Empfehlungen basierend auf "Derin Devlet"
Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.
von Kerstin Gier
Original bdg. 13,90 / 21,20 cm. In Turkish. 432 p. Koridorlar aydinlaniyor, tüm sirlar gün yüzüne çikiyor… Mart ayi, Londra'da ilkbahar kapida ve Liv Silber üç sorunla karsi karsiya.Birincisi: Henry'ye yalan söylemistir. Ikincisi: Rüyalar gittikçe tehlikeli olmaya baslamistir. Rüya âleminin sirlarini kesfeden Arthur, akil almaz felaketlere yol açmak üzeredir. Ve bu sefer onu engellemek pek kolay olmayacaktir. Üçüncüsü: Liv'in annesi Ann ve Grayson'in babasi Ernest haziranda evlenmeyi planlamaktadir fakat Grayson'in büyükannesi kötü kalpli Siçan'in aklinda oglunun dügünü için gelininkilerden çok farkli planlar vardir. Liv bu felaketlerden en az zararla kurtulmayi basarabilecek mi? "Üçlemenin son kitabi heyecan verici, sasirtici ve hayal gücü kuvvetli anlatimiyla kalici bir etki birakiyor!" Alex Dengler "Kerstin Gier'den baska kimse, böyle eglenceli bir konuyu bu kadar büyüleyici anlatamazdi." Westfalen-Blatt "Keyif verici, esprili anlatim son kitapta da tam gaz devam ediyor." Elke Schröder, Delmenhorster Kreisblatt Farkli renkte kapilarin oldugu los isikli koridor neseli ve huzurlu bir etki yaratabilirdi ama hiç de öyle olmuyordu. Koridordaki sakinlik, sessizce dinleniyormus izlenimi veriyordu ve isigin nereden geldigi belli degildi. Yine de burayi, her kapinin ardinda baska birinin rüya gördügünü ve dünyadaki tüm insanlarin bu labirentte birbirine bagli oldugunu düsünmeyi seviyordum. Sihirli, gizemli ve tehlikeli bir yerdi…
von Zülfü Livaneli
"Gerçek bir şaheser! Teknik ve psikolojik olarak mükemmel! Öldürmek mi bağışlamak mı ikilemini en iyi veren roman." Yaşar Kemal"Arkadaşlarım bunun farkında değil ama ben bu bağlantıların üstünde ya da dışındayım. Onlar gibi davranmaya, onlara benzemeye çalışıyorum, lakin içim farklı, işte romanı yazan zavallı arkadaşımın inemediği derinliklerden biri de bu. O beni, politik geçmişi olan ve Kuzey sürgününe savrulmuş, sıradan insanlardan biri sanıyor. Başımdan geçenleri, benden daha ilginç buluyor. İçimdeki derin ve köklü karanlığın farkında değil. Çünkü insanları konuşarak tanıyamazsınız. Konuşmak, canlı yaratıklar arasındaki en etkisiz iletişim aracı. Dil yalan söylüyor, olanları çarpıtıyor, insanlığın hiç bıkıp usanmadığı klişeleri tekrarlıyor. Bu yüzden, insanları dinlemek onları anlamak için yeterli değil."12 Mart rüzgarlarının İstanbul'dan Stockholm'e savurduğu bir mülteci olan Sami Baran, yattığı hastanede Türkiye'den bir hastayla karşılaşır. Bu adam, başına gelenlerin sorumlusu olarak gördüğü eski bir bakandır. Ondan intikamını almak amacıyla Şili, Uruguay, İran gibi farklı ülkelerden gelmiş mülteci arkadaşlarıyla birlikte bir plan yapar.Ancak, bu planı gerçekleştirmek o kadar kolay olmayacaktır: Sami Baran, anadilin yeri geldiğinde düşmanla da anlaşma aracı olabileceğini hesaba katmamıştır. Ve bu, planın önündeki engellerden sadece biridir...Zülfü Livaneli'nin usta kaleminden, sürgün yaşamı ve öldürmek-bağışlamak ikilemi üzerine, okurları ve eleştirmenleri değişik kurgusu ve beklenmedik final(ler)iyle de etkileyen, kusursuz bir roman.
von Nouman Ali Khan
"Teknolojinin önümüze serdiği sınırsız imkanları düşündüğümüzde, bugünün insanını yakalayabilmek için samimi ve bilgece bir üsluba ihtiyacımız var. Gençlerimizin artık eski, kalın kitapları karıştırıp kafa yoracak ne vakitleri var, ne de istekleri. İslam'ın ilkelerini ve güzelliklerini, tahrif etmeden ama muhatabı taltif ederek sunmamız gerekiyor. Buna 'din dilinin restorasyonu' dememiz caiz olursa eğer, yapmamız gereken tam da bu.Türkiye kamuoyunun yakından tanıdığı Nouman Ali Khan, çizmeye çalıştığım çerçeveyi gerçek anlamda dolduran bir isim. İslam ve Kur'an hakkındaki derin bilgisini keyifli ve bilgece bir üslupla dile getirip, bunu yaparken kendi hayatından aktardığı sıcak ve sıra dışı anekdotlarla okurunun ilgisini her an canlı tutabiliyor.Nouman Ali Khan'ın Dirilt Kalbini adıyla Türkçeye kazandırılan elinizdeki ilk kitabı, günümüze dair bazı meseleler hakkında Kur'an ayetlerinden damıttığı kıymetli dersler içeriyor. Ayetlerin sadece mesajını değil, ayetlerde geçen ifadelerin dil özelliklerini de laf arasında aktarıyor. Kelimelerin anlamları, anlamlar arasındaki hoş nüanslar, bunların ayetlere kattığı derinlik ve zenginlik. Bütün bunlar, okuyucuyu hem anlatılan konuya hem de bir bütün olarak Kur'an'ın harikulade üslubuna yaklaştırıyor, ısındırıyor.Dirilt Kalbini'yi okurken, şu ayet hep hatırınızda olsun, zira ayette anlatılan şeyin ayniyle tezahür ettiğini göreceksiniz:'Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona çok büyük bir hayr verilmiş demektir. Bunu ancak, temiz akıl sahipleri düşünüp anlar.' (Bakara, 269)"Taha Kılınç
von Nuriye Çeleğen
"Üzüntüye uğrayan beni hatırlasın!" buyurmuştu Babam. Üzüntüde Muhammedi (asm) sır vardı. İnsana en çok üzüntü anında uzanırdı Muhammed'in (asm) eli.Babamın parçasıyım.Hayatımın hepsine vuran üzüntü beni onunla bağlamış. Acının bağı kopmaz. Babamla bağım onun için anlaşılmaz.Ben Fatıma.Elim, onun tuttuğu el.Benim elim Allah Resulü'nün eli.Benim elim Babam Muhammed'in (asm) elinden tutma vesilesi.Elimden tutan ondan tutar.Elimde tüm esmanın sırrı var.Babam elleriyle koydu ellerime velayeti.Yüz yirmi dört milyon evliya elimde saklı. Onun için elim kerametli, elim bahtlı.Gidiyorum, Babam Hz. Muhammed'e (asm).Elim üstünüzde.Aşk, "Mim!" dedi.Tüm varlık aşkla "Mim"lendi.Esmanın bilinme seyri "Kenz-i Aşk"a yüklendi."Kenz-i Aşk", Alemlerin Efendisi olarak yaratılan Hz. Muhammed'i (asm) anlatma gayesiyle kaleme alınmış bir dizi. Her kitapta Fahr-i Kainat Efendimizin (asm) en yakınlarından birinin diliyle aşk hazinesinin kapısı aralanmaya çalışılıyor.Babam Hazreti Muhammed (asm), Peygamberimizin "benim parçamdır" dediği, risalet denizinin velayet nehriyle buluşmasının kendisinde vücut bulduğu Hz. Fatıma (ra) annemizin dilinden akıyor. Nuriye Çeleğen'in incelikli kaleminden.
von Sümeyye Koç
Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 568 p. Edited by Ebru Çaloglu Içimde dinmek bilmeyen bir sizi vardi, gözlerimin perdesinde sönmeyen bir ates, atesin ortasinda yanan iki yarali ruh… Onlar bizim ruhlarimizdi, bitmeyen bu yanginsa ikimizin hak edilmis cezasiydi. Çikmaziydi, sonuydu, uçurumuydu… Ama suçluydu; kaderin sadece kendi avuçlarinda olduguna inandi, en büyük günahini karanlik bir geceye hapsedebilecegini sandi, yanildi. Ve suçluydum; çünkü hep sustum, sirtimi döndüm, kalbimi kapattim. Sonunda ikimiz için, iki derin mezar kazdim. Mecruh düsüncelerin elime tutusturdugu silahi önce ona, sonra kendime dogrultacaktim. Iki ölüm gördügüm iki karanlik gece için, iki kursunla bitirecektim isimizi. Olmadi. O silah sadece benim kalbimde patladi. "Bunu bana neden yapiyorsun?" diye sordu. Hiçbir sey söyleyemedim. Kendi içinde maglup oldugu kaçinci savasti bu? "Ben bileklerime kelepçe takildiginda bile bu kadar tutsak hissetmemistim… Benden daha ne istiyorsun?"
von Ismail Güzelsoy
Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 376 p. Benim için çizdigin kader planini kabul etmiyorum! "Tanri, insanin ölümsüzlüge varmis halinden baska bir sey degil" diye cevapliyordu beni Selman Dermani. "Ölüm ile kesilen bir hayatin hiçbir anlami yoktur. Degmez... Bütün bu çabalara, sagalmaya, hasta olmaya, iyilesmeye, çalismaya, mülk edinmeye, çocuk yapmaya, asik olmaya degmez. Lisan ögrenmeye, siir okumaya, saz dinlemeye, mutlu olmaya degmez. Ancak ölümsüzlük varsa bu dünya hayatinin bir anlami olabilir. Kendimi yeniden, sifirdan üretmeyi istiyorum. Bunu yapacagim. Hakkim! Kadere teslim olacaksak magaralara dönelim, haydi!.." Insan yalnizca bir kez "Degmez" diyebilir, ikinci kez bunu tekrarliyorsa sahtekardir. Ilk söyledigi anda kalemini kirmistir zaten. Aras Nehri'nin dibinde buz tabakasinin altinda bir adam yatiyor: Bir edip. Faruk Ferzan. "Ne oldu bana? Öldüm mü?" diye soruyor kendi kendine… Öldü mü? Ölmediyse birinin onu kurtarmasi gerekecek. Yola devam etmesi gerekecek. Ask yasanmaya degerse bunu yapmali… El çabukluguyla bizi efsunlayan bir yazar var karsimizda… Fenni Sihirler yapan bir sihirbaz!.. Ismail Güzelsoy Degmez'de hayatin en büyük iki sirrinin, askin ve ölümün dansini koyuyor sahneye. Kelimelerin gücüne, edebiyatin büyüsüne inancini koruyanlar için…
von Iclal Aydin
Zorba, itaatkirin uzuntusuyle beslenir..."Sevgin diregimiz, uzerimize saldigin korku catimiz olmus meger. Mutsuzlugumuzdan orulu bir devlet yaratmissin hepimize.Sen en cok beni severdin ya.En cok beni kole yapmissin kendine." Samire, Yasar, Lorin.Birbirlerinin golgesinde saklanan, birbirlerinin masalini yazan uc kuskun kadin.Yaralari dogustan, lanetleri miras...Yalnizligin kuyusunun basindan ayrilmadan, kederlerinin yankisini dinlediler.Her masalin sonu gece degildi elbet.Uc, ikiden ve dahi birden iyiydi.Ve her yanlisin dogrusu kendi icinde gizliydi.Kanadi kirik uc kadin, odedikleri agir bedellerin karsiligini, icinde cirpinip durduklari, kapisi acik olsa da cikip gidemedikleri golge kafeslerinde bekledi. Ihtiyac duyduklari inanc, temize cekecekleri gecmiste sakliydi. (Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 340Baski Yili: 2013Dili: TurkceYayinevi: Artemis Yayinlari
von Mariana Enriquez
Paperback. 14,00 / 21,00 cm. In Turkish. 208 p. "Mutlaka okunmasi gereken bir yazar. Büyülüyor… - Dave Eggers Mariana Enriquez'in ürkütücü evreninde canavarlar yataklarin altinda saklanmiyor, ormanlarin içinde dolasmiyor. Bu öykülerde canavar, biziz. 12 öykü, ölümün dokundugu 12 karakter. Perili olduguna inanilan metruk bir evde tutsak kalan tek kollu Adela, disleriyle tirnaklarini söken Marcela, Kepçekulak Ufaklik lakapli çocuk seri katilin hayaletini gören Pablo ve kadina karsi siddeti protesto etmek için kendilerini atese atan kadinlar… Toplumsal yozlasmayi dogaüstü güçlerle karikatürize ederek anlatan Enriquez, berrak dili ve sanki her sey normalmis gibi bir tavirla kaleme aldigi öyküleriyle Julio Cortazar, Shirley Jackson ve Roberto Bolaño gibi isimlerle birlikte anilmaya aday. "Gerçekçiligin keskin sinirlarinin müsade ettiginden çok daha derin, daha rahatsiz edici bir gerçegin pesinden gidiyor... Güçlü ve nefes kesici." - New York Times "Kisa ama fazlasiyla vurucu. Tüm öykülere sinen tüyler ürpertici dokusu, okuyucunun zihnine bir oltu tasi gibi yerlesiyor, bütün o karanligin içinde parildamaya devam ediyor." - Vanity Fair
von Osman Balcigil
Suat Derviş, hayata ağzında altın kaşıkla merhaba dedi. Son nefesini yoksulluk içinde verirken, üzerinde saraylı annesinin hediyesi ipek sabahlık örtülüydü. Ülkesi için en iyiyi isteyen aydınların gördüğü eziyetten nasibini fazlasıyla aldı. Bu yolda, doğurmak üzere olduğu oğlunu kaybetti. Onlarca kez sinemaya ve sahneye uyarlanan FOSFORLU CEVRİYE isimli romanında, “hayatının aşkı”nı betimledi. Bu eseriyle sadece kendi ülkesinde değil, pek çok ülkede de gönülleri fethetti. Nzım Hikmet’in “başını eğemedim, gölgesini çiğnedim” diye şiirler yazdığı yıl, Suat Derviş sadece on altı yaşındaydı. Sonra biri güreşçi, biri romancı, öteki gazeteci olmak üzere üç koca eskitti. Almanya’da Suzet Doli ismiyle Almanların, Fransa’da Suat Derwish adıyla Fransızların kalbini çaldı. Yaşadığı dönemin kuşkusuz en iyi gazetecisi ve en çok okunan romancısı olan Suat Derviş’in soluk kesen dramını, İPEK SABAHLIK’ta sevinerek, gıpta ederek, şaşırarak, acı çekerek okuyacaksınız. Tıpkı Nzım Hikmet’in annesinin hayatının kaleme alındığı ELA GÖZLÜ PARS CELİLE’yi ve bir Sabahattin Ali romanı olan YEŞİL MÜREKKEP’i okurken olduğu gibi. (Tanıtım Bülteninden)
von Beyhan Budak
Sen kendin için bir şey yapmıyorsan kim senin için bir şeyler yapacak? Sen kendi yaralarını kendin sarmadan, kim sana yardım edebilir gerçekten? Eğer başkaları için önemli olmadığını hissediyorsan, ilkönce kendine şunu sormalısın: Ben kendim için önemli miyim?Seninle bir yolculuğa çıkacağız bu kitapla birlikte. Her insanın içinde bir sağlıklı bir de sağlıksız bir "ben" vardır. Sağlıksız ben kontrolü devraldığında, insan kendine zarar verir. İşte bu kitapla çıkacağımız yolculuğun amacı, içindeki güzel insana yani sağlıklı bene ulaşmak.Bu yolculukta, kaygılarınla baş etmek ve kafaya takmamak için hangi yöntemleri kullanabileceğini, olumsuz düşüncelerini nasıl kontrol edebileceğini, sağlıklı ilişkilerini geliştirirken, sana zarar veren zehirli insanlardan kendini nasıl koruyabileceğini, hangi alanlarda mücadele etmenin anlamlı olduğunu, hangi alanlarda hayatı ve getirdiklerini kabullenmen gerektiğini, içindeki değersizlik hissini nasıl yenebileceğini ve kendini nasıl dönüştürebileceğini keşfedeceksin.Hazır mısın bu yolculuğa?