Empfehlungen basierend auf "Cocuk Deyip Gecmeyin"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

von Erol Mutercimler

"Trk askerinin sava ve dv hususunda sahip bulunduu niteliin nceden fark edilmemi olmas, ngilizler iin felaket olmutur... Trk askerinin ne yaman muharip olduunu ngilizler, kendileriyle dvtkten sonra ac tecrbeyle anlamlardr." ngiliz General Aspinall Oglander Bu topraklar, tarihin bandan beri hibir zaman istilaclarn balamamtr. 1915 ylnda da balamad. Ate ve elik yamuru altnda yalnz piyade tfei ve sng... Teknolojiye kar insan bedeni!.. anakkale Sava sadece muharebe alanlarnda len askerlerin deil, idam edilen ilk sivil kii olan Bozcaada mftsnn de yksdr... Gelibolu kara muharebeleri, yalnzca st rtbeli subaylarn deil, kk rtbeli askerlerin de savadr. 19.Tmen komutan Yarbay Mustafa Kemal ve muhteem 57.Alay ile komutan Albay Avni, olaanst 27.Alay ile komutan Yarbay Mehmet efik, 36. Alay ile komutan Yarbay Cemil, Seddlbahir'in yaral aslan Binba Mahmut Sabri, Edirne srtnda Temen Mucip, Binba Halis, Kumkale'de Temen Halit, ehit Yedeksubay Ethem, Ezineli Yahya avu, Bigal Mehmet avu gibi dmanlarn bile kendisine hayran brakan binlerce kahramann nnde saygyla eiliyoruz.

von Kerstin Gier

Original bdg. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 400 p. Rüyalarin gizemli ülkesine, merak uyandiran bir yolculuk… Kertenkele tokmakli, gizemli kapilar; konusan tas heykeller ve elinde baltasiyla, delirmis bir bakici… Liv Silber'in rüyalari son zamanlarda epey tuhaflasmistir ve içlerinden biri fazlasiyla kafasini kurcalamaktadir. Bu rüyada geceyarisi dört çocugun gizemli ve karanlik bir ayin gerçeklestirdigi bir mezarliktadir. Üstelik Liv bu dört genci normal yasaminda tanimaktadir çünkü Grayson ve üç arkadasi gerçekten vardir.  Liv kisa süre önce bu dört gencin okudugu okula kaydolmustur ve aslinda hepsi iyi çocuklardir. Mezarliktaki geceden daha korkutucu olan, arkadaslarinin Liv'in rüyada söyledigi ancak gerçek hayatta hiçbir sekilde sözünü etmedigi seyleri bilmesidir. Çocuklarin bunu nasil ögrendigini çözmek ise, bilmeceleri çok seven Liv'in uzak duramayacagi kadar çekici bir gizemdir…  "Okurlari kesinlikle memnun edecek. Dört yüz sayfa yetmiyor ama neyse ki devami yolda." - Karin Wehrheim "Asiri eglenceli, ask dolu, gizemli bir rüya."  - Brigitte "Sempatik ve özgüvenli baskahramaniyla hassas ilk asklara dair merak uyandirici bir roman. Daha ne olsun ki?"  - Stefanie Leo

von Nihan Kaya

İyi aile yoktur. Ya da paradoks şu ki iyi aile, "İyi aile yoktur" düsturuyla hareket edebilen ailedir.İnsanlar çocuk sahibi olduğunda farkında olmadan kendi çocukluğuna dair hisleri yaşar. Çocuğumuzla ilişkimiz, anne-babamızla ilişkimizin devamıdır.Çocuğumuzla doğru bağ kurma, kendi çocukluğumuzu ve içimizdeki çocuğu tamir etmekle olur. Her insanın içinde anne, baba, çocuk vardır ve güçlü psikoloji aslında, içimizdeki çocuğun güçlü olduğu, saygı gördüğü psikolojidir.İyi Aile Yoktur sadece anne-babalar değil, çocukluk geçirmiş ve kendisini daha iyi anlamak isteyen her yaşta insan için yazıldı.Bu kitabın sunduğu farklı bakış açısıyla, neden acı çektiğimiz, sevilmeyi neden isteyip sevgiyi kaybettiğimizde neden üzüldüğümüz, işlerimizi neden ertelediğimiz gibi kendimize dair birçok şeyin altındaki nedeni yepyeni bir gözle, şaşkınlıkla keşfedeceksiniz.İngiltere'de Essex Üniversitesi'nde Psikanaliz yüksek lisansı yapan, Avrupa ve Amerika'da psikoloji alanında konferanslarda tebliğler sunan ve çocukluk atölyeleriyle ebeveynlerle buluşan Nihan Kaya, yıllarca süren çalışmalarını bu kitapta derliyor.

von Marcus Pfister

Der Regenbogenfisch ist ein farbenfrohes, zweisprachiges Kinderbuch auf Deutsch und Türkisch für Kinder ab 4 Jahren. Der Regenbogenfisch ist mit seinem schillernden Schuppenkleid der allerschönste Fisch im Ozean. Da er aber auch stolz ist und nur bewundert werden will, wird er mit der Zeit immer einsamer. Da bekommt er einen guten Rat. Er überwindet seinen Stolz und versucht, den anderen Fischen Freude zu bereiten. Und er merkt, wie glücklich es macht, Freunde zu haben. Der beliebte Kinderbuchklassiker von Marcus Pfister ist in weiteren Sprachfassungen erhältlich – immer in Kombination mit Deutsch. Zusätzlich gibt es die Hörversion der Geschichte, gelesen von Muttersprachlern, als kostenlosen MP3-Download.

von Sait Faik Abasiyanik

1953'te Sait Faik, ikinci Turk olarak, Amerika'daki Uluslararasi Mark Twain Dernegi'nin onur uyeligi payesini aldi. Bu kadari kucuk bir haber olarak gazetelerde cikti cikmasina ama, sanatcilar gazete sutunlari icin pek cekici konu degildi. Oysa bundan onceki Mark Twain uyeligi ilk Turk olarak Ataturk'e verilmisti. Simdi ikinci Turk de Sait Faik oluyordu. Aradan yillar gecti, bugune kadar baska hicbir Turk bu onura layik gorulmedi.Ara Guler (kitaptan, s.139)Sayfa Sayisi: 142Baski Yili: 2016Dili: TurkceYayinevi: Is Bankasi Kultur Yayinlari

von Bahadır Yenişehirlioğlu

Sultan Abdülhamid'in dostu, sır kutusu Tahsin Paşa'nın romanı: Hünkarım...Türkiye'de ve dünyada büyük bir ilgiyle takip edilen Payitaht dizisinin Tahsin Paşa'sı Bahadır Yenişehirlioğlu, Tahsin Paşa'nın unutturulmuş hayatını romanlaştırdı.Osmanlı İmparatorluğu ölüm kalım savaşında.İç ve dış mihrakların tek bir amacı var; Ulu Hakan Abdülhamid'i devirmek.Sultan Abdülhamid'in çevresinde güvenebileceği tek bir kişi bile yoktu ta ki Tahsin Paşa'yı bulana kadar.Tahsin Paşa, aşktan ve muhabbetten anlayan, devletine ve Hünkarına sonsuz sadakatle bağlı, iyi bir eğitim ve aile terbiyesinden geçmiş bir devlet adamı.Hünkar'ın Tahsin'e sonsuz güveni ile Tahsin'in Hünkar'ına sonsuz sadakati.Ve herkesi kıskandıran bir sırdaşlık, dostluk, kardeşlik.Osmanlı Bankası baskını, Yıldız suikastı, Siyonistlerin emelleri doğrultusunda kurgulanmış planlar, 31 Mart'a uzanan günler ve bu iki vatanseverin, devletin ve milletin bekası için verdiği destansı mücadele.Ardından gelen bedbaht yıllar: İttihatçıların zaferi, ölüm ve acı dolu isyanlar; sürgün, sevdiklerinin ölümü, yoksulluk, savaşlar, devletin yıkılışı ve yeni Cumhuriyet. Ve bütün bunları derinden yaşayan vakur Tahsin Paşa.Bahadır Yenişehirlioğlu, bu asil yaşam öyküsünü Tahsin Paşa'nın kendi gözünden bugüne aktarıyor. Hünkarım akıcı üslubu ve ustalıklı kurgusuyla Tahsin Paşa'nın özel hayatını ve siyasi mücadelesini tüm çıplaklığıyla okurlara sunuyor.

von Ahmet Umit

Byzantion'dan İstanbul'a uzanan, heyecan yüklü bir serüven...Sarayburnu'nda, Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset. Avuçlarında antik bir para.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hükümdar, yedi sikke, yedi kadim mekân. Ve tek bir gerçek: Bu şehrin gizemli tarihi."Şehre bakıyorduk denizden. Sisler içindeydi İstanbul... Sisler içinde deniz... Sisler içinde teknemiz. Sultanahmet'in minareleriydi görülen, Ayasofya'nın kubbesi, Topkapı Sarayı'nın kuleleri. Hiç yağmalanmamış, yıkılmamış, kirletilmemiş gibiydi şehir. Bembeyaz bir sisle örtmüştü doğa, ne varsa görüntüyü çirkinleştiren. Güneş doğmadan bir anlığına beliren bir hayal gibi... Büyülü bir bulut gibi... Bir masal imgesi gibi... Yeni kurulmuş bir kent gibi... Taze bir başlangıç gibi... Genç, umutlu, güzel...İstanbul’a bakıyorduk denizden. Ölülerimizin yüzlerine bakıyorduk... Onların gözlerindeki kendi kederimize. Çaresizliğimize bakıyorduk, avuçlarımızda büyüyen zavallılığa, kanımızda filizlenen korkaklığa... Elimizden alınan hayata bakıyorduk... Güneşli günlerimize, umut dolu sabahlara, eğlenceli bahar akşamlarına... Sönen anılarımıza bakıyorduk, ölen hayallerimize, yıkılan düşlerimize... Sönen anılarımızı, ölen hayallerimizi, yıkılan düşlerimizi yüklenip yorgun bir şilep gibi bizden uzaklaşan şehrimize... Şehrimizle birlikte yitirdiğimiz kendimize bakıyorduk..."

von Seray Sahiner

Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 160 p. Kapak Tasarim : Füsun Turcan Elmasoglu “Hani diyorlar ya, rüyamda bunun bir rüya oldugunu biliyordum diye… Kâbustayim ama bunun mhayatim oldugunu biliyorum.” Hem benzersiz hem de fazlasiyla tanidik biri Ülker. Kocasindan siddet görmüs, gidecek yeri olmadigindan bu eziyeti yillarca sineye çekmis bir kadin. Derken, bir gece evini terk eder. Yeni bir yasam alani ararken can havliyle bir hastaneye siginir ve orada kalabilmek için kimsesiz insanlara refakatçilik etmeyi is edinir. “Aglayanin bir, gülenin bin derdi var,” diyen Ülker, keskin mizah duygusunu savunma sanati olarak kullanip hayatta kalmanin yollarini arar. 2012 yilinda Hanimlarin Dikkatine ile Yunus Nadi Öykü Ödülünü, 2018 yilinda Kul ile Orhan Kemal Roman Ödülünü kazanan Seray Sahiner, Ülker Abla ile Türkçe edebiyata yeni bir ses, çok güçlü bir kahraman armagan ediyor!

von Nermin Yildirim

Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 332 p. Nermin Yildirim okura bu kez garip bir Ev'in; hemsirelerin "abla", hastalarin "misafir", bashekimin "baba" diye adlandirildigi, her geçen gün daha kati kurallarla yönetilen tuhaf ama bir yandan da çok tanidik bir akil hastanesinin kapilarini araliyor. Biri Ev sahibi, digeri misafir, biri genç, digeri yasli, biri geçmise, digeri gelecege bakan Esin ve Rikkat'ten hareketle, içeridekilerin ve disaridakilerin, tek tek çildirmaktan vazgeçip topluca delirenlerin buruk, muzip ve her seye ragmen ümit dolu hikayesini anlatiyor.Yildirim, Misafir'de yetkin ve zengin diliyle, yakin gelecege dair ürkütücü, tuhaf ama bir o kadar da tanidik bir dünya yaratiyor. Baskici bir düzende, bir akil hastanesinde kurdugu bu dünya, dis dünyanin hem bir parçasi hem de ta kendisi gibi görünüyor.Misafir, normalini yitirmis, çokça incinmis, bolca incitmis bir dünyada, kirilmis hayallerin, ertelenmis sevgilerin, hakkiyla yasanamamis ömürlerin ortasinda, kendine siginacak yer arayanlarin romani. Yildirim, sizinin ve sifanin hikâyesini, o derin anlatimiyla, incelikle, sefkatle dokuyor.

von Emrah Ateş

Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 92 p. Emrah Ates, daha önceki kitaplarinda yaptigini yapmiyor bu defa; birbirini takip eden öyküler degil, birbirinden bagimsiz öyküler ile çikiyor okuyucusunun karsisina.Suskun Selim, Varsayalim Ferhan, Topal Kemal ve digerleri…Hepsi bambaska hayatlarin bambaska insanlari. Ama hepsinin yine de bir ortak noktasi var:Hepsi "güzel seylerin yoklugu"na sahip…Bu kitabi okuyun, basucu kitabiniz olacak. Iddia ediyoruz!"Insanin mayasi toprak. Vakti gelince çatlamaya basliyor," dedim içimden; annemin çatlamis ellerine takilmisti gözüm. Sadece eli de degil üstelik; yüzü, kolu, vücudunda benim görebildigim her yeri, belki görmedigim yerleri de kurumus bir toprak gibi çatlamisti annemin. Zaman insana varligini böyle ispat ediyordu belki de.