Empfehlungen basierend auf "Bana Allah Yeter"

Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.

von Erol Mütercimler

Bu vatan nasil kurtuldu?2005 yilinda bu soruyu sorup yanitini vermek cok kolay. Oysa 1920'lerin kosullarini hayal ederek yasamaya calisalim, takalim neyle karsilasacagiz! Anadolu ingilizlerin kiskirtmasiyla yunanlilarin isgali altinda. Ustelik, uluslararasi kurallara aykiri olarak, kadinlarin kizlarin irzlarina geciliyor, her yer yagmalaniyor, yakiliyor, camilerde ezanlar okunamiyor...Savasacak silah ve cephane yok, yiyecek yok, giyecek yok, para da yok...Demiryollari isgal altinda, karayolu da yok.Turk milleti bu kosullarda mucize yaratti. Silah yapti, cephane uretti, isgal altindaki Istanbul'da silah depolarini soydu, subaylari Anadolu'ya kacirdi. Tum bunlari da Istanbul-Batum-Novorosisky-Inebolu iskeleleri arasinda yapti. olumden korkmayan, olumu yenen sivil resmi bahriyeliler ile Anadolulu, Kastamonulu ve Inebolulu Turk kadinlariyla basardi.Turk kadinlarinin inanilmaz azim ve kararliliklari bu memleketi kurtardi. Kar kis demediler, kagnilarin arkasindan gittiler. Dondular, yollarda

von Zulfu Livaneli

Romanlari cok satanlar listesinden inmeyen, oduller alan, 30 dile cevirilen, sinemaya ve tiyatroya aktarilan Zulfu Livaneli, Leyla'nin Evi'nde her biri ayri bir dunyadan gelen insanlarin hayatlarini bir Istanbul romaninda kesistiriyor...Bogazici'nde Bosnalilar Yalisi'nda dogup buyumus pasa torunu Leyla Hanim, yalinin yeni sahibi omer Cevheroglu tarafindan sokaga atilir ve mahallenin cocuklarindan gazeteci Yusuf'un Cihangir'deki bekir evine siginmak zorunda kalir. Yusuf'un sevgilisi Rukiye ("sahne adi"yla Roxy), Almanya'da peep show'larda modellik yapmis, hip-hop tarzi muzik yaparak "yirtmaya" ugrasan bir Almanci kizidir. Leyla Hanim, yalinin yeni sahipleriyle gorusmeye calistigi bir gun, omer Bey'in babasi, Kadizade Konagi'nin emektar vekilharci, dort kusaktir konaklarda hizmetkirlik yapan bir aileden gelen Ali Yekta Bey ile tanisir. Her biri ayri bir dunyadan gelen bu insanlarin hayatlarinin kesismesi, onlari hem kendilerini hem de birbirlerini degistirecekleri, kimi zaman acili kimi

von Elif Şafak

Su hayatta insan en cok sevdiklerini acitir…En derin yaralar ailede acilir, kabuk tutsa bile kanar hikye, icten ice...Aski aramadan evvel, dusun bir, ya benden nasil bir sik olur?Insanin sevdasi karakterinin yansimasidir.Sen kavgaci isen, ha bire ofkeli, aski da bir cenk gibi yasarsin.Gonlu pak olanin sevgisi de saf olur.Su hayatta insan en cok sevdiklerini acitir.En derin yaralar ailede acilir, kabuk tutsa bile kanar hikye, icten ice...Attigimiz her adim, yaptigimiz her iste kendimizi yansitiriz.Budur cozulmesi gereken bilmece...

von Sibel Eraslan

Ben Aise...Gozleriyim geceyle gunduzun...Onlar ki birbiri ardindan gelerek dizildiler sirete...Ben Aise...Sahidiyim vahyin...Ta-Ha ve Yasin'in... Beni sevdi Resul (asm), bende kendisini gordu.Benim sevgim ona su, benim sevgim ona ayna oldu...O benim yurdumdu, ben onun topragindanim...Ben onun vuslatiyim, o benim silam. Hazreti Aise... Hz. Ebubekir'in, seckin bir soyun ince terbiyesiyle yetismis kizi. Peygamberimizin (asm) "Seni kordugum gibi seviyorum" dedigi kadin... Sahih kaynaklarin isiginda Hazreti Aise'nin hayati, cocuklugu, Resulullah(asm) ile evliligi, Hazreti Peygamberin vefatindan sonra yasadiklari, Sibel Eraslan'in ask dolu kaleminden suzuluyor. (Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 344Baski Yili: 2016Dili: TurkceYayinevi: Timas Yayinlari

von Ahmet Umit

Byzantion'dan İstanbul'a uzanan, heyecan yüklü bir serüven...Sarayburnu'nda, Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset. Avuçlarında antik bir para.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hükümdar, yedi sikke, yedi kadim mekân. Ve tek bir gerçek: Bu şehrin gizemli tarihi."Şehre bakıyorduk denizden. Sisler içindeydi İstanbul... Sisler içinde deniz... Sisler içinde teknemiz. Sultanahmet'in minareleriydi görülen, Ayasofya'nın kubbesi, Topkapı Sarayı'nın kuleleri. Hiç yağmalanmamış, yıkılmamış, kirletilmemiş gibiydi şehir. Bembeyaz bir sisle örtmüştü doğa, ne varsa görüntüyü çirkinleştiren. Güneş doğmadan bir anlığına beliren bir hayal gibi... Büyülü bir bulut gibi... Bir masal imgesi gibi... Yeni kurulmuş bir kent gibi... Taze bir başlangıç gibi... Genç, umutlu, güzel...İstanbul’a bakıyorduk denizden. Ölülerimizin yüzlerine bakıyorduk... Onların gözlerindeki kendi kederimize. Çaresizliğimize bakıyorduk, avuçlarımızda büyüyen zavallılığa, kanımızda filizlenen korkaklığa... Elimizden alınan hayata bakıyorduk... Güneşli günlerimize, umut dolu sabahlara, eğlenceli bahar akşamlarına... Sönen anılarımıza bakıyorduk, ölen hayallerimize, yıkılan düşlerimize... Sönen anılarımızı, ölen hayallerimizi, yıkılan düşlerimizi yüklenip yorgun bir şilep gibi bizden uzaklaşan şehrimize... Şehrimizle birlikte yitirdiğimiz kendimize bakıyorduk..."

von Iclal Aydin

Zorba, itaatkirin uzuntusuyle beslenir..."Sevgin diregimiz, uzerimize saldigin korku catimiz olmus meger. Mutsuzlugumuzdan orulu bir devlet yaratmissin hepimize.Sen en cok beni severdin ya.En cok beni kole yapmissin kendine." Samire, Yasar, Lorin.Birbirlerinin golgesinde saklanan, birbirlerinin masalini yazan uc kuskun kadin.Yaralari dogustan, lanetleri miras...Yalnizligin kuyusunun basindan ayrilmadan, kederlerinin yankisini dinlediler.Her masalin sonu gece degildi elbet.Uc, ikiden ve dahi birden iyiydi.Ve her yanlisin dogrusu kendi icinde gizliydi.Kanadi kirik uc kadin, odedikleri agir bedellerin karsiligini, icinde cirpinip durduklari, kapisi acik olsa da cikip gidemedikleri golge kafeslerinde bekledi. Ihtiyac duyduklari inanc, temize cekecekleri gecmiste sakliydi. (Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 340Baski Yili: 2013Dili: TurkceYayinevi: Artemis Yayinlari

von Seray Sahiner

Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 160 p. Kapak Tasarim : Füsun Turcan Elmasoglu “Hani diyorlar ya, rüyamda bunun bir rüya oldugunu biliyordum diye… Kâbustayim ama bunun mhayatim oldugunu biliyorum.” Hem benzersiz hem de fazlasiyla tanidik biri Ülker. Kocasindan siddet görmüs, gidecek yeri olmadigindan bu eziyeti yillarca sineye çekmis bir kadin. Derken, bir gece evini terk eder. Yeni bir yasam alani ararken can havliyle bir hastaneye siginir ve orada kalabilmek için kimsesiz insanlara refakatçilik etmeyi is edinir. “Aglayanin bir, gülenin bin derdi var,” diyen Ülker, keskin mizah duygusunu savunma sanati olarak kullanip hayatta kalmanin yollarini arar. 2012 yilinda Hanimlarin Dikkatine ile Yunus Nadi Öykü Ödülünü, 2018 yilinda Kul ile Orhan Kemal Roman Ödülünü kazanan Seray Sahiner, Ülker Abla ile Türkçe edebiyata yeni bir ses, çok güçlü bir kahraman armagan ediyor!

von Khaled Hosseini

Nereye giderseniz gidin, ulkeniz pesinizden gelir. Artik siz orada yasamasaniz da o icinizde yasar. Afganistan’in Khaled Hosseini’de yasadigi gibi… Bin Muhtesem Gunes, ilk romani Ucurtma Avcisi’yla tum dunyada inanilmaz bir basari yakalayan Hosseini’nin ikinci romani. Yazar bu romaninda da yine dogdugu topraklari anlatiyor. Bu kez iki kadinin kesisen yasamlari ve dostluklari uzerinden… Kucuk yasta evlendirilen kizlar, cocugu olmayan kadinlar, babaya ya da cocukluk arkadasina duyulan, gecmise gomulmus asklar… Khaled Hosseini, hasreti, dostlugu, aski ve insanligi en iyi anlatan yazarlardan. Basariyla kurdugu olay orgusuyle, cikmaz yollarin nasil duzluklere acilabilecegini gosteren yaratici bir kalem. Bin Muhtesem Gunes, kelimenin tam anlamiyla “beklenen” bir roman… (Tanitim Bulteninden)

von Murat Tavli

Benim de hatalarım vardır elbet. Elbet ben de kırmışımdır kalp, ben de yerli yersiz cümlelere esir olmuşumdur.Bazen harika cümleler kuramasam da iliklerime kadar hissetmişimdir. Korktuğumdan değil, kaybederim diye susmuşumdur. Güneş doğduğunda her şeyin harika olacağına inanmış, güneş batarken boş yere umutlanmışım diye hayıflanmışımdır. Hedefler koymuşumdur kendime, kimine ulaşmış, kimini bertaraf etmiş, kiminin yollarında da yerle yeksan olmuşumdur. Umutlarımı filizlendirmişimdir, kaldırımın arasından güneşe selam eden çimenler gibi garip diyarlarda. Ama hiçbir zaman kötü olamamış, kötü olmaya ant içsem de tuz buz etmişimdir yüreğimi.Bu satırlar iyiliğe sarılıp kötülerin dünyasında nefessiz kalanların isyan tohumudur. Ekilen her nefret tohumu da, bilirim, sahibini bulur. Dilerim öyle de olur. Siz! Kötü insanlar! Siz! Yalanları yaşam tarzı sananlar! Unutmayın Allah var!Murat Tavlı ilk kez bir kadının ağzından yazdığı bu romanında, ihanetin yakıcı ateşiyle çok küçük yaşlarda tanışıp, yaşadığı acılarla güçlü bir kadına dönüşen Aslı'nın sarsıcı hikayesini etkileyici bir dille anlatıyor. "Hangi kadın ihaneti unutur?" sorusu daha önce hiç böyle sorulmamıştı.

von Robert Musil

Paperback. 13,50 / 21,50 cm. In Turkish. 752 p. Kayip Zamanin Izinde ve Ulysses'le birlikte modernist roman türünün ve ayni zamanda Dünya Edebiyati'nin basyapitlarindan olan Niteliksiz Adam tam metniyle 4 cilt halinde, M. Sami Türk'ün çevirisiyle Türkçede! Musil'in 1920'lerin basindan 1942'de ölümüne güne degin üzerinde çalistigi ancak tamamlamayi basaramadigi Niteliksiz Adam, görünürde ana karakter Ulrich'in nitelik kazanma çabalarini ve bir grup Avusturyali entelektüelin Paralel Faaliyet adini verdikleri bir olusum içerisinde "önemli bir seyler" yapma tesebbüsünü anlatirken, özünde "hiçbir sey yapamamanin" romanidir; herkes eyleme geçmek ister ama geçemez, herkes çok ciddidir ama bu ciddiyet zamanla trajikomik bir hal alir, kitapta aslinda çok sey anlatilir ancak bir yandan da hiçbir sey anlatilmaz; Niteliksiz Adam, her seyin ve hiçbir seyin romanidir. Hem kesinlik hem de belirsizliklerle doludur. Fikirsizlik üzerine yazilmis, fikirlerle dolu devasa bir eserdir. "Bu kitap bir hiciv degil pozitif bir konstrüksiyondur. Bu, bir psikologun kitabi degildir. Bir düsünürün kitabi degildir (çünkü düsünce unsurlarini öyle bir düzene sokmaktadir ki o düzen) … bir sarkicinin kitabi degildir. Basarili olan, basarili olmayan bir yazarin kitabi degildir. Kolay da zor da bir kitap degildir, çünkü bu tamamen okura baglidir. Böyle devam etmek zorunda kalmadan, bu kitabin ne oldugunu bilmek isteyen herkesin onu bizzat okumasinin (benim veya baskalarinin hükmüne güvenmeyip bizzat okumasinin) en iyisi olacagini söyleyebilecegimi zannederim." - Robert Musil