Empfehlungen basierend auf "Bir Umut Bir Mektup 1. Cilt Genclik"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

von Hanya Yanagihara

Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 864 p. Üniversiteden tanisan dört erkek arkadas: Nazik, yakisikli ve oyunculukta kariyer yapmak isteyen Willem. Sanat dünyasina hizli bir giris yapmak isteyen, zeki ama bazen kalpsiz davranabilen JB. Hayallerini gerçeklestirememis, aileden zengin mimar, Malcolm. Bu arkadas grubunun merkezinde duran, tam bir kapali kutu olan avukat Jude. Yillar içinde dörtlünün dostluklari bagimlilik, söhret ve kibirle dönüsür ve derinlesir. Üç arkadasin karsilastiklari en büyük zorluk, hem bedensel hem de duygusal olarak agir yarali arkadaslari Jude'un yaninda yer almak olacaktir. Jude'un üstesinden gelemedigi çocukluk travmalari tüm yasamini etkileyecek ve dostlari onu hayatta tutmak için ellerinden geleni yapacaklardir. Dostluk, ask, kalp kirikligina dair dokunakli, müthis bir hikâye... "Enfes... Bu romani bir saheser olarak adlandirmak hiç de mübalaga olmaz. Hatta bu kelime hafif bile kalir." San Francisco Chronicle "Harikulade... Travma ve arkadaslik öylesine zekice ve derin bir kavrayisla ele aliniyor ki bu roman bundan sonra bu konuda yazilmis tüm romanlar için bir ölçüt olacak." The Wall Street Journal "Degersiz Bir Hayat baska hiçbir romana benzemiyor. Siniri asiyor, çizgiden disari tasiyor, kisaca unutulmaz." The Independent "Içinize isliyor. Yanagihara insanin davranisinin en asagi ve en yüce uç noktalarini can acitici bir yogunlukla sorgulayabilme yetenegine sahip bir yazar." The Times Literary Supplement

von Ayse Kulin

Original bdg. 15,50 / 23,50 cm. In Turkish. 340 p. Birden çocuklardan biri bagirdi "Suraya bakin, iki kus öpüsüyorlar!" Füreya iskelenin üzerindeydi. Güçlükle arkasini dönerek, asagida civildayip duran çocuklara bakti. "Hanginiz söyledi bunu?" diye seslendi. Siska bir oglan öne çikti. "Ben!" dedi. "Kus mu gördün orada?" "Evet." Füreya üsenmedi, indi iskeleden. Çocugu yanina çagirdi. "Kusu nerede gördügünü göster bakayim."Çocuk birkaç adim geriledi. Füreya takip etti çocugu. Eliyle isaret etti oglan."Nah orada. Iste kuslar gaga gagaya vermis öpüsüyorlar." Dondu kaldi Füreya. Hiç tasarlamadigi halde, çocugun isaret ettigi yerde masalsi iki kus kafasi beliriyordu. Tipki öpüsür gibiydiler. Hakliydi çocuk. Cumhuriyet Türkiyesi'nin ilk kadin seramik sanatçisi Füreya Koral'in hayat hikâyesi Füreya, ayni zamanda bir dönem romani.

von Lev Nikolayeviç Tolstoy

İşte o gün, talihin yüzüne güldüğü bir adam olan ben, her akşam tek başıma soyunduğum odamdaki bölmenin çapraz kirişlerine kendimi asmayayım diye kendimden bir ipi sakladım ve şeytana uyar da hayatıma kolay yoldan son veririm diye de silahımı yanıma alıp çıktığım o avlara çıkmaz oldum. Ne istediğimi kendim de bilmiyordum; hayattan korkuyordum, hayattan kaçıp uzaklaşmak istiyordum, ama gene de hayattan bir şeyler bekliyordum.Bütün bunlar başıma talihin tam anlamıyla yüzüme gülmüş olduğu bir dönemde geliyordu. Henüz elli yaşına basmamıştım, çok sevdiğim iyi bir karım, iyi çocuklarım ve ben fazla bir gayret göstermeden gelişen ve büyüyen geniş bir malikanem vardı. Akrabalarımdan ve eşimden dostumdan, hiç olmadığı kadar saygı görüyordum. İnsanlar beni övüyorlardı. Ben de ünlü biri olduğumu düşünmekle kendimi hiç de kandırmış olmazdım. Deli ya da ruhsal yönden rahatsız olmak şöyle dursun, tam tersine benim gibi insanlarda nadir rastladığım bir şekilde zihin ve beden melekelerim son derece güçlüydü. Beden gücü olarak ekin biçmede köylülerden geri kalmazdım, zihin olarak da ara vermeksizin sekiz, on saat çalışabilir, böyle bir zorlanmadan dolayı da hiçbir rahatsızlık duymazdım.

von Selahattin Demirtaş

"Bu hayatta her şeyiyle güvenebildiğiniz en az bir kişi olmalı. Yoksa kendinizi hep yalnız hissedersiniz. İnsanların çoğu yalnızdır o yüzden, yapayalnız. Yaşananlar kelepir bir hayatın ikinci el versiyonu gibidir. Yaptığınız hiçbir şey size ait değildir, benliğinize, özünüze. Hayatınız, tümüyle güvensiz bir ortamın mecburen size yaptırdıklarından ibarettir."Saf çocukluk halinizden geriye yüzünüzde 'memur gülüşü', dudaklarınızda 'gammaz öpüşü' kalır. Öptüğünüz yer kirlenir, güldüğünüz zaman herkes incinir. Elinizde etrafı yeşil dantelli beyaz bir mendil de yoksa temizleyemezsiniz hiçbir yerinizi."Ben Serap'ı böyle sevdim, en saf halimle, uzaktan."Yaşadığımız bu kekre, nefes aldırmayan, "tuhaf" dönemin Diyarbakır'da başlayıp İstanbul'a, oradan Zürih'e uzanan ve Nusaybin'de sonlanan hikayesi... Muktedirlerin kirli sırıtışlarına inat, hülyasının, serabının üzerine titreyen, acısını içinde koyultsa da yalan ve şiddet üzerine kurulu "zulüm makinesini" sabırla, mizahla, yoldaşça dayanışmayla, zekayla maskara eden insanlar.

von Emrah Ateş

Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 92 p. Emrah Ates, daha önceki kitaplarinda yaptigini yapmiyor bu defa; birbirini takip eden öyküler degil, birbirinden bagimsiz öyküler ile çikiyor okuyucusunun karsisina.Suskun Selim, Varsayalim Ferhan, Topal Kemal ve digerleri…Hepsi bambaska hayatlarin bambaska insanlari. Ama hepsinin yine de bir ortak noktasi var:Hepsi "güzel seylerin yoklugu"na sahip…Bu kitabi okuyun, basucu kitabiniz olacak. Iddia ediyoruz!"Insanin mayasi toprak. Vakti gelince çatlamaya basliyor," dedim içimden; annemin çatlamis ellerine takilmisti gözüm. Sadece eli de degil üstelik; yüzü, kolu, vücudunda benim görebildigim her yeri, belki görmedigim yerleri de kurumus bir toprak gibi çatlamisti annemin. Zaman insana varligini böyle ispat ediyordu belki de.

von Stefan Zweig

Savaş karşıtı görüşleriyle tanınan Zweig I. Dünya Savaşı boyunca bu görüşlerini yaymayı kendine misyon edinmişti. Avrupalı ve “dünya vatandaşı” kimliğine büyük değer veren yazar, yapıtlarında savaşın yıkıma uğrattığı “eski dünya”nın değerlerinin kayboluşunu büyük ölçüde dert edinmiştir. Mecburiyet ’in ana karakteri ressam Ferdinand da savaş sırasında askere alınmamak için İsviçre’ye kaçmıştır. Bir gün askerliğe elverişliliğinin tespiti için konsolosluğa davet edildiğinde, karısının şiddet karşıtı duruşuna ihanet etmemesi yolundaki telkinlerine karşın kendini gitmek zorunda hisseder. Görev duygusu, savaş karşıtı düşünceleri ve karısına duyduğu sevgi arasında sıkışıp kalmıştır. Ferdinand her ne kadar “insanlığın ötesinde bir vatanı” olmasa da, “yirmi milyon insanı boğan o zinciri” kıramayacağını düşünür... (Tanıtım Bülteninden)

von Yasar Bayraktar

Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 144 p. Ills. / Photos by Merve Uygan "Zerdali agaci, dedemle dostlugumuzun simgesi olmustu." Yagiz, altinci sinifa geçtiginde dedesinin evinin yakininda yeni bir okula baslayacagini ögrenir. Yilda sadece birkaç kez gördügü dedesi büyük apartmanlarin ve gri betonlarin arasinda bahçeli küçük bir evde yasar. Vaktinin çogunu çok sevdigi agaçlariyla geçiren Said Bey'in yasami torunu için sevgi ve sicaklik anlamina gelir. Ta ki dogum gününde son model bir tablet yerine bir zerdali agaci hediye edene kadar... Bu egri bügrü zerdali büyürken Yagiz ve dedesinin arasindaki dostluk da yeserip çogalacak mi? Zerdali - Dedemle Bir Yil, kent yasaminin karmasasi içinde insanin kendisi için en degerli olani fark etmesi hakkinda simsicak bir hikâye...

von Ahmet Altan

"Güneşimizle aramızda kara kedi gibi duran o Gökcisim, bir gün çekip gidecekti elbette. Belki çok yakındı çözüm. Kapıdaydı. O an gelene kadar bize düşen, sanki güneş gökte parlıyormuşçasına yaşamayı sürdürmekti. Hayata tutunmaktı." Yakın gelecekte, yeryüzünde bir ülke. Tiran ölmüş ve oğlu başa geçmiştir. Ülke, din ulemaları ve polisler ordusundan oluşan bir demir yumrukla yönetilmektedir. Katı yasalarla sınıflara ayrılan halksa, yoğun denetim ve gözetim altında yaşamaktadır. Güneşse, kimselerin nasıl, neden olduğunu hatırlamadığı bir dönemden bu yana, "Gökcisim" denilen dev bir kütlenin ardındadır. Her yer buz tutmuş, yaşam sevinci tüm canlılardan el ayak çekmiştir. Gelgelelim yıpratıcı uykusuzluğuna çare arayan bilim kadını Yuna, geçmişine, kaderine ve en önemlisi de, bir kadın olarak tutkularına sahip çıkarak, beklenmedik bir şekilde gerçekleri sorgulamaya başlar. Topluma dayatılan kuralların, değişmez varsayılan yasaların, sonu gelmez sansürün mutlak olmadığını fark eden Yuna, sorumluluğunu üstlenip, deyim yerindeyse, güneşe açılan kapıyı aralamayı göze alacaktır. Geçmişle hesaplaşmalar, düzenle çatışan tutkular ve insanı dönüştüren aşklar. Ayşe Kulin, okurlarını sarsıcı bir gelecek hayal etmeye davet ettiği Tutsak Güneş'te, genç bir kadının unutulmaz uyanış hikayesini anlatıyor.

von Silvia Roncaglia

Paperback. 16,00 / 20,00 cm. In Turkish. 56 p. Tiramisu Kralligi'nda yasayan prenses konusmaya basladigi andan itibaren itiraz etmeye de baslamisti: "Onu da istemiyorum, bunu da istemiyorum!" Ayni zamanda Mezgit Kralligi'nda yasayan prens konusmaya basladigi andan itibaren istemeye, emretmeye baslamisti. "Onu da istiyorum, bunu da istiyorum!" Her ikisi de büyüdügünde Mezgit Prens sürekli "Istemiyorum" demeye alisan Tiramisu Prenses'e âsik olursa neler olacakti?

von Octavio Paz

"Octavio Paz'in en buyuk basarisi, dusunceye siiri, siire de dusunceyi yedirebilmis olmasidir. Duzyazisi metaforlarin gucunu, siiri de mantiksal berrakligi barindirir."-Carlos Fuentes-Nobel Edebiyat odulu sahibi Octavio Paz'dan, ilkgencliginden olgunluk cagina kadar izini surdugu ask, erotizm ve cinselligin farkli gorunumleri uzerine dusunsel bir yolculuk. Paz, insanoglunun olume meydan okumak icin buldugu en guclu yanitlardan biri olan ask ve erotizmin billurlasma, yuceltme, saptirma ve yogunlasma anlarina odaklaniyor. Antik caglardan gunumuze, Sappho'dan Dante'ye, Marquis de Sade'dan Fourier'ye, Madame Bovary'den Ulysses'e uzanan bir cografyada ask ve erotizmin edebiyati beslemeyi surduren cifte alevinin isiginda kiskirtici ve derin bir kesfe cikiyor.-Cagdas edebiyatimizin ustalarindan Tomris Uyar'in Turkcesiyle.-Denemenin yuz sayfa kadar surecegini tasarlamistim, ama yazdikca yeni gorunumler acildi onumde. Ne var ki, yazi zorlayici bir kendindenlikle buyumeyi surduruyordu. Sonunda ayni dogallik ve ayni zorlamayla sozcukler tukendi. Gozlerimi ovusturdum: Bir kitap yazmistim. Sozumu tutmustum. (...) Alev 'atesin en incelikli bolumudur, yukari dogru cikar ve bir piramit biciminde yukselir.' Ilk, asal ates, yani cinsellik, erotizmin kirmizi atesini puskurtur ve bu ates de yukselip baska bir atesi, titrek ve mavi bir atesi besler: Ask atesini. Erotizm ve ask: Hayatin cifte alevi."-Octavio Paz-(Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 220Baski Yili: 2016Dili: TurkceYayinevi: Everest Yayinlari