Empfehlungen basierend auf "Aleme Bir Yar Icin Ah Etmeye Geldik Gönül Sadasindan Akisler 3"
Based on your reading history, we think you will also enjoy the following books.
von Nouman Ali Khan
"Teknolojinin önümüze serdiği sınırsız imkanları düşündüğümüzde, bugünün insanını yakalayabilmek için samimi ve bilgece bir üsluba ihtiyacımız var. Gençlerimizin artık eski, kalın kitapları karıştırıp kafa yoracak ne vakitleri var, ne de istekleri. İslam'ın ilkelerini ve güzelliklerini, tahrif etmeden ama muhatabı taltif ederek sunmamız gerekiyor. Buna 'din dilinin restorasyonu' dememiz caiz olursa eğer, yapmamız gereken tam da bu.Türkiye kamuoyunun yakından tanıdığı Nouman Ali Khan, çizmeye çalıştığım çerçeveyi gerçek anlamda dolduran bir isim. İslam ve Kur'an hakkındaki derin bilgisini keyifli ve bilgece bir üslupla dile getirip, bunu yaparken kendi hayatından aktardığı sıcak ve sıra dışı anekdotlarla okurunun ilgisini her an canlı tutabiliyor.Nouman Ali Khan'ın Dirilt Kalbini adıyla Türkçeye kazandırılan elinizdeki ilk kitabı, günümüze dair bazı meseleler hakkında Kur'an ayetlerinden damıttığı kıymetli dersler içeriyor. Ayetlerin sadece mesajını değil, ayetlerde geçen ifadelerin dil özelliklerini de laf arasında aktarıyor. Kelimelerin anlamları, anlamlar arasındaki hoş nüanslar, bunların ayetlere kattığı derinlik ve zenginlik. Bütün bunlar, okuyucuyu hem anlatılan konuya hem de bir bütün olarak Kur'an'ın harikulade üslubuna yaklaştırıyor, ısındırıyor.Dirilt Kalbini'yi okurken, şu ayet hep hatırınızda olsun, zira ayette anlatılan şeyin ayniyle tezahür ettiğini göreceksiniz:'Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona çok büyük bir hayr verilmiş demektir. Bunu ancak, temiz akıl sahipleri düşünüp anlar.' (Bakara, 269)"Taha Kılınç
von Nuriye Çeleğen
"Üzüntüye uğrayan beni hatırlasın!" buyurmuştu Babam. Üzüntüde Muhammedi (asm) sır vardı. İnsana en çok üzüntü anında uzanırdı Muhammed'in (asm) eli.Babamın parçasıyım.Hayatımın hepsine vuran üzüntü beni onunla bağlamış. Acının bağı kopmaz. Babamla bağım onun için anlaşılmaz.Ben Fatıma.Elim, onun tuttuğu el.Benim elim Allah Resulü'nün eli.Benim elim Babam Muhammed'in (asm) elinden tutma vesilesi.Elimden tutan ondan tutar.Elimde tüm esmanın sırrı var.Babam elleriyle koydu ellerime velayeti.Yüz yirmi dört milyon evliya elimde saklı. Onun için elim kerametli, elim bahtlı.Gidiyorum, Babam Hz. Muhammed'e (asm).Elim üstünüzde.Aşk, "Mim!" dedi.Tüm varlık aşkla "Mim"lendi.Esmanın bilinme seyri "Kenz-i Aşk"a yüklendi."Kenz-i Aşk", Alemlerin Efendisi olarak yaratılan Hz. Muhammed'i (asm) anlatma gayesiyle kaleme alınmış bir dizi. Her kitapta Fahr-i Kainat Efendimizin (asm) en yakınlarından birinin diliyle aşk hazinesinin kapısı aralanmaya çalışılıyor.Babam Hazreti Muhammed (asm), Peygamberimizin "benim parçamdır" dediği, risalet denizinin velayet nehriyle buluşmasının kendisinde vücut bulduğu Hz. Fatıma (ra) annemizin dilinden akıyor. Nuriye Çeleğen'in incelikli kaleminden.
von Adem Günes
Ne kadar degerli insan gorduysem onlarin cocuga deger verdigini de gordum.Cocuga deger vermek bir lutuf degil, insan olmanin geregidir. Bu gereklilige onem veren ebeveynlerin cocuklari hayatla barisik yasar. Yeri geldiginde coskuyla gulebilen, gerektiginde huzun duyabilen cocuklardir onlar. Gozleri isil isil, 'insan olmanin degerini' duyarak yasamis cocuklar…Ne kadar sorunlu cocuk gorduysem, hepsinin 'cocuk deyip gecilmis' oldugunu da gordum. Cocuk deyip gecmemek icin cocugun kim oldugunu bilmek gerekir.Cocuk kimdir ve nasil yasar? Kisiligi nasil gelisir? Duygulari nasil olusur?Adem Gunes Cocuk Deyip Gecmeyin'de bir cocugun gozunden bakiyor hayata. Her bolumde yeni dusunce ufuklari gelistiriyor. Kimi zaman "Dikkat daginikligi yoktur, o zaten cocugun normal halidir" diyor, kimi zaman "cocuk egitiminin ceza ile olamayacagina" dikkat cekerek yetiskin-cocuk iliskisinin temeli olan "guven" duygusunun altini ciziyor.(Tanitim Bulteninden)Ince Kapak: Sayfa Sayisi: 240Baski Yili: 201
von Ahmet Umit
Byzantion'dan İstanbul'a uzanan, heyecan yüklü bir serüven...Sarayburnu'nda, Atatürk heykelinin ayaklarının dibinde bir ceset. Avuçlarında antik bir para.... Ama ne bu ceset son kurban, ne de bu antik para son sikke... Yedi kurban, yedi hükümdar, yedi sikke, yedi kadim mekân. Ve tek bir gerçek: Bu şehrin gizemli tarihi."Şehre bakıyorduk denizden. Sisler içindeydi İstanbul... Sisler içinde deniz... Sisler içinde teknemiz. Sultanahmet'in minareleriydi görülen, Ayasofya'nın kubbesi, Topkapı Sarayı'nın kuleleri. Hiç yağmalanmamış, yıkılmamış, kirletilmemiş gibiydi şehir. Bembeyaz bir sisle örtmüştü doğa, ne varsa görüntüyü çirkinleştiren. Güneş doğmadan bir anlığına beliren bir hayal gibi... Büyülü bir bulut gibi... Bir masal imgesi gibi... Yeni kurulmuş bir kent gibi... Taze bir başlangıç gibi... Genç, umutlu, güzel...İstanbul’a bakıyorduk denizden. Ölülerimizin yüzlerine bakıyorduk... Onların gözlerindeki kendi kederimize. Çaresizliğimize bakıyorduk, avuçlarımızda büyüyen zavallılığa, kanımızda filizlenen korkaklığa... Elimizden alınan hayata bakıyorduk... Güneşli günlerimize, umut dolu sabahlara, eğlenceli bahar akşamlarına... Sönen anılarımıza bakıyorduk, ölen hayallerimize, yıkılan düşlerimize... Sönen anılarımızı, ölen hayallerimizi, yıkılan düşlerimizi yüklenip yorgun bir şilep gibi bizden uzaklaşan şehrimize... Şehrimizle birlikte yitirdiğimiz kendimize bakıyorduk..."
von Özgür Balpinar
Bir arkadaş yalnızca bir arkadaştan mı ibarettir?Koşarak gidilen sevinçlere, anlamlı bekleyişlere, umut dolu düşlere yaraşır arkadaşlık. Bazen plansız çekilen bir fotoğraf karesinden dolup taşıverir, bazense bir kuşun uçuşunda anlamlanır. Bazen düş sarısıdır, bazense turuncuya çalan bir kırmızı. Bazen gücünü bir ağacın yapraklarından alır, bazense dingin bir sessizlikten.Taiyang ile Yue'nin, Güney Çin'deki Guangzhou eyaletinin varoş sokaklarında başlayıp Ginko ağacının yapraklarından sonsuzluğa uzanan hikayesi bu. Varlıklı bir ailenin çocuğu olan Taiyang'la, bir atık fabrikasında çalışan Yue'nin yolları tesadüfen kesişir ve aralarında derin bir bağ kurulur. Birbirlerinden farklı olsalar da bu farklılıktan bir arkadaşlık yaratabilecekler midir?
von M. Fethullah Gulen
DERİN MÜSLÜMANLIK: KUR'AN VE SÜNNET IŞIĞINDA AHLAKBu eser, Muhterem Hocaefendi’nin 1980 yılında İzmir Bornova Merkez Camii’nde verdiği ve “Ahlakî Mülahazalar” adıyla bilinen 14 haftalık vaaz serisini esas alarak hazırlanmıştır. Bununla birlikte, yaklaşık 40 yıllık süreçte yapılmış vaazlar, hutbeler, konferanslar ve sohbetlerde dile getirilen ahlaki prensipler de derlenerek bütüncül bir ahlak kitabı ortaya konmuştur.Hocaefendi’nin bizzat yaşadığı ve yaşatarak anlattığı ahlak anlayışı bu kitapta hem nazarî hem de amelî yönleriyle ele alınmaktadır. Sadece sözle değil, haliyle de örnek olmuş bir hayatın satırlara dökülmüş hali olan bu eser, okuyucusunu İslam ahlakının derinliklerine davet ediyor.Eserin temelini Hocaefendi’nin 1980 yılında verdiği ve “Ahlakî Mülahazalar” ismiyle bilinen 14 vaaz oluşturmaktadır. Ancak aradan geçen yaklaşık 40 yıllık süreçte elbette ki Hocaefendi, konusu İslam ahlakı olan birçok vaaz ve hutbe vermiş, konferanslara katılmış, özel ve genel sohbetler yapmıştır. Derli-toplu bir ahlak kitabı olması gayesine matuf, Hocaefendi’nin, bu 40 yıllık süreçte bahsettiği ahlakî konuları da –ki bir kısmı hâlihazırda basılı kitaplarda yer almaktadır– kitabın içine dercetmek zorunda kaldık. En son zât-ı âlilerine takdim edilen kitap, kendilerinin de onayı neticesinde basılmış ve böylece tarihe bir not daha düşülmüştür.
von Sharon M. Draper
Şimdiye kadar tek kelime konuşmadım. Neredeyse on bir yaşındayım.İngiltere&'nin saygın edebiyat ödüllerinden Coratta Scott King ödüllü yazar Sharon M. Draper&'dan hüzün ve umut dolu soluksuz okunacak bir roman. Gerçek bir yaşam öyküsünden ilham alınarak kaleme alınmış. 11 yaşındaki Melody&'nin hastalığının adı Spastik ikili kuadripleji yani beyin felci. Yürüyemiyor, konuşamıyor, tekerlekli sandalyeye mahkum. Hiçbir uzvuna komut veremeyen bu küçük kızın beyni ise mükemmel işliyor. Hikaye Melody&'nin öğretmenlerine, arkadaşlarına, komşularına kısaca dış dünyaya kendini kanıtlama çabasını anlatıyor. İncelikli, naif, akıcı, komik ve ilham verici bir eser. Sesini asla unutamayacağınız bu cesur kızla tanışmaya hazır mısınız?
von Birsen Ekim Özen
Burasi Buyuk Camlica Tepesiymis. Yani bunun bir de kucugu varmis. Buyuk Camlica Tepesinin manzarasi harika diye annemler burayi tercih etmisler. Annem panaromik yer dedigi demir parmakliklarin onunde bir yer bulunca Istanbul'u doya doya seyretmeye basladik. Saga dogru bakinca bogaz uzayip gidiyor. Sola dogru bakinca deniz genisliyor ve uzerinde adalar oldugunu goruyorsun. Bu kitapta Sirin'le birlikte Marmaray'a binecek, Uskudar'in daracik sokaklarinda yuruyecek, Camlica Tepesi'nden Istanbul'u izleyecek ve coook egleneceksiniz!(Tanitim Bulteninden)Sayfa Sayisi: 96Baski Yili: 2016Dili: TurkceYayinevi: Timas Cocuk
von Birsen Ekim Özen
Paperback. 12,50 / 19,50 cm. In Turkish. 96 p. "Hediyelerin alinacagi Kapaliçarsi'nin nasil bir yer oldugunu arastirmaya karar verdim. Sonuçta orasi benim savas meydanim sayilir. Gülensu'yu geri püskürtmek için orada savasacagim. Bunu basarirsam dayim tekrar benim sevgili dayim olacak." Bu kitapta Sirin'le birlikte Beyazit Meydani'ni, Sahaflar Çarsisi'ni, Kapaliçarsi'yi gezecek ve çoook egleneceksiniz!
von Ahmet Simsirgil
Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 208 p. Yillardir birçok tarihçi yetistiren, yaptigi televizyon programlariyla ve yazdigi kitaplarla tarihi yediden yetmise herkese sevdiren Prof. Dr. Ahmet Simsirgil'in kaleminden yepyeni bir seri: OTAG! Osmanogullarinin bir cihan devletine dönüsme macerasini anlattigi KAYI serisiyle yüz binlere ulasan Prof. Dr. Simsirgil, tarih okunun yayini bu defa daha geriye çekiyor ve Islâmlasma sonrasi Türk tarihini, kurulan devletleri, tarihe yön veren hükümdarlari anlatiyor. Herkesin anlayabilecegi, akici bir üslupla kaleme alinmis OTAG serisinin ilk kitabi Büyük Dogus Türkler ve Islâmiyet ile alakali merak edilen pek çok meseleyi aydinlatiyor. Türkler, gerçekten Saman miydi? Peygamber Efendimiz'in Türklerle alakali Hadis-i Serifleri nelerdi? Tarihi degistiren Talas Savasi'nda neler yasandi? Türkler, kiliç zoruyla mi Müslüman oldu? Türklerin Müslüman olusunda tasavvuf erbabinin rolü neydi? Türk ülkelerindeki sahabeler kimlerdi? Tarihteki ilk Müslüman Türk devleti hangisiydi? Ilk Müslüman Türk hükümdari kimdi? Ruslar Müslüman olmaktan neden vazgeçti? Ahmet Simsirgil'in OTAG -I- Büyük Dogus kitabini okudukça, geçmis yeniden yazilacak!