne dedigi' degil. Bilimden yararlanarak ve bilimsel bilgiden en küçük bir ödün vermeyerek dünyayi kavrayisimiza iliskin bir öykü, hatta bir roman yaziyor Ditfurth. Bu nedenle onun kitaplarina ‘popüler bilim' sifatinin ne kadar uydugunu sormadan edemiyorum. Ya da acaba ‘asil popüler bilim budur' mu demek gerekiyor?" –Turgay Kurultay
von Mehmet Yildiz
Dünyada nereye bakarsan bak her yer kalabalık... Tek bir yer hariç! Hastaneler tıklım tıklım. Sanki herkes hastalanmış ve doktora gelmiş gibi... Mağazalar insan kaynıyor. Sanki tüm insanlar aynı anda alışverişe çıkmış gibi... Caddelerde adım atacak yer yok. Dünya sokağa dökülmüş gibi... Bir de camiye gidiyorsun bomboş. Sanki namaz farz değilmiş gibi... Çünkü bu asır namazı işine, eşine, yoğunluğuna, yorgunluğuna feda edenlerin asrı… Bahanelerin imanın önüne geçtiği, müsait zaman Müslümanlarının asrı… Öyle ki çoğu insan vakti veren Allah’a vakit ayıramaz hale gelmiş, “çalışmak ibadettir” deyip çalışma uğruna tüm ibadetleri terk etmiş…
von Sibel Eraslan
Ben Aise...Gozleriyim geceyle gunduzun...Onlar ki birbiri ardindan gelerek dizildiler sirete...Ben Aise...Sahidiyim vahyin...Ta-Ha ve Yasin'in... Beni sevdi Resul (asm), bende kendisini gordu.Benim sevgim ona su, benim sevgim ona ayna oldu...O benim yurdumdu, ben onun topragindanim...Ben onun vuslatiyim, o benim silam. Hazreti Aise... Hz. Ebubekir'in, seckin bir soyun ince terbiyesiyle yetismis kizi. Peygamberimizin (asm) "Seni kordugum gibi seviyorum" dedigi kadin... Sahih kaynaklarin isiginda Hazreti Aise'nin hayati, cocuklugu, Resulullah(asm) ile evliligi, Hazreti Peygamberin vefatindan sonra yasadiklari, Sibel Eraslan'in ask dolu kaleminden suzuluyor. (Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 344Baski Yili: 2016Dili: TurkceYayinevi: Timas Yayinlari
von Akilah Azra Kohen
GEREN MASALIDIR AEDEN Geri dnmyorlard! Artk niye Dnya'da olduklarn biliyorlard. Yaam enerjisinin bu ekilde yamalanmasna izin vermeyeceklerdi, ne pahasna olursa olsun ona sahip kacaklard. Evrende hata yoktu, tesadf yoktu! Nihayet anlamlard. nsan doulmaz, insan olunurdu. Masalla gerei ayrt edebilecek okurlara.
von Rick Riordan
Despite their best efforts, Carter and Sade Kane can't seem to keep Apophis, the chaos snake, down. Their only hope is to find an ancient spell that might turn the serpent's own shadow into a weapon, but the magic has been lost for a millennia.
von Zülfü Livaneli
Zülfü Livaneli kırk dört yıllık dostluğun penceresinden Yaşar Kemal'i anlatıyor."Yaşar Kemal'in çevresinde esen, sanki kişiliğinin ve bedeninin ayrılmaz parçası olan, gittiği her yere, girdiği her mekana, sanki onunla doğmuş gibi farkında olmadan taşıdığı bir rüzgar vardı. İster yabancı ister bizden, ister köylü ister kentli, ister kadın ister erkek, herkesi etkisi altına alan bir rüzgardı bu. Unutulmaz roman kahramanlarından Yel Veli gibi sürekli koşarak ölümden kaçmak istediği için oluşmuyordu bu rüzgar. Koca gövdesiyle onu da, yanındakileri de bazen lodos gibi sersemletiyor, bazen garbi yeli gibi ferahlatıyor, bazen şiddetlenip çevresinde ne varsa önüne katıp sürüklüyordu."Zülfü Livaneli kırk dört yıllık dostluğun penceresinden Yaşar Kemal'i anlatıyor. Edebiyat sohbetleri, türküler, anılar birbirini kovalarken Yaşar Kemal'in edebi kişiliği ile siyasi duruşu da ayrıntılı bir şekilde yer alıyor bu kitapta.
von Cassandra Clare
New York Times çoksatarı "Ölümcül Oyuncaklar" serisi devam ediyor.Tabii Jace, Clary ve Simon'ın başındaki tehlikeler de…Jace'le Clary yeniden karşılaştığında, Clary korkunç gerçekle yüzleşti. İblis Lilith'in büyüsü altındaki Jace, kötülüğün hizmetkarı olmuştu.Gölge Avcıları şimdi ne yapacaktı?Kaybedilen geri istenebilir miydi?Aşk için ödenecek bedel, ne olabilirdi?Günah ve kurtuluş işbirliği yaptığında, kime güvenmek gerekirdi?
von Basak Baysalli
Paperback. 13,50 / 21,50 cm. In Turkish. 112 p. Edited by Murat Çelik Cover design by Emir Tali Fresko Apartmani, Kuzguncuk'ta, birbirlerini hafizalariyla var eden, birbirlerinin hayatlarina siginan Kirkor'un, Rüya'nin, Eleni'nin, Ani'nin, Nadia'nin, Ali Turhan'in, Bora'nin ve Ismail'in kavusma alani. Napoli'den Istanbul'a gelen Defne'nin araladigi tozlu tahta bavul Matilda'nin bahçesine, kimsenin bilmedigi kirik bir ask hikâyesine, bu aska duyulan saygiya, 6-7 Eylül olaylarina ve yurdundan kovulan Rumlara açiliyor. Basak Baysalli, Fresko Apartmani'nin dairelerinde gezinirken kapilari hiç kapatmadigi gibi her hikâyeyi birbirine titizlikle ilistiriyor. Herkesi herkesle dost kilan ortak bir acinin kimligini tutusturuyor elimize. Adim adim çözülen bir sirrin, unutusun ve hatirlayisin öyküleri! Zor gibi görünür, ama kolaydir Hristo teyeli. Tamam, uzaktan bakildiginda kazayagini andiriyor olabilir, ama yine de Hristo bunun adi, öyle ögrendim ben. Eleni'den… "Ip, kumasa zit bir renkte olmali ki teyel kaybolup gitmesin," derdi. Ne geldiyse basimiza bu zitliklardan gelmedi mi zaten? Her sey Eleni'nin hafizasinda yitip gitti. Kumastaki teyeli kaybetmisim, çok mu?
von Nermin Yildirim
Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 456 p. … hayata tutunmak için inanmaya mecbur kaldigimiz bütün yalanlar günü gelince açiga çikiyor. Ve sonra biz ölmüyoruz. Daha kötü bir sey oluyor. Ögrendiklerimizle yasamaya devam ediyoruz. Nermin Yildirim bizleri uzun bir yürüyüse çikararak, kendini evinde hissedemeyenlerin, evinden zorla koparilanlarin, kaçmak zorunda kalanlarin, hiçbir yere siginamayanlarin dünyasina ortak ediyor. Sürprizlerle dolu bu yolu adimlarken, bir yandan bir kere koptuktan sonra artik anakaraya baglanamayan adaciklarin ugultulu sesine kulak veriyor, bir yandan da kendimizi seyrettigimiz aynalarin öbür tarafindakilerle yüzlesiyoruz. Romanlarinda okuru aile, toplum ve bellek ekseninde yolculuklara çikaran Yildirim, duyarli sesi, nüktedan ve kivrak diliyle hafizanin iplerini kâh salip kâh sararak simsiki bir yumak olustururken, "küçük ve muhtesem hayatlarimiz"a bambaska gözlerle bakmamizi sagliyor.