Empfehlungen basierend auf "Atatürkün Izinde Bütün ümidim gencliktedir... Mustafa Kemal Atatürk"
Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.
von Uğur Koşar
Bazen içinde iki ayrı ses duyuyorsun. Zihnine dolan düşünceler seni kararsız bırakıyor. Bazen kendini çift kişilikliymiş gibi hissediyorsun. Biri kötüyü emrediyor, diğeri ise rahmani konuşuyor. Rahmani konuşan çok hafif fısıltı verip hemen kayboluyor ama şeytani olan hiç susmuyor, seni yoruyor. İşte o ses nedir biliyor musun? O senin nefsinin sesidir. Onu eğitirsen Evliya olur, şayet onu boş bırakırsan Eşkıya olur, bütün enerjini alır ve hayatı çekilmez hale getirir.İçinde böylesine bir savaş varken Sen Evliya mı olmayı seçeceksin yoksa Eşkıya mı?Niçin ilişkilerle (kalbimizle) imtihan oluyoruz?Aşık olarak evlendiğin insanla gün gelir boşanmak için adaklar adarsın. "Seni çok seviyorum, sensiz yapamam..." dediklerine gün gelip "Yüzünü görmek, adını bile duymak istemiyorum!" diye haykırırsın. Bu hep böyle olmuştur, neden? Çünkü sen Allah'tan yanlış bir dille istiyorsun!O halde doğru dilden istemelisin. Sen nefsinin kışkırtmasıyla dua ediyorsun. Ancak doğru bir dille istersen sana verilen şey bereketli, mübarek ve uğurlu olur.Bakara Suresi 165. ayette Allah buyuruyor:İnsanlardan bazıları da Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar ve onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar.İnsanlar dengesizce seviyorlar! Kalplerinin dış bahçesinde olması gereken kul sevgisini, kalbin en özel yerine, batini yani kalbin saray kısmına yerleştiriyorlar. Oysa kalbin iç kısmında Allah tecelli etmiş!Bu yüzden Allah seni o insanlarla imtihan ediyor. Aldatılıyor yahut da yarı yolda bırakılıyorsun...
von Ayse Kulin
Original bdg. 15,50 / 23,50 cm. In Turkish. 340 p. Birden çocuklardan biri bagirdi "Suraya bakin, iki kus öpüsüyorlar!" Füreya iskelenin üzerindeydi. Güçlükle arkasini dönerek, asagida civildayip duran çocuklara bakti. "Hanginiz söyledi bunu?" diye seslendi. Siska bir oglan öne çikti. "Ben!" dedi. "Kus mu gördün orada?" "Evet." Füreya üsenmedi, indi iskeleden. Çocugu yanina çagirdi. "Kusu nerede gördügünü göster bakayim."Çocuk birkaç adim geriledi. Füreya takip etti çocugu. Eliyle isaret etti oglan."Nah orada. Iste kuslar gaga gagaya vermis öpüsüyorlar." Dondu kaldi Füreya. Hiç tasarlamadigi halde, çocugun isaret ettigi yerde masalsi iki kus kafasi beliriyordu. Tipki öpüsür gibiydiler. Hakliydi çocuk. Cumhuriyet Türkiyesi'nin ilk kadin seramik sanatçisi Füreya Koral'in hayat hikâyesi Füreya, ayni zamanda bir dönem romani.
von Sait Faik Abasiyanik
1953'te Sait Faik, ikinci Turk olarak, Amerika'daki Uluslararasi Mark Twain Dernegi'nin onur uyeligi payesini aldi. Bu kadari kucuk bir haber olarak gazetelerde cikti cikmasina ama, sanatcilar gazete sutunlari icin pek cekici konu degildi. Oysa bundan onceki Mark Twain uyeligi ilk Turk olarak Ataturk'e verilmisti. Simdi ikinci Turk de Sait Faik oluyordu. Aradan yillar gecti, bugune kadar baska hicbir Turk bu onura layik gorulmedi.Ara Guler (kitaptan, s.139)Sayfa Sayisi: 142Baski Yili: 2016Dili: TurkceYayinevi: Is Bankasi Kultur Yayinlari
von Elif Şafak
Elif Şafak'ın yayıncılığımızda bir fenomen olan, 1 milyona yakın satan romanı Aşk'ın en çok sevilen, en çok paylaşılan bölümü Aşkın Kırk Kuralı kitap oldu...Ella ve Aziz'in aşkını, Mevlana ve Şems'in yoldaşlığını güzel ve büyülü bir çerçeve gibi saran Aşkın Kırk Kuralı, Şafak'ın aşk, tasavvuf ve anlam arayışı üzerine kaleme aldığı bir metin. Kitapta bu kırk kurala Aşk kitabında yer alan, aşka dair en güzel cümleler de eşlik ediyor.Bu kitap için özel olarak yazdığı Sunuş yazısında Elif Şafak "Uçsuz bucaksız bir deryadır tasavvuf" diyor. "kiminin elinde bir kepçe, kiminin elinde bir çay kaşığı. herkes kendi yüreğinin kabı kadar çeker o denizden. hoşça bakın zatınıza."
von Umut Sarikaya
Icine kapanik ve karamsar bir yazara yakismayacak derecede iyi yuzerim. Edebiyat dunyasi olarak Sariyer sahiline insek, diger yazarlar miy miy oturup etrafa utangac gozlerle bakarken ben agzimda sigara ile havada takla atip suya dalarim yada kosarken birden havada doner hazirolda asker selami vererek kaybolurum derin mavilikte. Yuzeye cikinca dalarken agzimin icine hapsettigim sigarami bir dil hareketi ile tekrar cikarir, sahilde duran Turk Edebiyatinin saskin bakislari esliginde icmeye devam ederek yuzerim. Sonra cikar banktaki ayakkabimin, corabimin, kotumun yanina oturmus sairleri, yazarlari kaldirip banka boylu boyunca uzanir oyle yaparim betimlemelerimi, sosyal tespitlerimi; anlatirim insan hikayelerini Benim icin yazarlik ayri, sahiller iti olmak ayridir. Bundan ne utanirim nede gocunurum cunku sahilde buyudum ben.
von Zülfü Livaneli
1991 yılında yayınlanan Orta Zekalılar Cenneti ile 2010 yılında yayınlanan Sanat Uzun, Hayat Kısa'dan derlenen yazılar elden geçirilmiş yeni baskısıyla okurlarla buluşuyor."Orta Zekalılar Cenneti'ni yazdığım yıldan bu yana, Türkiye'de ve dünyada çok şey değişti ama gözlemlerime göre 'orta zekalı'ların iktidar alanı daha da genişledi, neredeyse başa çıkılmaz bir ortak paydaya dönüştü. Toplum kaliteyi -deyim yerindeyse- kusmaya başladı, iyiliğin yerini kötülük, temizliğin yerini pislik, hakkın yerini haksızlık, kibarlığın yerini kabalık, ahlakın yerini ahlaksızlık alma yolunda epey ileri gidildi.Ne olup bittiğini anlamamıza destek verebilecek böyle bir kitabı yeniden yayınlarken, iki ayrı kitaptan, yani Orta Zekalılar Cenneti ile daha sonra yayınlanmış olan Sanat Uzun, Hayat Kısa'dan bir derleme yapmayı ve birlikte sunmayı istedim. İçimden öyle geldi. Umarım okurlar bunu uygun karşılarlar."-Ömer Zülfü Livaneli -
von Dilek Cesur
Çocuğunuzu ilk kucağınıza aldığınız anı hatırlıyorsunuz değil mi? Ne kadar kaygılı, korkak, acemi, ne yapacağını bilmeyen; aynı zamanda da ne kadar mutluydunuz...Birçoğumuz psikolojik ve fiziksel şiddetin normal karşılandığı dönemde büyüdük. Hiçbirimiz geçmişe dönüp de kendi çocukluğumuzda bize yapılan hataları düzeltemeyiz. Ama kendi çocuğumuzun geleceğini mutlu bir çocukluk üzerine inşa edebiliriz!Her anne ve baba gibi sen de zaman zaman çaresiz kaldın ve sabrın tükendi. Hiç istemediğin şeyleri yaptın belki...Ya da çocuğunu büyütürken karşılaştığın sorunlara bir türlü çözüm bulamadın... Belki de çocuk eğitiminde doğru bildiğin yanlışlar vardı! "Ben çocuğumu en iyi şekilde anlamak; sorunlarımı sevgi ve sabırla çözmek ve ona miras olarak mutlu bir çocukluk bırakmak istiyorum!" diyorsan bu kitabı mutlaka okumalısın.Ben bir anne olarak, bu kitabı okuyan herkese; çocuğunuz ile olan ilişkilerinizi sevgi, saygı, şefkat ve sabır üzerine yeniden inşa edeceğinizin sözünü veriyorum...
von Nilgun Marmara
Bu tuhaf bir atilimla size ulasan betik, dingin bir gunbatimi kizilligindave insansiz bir yerde okunmalidir.elinize gectiginde bu ortaminkosullari butunlenmemisse beklenmeli: betik, gecen anlar suresinceve dilenen alanin yaratimi surecindefarklanmayacak, hep ayni kalacaktir.Kusku duyulasin hic! (Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 58Baski Yili: 2016Dili: TurkceYayinevi: Everest Yayinlari
von Erich Fromm
Saldirganlik, genlerimizde biyolojik olarak var oldugu surece kendiliginden bir tepki degil; insanin dirimsel cikarlarina, bir baska deyisle gelismesine, kendinin ve turunun varligina yonelik tehditlere karsi bir savunmadir. Bu savunucu saldirganlik, belli ilkel kosullar altinda insanlarin birbirini pek tehdit etmedigi zamanlarda goreceli olarak azdi. Insan, o zamandan bu yana olaganustu bir gelisme gostermistir. Insanin bu sureci tamamlayacagini ve hic kimsenin tehdit edilmedigi anne-babalarin cocuklari, ustlerin anne-babalari, bir toplumsal sinifin baska bir toplumsal sinifi, bir ulusun baska bir ulusu tehdit etmedig bir toplum kuracagini dusunmek akla yatkin bir varsayimdir. Bu amaci gerceklestirmek ekonomik, siyasal, kulturel ve ruhsal nedenlerden dolayi cok guctur. Dunya uluslarinin putlara ustelik ayri ayri putlara tapmalari ve bu nedenle, birbirlerinin dillerini anlasalar bile birbirlerine anlayis gostermemeleri de ek bir gucluk yaratmaktadir. Bu guclukleri goz ardi etmek ahmaklik olur ama tum verileri kapsayan gorgul incelemenin ortaya koyduguna gore siyasal ve ruhsal engeller ortadan kaldirilirsa yakin sayilabilecek bir gelecekte boyle bir dunyanin kurulmasi gercekten olanaklidir. (Tanitim Bulteninden)
von Ahmet Simsirgil
Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 208 p. Yillardir birçok tarihçi yetistiren, yaptigi televizyon programlariyla ve yazdigi kitaplarla tarihi yediden yetmise herkese sevdiren Prof. Dr. Ahmet Simsirgil'in kaleminden yepyeni bir seri: OTAG! Osmanogullarinin bir cihan devletine dönüsme macerasini anlattigi KAYI serisiyle yüz binlere ulasan Prof. Dr. Simsirgil, tarih okunun yayini bu defa daha geriye çekiyor ve Islâmlasma sonrasi Türk tarihini, kurulan devletleri, tarihe yön veren hükümdarlari anlatiyor. Herkesin anlayabilecegi, akici bir üslupla kaleme alinmis OTAG serisinin ilk kitabi Büyük Dogus Türkler ve Islâmiyet ile alakali merak edilen pek çok meseleyi aydinlatiyor. Türkler, gerçekten Saman miydi? Peygamber Efendimiz'in Türklerle alakali Hadis-i Serifleri nelerdi? Tarihi degistiren Talas Savasi'nda neler yasandi? Türkler, kiliç zoruyla mi Müslüman oldu? Türklerin Müslüman olusunda tasavvuf erbabinin rolü neydi? Türk ülkelerindeki sahabeler kimlerdi? Tarihteki ilk Müslüman Türk devleti hangisiydi? Ilk Müslüman Türk hükümdari kimdi? Ruslar Müslüman olmaktan neden vazgeçti? Ahmet Simsirgil'in OTAG -I- Büyük Dogus kitabini okudukça, geçmis yeniden yazilacak!