Empfehlungen basierend auf "Bi"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

von Zulfu Livaneli

Romanlari cok satanlar listesinden inmeyen, oduller alan, 30 dile cevirilen, sinemaya ve tiyatroya aktarilan Zulfu Livaneli, Leyla'nin Evi'nde her biri ayri bir dunyadan gelen insanlarin hayatlarini bir Istanbul romaninda kesistiriyor...Bogazici'nde Bosnalilar Yalisi'nda dogup buyumus pasa torunu Leyla Hanim, yalinin yeni sahibi omer Cevheroglu tarafindan sokaga atilir ve mahallenin cocuklarindan gazeteci Yusuf'un Cihangir'deki bekir evine siginmak zorunda kalir. Yusuf'un sevgilisi Rukiye ("sahne adi"yla Roxy), Almanya'da peep show'larda modellik yapmis, hip-hop tarzi muzik yaparak "yirtmaya" ugrasan bir Almanci kizidir. Leyla Hanim, yalinin yeni sahipleriyle gorusmeye calistigi bir gun, omer Bey'in babasi, Kadizade Konagi'nin emektar vekilharci, dort kusaktir konaklarda hizmetkirlik yapan bir aileden gelen Ali Yekta Bey ile tanisir. Her biri ayri bir dunyadan gelen bu insanlarin hayatlarinin kesismesi, onlari hem kendilerini hem de birbirlerini degistirecekleri, kimi zaman acili kimi

von Ahmet Ümit

Acıyı gördüm. Gözlerinin ortasında bir çiçek gibi büyüyen irisin önce ağır ağır büzülmesini, ardından çığlık gibi ansızın patlamasını gördüm. Titreyen dudaklar, bal mumuna dönüşen yüzleri, çöken yanakları, irileşen elmacık kemiklerini, birer mağara gibi derinleşen göz çukurlarını, kurumuş ağızların içinde pelteleşen dilleri gördüm.Anladım ki benliğimizin farkına vardığımız an, acının pençesinde kıvrandığımız andır.Çığlık değil, ürperiş değil, evet, nereden geldiğini bilmediğim o vahşi iniltiyi kalbimin derinliklerinde duydum. Soluksuz kaldım, boğazım kupkuru, alnım ateşler içinde, tuhaf bir hülyaya kapılmışım gibi sürüklendim o dipsiz boşlukta. Hayatın en karanlık sırrıyla yüzleştim.Karanlığın her aşamasından geçtim, akan kanın sesini duydum, ölümün serinliğini damarlarımda hissettim.Geçmişin kamburunu çoktan söküp attım sırtımdan.İnsanın insanı öldürdüğü o ilk anı gördüm, katilin zafer haykırışını, kurbanın korku çığlığını işittim.Her an uyanmaya hazır o muhteşem dürtüyü bastırmak, insanlığın en masum haline, en saf doğasına dönmemek için yıllarca ihanet ettim kendime. Kendimle birlikte bütün dünyayı da kandırdım. Neredeyse başaracaktım ama bırakmadılar, benim adıma onlar öldürmeye başladılar.İşte bu yüzden geri döndüm...

von Sibel Eraslan

Ben Aise...Gozleriyim geceyle gunduzun...Onlar ki birbiri ardindan gelerek dizildiler sirete...Ben Aise...Sahidiyim vahyin...Ta-Ha ve Yasin'in... Beni sevdi Resul (asm), bende kendisini gordu.Benim sevgim ona su, benim sevgim ona ayna oldu...O benim yurdumdu, ben onun topragindanim...Ben onun vuslatiyim, o benim silam. Hazreti Aise... Hz. Ebubekir'in, seckin bir soyun ince terbiyesiyle yetismis kizi. Peygamberimizin (asm) "Seni kordugum gibi seviyorum" dedigi kadin... Sahih kaynaklarin isiginda Hazreti Aise'nin hayati, cocuklugu, Resulullah(asm) ile evliligi, Hazreti Peygamberin vefatindan sonra yasadiklari, Sibel Eraslan'in ask dolu kaleminden suzuluyor. (Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 344Baski Yili: 2016Dili: TurkceYayinevi: Timas Yayinlari

von Carl Gustav Jung

"Siz bilinçdışınızdakileri bilince dönüştürene kadar, onlar sizin hayatınızı yönlendirecek ve siz ona kader diyeceksiniz."Psikanalizin en tartışmalı ve belki de ilerleyen dönemlerde daha fazla anılacak isimlerinden Carl Gustav Jung, 20. yüzyılın en önemli filozof-psikiyatrlarındandır. O bir ruhçözümlemecisidir. Freud'dan ayrıldıktan sonra kurduğu analitik psikoloji ekolüyle bir devrim yaratan Jung, günümüz psikolojisinde de halen kullanılan psikolojik tipler, kolektif bilinçdışı, kompleksler ve çağrışım testi gibi kavramların sahibidir.Jung hepimize bir bireyleşme süreci vaat eder, bunun rotasını da insanın içine baktığı bir deneyim yolu olarak çizer. Deneyim yolu gereklidir çünkü "kendi içine bakmaya cesareti olmayan herkesin yaşamı bulanıktır", dahası bu bulanıklık dünyayı da bulandırır.Önyargı ve kabullerinizden sıyrılma vakti...Jung bizleri kendi mitimizle tanışacağımız bir yolculuğa davet ediyor. Sembollerin, rüyaların, arketiplerin ve mitlerin alemine hoş geldiniz...

von Cyril Gely

10 Aralık 1946'da Stockholm'deki Grand Hotel'de Otto Hahn, Kimya alanında layık görüldüğü Nobel Ödülü'nü almak üzere bekliyor. Törene sadece birkaç saat kalmış. Ve o sırada Lise Meitner beliriyor süitinde: Otuz yılı aşkın bir süredir birlikte çalıştığı eski dostu, meslektaşı, tecrübeli bir bilim insanı.Fakat Lise, Otto'yu tebrik etmek için orada bulunmuyor. Onun meselesi geçmiş ve dolayısıyla gelecek. Lise sadece hesaplaşmak istiyor. Ömrünü adadığı işin hayattaki karşılığıyla yüzleşmek. Kapalı kapılar ardında, bir otel odasında olup bitiyor her şey. Karlı ve soğuk bir günde. Cyril Gely, tiyatrodan gelen ustalığını diyaloglar üzerinden akan bu hikayede konuşturuyor: Tarihle, vicdanla, insanlıkla boğuşan iki bilim insanının gerçeğiyle yüzleşiyor."Cyril Gely, tarihin gölgesinde kalmış olanı açığa çıkarmayı seviyor. Ödül'de, kibirden sağduyuya, gururdan ihanete, gafletten fırsatçı körlüğe kadar insana dair tüm belirsizlikleri ustalıkla gözler önüne seriyor." - Sophie Creuz, L'echo"Keder ve sevgi arasında gidip gelen diyaloglar ve dokunuşlarla, yazar birbirine rakip iki arkadaş arasındaki muğlak ilişkiyi resmediyor. Turner resimleriyle dekore edilmiş bir otel odasında tarih yeniden yazılıyor. Ödül, sımsıkı kapalı bir kapının ardında iki kahramanın arasında geçen diyaloglar üzerinden her şeyin açığa çıktığı bir roman olarak karşımızda." - Manon Bitticelli, franceinfo:culture"İnsana dair etkileyici analizler eşliğinde keşiflerin sonuçları üzerine kaleme alınmışbilim dünyasına dair mükemmel bir roman. Cyril Gely, araştırmacıların kapalıdünyasında kadının yerini, tanınmamaktan kaynaklı acıyı ve başarı için verilen savaşıustalıkla kaleme almış."-Fnac

von Pierdomenico Baccalario

Hayali Gezginler KulubuIkidir sayisi, denizi gozleyen koruyucularin,Kaprisli, tuyler urpertici ve kaldirmislar mizraklarini.Uctur sayisi onlari durduracak arkadaslarin,Ama inanin hicbiri cevirmeyecektir oteki yanagini.Julia duvara surtunerek birkac adim daha atti. Ici doldurulmus bir maymun kuklasinin yanindan gecip duvarin kosesinden oteki tarafa bakti. Yerde baska kelebekler, yanip sonen bir isik, ici doldurulmus devasa bir yaratigin bedeni ve yari aralik bir kapi vardi.Tuylu bir el birdenbire agzini kapadi. Kukla oldugunu sandigi maymunun kolu hizlica hareket edip onu geriye cekti. Julia gozlerini acip bagirmaya calissa da basaramadi. Yere dusup kendisini kelebeklerin ve cam kiriklarinin arasinda buldu. Ayaga kalkmayi denedi ama basina sert ve agir bir seyle vuruldu.Kilmore Koyu'nda en uzun gunun safagi. Yagmur her seyi gri bir ortuyle orterken simskler, gok gurultuleri ve patlama sesleri koyun sessizligini bozuyor. Oysa bunlarin fitinayla alakasi yok. Bunlar Kaptan Spencer'in efsanevi gemisi Mary Grey'den atilan top gulleleri.Artik herkes elinden geleni yapmali. Covenant ikizleri, en buyuk dusmanlariyla tek baslarina hesaplasmali. Cunku Kaptan Spencer'i yenebilecek tek kisi olan Ulysses Moore, ortalarda yok...Hayali Gezginler Kulubu, Ulysses Moore efsanesinin on ikinci kitabidir.Sayfa Sayisi: 288Baski Yili: 2012Dili: TurkceYayinevi: Dogan ve Egmont Yayincilik

von Michael Grant

"Heyecan verici ve gerilimi yüksek hikayeler, bitmeyen bir sürükleyicilik ve akıcılıkla anlatılıyor. Bu seride canavarlar, süper güçlere sahip çocuklar ve bütün yetişkinlerin nerede olduğunu bilmemenin verdiği bir gizem var. Daha da önemlisi, bu kitaplarda inandığım ve desteklediğim çocuklar var."Stephen King"Michael Grant'in bilimkurgu-fantezi gerilim hikayeleri tüm sürükleyiciliğiyle devam ediyor. Hayranlarına müjde."Ala Booklist"Bu gerilim dolu hikayeyi okurken hayretler içinde kalacak, ürperecek ve irkileceksiniz."Voya

von Hande Birsay

"Nasıl doğdu?""Normal doğurdun değil mi?""Niye ağlıyor?""Bu çocuk aç.""Kucağa alıştırmışsın.""Ben hamileyken 2 kilo almıştım, emzirirken 32 kilo verdim.""Sen daha dur, bunlar iyi günlerin.""Saçını kestir, erkek çocuk uzun saçlı olmaz."Ve hemen her yeni annenin duyduğu o meşhur soru: "Emiyor mu?"Anneliğimin ilk zamanlarında kendimle ve kitaplardan okuyup da "Böyle bir anne olacağım" diye yemin ettiğim, ancak çok kısa sürede tarumar olan mükemmel annelik hayallerimle savaştığım yetmiyormuş gibi bir de yeni anne dedektörleriyle savaştım; bu topraklarda doğuran tüm analar gibi.Sonra bunlardan rahatsız olmamaya, hatta kendi üzerimizde kurduğumuz ve farklı biçimlerde karşımıza çıkan tüm bu baskılarla eğlenmeye; başta kendime, tüm büyük konuştuklarıma, hepsine #hihieved demeye başladım.Annelik deneyimimde hiçbir şey, herkesin her şeyi bildiği ve anlattığı gibi olmadı.Mükemmel annelik beni teğet geçti.İyi ki de geçti.

von Stefan Zweig

Savaş karşıtı görüşleriyle tanınan Zweig I. Dünya Savaşı boyunca bu görüşlerini yaymayı kendine misyon edinmişti. Avrupalı ve “dünya vatandaşı” kimliğine büyük değer veren yazar, yapıtlarında savaşın yıkıma uğrattığı “eski dünya”nın değerlerinin kayboluşunu büyük ölçüde dert edinmiştir. Mecburiyet ’in ana karakteri ressam Ferdinand da savaş sırasında askere alınmamak için İsviçre’ye kaçmıştır. Bir gün askerliğe elverişliliğinin tespiti için konsolosluğa davet edildiğinde, karısının şiddet karşıtı duruşuna ihanet etmemesi yolundaki telkinlerine karşın kendini gitmek zorunda hisseder. Görev duygusu, savaş karşıtı düşünceleri ve karısına duyduğu sevgi arasında sıkışıp kalmıştır. Ferdinand her ne kadar “insanlığın ötesinde bir vatanı” olmasa da, “yirmi milyon insanı boğan o zinciri” kıramayacağını düşünür... (Tanıtım Bülteninden)

von Jack London

Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 288 p. Jack London, ilk kez 1906 yilinda The Outing Magazine adli dergiye seriler halinde yazdigi bu eserinde, hareketi sevmeyen ve yasama dair en ufak bir devinimi bile yok etmeyi amaçlayan Vahsi Doga'da dünyaya gelmis Beyaz Dis adli bir kurt köpeginin hikayesini anlatir. Beyaz Dis güçlüdür, çünkü yüregi donmus Kuzey topraklarinda ailesi içinde bir o hayatta kalmayi basarabilmis ve Vahsi Doga'nin et yasasini ("ye yoksa yem olursun") çabucak ögrenmistir. Çok geçmeden insan-tanrilarin arasina karisacak ve yeni tanrilarina karsi içinde en ufak bir sevgi kirintisi olmasa da onlarin yasalarina itaat etmenin kendisi için daha iyi olacagini ögrenecektir. Beyaz Dis'in çevresi acimasiz ve tas kalpli tanrilarla çevrildigi için hamurunda hirçinlik vardir. Peki, günün birinde dogasini yumusatacak ve kalbini isitacak sevgi dolu bir efendiyle tanisma sansina erisecek midir?