Empfehlungen basierend auf "Denemeler"
Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.
von Zülfü Livaneli
Merhamet zulmün merhemi olamaz!İstanbul'un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin'in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin'e gider. Onun, önce sevdaya sonra ölüme yazılmış, Mardin'de başlayıp Amerika'da sona ermiş hayatını araştırmaya koyulur. Böylece adeta bir girdabın içine çekilir, tutkuyla ve hırsla gizemli bir kadının peşine düşer.Harese nedir, bilir misin? Develerin çölde çok sevdiği bir diken var. Deve dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz. Ortadoğu'nun adeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz'ın ve kelamın çocuklarının hikayesi... Livaneli okuru, sevda ile acının iç içe geçtiği bir Ortadoğu gerçeğiyle buluşturuyor.
von Molla Sadra
Molla Sadrâ, kimi çağdaş araştırmacılara göre İslâm felsefesinin ihyasında ve inkişaf etmesinde öncülük yapan bir filozoftur. Bu araştırmacılar; Sadrâ’nın, İslâm felsefesinin son devirlerinde işgal ettiği yeri, hem kapsam hem de derinlik açısından Aristoteles ve İbn Sînâ ile mukayese ederler. Bu mukayesenin arka planında kanaatimizce, onun felsefesinde İbn Sina’dan gelen Meşşaî gelenek, Sühreverdî’den gelen İşrakî gelenek ve İbn Arabî’den gelen Ekberi geleneğin yeni bir sentez içerisinde ifade edilmesi yatar. Kitâbu’lMeşâ?ir, Molla Sadrâ’nın en meşhur eserlerinden birisidir. Belki de Esfâr’dan sonra Sadrâ’nın en çok okunan ve ilgi gösterilen eseridir. S. H. Nasr’a göre bu eser, Sadrâ’nın ontolojik görüşlerini incelediği şaheseridir. Bu eser kendisinden sonraki birçok hakîm tarafından didik didik edilmiştir. İ. Kalın’a göre bu eser, Sadra’nın metafizik hakkında birinci sınıf bir eseri olup, onun ontolojik ve teolojik meselelere dair önemli iddialarını içerir.Molla Sadra eserin içeriği hakkında şu bilgileri verir: “Bu risalede ilk olarak varlık bahislerini, onun her mevcutta sabit olan asıl olduğunun ispatını ortaya koyduk. Varlık hakikattir, onun dışındakiler yansıma, gölge ve karaltı gibidir. Dahası, burada Allah’ın fazlı ve ilhamı ile bize açılan üstün bahisleri ve ince kaideleri belirteceğiz. Bunlar, mebde ve mead bilgisinin dayandığı şeyler, nefis ilmi, ruhların ve cesetlerin haşredilmesi, peygamberlik ve velayet ilmi, vahyin ve ayetlerin iniş sırrı, meleklerin ve onların ilhamlarının ve alametlerinin ilmi; şeytanlar, vesveseleri ve şüpheleri, kabir ve berzah ilminin ispatı, Allah’ın küllîleri ve cüzîleri bilmesinin keyfiyeti, kaza ve kaderin, kalem ve levhanın bilgisi, Eflatun’un nuranî ideaların ispatı, aklın makullerle, hissin hissedilenler ile birleşmesi meselesi, akıl ve üstündeki şeyler gibi basitin mevcudatın bütünü olduğu meselesi ve varlığın tamamının, her ne kadar türleri ve mahiyetinin fertle
von Susan Wiggs
Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 392 p. Her yemegin, onu kusursuz kilacak kilit bir malzemeye ihtiyaci vardir. Tipki ask gibi… Annie Harlow'un, herkesin giptayla baktigi bir hayati vardir. Fakat tam da hamilelik haberini aldigi gün geçirdigi büyük kaza yüzünden sahip oldugu her sey tuzla buz olur. Bir sene sonra komadan uyandiginda, kaybettigi tek seyin geçen zaman olmadigini anlayacaktir. Yaralarini sarmak için aile evine döndügünde, hem kendisini hem de dagilmis ailesini içine düstükleri umutsuzluktan çikaracak olan anahtari bulur: Büyükannesinin eski yemek kitabi. Ellerinin arasindan kayip giden her seyi sayfalari arasindan tek tek toplayacagi bu mucize sayesinde, ikinci sanslar ve gerçek ask artik onun için imkânsiz degildir.
von Nuriye Çeleğen
"Üzüntüye uğrayan beni hatırlasın!" buyurmuştu Babam. Üzüntüde Muhammedi (asm) sır vardı. İnsana en çok üzüntü anında uzanırdı Muhammed'in (asm) eli.Babamın parçasıyım.Hayatımın hepsine vuran üzüntü beni onunla bağlamış. Acının bağı kopmaz. Babamla bağım onun için anlaşılmaz.Ben Fatıma.Elim, onun tuttuğu el.Benim elim Allah Resulü'nün eli.Benim elim Babam Muhammed'in (asm) elinden tutma vesilesi.Elimden tutan ondan tutar.Elimde tüm esmanın sırrı var.Babam elleriyle koydu ellerime velayeti.Yüz yirmi dört milyon evliya elimde saklı. Onun için elim kerametli, elim bahtlı.Gidiyorum, Babam Hz. Muhammed'e (asm).Elim üstünüzde.Aşk, "Mim!" dedi.Tüm varlık aşkla "Mim"lendi.Esmanın bilinme seyri "Kenz-i Aşk"a yüklendi."Kenz-i Aşk", Alemlerin Efendisi olarak yaratılan Hz. Muhammed'i (asm) anlatma gayesiyle kaleme alınmış bir dizi. Her kitapta Fahr-i Kainat Efendimizin (asm) en yakınlarından birinin diliyle aşk hazinesinin kapısı aralanmaya çalışılıyor.Babam Hazreti Muhammed (asm), Peygamberimizin "benim parçamdır" dediği, risalet denizinin velayet nehriyle buluşmasının kendisinde vücut bulduğu Hz. Fatıma (ra) annemizin dilinden akıyor. Nuriye Çeleğen'in incelikli kaleminden.
von Sümeyye Koç
Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 568 p. Edited by Ebru Çaloglu Içimde dinmek bilmeyen bir sizi vardi, gözlerimin perdesinde sönmeyen bir ates, atesin ortasinda yanan iki yarali ruh… Onlar bizim ruhlarimizdi, bitmeyen bu yanginsa ikimizin hak edilmis cezasiydi. Çikmaziydi, sonuydu, uçurumuydu… Ama suçluydu; kaderin sadece kendi avuçlarinda olduguna inandi, en büyük günahini karanlik bir geceye hapsedebilecegini sandi, yanildi. Ve suçluydum; çünkü hep sustum, sirtimi döndüm, kalbimi kapattim. Sonunda ikimiz için, iki derin mezar kazdim. Mecruh düsüncelerin elime tutusturdugu silahi önce ona, sonra kendime dogrultacaktim. Iki ölüm gördügüm iki karanlik gece için, iki kursunla bitirecektim isimizi. Olmadi. O silah sadece benim kalbimde patladi. "Bunu bana neden yapiyorsun?" diye sordu. Hiçbir sey söyleyemedim. Kendi içinde maglup oldugu kaçinci savasti bu? "Ben bileklerime kelepçe takildiginda bile bu kadar tutsak hissetmemistim… Benden daha ne istiyorsun?"
von Ahmet Simsirgil
Sultan Mehmed alayla sehre girdi ve Ayasofya'ya geldi. Atindan inerek mabedin icine girdi. Ayasofya'nin icinde bulunan patrik ve halk padisahin ayaklarina kapanarak aglasmaya basladilar. Fatih Sultan Mehmed elleriyle susmalarini isaret etti. Ortaligi sukunet kaplayinca patrige: "Ayaga kalk! Ben Sultan Mehmed sana ve arkadaslarina ve butun halka soyluyorum ki bugunden itibaren artik ne hayatiniz ve ne de hurriyetiniz hususunda benim gazabimdan korkmayiniz."Fatih Sultan MehmedYediden yetmise herkese tarihi sevdiren kiymetli ilim adami Prof. Dr. Ahmet Simsirgil'in kaleme aldigi KAYI serisinin ikinci kitabi KAYI II: Cihan Devleti'nde; Sogut ve Domanic'te baslayan ve adi Osmanli olan devletin mimarlarinin planli, programli ve disiplinli hareketleri; insani degerlere bagli, inancli ve temiz yasayislariyla bir asra varmadan gercek bir dunya gucune dogru giden muazzam basarilarinin devamini bulacaksiniz.Sultan Celebi Mehmed'in Fetret Devri'nden cikardigi devlete, oglu II. Murad Han zindeligini
von Ismail Güzelsoy
Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 376 p. Benim için çizdigin kader planini kabul etmiyorum! "Tanri, insanin ölümsüzlüge varmis halinden baska bir sey degil" diye cevapliyordu beni Selman Dermani. "Ölüm ile kesilen bir hayatin hiçbir anlami yoktur. Degmez... Bütün bu çabalara, sagalmaya, hasta olmaya, iyilesmeye, çalismaya, mülk edinmeye, çocuk yapmaya, asik olmaya degmez. Lisan ögrenmeye, siir okumaya, saz dinlemeye, mutlu olmaya degmez. Ancak ölümsüzlük varsa bu dünya hayatinin bir anlami olabilir. Kendimi yeniden, sifirdan üretmeyi istiyorum. Bunu yapacagim. Hakkim! Kadere teslim olacaksak magaralara dönelim, haydi!.." Insan yalnizca bir kez "Degmez" diyebilir, ikinci kez bunu tekrarliyorsa sahtekardir. Ilk söyledigi anda kalemini kirmistir zaten. Aras Nehri'nin dibinde buz tabakasinin altinda bir adam yatiyor: Bir edip. Faruk Ferzan. "Ne oldu bana? Öldüm mü?" diye soruyor kendi kendine… Öldü mü? Ölmediyse birinin onu kurtarmasi gerekecek. Yola devam etmesi gerekecek. Ask yasanmaya degerse bunu yapmali… El çabukluguyla bizi efsunlayan bir yazar var karsimizda… Fenni Sihirler yapan bir sihirbaz!.. Ismail Güzelsoy Degmez'de hayatin en büyük iki sirrinin, askin ve ölümün dansini koyuyor sahneye. Kelimelerin gücüne, edebiyatin büyüsüne inancini koruyanlar için…
von Nermin Yildirim
Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 332 p. Nermin Yildirim okura bu kez garip bir Ev'in; hemsirelerin "abla", hastalarin "misafir", bashekimin "baba" diye adlandirildigi, her geçen gün daha kati kurallarla yönetilen tuhaf ama bir yandan da çok tanidik bir akil hastanesinin kapilarini araliyor. Biri Ev sahibi, digeri misafir, biri genç, digeri yasli, biri geçmise, digeri gelecege bakan Esin ve Rikkat'ten hareketle, içeridekilerin ve disaridakilerin, tek tek çildirmaktan vazgeçip topluca delirenlerin buruk, muzip ve her seye ragmen ümit dolu hikayesini anlatiyor.Yildirim, Misafir'de yetkin ve zengin diliyle, yakin gelecege dair ürkütücü, tuhaf ama bir o kadar da tanidik bir dünya yaratiyor. Baskici bir düzende, bir akil hastanesinde kurdugu bu dünya, dis dünyanin hem bir parçasi hem de ta kendisi gibi görünüyor.Misafir, normalini yitirmis, çokça incinmis, bolca incitmis bir dünyada, kirilmis hayallerin, ertelenmis sevgilerin, hakkiyla yasanamamis ömürlerin ortasinda, kendine siginacak yer arayanlarin romani. Yildirim, sizinin ve sifanin hikâyesini, o derin anlatimiyla, incelikle, sefkatle dokuyor.
von Ege Soley
Bazı şeyler var hayatta, insan yapana kadar yapabileceğini bilmiyor. Daha fenası, inanmıyor da elinden gelebileceklere. Çizeceği resimlere, söyleyebileceği şarkılara, anlatacağı hikayelere inanası gelmiyor. Kendini bitmiş, elindekiler çoktan tükenmiş gibi hissediyor. Oysa hepimizin içinde, coşkuyla açabilmek için doğru topraklara ekilmeyi bekleyen tohumlar uyuyor.Sakin ve Yakın kitaplarının yazarı Ege Soley'le bu kez "bambaşka" bir yolculuğa çıkıyoruz. İngiltere'de siyaset eğitiminin ardından her şeye sıfırdan başlama kararıyla, kendini Paris'te bir çiçekçide çırak olarak çalışırken bulan Ege'nin deneyimleri, bize bu mesleğin hiç tahmin edilemeyecek kapılarını aralarken hayata her an yeniden başlamanın da mümkün olduğunu hatırlatıyor...